Paylaş
Sonra olaylar şöyle gelişti...
Bir içerik üreticisi video paylaştı. Tarkan’ın bestelerini sıraladı. “Sen kim oluyorsun da Tarkan’a laf ediyorsun” dedi.
Ve sürpriz Tarkan’dan geldi. O videonun altına yorum yaptı ve teşekkür etti videoyu paylaşan kişiye.
“Kendimi müdafaa etmek gibi gereksiz gayretlere girmem ama paylaşımın içimin yağlarını eritti” dedi.
Verdi mesajını ince ince yani. Şimdi bakınız...
Bu Tarkan’a sallayan Emre Kaya’yı bilmem.
Bilmem ama şuursuzluğunu bildik artık hepimiz.
Yahu gerçekten nasıl Tarkan için “Hit şarkısı yok” diyebilirsin...
Hâlâ her milli maçta çalınan marş onun.
Yıllar geçti söylüyoruz.
“Kuzu Kuzu” şarkısını, “Unutmamalı”yı, “Ölürüm Sana”yı, “Salına Salına Sinsice”yi hâlâ dinliyoruz.
Kim yaptı gerçekten o şarkıları?
Tarkan ülkenin müzik alanında önemli isimlerinden biridir.
Tarkan müzik insanıdır.
Ama bu röportajı veren şarkıcı sistemi çözmüş, tebrik de etmek lazım.
Röportajdan önce düşünmüştür muhtemelen “Kime sallasam konuşulurum” diye... Aklına Tarkan gelmiştir.
Konuşuldu da, bravo! Ha hiç iyi konuşulmadı ve konuşulmayacak, orası ayrı.
Ama öyleleri için çok da önemli değil...
Çok garip
Bazı insanlar meslekleri ne olursa olsun ya da fark etmez mesleksiz olsun hiç çekinmiyor.
Ayna karşısına geçip kendilerine de bakmıyorlar.
“Haddime mi, değil mi” diye hiç düşünmüyorlar.
Ağızlarından çıkanları hiç duymuyorlar. Endişe verici bir durum bu.
İşte bu yüzden bu tür olayların sayısı çok arttı.
Herkes sallıyor birilerine.
Sonrasında küfür mü yemiş, alay konusu mu olmuş hiç umurlarında değil.
İşin kötü yanı bunun bir yasayla önüne de geçilemez.
Çünkü bu insanlar kimliklerini gizleyerek yapmıyorlar bu işi.
Bunun önüne insan formatıyla geçilebilir ancak.
Format atmalıyız kendimize, sıfırlamalıyız yani. Ya da içimizdeki kötülüklerden arınmalıyız.
Başka yolu yok bu işin.
Şu Tarkan olayı bile işin ne kadar ileriye gidebileceğinin bir göstergesidir.
Yani herkesin sanatına saygı duyduğu bir kişiye bile demek ki “Sanatçı değil, besteci değil” denebiliyor.
Demek oluyor ki hepimizin beyaz dediğine siyah, siyah dediğine beyaz diyenler hiç durmayacak.
Rezil ettiniz bizi
Geçen gün yazdım.
“Taksiler” dedim, “TAG ile, onunla bununla uğraşacağınıza kendinizi düzeltin” dedim.
Sonra önüme İngiltere’den final maçını izlemeye İstanbul’a gelen bir Aston Villa taraftarının paylaşımı düştü.
3.7 kilometrelik bir yol için 3 bin 200 lira ödemiş bir taksiye.
Sonra aynı mesafeye uygulama üzerinden gitmiş.
Taksimetre 580 lira yazmış bu sefer. Yani dolandırılmış adam taksiciler tarafından.
Yaptığı paylaşımda, “Sarı taksiler turistlere yönelik dolandırıcılıklarıyla meşhur. Oğlumla birlikte olduğum için ben de buna kandım” demiş.
Ne kadar acı değil mi?
Ama bunu hep söylüyoruz, “taksilere bir çekidüzen verilsin” diyoruz.
Ne zaman uluslararası bir organizasyon olsa bu taksiciler ellerini ovuşturup ava çıkıyor resmen.
Böyle giderse sayıları gittikçe azalır böyle organizasyonların.
Gelmezler ülkemize.
Haydi şimdi çıkın, “Taksi uygulamalarına karşıyız, Uber kalksın, Bitaksi gitsin” falan deyin diyebiliyorsanız sayın taksiciler.
O uygulamalarda hiç değilse ne yazdığı, ne tuttuğu belli.
Dolandırılma ihtimali yok müşterinin.
Ama sizin insafınıza kalınca, “Turistleri ne kadar dolandırsam kâr” diye bakıyorsunuz.
Umarım bu hareketi yapan o taksici bir daha taksi maksi kullanamaz.
Paylaş