Paylaş
Daha doğrusu ilki yaşanmış ve emsal olacak muhtemelen...
Olay 2024 yılında Yunanistan’da yaşanıyor.
Bir turist, ailesiyle gittiği tatilde şezlonglarda yer bulamamış. İddiasına göre her sabah şafak vaktinde kalkmış, beklemiş, durmuş dolaşmış ama yok. Tüm şezlonglar havlularla başkaları tarafından tutulmuş.
O da sinirlenip tur şirketine davayı açmış. Sonuç ne biliyor musunuz? Tur şirketine 52 bin lira ceza.
Hatta bir süredir Avrupa’daki bazı oteller havlu bırakıp giden müşterilerine cezalar uyguluyormuş.
Yahu...
Havlu bırak, git gelme saatlerce bu yanlış...
Gece uyan, şezlongu kapat, bu daha da yanlış...
Ama insanlık hali gittin plaja, buldun şezlongu, “Ben bir şeyler yiyip öyle geleyim, o sırada kitabım, havlum burada kalsın” diyebilir.
Şimdi buna da mı ceza kesecekler yani?
Hem otele para ver hem de sana ceza kesilsin.
Almayacaksınız kapasiteniz dışında müşteri, herkese özel hissi yaşatacak deneyim sağlayacaksınız.
O zaman hiç böyle sorunlar yaşanmaz.
Breadcrumbing, Benching
Yeni nesil tabirlere alaycı bakıyorum. Sakın kullandığımı sanmayın normal hayatta.
Bakın ilk kez duydum, cahilliğime verin ama Breadcrumbing diye bir şey varmış. Yemleme yani.
Geçtiğimiz günlerde biri ‘kanka bana breadcrumbing yaptı’ deyince gözlerimi fal taşı gibi açıp kulağımı o tarafa yönelttim.
Dedim yanlış mı duydum.
Yok duymamışım yanlış.
Anlamı şuymuş:
Duygusal manipülasyon.
Ciddi bir niyeti olmadan karşı tarafı umut kırıntılarıyla oyalama davranışı.
Yaaa hahahahaha...
Bir de ‘benching’ varmış.
O da tahmin ettiğiniz gibi ‘yedekte tutmak’ demek.
Birini seçenek olarak tutup gerçek bir bağ kurmadan yedekte bekletmek.
Ya Soft Launch’a ne demeli?
Yumuşak başlatma demekmiş.
Sosyal medyada partnerinin yüzünü tam göstermeden elini veya silüetini paylaşarak hafiften duyurma.
Phubbing ise yanındaki kişiyle ilgilenmeyerek sürekli cep telefonuyla meşgul olma durumuymuş.
Allah bizi bu saçma sapan terimlerden korusun.
Allah bizlerin masasına bu kelimeleri kullananları oturtmasın.
Yani Türkçemizde her durumun bir karşılığı var onları kullansanıza arkadaşlar...
Mesela çok kızardım ‘yüzeysel birisin’ diyenlere.
Vallahi şimdi kurban olurum bunu söyleyenlere.
İşinize gelmeyen olunca ‘yüzeysel’ birisin deyin geçin böyle garip garip kelimelere gerek yok.
Neymiş efendim benching’miş, neymiş efendim breadcrumbing’miş.
Hay Allah’ım ya!
Lüks tatilin bedeli
Daha sezon başından fiyatlarla ilgili biraz bilgi sahibi olmak isterseniz durum şöyledir efendim.
Diyelim Bodrum’a gitmek istediniz. Bayramın birinci günü 27 Mayıs, Siz 24’ü pazar çıktınız yola.
Bölgenin de iyi otellerinden birine gidiyorsunuz.
‘8 gece kalayım’ dediniz. Mesela o iyi otellerden birinin fiyatlandırması şöyle.
Standart oda geceliği 3 bin euro. Yani 160 bin lira civarı.
Toplam oda fiyatı 28 bin euro yapıyor. Yani yaklaşık bir buçuk milyon lira...
Dediniz ki:
‘Biz kalabalık aileyiz villa tipi bir oda tutacağım.’
Hemen 8 gece fiyatını söylüyorum. 111 bin euro.
6 milyon Türk lirası diye düşünün siz.
Orada yenileni, içileni saymıyorum.
Plaj giriş çıkış ücretlerini düşünmüyorum bile.
Yani lüksün bedeli daha sezon başından bu.
Varın gerisini siz düşünün.
Paylaş