Paylaş
Yani hesap öncesi müşteri garsona ödemek istediği tutarı sözlü olarak belirtiyor, garson da bunu adisyona ekleyip hesabı öyle getiriyor.
Gönüllü bahşiş yazıyor adisyonda.
Ama çok sürdürülebilir gelmedi bana. Çünkü sözlü olarak birçok garson söyleyemez ki bunu. Söylese de biraz garip kaçmaz mı?
Tabii ki resmi bir şekilde bahşiş de kayda girmiş oluyor o konuda bir problem yok.
Ama yöntemi farklı olsa keşke.
Avrupa ve Amerika’daki gibi hesap öderken pos cihazında bahşiş seçenekleri sunulsa müşteriye, onlar da istedikleri oranı tuşlasa...
Bu arada yüzde ‘0’ da diyebiliyor müşteri yani bahşiş vermemeyi de tercih edebiliyor.
Doğru sistem bu.
Garsonun gelip ‘Efendim gönüllü bahşiş vermek isterseniz tutarı söyleyin, hesaba ekleyelim’ işi anca müdavimlerde çalışır gibi geliyor bana.
İlave
Bir de adisyonlara ‘ilave’ diye bir kalem ekleyenler var.
Ama yiyip içilen hiçbir şey değil o ‘ilave’ ücreti.
Kanundan kaçmak için kuver ve servis ücreti yerine ‘ilave’ yazıyorlar, masa ücreti alıyorlar aslında.
Bu zaten yasa dışı.
Bu zaten insanı soymak.
Siz siz olun şu günlerde adisyona mutlaka bakın.
Bazen bakmadan ödüyoruz. Bakmazsak adam ‘ilave’ de yazar, ‘merhaba’ da yazar, ‘geçmiş olsun’ da yazar. İstediğini yazar...
Bu da işgüzarlık
Bağdat Caddesi’ndeki bir işletme, iddiaya göre kahve içmek isteyen bir müşteriyi kabul etmemiş.
‘Yemek yemeyecekseniz, alkol almayacaksanız, kahve satışımız yoktur’ demiş.
Bazı yerler yemek servisi yapar ve onlar sadece kahve müşterisi almayabilir bunu anlarım.
Ama kafe statüsünde olan yerler müşteriyi yemeğe zorlayamaz.
Hele ki menüde kahve yazıyorsa bunu hiç yapamaz.
Yazmayacaksın o zaman menüye kahve, çay...
Yazıyorsan oturtacaksın müşteriyi.
Kaldı ki Ramazan ayındayız insanlar yemeklerini evde yiyip gelip kahve içmek isteyebilir, bu en doğal haklarıdır.
Onları başka şeye zorlamak ise yapılacak en büyük ayıplardandır.
Bahsi geçen yer öyle sadece restoran gibi bir yer değil o yüzden yazıyorum zaten.
Yani yapılan baştan sona yanlış.
O derse inanırım
Haluk Bilginer en nadide oyuncularımızdan biridir.
Dediklerine hayli önem verilmelidir o yüzden.
“Rolümün etkisinde kaldım iki gündür çıkamıyorum geyiklerine inanmayın. Bunu diyenlerin hepsi yalancı” demiş.
“Öyle tiplerin etrafında sevenleri yok” diyor Bilginer.
Olsaydı eğer “Sen hastasın, seni kliniğe yatıralım derlerdi” diyor.
Çok doğru söylüyor Bilginer...
Oyunculuğu muazzam bir iş olarak görmüyor.
İşimizi yaparız, sahneden ineriz ya da setten çıkıp evimize gideriz, işimiz geride kalır demek istiyor.
Olması gerekeni anlatıyor.
Keşke herkes bu olgunluğa erişebilse.
Ağır sözler
Bazı düşmanlıklar ilginç geliyor bana. Şaşırıyorum. Hele ki ulu orta yapılınca daha çok şaşırıyorum.
Burcu Güneş kameralar karşısında Demet Akalın’a, “Onu ne sanat olarak ne emek, ne duruş, ne kalite olarak kendime yakın görüyorum” dedi.
“Rakibim değil” diyor yani.
Böyle sözler ulu orta söyleniyorsa arka planda büyük olaylar yaşanmıştır.
Canlar fena yanmıştır.
Eğer ki bir şey yoksa, durduk yere söylendiyse bu sözler, bu hakaretler o zaman incelenmesi gereken psikolojik bir durum vardır. Başka açıklaması yoktur.
Bazı sektörlerde kadınla kadın asla dost olamayacak bunu net görüyoruz artık.
Dost olmayı geçtim birbirini koruyup kollamayacak bile.
Bu arada Demet, sektöre çok bilinen, dile dolanan birçok şarkı bıraktı.
Bu ağır sözleri sarfeden hanımefendinin zorlasam da bir şarkısı dahi aklıma gelmiyor.
Paylaş