Orkun Ün

Orkun Ün

orkun@hurriyet.com.tr

Restoranlara düzenleme

Ticaret Bakanlığı olaya el attı. Türkiye genelinde artık restoranlar sıkı bir denetime girecek. İstenmeyen ücret kalemleri hesaplarda yer almayacak.

Haberin Devamı

Yani masa, servis ücreti ya da benzer isimlerle ekstra ücret talep edilemeyecek müşteriden.
Masa ücreti zaten saçmalıktır. Hiçbir restoran ‘masama oturdun para ver’ diyemez, dememeli. Deniyor mu, evet...
Kuver olayı da bana göre biraz garip. E çatal, bıçak, tabak zaten vermek zorundasın. 
Ne yapayım elimle mi yiyeyim yemeği? Ya da tabak yerine muşamba mı sereyim önüme?
Zaten yapmak zorunda olduklarınıza ücret alamazsınız. Son 2 yılda hesaplar uçtu, millet dışarıya çıkmaya korkuyor siz böyle yaparak müşteriyi daha da
kaçırıyorsunuz. Servis ücreti de kalkacakmış. Ama bu konuda şöyle bir şey olabilir.
Sabit bir servis ücreti yazsın mekânlar tamam.
Ama bahşiş istemesinler.
Servis ücreti olduğunu da büyük puntolarla belirtsinler hesapta ya da restoran önünde yazan fiyat listelerinde.
O zaman kimse bir şey diyemez. Bilerek oturur o masaya müşteri.
Ama bazı yerler hem servis ücreti alıyor hem de yüzünüze bakarak bahşiş istiyorlar.
Olmaz.
3-5 kuruş fazla kazanacağım derdine düşmeyin de masalarımız renklensin yine.

Haberin Devamı

‘Kapak’ parası mı

Bir de kapak parası diye bir şey var...
Lütfen bu da atlanmasın.
Bazı yerlerde kapak, bazı yerlerde mantar parası deniyor.
Diyelim ki istediğin içecek yok o mekânda. Aldırdın ya da aldın.
Mekân kafasına göre bir fiyat yazıyor, adına da ‘kapak, mantar’ parası diyor.
Ha aldığım şeyin kapağını da ben açıyorum bu arada!
Kaldı ki garson açsın ne yazar ki? 2 bin liralık bir kapak açma emeği mi var?
E bu hesapla ‘kapakçılar’ diye bir meslek türemesi lazım.
Doktordan, mimardan, mühendisten çok para kazanır bu kapakçılar.
Yapmayın, etmeyin böyle şeylere muhtaç hale getirmeyin kendinizi ey dostlar.
Eğer eski bir adetse bu boşverin ya... Eskilerden daha temiz daha ahlaklı adetleri alın sürdürün.
Kapak parasıymış.

Okan Buruk meselesi

Fenerbahçe-Galatasaray derbisi geride kaldı.
Beraberlikle bitti maç.
Tribünde kendini bilmez birinin attığı çakmakla Kazımcan’ın yüzüne gelen çakmak ve sahada birkaç gerilimli an dışında çok önemli bir şey olmadı.
Maçın bitiminde de son yıllarda görmediğimiz şeyler oldu.
FB ve GS’li futbolcuların bazıları birbirini tebrik etti.
Ama maç sonu bir tiyatro izlendi.
Okan Buruk maçtan sonra çıktı, akla mantığa sığmayacak açıklamalar yaptı.
“Canımızı zor kurtardık. Allah bizi korudu...” dedi.
Tövbe...
ve devam etti: “Kimse unutmasın, biz de Galatasarayız. Galatasaray birleşecek. Taraftarımıza çağrı yapıyorum.”
Yahu futbolcular sarılmış, soyunma odasına gidilmiş sen hakemlere, ona buna sallıyorsun.
Sonra Fenerbahçe’nin hocası Tedesco geçti mikrofonların karşısına. Alışık değiliz tabii böyle hocalara. Galatasaray’ı övdü, futbolcularıyla ilgili güzel sözler söyledi.
Yani işte hoca var hoca var.
Galatasaray ikinci başkanı Metin Öztürk de çıktı ve başladı ‘böyle hakem mi olur, niye bu geldi, o gelmedi’ diye...
Yapmayın...
Bence aklı başında Galatasaraylılar dahil kızmışlardır Okan Buruk’a.
Maç içindeki gergin halleri, saha dışındaki röportajda söyledikleri büyük bir camiaya yakışmıyor.
Benden söylemesi...

Haberin Devamı

“Vermiş 2 bin lira”

Maalesef bir akıl tutulması yaşıyoruz bazen.
Sahnedeki küfür etse bile alkışlıyoruz.
Bülent Ersoy bir konserinde onu izlemeye gelenlerden birine demiş ki: “Sen sussana be. Vermiş 2 bin lira konuşuyor. Manyak mı bu?”
Sonra herkes gülüp alkışlıyor. Ben eminim o hakareti yiyen de gülüp alkış tutmuştur.
Terk edeceksin anında orayı.
Öyle vereceksin mesajını.
Sana hakaret ediliyor, müşterilerin ödedikleri paralarla alay ediliyor ama sen gülüyorsun, diğerleri alkışlıyor.
Bunun adı akıl tutulması değildir de nedir?

Yazarın Tüm Yazıları