Paylaş
Berabere bitirseydik ilk iki maçtan birini, şimdi 4 puanla en iyi 3’üncüler arasındaydık.
Daha turnuva başlamadan aklımıza gelen, mantığımıza yatan senaryo olsaydı ve gruptan lider çıksaydık, şimdi Bosna-Hersek rakibimiz olmuştu son 32 turunda.
Biz nasıl çekmeyelim ‘ah’lar ‘vah’lar ya, nasıl!
İlk iki maç sonrasında herkesin “Yeniliriz” dediği ABD’yi yendi Milli Takım.
Üstelik bir önceki maçta 2’nci, ABD maçında 3’üncü dakikada yedik ilk golü.
Resmen bir hafta önceki tarih tekerrür edecekti ki olmadı bu sefer.
ABD’ye yenilsek inanın üzülmeyecektim.
Demek ki biz çok milli gurur yapmışız, vatan millet aşkından gözümüz kör olmuş, takımımızı çok yukarılarda görmüşüz diyecektim.
Ama yok!
Yenebiliyoruz işte oynarsak! Bu daha çok üzdü. Böyle veda, böyle kapanış mı olur!
Biz resmen yer aldığımız grupta ABD’yi zorla, ittire ittire lider yaptık. Bu da başka bir yetenek!
Her şey bir kenara, çocuklar gülsün diye diyorduk ya hep...
Hiç değilse onlar için be diyorduk...
Güldüler sonunda. Bağırdılar nihayet “gol” diye.
Bu da bir teselli olsun bize.
Kenar mahalle takımı kim
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Bahar Feyzan’a açıklamalar yapmış. Okudum. Okumaz olaydım.
“Rakipler bizi ezerek yenmedi. Bu çocuklar tarihlerinde ilk kez Uluslar A Ligi’ne çıktılar. Kenar mahalle ülkeleriyle oynuyorduk, şimdi eylül ayında Fransa, İtalya, Belçika ile oynayacağız” demiş.
Başkanım yapmayınız ya... Kenar mahalle takımı ne demek?
Bir ülke takımına, ya bırakın hadi ülke takımını herhangi bir takıma kenar mahalle takımı denir mi!
E bu anlayışa göre, Paraguay ile Avustralya da kenar mahalle takımı değil mi?
Yendiler işte bizi. Hiç olmadı bu cümle.
Curaçao, Ekvador, Yeşil Burun Adaları da kenar mahalle takımı o zaman size göre. E bakın Dünya Kupası performanslarına, bizden iyiler... Nasıl olacak şimdi?
Ayrıca ezerek yenme konusu da tartışmalı. Ezmiş, ezmemiş, şu kadar şut atmış, bu kadar bilmem ne olmuş kimse bakmaz buna!
Herkes tek bir şeye bakar, o da sonuçtur.
Bu kadar basit.
İster Singapur ister Mars
İstanbul’da yeni bir taksi sistemine geçiliyormuş. “Singapur modeli” demişler adına da...
Taksiler yeni bir uygulama üzerinden çağırılacak ve bu uygulama birçok olumsuzluğu kontrol altına alacakmış.
Yolcular taksileri puanlayacak, taksiciler taksimetrenin üzerinde ücret alamayacak, trafikte boş taksiler dolaşıp trafik oranını artırmayacakmış.
Her şey sihirli bir değnek değmişçesine değişecekmiş.
Yıllardır kaç uygulama denendi de ne oldu Allah aşkına?
Yerlisi yapıldı, yabancısı uygulandı, ne değişti söyleyin...
Önce zihniyet değişecek. Önce vicdanlı taksiciler yollara çıkacak.
Taksiciler Odası’nın yeni başkanı İsmet Dalcı yapıyor bu çalışmaları.
İyi niyetinden şüphem yok.
Hatta konuştuğum bazı taksiciler kısa süre önce göreve gelen Dalcı’nın kendileri için şans olduğunu söylüyor.
Mesela taksiler için uygun fiyatlı servis noktaları kurmuş.
Taksiciler ve ailelerinin konaklayacağı bir otel bile varmış. Bazen ödül olarak gönderiyorlarmış taksicileri o otele. Bunlar güzel adımlar.
Evet belki de bu Singapur modeli de güzeldir.
Ama İstanbullular yeni bir uygulama indirince sorunun çözüleceğini düşünen insanlar değiller, benden söylemesi.
Çünkü o taksiciler yine bulacaklar bir yolunu dolandırmanın.
Yine “Üç kuruş fazla kazanayım, varsın rezil olayım” diyecekler, eminim.
Ha değiştirirsiniz şoförleri, yenilersiniz arabaları, verirsiniz dört dörtlük eğitimi o zaman tamam.
O zaman bizler de inanırız bir şeylerin değiştiğine ya da değişeceğine.
Paylaş