Paylaş
Türkiye Futbol Federasyonu, bahis oynayan futbolcuların listesini açıkladı. Alt ligler fecaat durumda.
Bir takımda 15-16 oyuncunun listede adı var. Olacak şey değil.
Gelelim Süper Lig’e...
Kardeşim kazanıyorsun milyonlar... Restorana gidiyorsun ağırlanıyorsun zaten...
Haydi eğlenmeye gideyim diyorsun, kırk yılda bir hesap ödüyorsun. Tatilin bedava, bazı durumlarda altındaki aracın, oturduğun ev bile bedava!
Sen daha ne istersin?
Bahis oynadığı tespit edilen futbolcular birkaç ay ceza alıp sahalara dönecek ama eğer kendi maçlarına oynadıkları tespit edilirse bu şikeyle ilişkilendirilebilecek, o zaman başları daha fazla ağrıyacak.
Öyle ya da böyle, şu takım ya da bu takım...
Bence çok yerinde bir hamle.
Şimdi renk fark etmeksizin herkesin bir olma ve sporun üzerindeki bu kara bulutları defetme zamanı.
Sanırım adam haklı beyler
İsimlerini ilk kez duydum.
Ama olay çok tanıdık...
Komedyen Özgür Turhan ile sosyal medya fenomeni olan ya da olmaya çalışan Deniz Bağdaş boşandıktan sonra -ki böyle mevzular genelde boşanmadan önce çıkar ortaya- birbirine girmiş.
Deniz Hanım, “Cebinden çakısını çıkardı, beni asansöre itti. Çocuğum yanımdaydı, eşimin annesi zor ayırdı” diyor.
Özgür Bey, “Yakın arkadaşım beni aldattığını gördü, sonra nafaka alamayacağından korktu ve anlaşmalı boşanmak istedi” diyor.
Hayda...
Olay örgüsüne baktığımızda Özgür Bey nedense daha masum geldi bana. Adam diyor ki, “Kaç kere eve sarhoş geldin, ses etmedim” diyor.
“Beni aldattın, sineye çektim.”
“Eve hiçbir katkın yoktu, sustum.”
“Sabahları uyanıp, story atıp geri yatıyordun. Çocuğa annem bakıyordu, bir cümle kurmadım.”
Kadın da “Psikolojik şiddet uyguladın, bağırdın, çağırdın, ittirdin” gibi gibi şeyler söylüyor.
Yani kusura bakmayın ama siz aldattıysanız, sonra apar topar boşanmak istediyseniz ve “Kadının beyanı esastır”a sığınıp “Atayım iftirayı da geri çekileyim” dediyseniz çok ayıp ettiniz!
Ve maalesef durum biraz öyle gözüküyor.
Bazen her iki tarafı da dinlemek, erkeklerin de haklı olabileceğinin farkında olmak gerekiyor.
Keşke ‘ehliyeti’ olsa, keşke!
İşini, kadınlığını, insanlığını ciddiye almak...
Her soruya sadece cevap vermiş olmak için cevap vermemek...
Topluma karşı sorumluluğunu ağzından çıkan her kelimeyle yerine getirmeye çalışmak...
Bunları aklıma getiren Deniz Çakır oldu.
Bir röportajda, oynadığı rolle alakalı soru sorarken “Annelik duygusunu ortaya koymak için kadın olmak yetiyor” diyorlar.
Hemen giriyor lafa Deniz ve “Hiç katılmıyorum. Yetmiyor kadın olmak. Herkes anne olmamalı, o başka bir şey. Annelik de ehliyeti olan bir şey olmalı, bir testten geçmeliyiz hepimiz” diyor.
Bu soruya; “Evet evet, doğamızda var zaten. Doğurup, bakarız, ederiz” diye de cevap verebilirdi Deniz.
Yapmamış öyle. İyi ki de yapmamış, çünkü doğruyu söylemiş.
Zaten onun şu duruşuna, boyun eğmeyişine, her zaman aynı oluşuna hayranım.
Aslında sorulan soruyu da düzeltmiş. Aslında ‘kibarca’ ince bir mesaj vermiş. Söylediklerinin altına imzamı atıyorum.
Keşke öyle bir test olsa.
Aile olma, anne olma ehliyetine sahip olsak.
Ne anneler gördük yıllardır, sadece tanımı ‘anne’ olan.
Vicdan yoksunu, insanlıktan nasibini almamış kimlere şahitlik ettik... O yüzden keşke...
Evde kaldın...
Ne kadar yanlış...
Ne kadar da aşağılayıcı...
Evlenmemek bir seçimdir, bir başarısızlık değil.
O yüzden “Evde kaldın” demeyi bırakmamız lazım.
Görüyorum, okuyorum, bunu kadınlar diyor özellikle kadınlara.
Çıkıp sallıyorlar sağda solda:
“Evde kalırlar tabii, çünkü alkol alıyorlar, çünkü gece kulüplerinde eğleniyorlar, çünkü sürekli dışarıda geziyorlar” diye saçma sapan laflar ediyorlar. İsteyen istediği hayatı yaşayacak, size ne?
Sen gezmiyorsun diye gezen neden suçlu olsun?
Bir de evde kalan neden hep kadınlar oluyor, onu da anlamak mümkün değil. Erkeklere denmiyor bu laf mesela.
Neden?
Ama biliyor musunuz farkında olmaya başladık.
Yavaş yavaş böyle cümleler kuranlara hak ettikleri cevapları veriyoruz artık.
Artık meydan milleti yadırgayan, aşağılayan, kendine sosyal medya ünlüsü diyen tiplere kalmıyor...
Bu nedenle de mutluyum.
Paylaş