Paylaş
Gözüme ufak bir yer kapma telaşı, ittirme çabası çarptı.
Basına poz verirken ortada Haluk Bilginer üstat olmak üzere yan yana dizilmişti oyuncular. O sırada Hazal Kaya geldi ve Melisa Döngel’in önüne yanına bir yere geçip sıkışmak istedi.

Baktı yapamıyor, olmuyor kibarca hoop eşinin yanına doğru gitti ve orada durdu.
Bence en baştaki kadın olmak ve Melisa’nın yerinde olup görünür olmak istedi.
Ama çaba boşa gidince biraz daha efor sarf etmesi gerektiğini fark edince, rezil olmamayım diye çaktırmadan vazgeçti planından. Ne gerek var?
Yapmayın şöyle şeyler. Varsa kişisel hırslarınız, varsa başka hesaplarınız bırakın basın önünde bunları yapmayı.
Göze batıyorsunuz.
E bu magandaymış resmen
Oyuncuymuş Bahadır Ünlü. Beyoğlu’nda da bir mekân işletiyormuş. Ortaya çıktı ki daha benzer çok vukuatı varmış bu beyefendinin.
Hırsızlık yaptığını iddia ettiği bir çalışanını dövüyor.
Ama nasıl dövme. Almış eline beyzbol sopasını ve acımasızca vuruyor.
O sırada dükkânda müşteri de var muhtemelen, hatta küçük de bir çocuk var. Ağlıyor çocuk ama bu adam hiç umursamıyor.
Kucaklayıp havaya kaldırıp yere falan çarpıyor adamcağızı.
Yardım çığlıkları, yapma diye bağırması, o an ki çaresizliği görüntülere yansıyor dayak yiyen çalışanın.
Ne sanıyorlar kendilerini acaba bunlar?
Böyle bir şeyi, birini gözler önünde acımasızca dövme hakkını kendilerinde nasıl buluyorlar acaba!
Pes!
Oysa sokak lezzetlerinin lideri olmalıydık
Yıllardır söylenir.
Arada ufak tefek zehirlenmelere de olur.
Ama bir gün sonra bir şey olmamış gibi devam ederiz hayatımıza.
Kokoreç, midye, pilav ve sütlü tatlılar...
Bunları hijyen eksiği olan yerlerde yemeyeceksin.
O çok sevdiğimiz ‘kokteyl’ kelimesi var ya işte bunlar o kelimenin tam karşılığı.
Bakteri kokteyli onlar.
Sokak lezzetlerimiz maalesef yerlerde.
Maalesef ölüm saçıyor artık.
Üstelik İstanbul’un bu konuda madalya sahibi olması gerekirdi.
Mutfağımız bu kadar genişken, sokak lezzetlerine dünyada ayrı alanlar açılırken, hakkında videolar çekilir, kitaplar yazılırken bizim şu halimize bak.
Çok üzülüyorum.
Buraya gelen bir turist ya da bizler bir yürüyüş yaparken gördüğümüz kokoreççi de kokoreç yiyemeyeceksek, pilav üstü tavuk patlatamayacaksak, midye falan götürmeyeceksek yazık bize, vay halimize.
Şimdi hayatını kaybedenlerle gündeme gelince bu sokak lezzetleri, işler değişecektir.
Hep sonradan geliyor bizlerin aklı başına çünkü.
Bir olay yaşanıyor ondan sonra önlemler alınıyor çünkü.
Sıkı denetimler gelecektir eminim ama geç kalmadık mı?
Bu ölümler, bu zehirlenmeler eminim yurtdışında da duyulmuştur. Bu darbe de vuracaktır turizme.
Üstelik en iyi olduğumuz yerden vurulduk, bu çok canımızı acıtıyor.
Ben korktum arkadaki seslerden
Oyuncu Mina Derman hafta sonu araba kullanırken görüntülenmiş.
Buraya kadar her şey normal.
Normal olmayan yaratılan yangın.
Kız arabayı yavaş yavaş sürerken magazinciler soru soruyorlar. O da cevap vermeden ilerlemek istiyor.
Sonra bir anda sesler yükseliyor...
‘Çocuğa çarptınızzzzz...’
‘Çocuğu ezdinizzz aman...’
‘Mina Hanım ne yaptınız siz?’
‘Kaçıyor musunuz Mina Hanımmmm?’
Yani bir temas var mı? Var. Ufak bir temas ama.
Kusura bakmayın da böyle yangına da gerek yok.
O sırada iyice panik yaptırıyorsunuz kadını.
O çiçekçi çocuklar, seyyar satıcılar her yerdeler. Bilerek atlıyorlar bazen araçların önüne.
E böyle olunca da davetiye çıkarıyorlar ufak tefek kazalara.
Bazen de Allah korusun daha büyüklerine.
Burada panik yaptırmaya, kamera arkasından ses yükseltip tık aldırmaya çalışmaya gerek yok.
Bunlar bana sakil gelen hareketler arkadaşlar yahu!
Paylaş