Paylaş
İşte tam da bu amaçla kurulan Cultura Collective, “Üç ülke tek sahne” diyerek Türkiye ve Azerbaycan’dan sanatı ve sanatçıları Avusturya-Viyana’da sanatseverler ve Avrupa’nın önemli isimleriyle buluşturdu.
Projenin öncülüğünü Melec Çakmak, Monik İpekel ve Murat Aygen yapıyor.
Peki benim de davetlisi olduğum ve ilki düzenlenen o gecede neler oldu?
500 yıllık bir saray olan Palais Niederösterreich’te sanat, müzik ve gastronomi aynı çatı altında bir araya getirildi. Türk şef önderliğinde Türk yemekleri sunuldu katılımcılara. Bizim geleneksel lezzetlerimize kendi dokunuşunu yapmıştı Şef Demir Babalı.
Türkiye’den İsmail Acar, Azize Ceyhun, Efe Işıldaksoy ile Azerbaycanlı sanatçı Nigar Helmi’nin tabloları sanatseverleri derinden etkiledi.
Hemen her piyano tutkununun sevdiği piyanist ve besteci Abuzar Manafzade, Türkiye, Azerbaycan ve Avusturya müziklerinden oluşan özel bir eseri taşıdı sahnesine.
İşte “üç ülke”den kasıt bu.
Mesela Avusturya’nın önde gelen mimarlarından biri de çıkıp içinde bulunduğumuz o sarayın tarihi anlattı bize.
Türkiye ve Azerbaycan kardeşliği ve kültürel zenginliklerimiz, Türklerin de yoğun olarak yaşadığı Avusturya’da boy gösterdi bu sefer.
Amaç tam da buydu
Davettekiler, Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen cemiyet ve sanat dünyasının yıldızlarından o gece Türkiye ve Azerbaycan hakkında bilmediklerini de öğrendi aslında.
İşte tam da amaç buydu ve devamı da gelmeli.
Bizi daha detaylı ve olumlu yönde bilmeliler.
Melec Çakmak zaten bunu hedefliyordu projeye başlarken.
“Geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe bir miras olarak taşımayı hedefliyoruz” diye başladı Viyana’da sözlerine.
Çakmak, henüz 33 yaşında ama gönlünü koymuş bir kere bu işe.
Gecede Ak Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram da vardı.
Daha bebekken buğday tarlasında çıkan yangında ellerini kaybetmiş Bayram.
2015’ten beri de Meclis’te engellilerin hakları için mücadele ediyor.
Ben geçtiğimiz aylarda kendisiyle tanışma fırsatı bulmuştum. Okul okul geziyor üşenmeden, çocuklara “Bu ülkeye faydalı gençler olacaksınız” öğüdü veriyor. “Bakın ellerim yok ama ben vekil oldum” diyor.
Viyana’da da kendi hayat hikâyesini yazdığı ve sonra filmi de çekilen “Buğday Tanesi” filminin tanıtımı eşliğinde çıktı ve Türkiye’nin geldiği noktayı anlattı.
İlgiyle dinlendi hikâyesi.
İşte böyle dolu dolu 2 gün geçti Viyana’da...
Türk olmak ile bir kez daha, yeniden gurur duydurdular bize.
Teşekkürler Melec Çakmak, teşekkürler Monik İpekel...
Yaaa hocam
Geçtiğimiz akşam Hıdırellez’di...
Bazı ritüeller vardır o gece...
Gül ağacı bulunur, dilekler kâğıda yazılır vesaire vesaire...
Prof. Dr. Arif Verimli kendi yorumunu katmış yine, “Kültür ile uyumlu olan bu durumlara teşhis koymuyoruz. Eğlence olarak kabul ediyorum. Ama benden evlenmek isteyenlere tavsiye, kâğıtlara çöp adam çizmeyin. Özellikle erkeklerin beyinlerini biraz belirgin çizin. Önümüzdeki yıla kadar çöp oluyor çünkü adamlar” demiş.
Değeri bilinmesi gereken insanlardandır Verimli.
Bence her sözüne kulak verin siz de...
Günde kaç hasta görüyor, bazı erkeklerin kadınlara çektirdiği zulmü, yetersizliklerini, haliyle beyinlerinin olmamasına ya da kafalarının başka işlere çalışmasına bağlıyor sanırım.
Doğru da söylüyor.
Umarım hocayı dinleyip çöp adamların beynini büyük çizmişsinizdir.
Size ve muhtemelen partnerinize de en çok lazım olacak şey o çünkü.
Paylaş