O anlayışı desteklemiş olmuyor muyuz

Erkan Koçak Köstendil karantina sürecinde ev işi yapmaktan yorulduğunu söyleyip eklemiş:

Haberin Devamı

“Ev kadınlığının ne denli büyük ve zor bir meslek olduğunu öğrendim.
Hiç bitmeyen bir iş var.”
Bir buçuk aydır durumum Köstendil’den farksız.
Gerçekten de evin içinde hiç bitmeyen bir iş var.
Ama “ev kadınlığını”, yani ev içinde karşılıksız yapılan, emekliliği de olmayan tüm bakım ve temizlik hizmetlerini bir meslek olarak tanımlamak mümkün mü?
Böyle yapınca bilinçli ya da bilinçsiz şu cinsiyetçi anlayışı da desteklemiş olmuyor muyuz:
“Evin içi kadına aittir, evi kadın çekip çevirir. Erkeğin alanı ise dışarısıdır.”

O fotoğraf Asmalımescit’te çekilmişti

Bir fotoğraf bağlamından kopunca her türlü algıya müsait hale gelebiliyor. Özellikle sosyal medyada.
Esra Elönü’yle
8 yıl önce bir haber için çektirdiğimiz fotoğraf da bunlardan biri.
Herhalde bu fotoğrafın yıllar içinde bin kez
Facebook tünellerinde, oradan Twitter uzayında, derken WhatsApp gruplarının karadeliğinde başta olmak üzere dolaşmadığı yer kalmamıştır.
Fotoğrafçı arkadaşım Emre Yunusoğlu’nun en popüler fotoğrafı olabilir bu!
Hafta sonu Elönü’nün programına aldığı konuk dolayısıyla bu fotoğraf yine yeniden dolaşımdaydı.
Merak edene olay şu:
8 yıl önce (ne yazık ki artık kapanmış olan) Tempo Dergisi’nin fikriydi:
O dönem “İslami kesimin uzaylısı, anarşist kızı” olarak tanımlanan, ana akımda peş peşe röportajları
yayımlanan Elönü’yle önce onun takıldığı yerlere gidip sosyalleşmek.
Sonra da benim takıldığım yerlerde...
Haberin/fikrin çıkış noktası buydu yani: Dünyaları, yaşam tarzları farklı iki gazetecinin karşılıklı mahalle ziyareti, sosyal yaşam turistliği...
Dolayısıyla haberin içeriği gereği Elönü’nün
sosyalleştiği Fatih At Pazarı kafelerine de gittik. Lena’ya, Pembe Köşk’e...
Hemen ardından
benim hayat tarzımın mekânlarına:
Nevizade’ye, o dönem hayli popüler olan Asmalımescit’teki barlara...
O meşhur fotoğraf da Asmalımescit’teki bardan işte.
Durum budur, dağılabilirsiniz...

Haberin Devamı

Ne yazmıştı?

Bu iki mahalle arası
sosyal hayat turu haberinde hem ben hem de Elönü karşılıklı izlenimlerimizi yazmıştık.
Onun izleniminden bir kuple aktarayım:
“Bir gazeteci olarak ilk defa bara gittim ve kendi üslubumda eğlendim.
Başka bir dünyanın konservesi içinde konservesi kendinden mütevellit bir kutu içinde gibiydim.
Peki ne içtim?
Bol mineralli soda.”

Haberin Devamı

Serenay’ın konuşma stili

Serenay Sarıkaya, Vogue Dergisi’nin instagram canlı yayınında konuşurken “e”lerin dozunu kaçırmış.
Kaçırınca da bu aşırı “e”li stil eski sevgilisi Kerem Bürsin’in konuşma tarzına benzetilmiş.
Oysa konuşmanın sadece bir bölümünde “e”lemeye fazla kaptırmış Serenay.
Bazen hepimize olmaz mı?
Kafan durur, istediğin kelimeyi o an bulamazsın, bir ifade kilitlenmesi yaşarsın.
Serenay’a da bu olmuş, abartmayalım...

 

 

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları