Paylaş
Düğün boyunca masalarda dans ettirmişler.
Bunu da “Türkiye’de bir ilk” diye tanıtmışlar, kim tanıttıysa artık.
Ben bu işi sevmedim.

Düşünsenize siz masada sohbet edeceksiniz, yemek yiyeceksiniz orada biri dans edecek.
Yahu kölelik geri mi geldi!
Ne kadar ayıp, nasıl bir görgüsüzlük.
Dans dediğin sanattır, öyle masa üzerinde ufacık bir alanda bir sağa bir sola kıvrılmak dans mans değildir.
Bu, parayla birilerine işkence etmektir resmen.
Ben düğün sahibi olsam böyle bir görgüsüzlüğü bana öneren firmayla ne çalışırım ne de eşimi dostumu çalıştırırım.
Ferrari’yi tozlatmayınız
“Arda’yı kulübünde durması Ferrari’yi garajda tozlanmaya terk etmektir’ yorumuyla bir Arda Güler değerlendirmesi yaptı İspanyol gazetesi Marca...
Bu yeni teknik direktör Mourinho’ya sezon öncesi ufak bir uyarıydı belki.
Çünkü Arda hazırlık maçlarında Real Madrid’i sırtlayan isim oldu. Biz zaten buna şaşırmadık. Biz olsa olsa ülkece ‘ahh’ çekmişizdir.
Aklımıza dünya kupası maçları falan gelmiştir.
Neyse geride kaldı. Önemli olan Arda’nın İspanya’daki performansı şimdi.
Bence bu yıl bambaşka bir Arda izleyecek herkes. O oynayacak bizler de gururlanacağız.
Zaten bırakın Türk taraftarları İspanyollar da Ferrari’yi tozlattırmazlar ne Mourinho’ya ne başkasına.
Bu akıl tutulmasıdır
Benim aklım almıyor bir tribün lideri çıkmış ve gözaltında sağlık kontrolüne girerken ve çıkarken garip sloganlar atıyor.
Ve yine aklım almıyor o tribün lideri hastanedeyken taraftar toplanıyor “İşte ordu işte komutan” diye bağırıyor.
Ve aklım almıyor serisinin son halkası şda öyle tamamlanıyor...
Tribün lideri gece evine giderken yine taraftarlar evinin önüne akın ediyor ve tezahüratlar, havai fişeklerle karşılıyorlar kendisini.
Vay arkadaş...
Körü körüne bağlı olma huyundan hızlıca vazgeçmemiz gerekiyor.
Hastane önünde o desteği verenlerden bazıları 2 gün sonra desteklerini çekti malum slogan yüzünden.
Onlar hiç değilse hatadan dönmeyi bilen kısımdı.
Peki ya devam edenler?
Futbolun kurtulması gereken bazı hastalıkları var.
Bu sahadan tribüne kadar uzanıyor. Bırakın körü körüne bağlı olmayı da arınalım artık.
Çünkü yıllardır tribünün en köşe noktasından sahadaki en uç noktaya kadar sarmış bu her yeri.
Şaka maka geliyorlar
Trabzonspor’un Salah hamlesi ve gündemdeki Nunes söylentileri, Fenerbahçe’nin Greenwood, Ake ve şimdi de Lukaku hamlesi, Beşiktaş’ın Vlahovic transferi.
Şaka maka yıldız isimler geldi ve geliyor Süper Lig’e.
Bu ligin değerinin artması, mücadelenin çekişmeli geçmesi, aradığımız kalitenin biraz daha bize doğru yaklaşması demek.
Geçtiğimiz sezonlarda öyle dersler alındı ki özellikle hakemler aldı bu dersi.
Onlar bu yıl umarım en çok konuşulan meslek grubu olmazlar.
E hayırlı olsun Süper Lig’in yeni sezonu şimdiden.
Çocuk onlar
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi.
Büyüklerimizin zamanında yolunun mutlaka düştüğü hâlâ hafta sonları ailelerin uğrak yeri olan o huzur yeri.
Bir aile gitmiş çay bahçesine.
Mekânda sipariş falan da vermişler, boş oturmuyorlar yani.
Ama çocuklarının yanlarında (ki o çocuklar 2 ve 3.5 yaşında) muzlu süt varmış.
Garson ne yapmış dersiniz?
“Sütleri atın yoksa hesaba yazarım” diye uyarmış.
Müşteri de haklı olarak; ‘Ellerinde birer tane var ama çanta da 2 tane daha var istersen onu da yaz’ diye çıkışmış garsona.
Adisyon geldiğinde gerçekten de 4 adet süt yazılmış.
Sonrasında mekânın işletmecileri, “Bizim bilgimiz yok garsonun kendi kendine verdiği bir karar” diye açıklama yaptı.
“Hatta çocuk söz konusu olunca kurallarımızı esnetiriz” de demişler.
E iyi de garson da sizin garsonunuz.
Muhtemelen yeni biri de değildir.
Böyle bir haddi bulamaması lazım kendinde.
Bırakınız insanlar gelsin yesin içsin, çocuklarının elindeki süte karışmak nedir, nasıl bir kötülüktür!
Paylaş