Paylaş
Bayılmıştım, sanatına, performansına, o ortama.
Uzun zamandır çekmişti kendisini piyasadan.
Geçtiğimiz gün sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı ve 3 Haziran akşamı KüçükÇiftlik Park’ta konser vereceğini duyurdu.
Konser biletleri ben yazıyı yazarken satışa çıktı.
Tarkan etkisi yaratacağına, biletlerin hemen tükeneceğine eminim. Daha biletler çıkmadan bana bile “Bilet bulabilir miyiz” mesajları geldi. Onu özleyenler saldıracak biletlere ve Ferah da tek bir konserle kalmayacak, iki hatta belki üçüncüsünü yapacak.
Onun müzik türünde kaliteye öyle ihtiyaç
vardı ki...
Var aklımda birkaç isim daha, keşke onlar da dönse birer birer...
Keşke canlı olsaydı
Mustafa Sandal için düzenlenen “Saygı” konserinde performansların çoğu playback ya da half-playback’ti.
“Organizasyon tarafından öyle istendi” deniliyor.
İşte bu da bana çok saçma geliyor.
Oraya çıkan isimlerin neredeyse tamamı canlı performans yapabilecek kişiler.
Böyle gecelerde stüdyo kayıtlarının okunması, playback olması hiç tat vermez.
Koyacaksın arkaya orkestrayı, çalacaklar babalar gibi, sanatçılar da çıkacak söyleyecek aslanlar gibi.
Varsa bir teknik eksiklik halledeceksiniz bir zahmet.
Kim bilir ne kadar para kazandınız o işten... Biraz daha böyle devam ederse, bu güzelim iş sıradanlaşacak benden söylemesi.
Bu işin özrü yok
Amerika’dan, cezaevinden bir mektup yazmış Eylem Tok. Onu, ölümlü bir trafik kazasına karışan oğlu Timur Cihantimur’u Amerika’ya kaçırmasıyla biliyoruz.
Bir süredir ikisi de ABD’de cezaevinde tutuluyor.
Mektubunda, “Karşı tarafın kaybının telafisi yok biliyorum ama onlarla bir sulh anlaşması yaptık, yasal varislerle de helalleştik” yazmış...
Zaten pek inanmamıştım, sonra aile tarafından da bu açıklamalara tepki geldi. İnanmamıştım, çünkü böyle bir kayıptan sonra kimse kimseyle anlaşmaz.
Hele böyle bir kaçıştan sonra kimse kimseye eyvallah da demez. Ha eğer oluyorsa, parayla unutuluyorsa acılar amenna ama olmaz, unutulmaz.
Sanırım Amerika’daki duruşma tarihi yaklaştıkça biraz da olsa sempatik göstermeye çalışıyor kendisini.
Mesela “Annelik içgüdüsüyle yaptım” diyor.
Evet, anlayamayız onu, o yüzden buradan annelik üzerine ahkâm kesemem. Ama doğru yolu izlemedi maalesef.
Keşke ilk anın paniğiyle değil de biraz durup, nefes alıp hareket etseydi
Belki o zaman ne oğluna ne de kendisine bunları yaşatırdı.
Bir parantez
Saygı konserinde Mustafa Sandal şarkılarını söyleyen iki kişiye parantez açmak gerek. Biri Ziynet Sali, diğeri de genç piyanist Iraz Yıldız.
Ziynet Sali “En Kötü İhtimalle”yi, Iraz Yıldız da piyanosunun başına geçerek “Beni Aldattın” şarkısını söyledi.
Sali katmış kendi yorumunu, döktürmüş resmen. Ondan da bu beklenirdi.
Iraz Yıldız ise gözlerden kaçan bir yetenekmiş.
Piyanoya dokunuşu da başka, şarkıya kattığı yorum da başka. Muazzam bir iş koymuş ortaya. Bayıla bayıla dinledim ve bu saatten sonra ne yaparsa yapsın dinleyeceğim.
Önü çok açık Iraz’ın.
Büyük bir isim geliyor, takipte kalın onu.
Aksini mi bekliyordunuz
Mustafa Keser 15 Mayıs’ta Kayseri’de konser verecekmiş ama iptal edilmiş. E iyi de ne olacaktı?
Ne bekliyordunuz?
Geçtiğimiz gün sahnesinde bir fıkra anlattı, o fıkraya başlarken “Kayserili ile Yahudi’nin farkı mı var” cümlesini kurdu.
Kayserililerin hesap kitap yapmasıyla ilgili fıkrayı anlattı sonra. Şahsen ben gülmedim.
Ama o anda sahnede onu izleyenler gülmüş. Neyse sonra art arda tepkiler geldi Keser’e...
Ağzınızdan çıkana, hele ki toplum önünde biriyseniz dikkat etmeniz gerekiyor.
Günümüzde sosyal medya bu kadar yaygınken, her sözünüz anında her yere yayılabilecekken böyle espriler yapılmaz.
Gerek de yok zaten birini etiketlemeye.
Doğru yapmadı Mustafa Keser.
Ve evet bir süre gitmemelidir Kayseri’ye bence.
Paylaş