Paylaş
Aradan yıllar geçmiş, 15 yıl.
Avşar doğru zamanı beklemiş olacak ki Tarkan’ı aramış ve kızı Zehra içni bilet istemiş.
O sırada da barışmış iki isim. Bakın zaten artık insanlar dün yaptıklarına pişman olur hale geldi. Bu olayın üzerinden 15 yıl geçmiş. Yani o dönemin agresyonlarıyla bu dönem çok farklı. Eminim pişmandır zaten Hülya dediklerine.
Söz konusu kızı olunca da hemen erimiş buzlar.
Tabii Tarkan’ın da bu duruşunu, hemen sorunu çözmesini takdir etmek lazım.
Tavsiyeye bak!
Kimler bize akıl fikir verir oldu.
Kimlerden nasihat alır olduk.
Bir hanımefendi tavsiye vermiş, Mehmet Ali Erbil’in eşi kendisi...
“Erkeklere acımayın aldırın. Erkekler yatırım yaptığı kadını bırakmıyor. Acımayacaksınız istediğinizi aldıracaksınız” demiş.
Bu bakış açısı, bu düşünce bir süredir var zaten.
Yeni bir şey değil yani.
Hep konuşulur “Erkekler, yatırım yaptığını bırakmaz” diye...
Ne kadar çirkin bir söz değl mi...
Yatırım nedir yahu!
Bir insandan bahsediyoruz!
İlişkilere böyle gayrimenkul gibi falan bakarsak vay halimize.
Zaten yapmaları gerekmiyor mu
Yurtdışında oynayan futbolcularımız için çok yapıyoruz bunu.
Ben sürekli sosyal medyada aynı anlamsız başlıkları görüyorum.
Hafta sonu en son, “Milli yıldız Zeki Çelik takımı Roma’ya penaltı kazandırdı” başlığını gördüm.
Eee?
Arda Güler pas verdi, Kenan Yıldız rakip takım oyuncusuna sarı kart aldırdı...
Eeeee?
Yani adamların zaten işi bu değil mi?
Abartıyoruz ve abartırken de kendimizi rezil ediyoruz.
Bırakalım artık sanki yurtdışında tek bir futbolcumuz oynuyormuş ve bu da ilk kez oluyormuşçasına davranmayı.
Gösterir harika performans, atar attırır goller, takımının başarısına imzasını atar o zaman övün zaten ‘övmeyin’ diyen yok size.
Genel havayı analiz edelim
Genel bir mutsuzluk hakim.
Genel bir vazgeçmişlik sanki.
Hiç farkında değiliz, böyle yaparsak kendimize zarar vereceğiz.
Hani stres en büyük düşmandı?
Şimdi görüyorum stresle kol kola yaşıyor insanlar.
Stresle yemeğe çıkıyor, stresle yatağa giriyorlar.
Ya insanlar birbirinin mutsuzluğundan mutlu oluyor.
Görüyorum ‘başına bir iş gelse de bir ohh çeksem’ ahalisi cirit atıyor.
O yüzden genel mutsuzluğun yanında genel bir ‘kuyu kazmacılık’ var.
Ama ne güzel söylemiş eskiler, başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk inşa edemezsiniz.
Tahammül seviyemiz
Takım ayırmaksızın oluyor tüm bunlar ama en basit ve son örneği: Fenerbahçe.
Bakın ne güzel övülüyordu, alkışlanıyordu, çok iyi gidiyor deniyordu. Sonra berabere kaldı son lig maçında. Homurtular başladı hemen.
Daha iki gün önce “Biz bu Tedesco’yu hoca olarak görmemiştik adam çok iyi çıktı” diyenler hocaya sallamaya başladı.
“Yönetim iyi gidiyor” diye gezenler neredeyse “yönetim istifa” diyecek.
Yahu durun. Şunu unutuyoruz bazen, üstelik her konuda unutuyoruz:
Bu 100 metrelik bir koşu değil bu bir maraton. Tahammül seviyemizi biraz yükseltmemiz lazım artık.
Paylaş