Paylaş
Önceki gün bir törende ödül alırken ağlamış.
Ödülü çocukları için aldığını söyleyerek “Sizden hiç vazgeçmeyeceğim, ikinizi de çok seviyorum” demiş.
Muhtemelen bir baba baskısı var çocuklara.
Muhtemelen anneleri kötüleniyor baba tarafından.
O yüzden de çocuklar uzaklaşabilir annelerinden.
Yapmayın, çok yazık!
Bir babaya, bir erkeğe yakışacak hareketler değil bunlar!
Eğer doğruysa
Bahar Şahin geçtiğimiz aylarda “Mine Tugay bana mobbing uyguladı” diye bir açıklama yapmıştı.
O ilgimi çekmedi ama son bir açıklamasını dinledim. Bir setteki anısını paylaşmış.
Set çalışanlarından biri “Oruçluyum ve burada bize yemek vermiyorlar. Kalan yemekleri bize ayırmışlar, su bile yok” demiş. Şahin de kamera karşısına geçip oynamamış, “Buraya yemek gelecek” demiş. Günün sonunda yapımcı falan sete gelmiş tabii. Bakın eğer doğruysa, yapım tarafına koca bir yuh, Bahar tarafına koca bir alkış.
Adaları bitirdik
Fark ettiniz mi Adalar artık kaçış noktası olmaktan çıktı.
Eskiden gidip kafa dinleyelim denilen yerler artık tıklım tıklım.
Öyle “Turizm canlandı, yaşasın” falan denecek
bir kalabalıktan
bahsetmiyorum.
Kuru, boş, anlamsız, işe yaramaz bir kalabalıktan bahsediyorum.
Bozcaada, Gökçeada, Büyükada, Kınalıada, hepsi.
Nasıl olur, nasıl temizlenir, nasıl rahatlar oralar bilmiyorum ama rahatlayana kadar gitmeyi de düşünmüyorum.
Barba’nın gündüzü ve gecesi!
Ben nasıl unuttum yazmayı... Ahhh!
1-2 ay önce İstinye Park’taki Sushi Barba’ya gittim.
Uzakdoğu mutfağına çok hâkimler. Sadece suşi değil, o yüzden Uzakdoğu mutfağı diyorum.
“Ben suşi sevmem” diyenlere bu notu düşmek lazım. Son zamanlarda yediğim en nadide yemekleri yedim.
O zamanlar millet tatil beldelerindeydi, asıl şimdi başladı sezon.
Bunu dememin sebebi de güneş batarken değişen konsept.
Kaliteli DJ’ler set başına geçiyor haftanın belirli günleri.
Tam bir sosyalleşme yeri Sushi Barba.
Aile ezelden beri deniz ürünleri konusunda uzman.
Onlardan kötü bir iş çıkması zaten beklenemezdi.
Buraya müdavimim artık arkadaşlar.
Toplum mühendisi
Diğer meslekteki arkadaşlarım kızmasın ama habercilik mesleğine çok farklı bir pencereden bakmak lazım.
Haberciysen, hele ki işini geçmişte iyi yapmış, sokaklarda koşturmuş, sayısız insanla muhatap olmuş biriysen, toplum mühendisi olarak mezun oluyorsun meslekten.
Mezun diyorum, çünkü bizim meslekte öyle üniversiteden
diploma almakla bitmiyor iş. Diplomayı, sokakta almalısın.
Bunları bana söyleten, son dönemde en önemli kişilerden biri Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı’dır mesela.
Geçtiğimiz gün Murat Bey’in Posta’dan Alev Gürsoy’a verdiği röportaj sırasında ben de oradaydım.
O röportajı dinlerken bir kez daha anladım ki ‘habercilik’ gerçeği baki.
“İyi ki haberciyim” dedim bir kez daha.
Kanal D’nin ve CNN TÜRK’ün başarısında da Murat Bey’in o vizyonu mihenk taşıdır.
Girilen toplantılarda da görüyordum zaten, ‘haberci farklı bakış açısını koyar, haberci herkesin baktığı yere değil başka yere bakar, baktığı yeri okur’!
Sizler de bu gözle bakın Kanal D ve CNN TÜRK ekranlarına.
Ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Sen sporla zayıfladıysan!
Savaş Özbey de bu
yeni modayı yazmış. Bas iğneyi, zayıfla,
sonra “7/24 spor yapıyorum” de!
Yemeyiz bacım, yemeyiz brom...
Biliyor ki eleştirilere maruz kalacak, “Kendine nasıl bu sağlıksız iğneyi vurdurdun” denecek, o yüzden yalan söylüyor, “Diyet” diyor.
Yani ben çevremde zayıflayan sayısız insan görüyorum, yüzde 90’ı da “Spor yapıyorum” diyor.
Ben de içimden “He he, tabii tabii, evet evet” diyorum, sonra olmayan bıyıklarımın altından pis pis gülüyorum.
Konfor alanından çıkmak
◊ Hasan Can Kaya “Konuşanlar” programında radikal bir değişiklik yaptı ve platform değiştirdi. Yani konfor alanından çıktı, globale açıldı. Risk aldı, evet ama bu ona biraz daha başarı getirecek mi? Bence evet.
◊ Fenerbahçe’nin yeni transferleri Kerem Aktürkoğlu ve Ederson. “Konfor alanından çıkanlar” listesinde onlar da var.
◊ Single gibi kolay işler yapmak, tek atımlık şarkılarla keyfine bakmak varken albüm yapan şarkıcılar. İşte onlar da çıkıyorlar konfor alanlarından, risk alıyorlar.
Hepsine bravo...
Pes artık!
Bir İspanyol yapımı dizi var. “La Casa De Papel” ekibinin elinden çıkan bir dizi. Adı “Milyarderlerin Sığınağı”.
İlk bir-iki bölümde “Aa ne ilginç” falan diyorsunuz.
Ama ilerleyen bölümlerde “Yok artık, bu kadar da olmaz” dedirtiyor.
En son izlediğim bölümde 80 küsur yaşındaki bir kadın ile 30 yaşındaki genç bir kızı yakınlaştırdılar mesela.
Tek o mu?
Hayır hayır. Bir çocuğun annesinin maşallahı var mesela.
Bir kızın babası desen, aman Allah’ım! Yani cinsiyet fark etmeksizin gerçekten herkes herkesle birlikte!
Şimdi soruyorum...
Çocuklar, daha gelişmekte olan ilkokul, ortaokul yaşlarındakiler bu dizilerin sahnelerini görse etkilenmez mi, kafalarında deli soru işaretleri olmaz mı...
Çünkü bu dizinin yayınlandığı platformun birçok dizisinde aynı konular işleniyor artık.
O dizilerin senaryolarının, o sahnelerle bir bağı yok çünkü.
Kızıyoruz geleneksel medyadaki dizi sahnelerine bazen. Ama kızmayalım, çünkü hassasiyet var televizyon dizilerimizin çoğunda!
Hadi bizler artık etkilenmeyiz ama çocuklarınızı koruyun lütfen. İzlettirmeyin, bir şekilde önüne geçin ve kafalarını karıştırmayın.
Paylaş