Paylaş
Ardı gelir çorap söküğü misali... Dik ve güçlü durmak gerekir bu evrede.
Bir örnek var önümüzde. Manifest grubu mesela.
Sürekli garip garip haberler okuyorum onlarla ilgili.
Yok sözleşmeleri çok ağırmış, yok grup üyeleri istese de bırakamazmış, yok menajerleri olan Tolga Akış onları bağlamış, özel hayat kesinlikle yasakmış gibi...
Yahu haydi diyelim doğru.
Size ne sözleşmelerinden?
Bu kızlar şarkılarını söylesinr, gençlere iyi anlamda örnek olsunlar, bitti gitti.
Bizim dinleyici olarak onlardan istediğimiz sadece budur.
Ki bakın bir süredir çok düzgün işler de yapıyorlar, bu herkesin dikkatini çekmiştir.
Mesela sonbaharda bu işin er meydanlarından olan İngiltere Wembley Stadyumu’nda sahneye çıkacaklarmış.
Bu, nereden bakarsanız bakın büyük bir iş.
Bu, Türk dinleyicilerin dışında yabancı dinleyicileri de yakalamak.
O yüzden bizlere düşen global bir değer yaratabilecek miyiz ona bakmaktır sadece.
Bir erdem öyküsü
Kanal D Haber ve CNN Türk’te seyrettim haberi.
Kanal D’nin yeni dizisi “Daha 17” için hazırlanan haberde başlık şuydu: Kanal D’den bir erdem öyküsü.
İşte bu!
Bizim böyle dizilere, böyle hikâyelere ihtiyacımız var.
İlk bölümden bunun izleyiciye geçmesi bana da sürpriz oldu.
Demek ki ‘özlem’ varmış.
Dizinin sahnelerinden birinde şöyle bir öğüt veriliyor şımarık bir çocuğa babası tarafından:
“Sen benim sahip olduklarımla hava atarken o hem okuyup hem para kazanıyor. Senin sahip oldukların sana ait değil ama onunkiler ona ait.”
Yani baba parası yiyen bir çocukla, çalışan, parasını kazanan aynı zamanda okuyan bir çocuk karşılaştırılıyor.
Bu hepimize verilen bir öğüt değil midir zaten...
Çok da doğru ve yerinde değil midir?
İşte “Daha 17” bunu aşılamaya çalışıyor.
Yakın geçmişte pazar akşamlarının unutulmayan “Yargı” dizisi vardı Kanal D ekranında, artık pazar akşamlarını iple çektiren “Daha 17” var.
Hoca golü atmış yine
Kanye West, İstanbul konserinden sonra bir açıklama yapmış. Demiş ki (iddiaya göre); “Bu saatten sonra ancak İstanbul benin deliliğimi düzeltebilir”.
Durur mu Prof. Dr. Arif Verimli hocamız?
Durmaz, durmamış. Ve bir tweet atmış.
“Bana hiç güvenme” yazmış sadece.
Vallahi yalan yok güldüm, çok güldüm.
Atılan ortaları gole çevirmesini çok iyi biliyor Arif Hocamız.
Kanye gibi biriyle uğraşılır mı, çok emin değilim ben.
Uğraşılsa da, uğraşan Arif Hoca bile olsa başarıya ulaşır mı ondan da hiç emin değilim ben.
Mekân unutulmasın
Uzatmak da istemiyorum ama Ozan Güven’in bir mekânda protesto edilmesinde bir pencere daha açıldı kafamda.
O da Kadıköy’de bulunan mekân...
Mekân özür dilemiş falan deniyor görmedim ama hangi özür bu olayı kapatabilir?
Orada en büyük iş mekânda kim varsa işletmecisi, sahibi, garsonu onlara düşüyordu.
Kusura bakmayın ama olayların bu noktaya gelmesinde en büyük neden sizsiniz.
Gittiğimiz mekânlar evimiz gibidir, güvenli olmalı, güvende tutulmalıyızdır orada.
Yoksa niye gidelim ki?
Eğer o mekândakiler bir başka masaya doğru hareketleniyorsa, o da yetmiyor bağırıp sloganlar atıyorsa, rahatsızlık veriyorsa hemen atacaksınız dışarıya.
Ne kadar müdaviminiz olursa olsun.
O yüzden unutulmamalı ve mekânın hatasının üzeri kapatılmamalı.
Paylaş