Son ‘ergenistler’: Arda ve Berkay

Arda Turan ve Berkay bu kez mahkemede “aylık gelir” üzerinden çarpıştı.

Haberin Devamı


Gece kulübünden sonraki ikinci raunt yani.
Arda mahkemede, “300 bin euro” demiş aylığı için.
Berkay da (söylediğine göre) bu 300 bin euro’nun söylenişindeki tavra sinir olmuş, “Benimki de bin lira” karşılığını vermiş.
Amacı Arda’nın küstah imasına kinayeyle karşılık vermekmiş, filan.
Lakin bin liralık kinaye büyük tepki çekince sarıldığı yer malumunuz: Tribüncülük.
“Çünkü” demiş Berkay, “Asgari ücretin şu şu olduğu bir ortamda bu tavra sinir oldum.”
Tribüncülük böyle bir şey:
Hemen hassas duyguları okşa, “Aslında ben sizleri düşünmüştüm” dalgasına gir, yanlış anlaşıldım bağlarında gezin...
Niye böyle oluyor? Çünkü Arda da Berkay da ergenizm etkisinde.
Ergenizm, yani bir türlü tam yetişkin olamama, büyüyememe halinin sonsuz hali:
Yani bu ülkenin esas derdi.
O yüzden bu iki ‘ergenist’in çarpışması/çatışması hiç bitmeyecek.
Gece kulübüydü, hastaneydi, derken şimdi mahkemeydi...
Çünkü ergenizm alıngandır.
Bir diğerinin sözüne alınır, yumruk atar.
Diğeri onun lafına sinir olur, mahkeme salonunda “imalı protesto” yapar.
Oturup konuşmak, birbirini dinlemek ergenizmin kitabında yazmaz.
Dahası (toplum için en fenası) ergenizm bireyleri birbirlerini hiç sevmez.
Belki bir tek play station oynarken!
Onun haricinde lüks otomobilleri olsun, gece kulübünde “En çok şişeyi bu gece ben açtırdım kanka” tafraları olsun, kızları uzaktan keserken “Bu kız beni görmeli, bu gece otomobilime binmeli” WhatsApp grupları olsun; hep birbirleriyle taşkın bir rekabet içindedir ergenizm bireyleri.
O nedenle Arda’yla Berkay’ın kavgası asla bitmez.
Mahkeme bir ay boyunca karşılıklı PlayStation oynama cezası verirse ikisine, o zaman belki...

Şehir Atlası

Haberin Devamı

 DOLAPDERE’YE AÇILIYOR
Dolapdere’deki galeri hareketlenmesi sürüyor. Arter’in dış cephesi bitti, şimdiden şahane görünüyor. Asıl sürpriz, iş insanı ve koleksiyoner Sarp Evliyagil’in Ankara’da açtığı müzeden sonra şimdi de Evliyagil Dolapdere galerisini açıyor oluşu.
7 Şubat’taki ilk serginin küratörü Beral Madra.
Serginin adı da tam parti ismi, pek sevdim: Karmaşık sorular, büyüleyici yanıtlar.

“YENİ NESİL LOKANTA” HER YERDE
Stil aydınlatmalar, azıcık özenilmiş hoş bir dekorasyon, üzerinde çalışılmış lokal lezzetlerden muhtelif bir menü. İşte size yeni nesil lokanta.
İyisi var kötüsü var, orta hallisi var. Ama artık var da var.
Sadece İstanbul’da değil. İzmir’de de rastlamıştım, geçtiğimiz günlerde gittiğim Antalya’da da Taze adlı restoranı keşfettim. Tamamen dekorasyonu farklı diye içeri girdim ve gayet hoş bir yeni nesil lokanta çıktı karşıma.
Unutmadan, Antalya’da en çok vakit geçirdiğim yerlerden biri de Akra Otel’deki Pablito oldu. Hava bulutsuz ve pırılsa, Bey Dağları’nın manzarası buradan nefis.

 FUZULİ KAFASI
Bebeköy’deki Backyard’ın hemen altında Fuzuli’ye bir yemek çıkışı uğradım. Burası eskiden Backyard’a dahildi, epeydir ise bağımsız bir bar.
Ağırlıklı 90’lar yabancı pop çalıyordu, eğlenceliydi.
Ama ben kendi içimde dans ettim. Kimse dans etmiyordu yine.
Malum, bara gelip yüksek sesli müzik eşliğinde sohbet etmeye çalışmak bir tür milli sporumuz.
Unutmadan, Fuzuli’ye dizi oyuncuları da sıkça takılmaya başlamış.
Bir nevi Chicki Boom havası.

Haberin Devamı

‘Fabrika’dan 39 bin kişi geçti

Mecidiyeköy’deki Fairmont Qasar gökdelenlerinin önündeki eski likör fabrikası aralık ortasında sessiz sedasız bir galeriye dönüşmüştü.
Pilevneli Galeri’nin 10 sanatçı 10 bireysel pratik sergisiyle. Tam da yurtdışı metropollerindeki gibi olmuştu burası. New York’taki Mana Contemporary’nin mikro bir versiyonu gibi mesela.
Gez gez bitmeyen metrekaresi, devasa işleri sergilemeye müsait tavanlarıyla...
Geçtiğimiz pazar buradaki sergi bitti ve sevindirici bir haber geldi: Aralık ortasından bu yana 39 bin kişi gezmiş fabrikadaki sergiyi. Az buz bir rakam değil. Şahane bir rakam! Bu gazla yeni bir sergi daha geliyor. 12 Şubat’ta. Yine Pilevneli Galeri yapıyor. Takipte olun derim.

Yazarın Tüm Yazıları