Paylaş
Belki de yeni olanı geniş kitlelere duyurdunuz.
Eylülzede şarkısıyla kalplere de dokundunuz, yalan yok.
Sizden sonra art arda geldi benzer şarkılar.
Sonra Mustafa Sandal’ın “Saygı1” konserine çıktınız ve altyapıya boğulmuş hatta yapay zekanın yüzde 90’ında rol aldığı bir şarkı söylediniz.
Eleştirildiniz, normaldir, çok doğaldır.
Nikbinler’in solisti Berika Karadağ kendisini eleştiren Murat Dalkılıç ile Tan için “Onları sanatçı olarak görmüyorum” demiş.
Haydaaa...
Bunu okuyunca dinlemek istedim açıklamalarını...
“Şimdiye kadar sahnede arkasına 7-8 back vokal alıp, ismini bilmediğim binlerce program kullanılarak Harbiye’ye kadar ses kayıtlarıyla çıkan kişilere ben sanatçı demem, herkes önünü süpürsün, hakkınız da haddiniz de yok” diye açıklama yapmış.
Keşke bir Eylülzede olarak kalsaydınız hafızamızda.
Hiç oldu mu bu açıklamalar?
Kaldı ki o isimlerin hakkı da haddi de olmalı müzik konusunda hiç kusura bakmayın.
Ben de işimi ‘yapay zeka’ yapsa deliye dönerim.
Güzeli takdir ederim ama inkar işin içine girerse ve bu bir sektörü ele geçirmeye doğru giderse isyan ederim. Böyle açıklamalara hiç gerek yok. Siz kariyerinizde yükselmeye bakın.
O zaman hak da hadde sizde olur.
Beynimi yaktınız
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu “Avrupa’nın 5 büyük ligi ile kıyaslandığında en az hakem hatası bizde.Avrupa’da hata oranı olarak çok gerilerdeyiz. En az hata yapan hakemler bizim hakemlerimiz” açıklamasını yaptı.
Dünya Kupası’nda bir tane hakemimizin olmaması sorulunca da, “Bu benim sorunum değil” yanıtını vermiş.
Benim beynim bir anda yanıverdi.
Nasıl olabilirlerle doldu kafam.
Bir kere hata oranında gerilerde falan değiliz ipi en önde tutuyoruz.
Dünya Kupası’na hakemimizin gitmemesi en tepeden en aşağıya kadar herkesin problemi olmalı.
Bir hatanın üzerini örtmekle olmaz. Örtülmesin ki düzeltilsin.
Besbelli yetersizlik var.
Ve bir şeyler yapılması gerekiyor.
Bu açıklamalardan anlıyorum ki tüm olan bitenden hiç rahatsız olmayan, aksine memnun olan bir kesim var.
Böyle olmaz.
Gelecek sezona umutla bakılmaz.
Gülüme gül yolladım!
Mevzunun neresinden tutsan cahillik akıyor.
Tiktok’ta Selda adında bir fenomen varmış.
İddia o ki yayın açarak, dans ederek ve erkeklere seninle evleneceğim diyerek 5 buçuk milyon lirayı cebe indirmiş.
Mesela dolandırılanlardan biri çıkmış televizyonda demiş ki, “Dragon yolladım milyonlarım gitti.”
Bir başkası çıkmış, “Canlı yayında yardım istedi 600 bin gönderdim” diyor.
Daha bitmedi yahu…
Bir diğeri, “Gülüme gül yolladım 2 milyonum gitti” diye isyan ediyor.
Ağız dolusu kahkaha atıyorum.
Kusura bakmayın ama siz sonuna kadar hak etmişsiniz.
Ya “Dragon yolladım param gitti” ne demek.
Dragon ne bir kere?
“Gülüme gül yolladım” son zamanlarda duyduğum en komik cümle.
Karınıza, sevgilinize yapmazsınız bunları ama hiç yan yana gelmediğiniz birine yapıyorsunuz.
Müstahak sizlere.
Dolandıran elbet çeker cezasını da sizler bu şapşallıkla nasıl hayatınıza devam edeceksiniz onu bilemem.
Bu doğruysa
Sosyal medyada bir adisyon olaşıyor. CZN Burak isimli restorandan.
Kuzu kol yemiş bir müşteri 6 bin küsur lira tutmuş, hiç orasında değilim. Buralarda ödenen öyle zaten. Giden kabulleniyor.
Ama hesabın toplamı 8 bin lira ve en aşağıda servis ücreti yüzde 10 yazıyor.
O da 722 lira yapıyor.
Tekrar söylüyorum ‘doğruysa’ hiç doğru değil!
Kıyıdan köşeden böyle kaçak köçek iş yapan restoranlar hâlâ varsa bence müşteriler çekip paylaşsın o adisyonları.
Tarihiyle, tutarıyla birlikte.
Hatta gitsinler ve gerekli yerlere şikayetçi olsunlar.
Bir döner olmuş bin 500 lira.
Bir de ‘zorla’ servis hiç olacak şey değil şu dönemde.
Ama şunu da belirtmem lazım.
Sistem Avrupa sistemine dönerse ve bahşiş pos makineleri üzerinden müşteriye bırakılırsa tadından yenmez.
Paylaş