Paylaş
Almış olta takımını, üşümüş etmiş, tutmuş balıklarını.
Az da değil, 2.5 kilo balık tutmuş.
Sonra bir kadın geliyor ve balıkları denize atıyor.
Gerekçe olarak da, “Ben veganım” diyor.
Yani tam bir sabır sınavı.
Adam “Ne yaptın” diye isyan ediyor.
O diyor ki, “Balık yemeyin, ben veganım.”
Sana ne be kardeşim?
Sen nasıl birinin emeğini çat diye atarsın denize?
Sen yeme tamam ama başkasının emeğine, sofrasına, hobisine saygı duy.
Belki adam onları satıp üç beş kuruş para kazanacak, belki adam akşam evine, sofrasına, ailesine götürecek.
Ne hakla böyle bir şey yaparsın... Ve o balıkları tutan amcamız “Özür dilesin ben ona gider sarılırım” diyor
Helal olsun.
Kira alsaydınız
Ben daha önce yazdım diye hatırlıyorum. O yüzden görünce şaşırmıyorum. İşin iyice suyu çıktı çünkü. Bir standart hemen gelmeli çünkü.
Nişantaşı’ndaki vale tarifesinden bir görüntü gördüm sosyal medyada...
Biliyorum o valeyi.
Tarifede 1 saat 750 lira yazıyor.
12 saati geçersen 1450 lira diyor.
Artık pes mi diyelim, yuh mu, inanın bilmiyorum.
Düşünsenize sıfır masraf, sınırsız kazanç.
Yılların işletmeleri, restoranları bu valeler kadar para kazanmıyor.
Kaldı ki işletmelerin başı son zamanlarda sürekli sıkıntıda ama bu valelerin keyfi yerinde.
Semt, bölge böyle tarifelerin belirlenmesinde etkili olabiliyor, olsun tamam...
Ama yine de çok yüksek fiyatlar var şu anda.
Sabah geldin, 12 saat çalıştın diyelim...
Çıkarken 1450 lira verdiğini düşünsene.
Bunu bir de hafta içi her gün yaptığını düşün.
Olur iş değil!
Gitmeyin
Bu korku evlerinin sıra dışı olayları son zamanlarda çok haber oluyor.
En son gördüğüm gerçekten saçmalık!
Kızın biri girmiş korku evine ve fenalaşmış.
Korku evi çalışanı da “Kalk, haydi, devam et” diyor.
Aklınca korkutmaya, ittirmeye devam ediyor.
Yahu görmüyor musun kız yerde, kız korkuyor, kızın bayılıp kendinden geçmesine ramak var.
Sorsan bu adama “Ne iş yapıyorsun?” diye, “Korkutucuyum ben” falan diyecek muhtemelen.
Bir insan neden korkmak için para verir, onu da anlamak pek mümkün değil de neyse!
Haydi alışalım
∆ Yurtdışındayken nasıl yere çöp atmıyorsak, kendi ülkemizde de atmamaya...
∆ Oralarda nasıl sigara içmiyorsak ya da içmek uğruna restoran kapısına çıkıyorsak, aynısını burada da yapmaya...
∆ Asansörde “Günaydın, iyi akşamlar” diyorsak, mekânlarda garsona güler yüzle sevgi sözcükleri saçıyorsak, burada da yapmaya...
Haydi alışalım.
Zaten ben anlamıyorum kendi ülkemizde takınmadığımız tavırları neden ülke dışına çıkınca takınırız?
Fırsatçılara fırsat vermeyin
Ramazan ayı geliyor.
İftar sofraları kurulacak, sahur sohbetleri yapılacak.
En güzel ay layıkıyla geçirilecek...
Tabii bu ayı fırsata çevirenler de olacak.
Onlar ellerini ovuştura ovuştura bekliyor eminim.
Yine göreceğiz bir iftar sofrasına, bir yemeğe kişi başı 10 bin, 15 bin lira verenleri.
Ama bir yandan da köklü restoranlar var. İyi ki var. Onlar insaflı, onlar vicdanlı, onlar hak yemiyor.
Aklıma nereden geldi biliyor musunuz? Önüme düşen bir mesajdan.
Yılların Antep mutfağı Sahan Restoran’ın menü fiyatını gördüm.
2 bin 250 lira yazıyordu.
Bakın bu fiyat normal.
Yukarıda yazdım, bir otopark olmuş nerdeyse 2 bin lira zaten.
Bizler o uçuk fiyatlı yerlere gidip gösteriş yapmazsak, zamanla onlar da o fiyatları koyamazlar.
İsraf ayı değildir ramazan, ziyan sofrası değildir ramazan sofrası...
O yüzden hakkını veren yerlere gitmek lazım böyle dönemlerde...
Peter Doherty geliyor
The Libertines ve Babyshambles gruplarıyla 2000’lerin başında İngiliz müziğinin seyrini değiştiren Peter Doherty, İstanbul’da müzikseverlerle buluşacak. Dünyaca ünlü yıldız, “Garanti BBVA Genç Konserleri” kapsamında 9-10 Mayıs’ta Blind sahnesinde konser verecek.
Paylaş