Paylaş
“Sanatçıların eserlerine, konserlerine yer verilmiyor” diyor Kırmızıgül. Kısmen haklı kısmen haksız. Keşke olsa dedikleri evet. Ama ülkemizde gündem mi bitiyor?
Bir ana haber bülteninde çok yeri yoktur konserin, yeni çıkan şarkının...
Ki olmamalı da bence orası başka bir alan çünkü.
Ana haber bültenlerinin cuma günleri yeni çıkan şarkılara yer verdiğini bir düşünün...
Ardından haftanın konser programlarıyla falan devam etsin! Böyle bir şey mümkün geliyor mu size?
Ölünce hatırlanmaya gelince...
Bu konu sadece haber bültenleri için değil her yer için geçerli ve maalesef bu konuda haklı Mahsun Kırmızıgül.
Konserlerin, yeni şarkıların yayınlanması için magazin programları ya da daha ‘soft’ programlar var zaten.
O programlarda eminim Mahsun Kırmızıgül gibi değerli sanatçıların hakkını sonuna kadar veriyordur.
Çalışana var yatana yok
Geldik neredeyse eylül ayının yarısına...
Hep merak ettim.
Eylül ayının ne farkı var diye diğerlerinden?
Mesela Ağustos’tan ne farkı var?
Tamam her ay için methiyeler düzülür ama eylül için bir başka özen gösteriliyor sanki.
Fark etmişsinizdir, “iyi gel eylül”, “yeniliklerle gel eylül”, “yeni bir başlangıç ol eylül” gibi bir sürü mesaj paylaşıldı.
İşin ilginci hâlâ paylaşılıyor.
Ben yine uyarımı yapayım...
Eylül ayının diğer aylardan hiçbir farkı yok.
Size yenilik, para, aşk, başarı getirmeyecek.
Öyle yan gelip yatmakla bunlar olmaz çünkü.
Ha çalışana didinene her ay ödül gibi gelir orası ayrı.
Mesela burçlara kanıp yan gelip yatanları biliyorum ben.
Çünkü öyle başlıklar atılıyor ki o haberlere.
Daha dün gördüm, “Bir burç var ki para evi tetikleniyor” diyorlar.
Bak bak!
Cümleye bak.
E bunu duyan, zekâsını da çok kullanan biri değilse inanacak tabii ne yapacak başka?
Yaşlanınca böyle oluyor demek
Agos gazetesindeki köşesinde Baskın Oran yazmış yazıyı. O yazıda diyor ki: “Bikinilerin alt parçası kaybolmaya doğru gidiyor. Özellikle arkadan bakınca bir ‘ip’e dönüşüyor. Endamı müsait hatunlar için tamam da olmayanlar için söylüyorum.”
Oooo...
Sonrasında özürler dilendi yazı kaldırıldı vesaire.
Ama ooooo...
Cinsiyetçilik desen var, body shaming denen vücut formalarının aşağılanması desen var. Ayıp değil mi azıcık kilolu ya da balık etli olan kadınlara?
Hani vücutlarımızla barışacaktık?
Böyle şeyler söylendikçe onlar gidiyorlar sağlıksız iğnelere başvuruyorlar, ameliyatlar oluyorlar.
Ayrıca yaş almış insanlar da bir zahmet girmesin böyle konulara, can sıkıyor yahu!
Çok zahmetli iş
İstanbul’dan bineceksin trene ve Paris’e gideceksin. Balkanlar ve Orta Avrupa’dan geçeceksin, 6 gün sonra Paris’te olacaksın. Nostaljiseverler için şahane. Geze geze yavaş yavaş gidiyorsun. Ama bilemedim ya. Fiyatları görünce hiç bilemedim.
Çünkü o seferler 820 bin liradan başlıyor ve bir buçuk milyon liraya kadar çıkıyor.
Tek bilet parası bu. Tamamen fantezi için yapmak isteyen buyursun. Ama benden bir öneri; O paraya business uçak bileti alıp Paris’te çok ‘kral’ bir otelin kral dairesinde falan kalıp çok iyi yerlerde yemek falan yersiniz. Çok daha mantıklı.
Hem ben sıkılırım tıntıntıntın 6 gün yol.
Dönüş daha gidişte gözümde büyümeye başlar.
Paylaş