Paylaş
Bir şaşırmıyor değil insan. Neden birden bu merak?
Bir programa çıkıyor, “Evim müze olsun” diyor.
Diğer programda “İnsanlar sokakta beni görünce çığlık atıyor” diyor.
Bir başka yerde, “Yaprak Dökümü” dönemine gidiyor ve orada kırgın, kızgın olduğu oyuncuları anlatıyor.
Doğrudur değildir bir şey demem fakat o genelde pek çıkmazdı böyle ortalığa, sevmezdi konuşmayı diye hatırlıyorum. İşte alışmadığımız insanlar olunca böyle şaşırıyoruz.
Hoşumuza gitmiyor, ne dese beğenmiyoruz.
Halil Ergün’de de onu yaşıyoruz bence.
Ben her gördüğümde ‘ne alaka’ diyorum mesela...
Kabul etme kız
Bizim Kainat güzeli adayımız Ceren Arslan ilk 30’a girememişti yarışmada biliyorsunuz. Sempati güzeli seçmişler kızı.
Ben olsam asla kabul etmem.
“Hakkımı yediniz.
Torpil işlettirdiniz.
Türk bayrağımızı bile bana açtırmadınız. Alın yarışmanız sizin olsun” derim.
Bir de derim ki: “Size zaten ihtiyacım yok.”
Hatta yetmez, ne var ne yoksa ne yaşandıysa ne biliyorsam dökerim ortalığa.
Resmen ben hazmedemiyorum kıza yapılanları. Neyse...
Keşke demeseydin!
Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk kaybettikleri Şampiyonlar Ligi maçı sonrası çok anlamsız sözler söyledi...
“Milli takıma oyuncu gönderiyoruz, zorundayız ama milli takımlar oyuncuları hor kullanıyor. Parasını siz ödüyorsunuz, her şeyini ödüyorsunuz onlar istediği gibi kullanabiliyor. Bu da takımları zorluyor” dedi. E gönderme?
Haydi bakalım dene?
Hırsı, milli formayı kendi takımının formasından daha aşağıda görecek duruma getirmiş onu çok belli. Yalandan bir dünyaya kaptırmış kendini.
Türkiye özelinde konuşalım, Dünya Kupası’na katılmak için çaba gösteriyoruz.
Tabii ki canla başla oynayacak oyuncularımız.
Kimse kırmızı beyaz varken umursamayacak sarıyı, kırmızıyı, laciverti, bordoyu falan...
Gidip de “parasını ben veriyorum onlar sakatlıyor” iması çok çirkin olmuş Okan Hoca çok!
Kapansa mı mevzu artık
Bence voleyi vurdu ve noktayı koydu Mahmut Tuncer.
“Hayatım film olursa beni Serenay Sarıkaya oynasın” dedi. Aslında dalgasını geçti. Çünkü kafayı nereye çevirsek biri beni oynasın furyası vardı.
Bu soru inatla soruluyor, cevap verenler de 1-2 isim dışında kimseyi söylemiyordu.
Genellikle Serenay Sarıkaya çıkıyordu o sorunun cevabı.
Rahmetli Güllü, Kibariye, Zerrin Özer, Deniz Seki hepsi “Hayatım film olursa Serenay oynasın” dedi.
E tabi haliyle kabak tadı verdi.
İlki sonu yoktur
Bana göre bu işin ilki sonu yoktur.
Sistem aynı işlemelidir hep.
Ben bu hafta içi haberlerde gördüm ‘ilk yemekte hesabı kim öder’ röportajlarını. Bazı kızlar çok acımasız. “Erkeğin parası yoksa ilk buluşma falan onun hakkı değil” diyorlar.
Pes... Siz ne ara bu kadar zalim oldunuz?
Şimdi durum şöyle olmalıdır.
İlki sonu yok bence... Hatta bu konuda eşitlik ilkesi de yok. Erkek öder. Bütçesine göre öder o ayrı.
Hele ki mevzu ilk buluşma ilk izlenim ise zaten erkek ödemelidir.
Günümüzde “Parası olmayan erkek ilk buluşmaya gitmesin” diyen kızlar dolu, vallahi rezil ederler sizi.
O yüzden tekrar söylemekte fayda var.
Bütçeye göre gidilir, yenir içilir ama hesabı erkek öder. Nokta!
Günümüz problemleri
Model manken değilsiniz.
Şarkıcı desen, hayır değilsiniz.
Oyuncu mu, alakanız yok.
Sunucu peki, yanından geçemezsiniz.
İçerik üretici mi, yahu zekânız elvermez!
İşte bu yüzden arada sıkışmışlık, kibir, hırs, başaklarının sırtından hayat sürme, sendromları yaşıyorsunuz.
İşte bu yüzden ayrıştık, ayrıştınız. Sizlerin sosyal medya paylaşımlarınızı görüp arkadaş masasında gülüyor insanlar maalesef.
İşte bu yüzden zamanla emek harcayanlar istediklerini elde edecek sizler bir ‘sis’ misali kaybolup gideceksiniz. Teşekkürler.
4 bölümlük belgesel
Bazı yabancı belgeseller var...
İzliyoruz... 3-4 bölüm olarak giriyor genelde yayına. Mini dizi diyorlar adına da...
Son bölüme geliyoruz ortada ne katil var ne cinayet...
Eğer dijital platformlar elini çabuk tutarsa (gerçi elini çabuk tutmasa da çözülecek gibi değil) Güllü ve ailesinin hikâyesinden tüm dünyaca izlenecek bir belgesel çıkar.
Bir ülkenin ünlü bir şarkıcısı evinde eğlenirken camdan düşüp ölüyor.
Sonrasında olaylar bir anda kilitleniyor. Bakın ‘çözülüyor’ demedim, kilitleniyor dedim. Buraya dikkat lütfen!
Tüm bunlar yetmezmiş gibi her hafta yeni biri çıkıyor ortalığa ve “Beni katil yapmak istediler’ diyor.
Akşamına yeni dehşet mesajları deşifre oluyor. Ertesi sabah bir görgü tanığı bambaşka bir şey anlatıyor.
Aman Tanrım!
Tam belgesellik bir mevzu yaşanıyor.
Bakalım elini ilk kim çabuk tutacak?
Paylaş