Paylaş
A, B, C...
Hangi kuşak olursa olsun. Zaman ne olursa olsun.
Hiç bitmeyecek bir sevgi, dünya durana kadar devam edecek bir saygı bu.
Her 10 Kasım biraz daha artmıyor mu şaşkınlığımız?
Şaşkınlık, beraberinde büyük bir gururu da getiriyor.
Dünyada ne eşi var ne benzeri bu duruşun.
Her 10 Kasım’da saat 09.05’te bir millet ayağa kalkıyor.
Atasına saygı için dimdik duruyor 1 dakika boyunca.
Kimi gözyaşlarıyla anıyor onu, kimi hüzünlü bir tebessümle.
Her yıl saygı duruşunda bulunanlar artıyor, her nesil ona büyük bir minnetle büyüyor.
Ben yine simsiyah giyindim dün.
Yine 1 dakika boyunca bir milletin ‘minnetine’ tanıklık ederken tutamadım gözyaşlarımı.
İyi ki be Atam...
İyi ki!
Ne olmuş Cadde’ye...
Eskiden bir karizması vardı Bağdat Caddesi’nin. Gitmek, gezmek, oturmak başkaydı.
Başkaydı diyorum, çünkü ‘kalite’ vardı.
Cumartesi akşamı düştü yolum oraya, düşmez olaydı.
Meğer herkesin bildiği bir piyasa varmış Cadde’de.
Bakın abartmıyorum, durum şöyleydi:
İster kıro deyin, ister zıpır, ister cahil.
Tüm tanımlamalar serbest bunlara.
Gece olunca cadde sağlı sollu park eden arabalarla doluyor.
Açmışlar bagajlarını, müziğe yüklenmişler son ses ve akıllarınca ‘piyasa’ yapıyorlar.
Sağda solda yürüyen kadınlara laf atıyorlar.
Araba kullananlara bile ‘salça’ olup Instagram hesaplarını falan istiyorlar!
Hatta bazıları sahil yolundan Bağdat Caddesi’ne geçmenizi sağlayan araba yollarına bile park etmiş.
Resmen dört-beş araba yan yana çekmiş ve kapatmış yolu.
Yahu polis nerede?
Bu hem orada oturanları rahatsız ediyor hem oraya gelenleri.
Ben bir daha o tabloyu görmek istemem mesela.
Eşime dostuma “Sakın ha oralarda yürümeyin” diye de tembihlerim.
Bu mu yani?
Böyle mi olmalı İstanbul’un en bilinen semtlerinden biri...
Emniyet acilen el atmalı oraya...
İzin vermeyin böyle köşelere park edip sağa sola laf atan tiplere. Yoksa orada sıkıntı daha da büyür.
Buram buram ‘geliyorum’ diyor daha büyük olaylar çünkü.
Az bile yapmış
Sosyal medya ünlüsü Murat Övüç yine bir yerde sahneye çıkmış.
Bu adamı nasıl sahneye çıkarıyorsunuz, nasıl bir vizyonsuzluktur bu anlamıyorum.
Neyse...
Şarkı söylerken biri onunla fotoğraf çektirmek istemiş.
Bu tip ise ne yapmış biliyor musunuz?
Fotoğraf çektirmek isteyen kadının kafasına vurup ittirmiş.
İzledim, gerçekten de öyle yapıyor.
Ama ne üzüldüm ne de garipsedim. Az bile yapmış.
Sizlerin bu adamı ciddiye alıp gidip de dinlememeniz için böyle kafanıza vurulması gerekiyor bence.
Düşünsenize hazırlanıp süsleniyorsunuz, bir akşamınızı ayırıyorsunuz, evden çıkıyorsunuz ve gittiğiniz yer Murat Övüç konseri!
Hahahahaha...
Ya şaka gibi.
Bir daha gelsem
İşi erkenden çözerdim ve astrolog olurdum. Yani işin hakkını verenler alınmasın ama ben ‘düzenbaz astrolog’ olurdum.
Mesela işe küçükken başlardım ve ‘küçük astrolog’ olarak ün yapardım önce. Ama çözmüşüm ya sistemi, çakalım, 12 ayı dizerdim önüme, 3-4’e bölerdim belirli aralıklarla, benzer şeyleri sallardım.
Zaten hafızamız kısa, 3 ay önce söylediğimizi kim hatırlıyor?
O yüzden uydurup uydurup ipe dizerdim.
Biraz büyüyünce zaten eski ünümle beraber daha da palazlanırdım, para kazanmaya başlar ve köşeyi dönerdim.
Eylül ayları mühimdir, ağustos sonu gibi başlardım “Güzelliklerle gel eylül” demeye ve burçlara göre bir şeyler sallamaya.
Aralık ve ocak aylarında “Koç burçları parayı bulacak, Başaklar çıldıracak, Oğlaklar işe girecek, Kovalar bilmem ne yapacak” derdim.
Ama işte hayaller ve gerçekler devreye giriyor burada. Dedim ya ‘bir daha gelsem’ olurdu ancak bunlar...
Paylaş