Paylaş
Huzurevinde biri, yaşlı amcayı dövüyor.
Bir diğer görüntüde ise okulda bir öğretmen, öğrenciyi tuttuğu gibi fırlatıyor yere.
En korunaklı olması gereken yerde, yaşlıyı döv.
Çocuklarımızın en korunaklı olması gereken yerde çocuğu savur.
Toplumun en hassas olması gereken bireyleridir onlar.
Bir de canım öyle sıkılıyor ki... Çünkü biliyorum bunlar sadece yakalananlar, kameraya takılanlar.
Sanıyor musunuz bunlar tek, bir benzeri yok?
Var.
Maalesef çok var, sayısız var. Ve maalesef ispat edemeyeceklerini düşünen çocuklar, yaşlılar var.
Bize sadece elleriniz kırılsın vicdansızlar demek düşüyor.
Gerisini ve gerekeni emniyet zaten yapıyor.
Olur mu böyle
Zemzem, Hac ve Umre ziyaretleri sırasında Müslümanlar tarafından içilir hatta hediye olarak getirilir.
Dokunul-mazlarımızdandır yani.
Öyle meze yapılacak, havası atılacak mevzulardan değildir yani.
Ama bakın bir sosyal medya kullancısı TikTok için video çekmiş.
Sanırım o sırada kutsal topraklarda kendisi.
Açmış kamerasını ve ‘zemzem’ suyunu yüzüne döküyor.
Ya sabır diyorsunuz izlerken.
Kafayı yiyorsunuz.
Saç baş yoluyorsunuz.
Ne yaptığı ibadetin sevabı kaldı ne de başka bir şeyin.
Umarım yakın çevresi falan yadırgar, eleştirir de belki utanır.
Utanır mı? Zor diyorsunuz değil mi, haklısınız.
Nasıl bir körlük bu!
Hangi aşk, hangi sevda...
Hangi kadın ya da erkek sana anneni, babanı öldürtebilir...
Bunu düşündürtebilir, teşebbüs ettirebilir?
Konu Güllü.
Demiş ki Güllü’nün oğlu Tuğberk: ‘Ablam Kervan için annemi öldürebilir.’ Vay vay vay!
Yahu bu nasıl bir göz körlüğüdür söyleyin bana.
Biri için anne katili olunabilir mi?
Bir de merak ediyorum ey Tuğberk paşa...
Madem var böyle bir şüphen, endişen, soru işaretlerin...
Söylesene daha önceden.
Neden kardeşin yakalanınca gidip bunları anlatırsın?
Benim nazarımda senin de inandırıcılığın kalmıyor...
Çünkü bana göre iş işten çoktan geçti.
Herkes aynı
Bazen diyorum ki herkes aynı güzellik merkezine mi gidiyor?
Herkesin estetik doktoru bir kişi mi?
Sonra fark ettim, sistem böyle.
Sistem bunu dayatıyor...
‘A’ dükkanına da gitsen böyle yapalım diyorlar ‘B’ye de gitsen...
Onur Büyüktopçu, “Sokakta herkes birbirine benziyor. Herkes tek bir cihazdan çıkmış gibi” demiş.
Çok doğru demiş.
Bir de sorulara, “Ben de estetik yok. Saçmalamayın arkadaşlar” diye yanıt veriyorlar.
Suç mu, değil.
Ayıp mı, hiç değil.
Yaptıran yaptırdığını söylesin.
Bir de doktorlarınıza, güzellik merkezlerinde işlem yaptırdıklarınıza söyleyin, ‘beni biraz farklı yapın’ deyin.
Ama o zaman dikkat çekmezsiniz değil mi...
2025
Ne garip seneydi değil mi?
Nelerle baş etmeye çalıştık.
Toplamda mutluluk oranımız mutsuzluk oranımızdan daha azdır kesin.
Evet her geride kalan yıl için benzer şeyler söylenir ama bu kez farklı değil miydi?
Bana göre bu seneye kayıplarımız damga vurdu.
İsmini sayamayacağım kadar çok değerimizi kaybettik bu sene.
Ferdi Tayfur, Volkan Konak, Güllü ve niceleri.
Bir ara heyecanımızı yükselten, umudumuzu yeşerten erkek basketbol ve kadın voleybol milli takımlarımız oldu.
Bakın o günler nefisti...
Ama sonrası çokça inişli kısmen çıkışlı günler işte.
Umut iyidir o yüzden 2026 yılı için dilensin dilekler, o dilekler dilenirken bolca da çalışılsın, emek verilsin tabii ki.
Öyle emeksiz ekmek
olmaz.
Elimizden geleni yapalım, bakın her şey nasıl da güzelleşiyor o zaman.
Paylaş