‘Herkes bize en seviyeli versiyonunu göstermeye çalışıyor’

Epeydir bir magazin programının müdavimiyim: Şokopop.


YouTube ve Instagram üzerinden yayın yapan Şokopop’u kafasındaki şapkası ve yüzündeki maskesiyle kim olduğunu bilmediğimiz biri hazırlayıp sunuyor.
Şokopop’un özellikle Zeki Müren, Demet Akalın-Hande Yener videoları çok meşhur.
Ah tabii bir de Gülben Ergen-Seren Serengil serisi!
Bu kanalın benim gibi çok müdavimi olduğunu görünce Şokopop’a mail attım, mini bir röportaj yapalım diye.
Gerçekten güzel şeyler söyledi. Mesela şimdiki magazinin sıkıcılığından bahsetti ve popüler figürler arasında göstermelik bir muhafazakârlaşma olduğunu...
Şimdi söz onda, buyurunuz Şokopop’un şok şok açıklamalarına.

‘Herkes bize en seviyeli versiyonunu göstermeye çalışıyor’

‘Gülben ve Seren ikilisi gerçek takıntım’

◊ Şokopop nasıl ortaya çıktı?
Şokopop’u eğlenmek ve eteğimdeki taşları dökmek için açmıştım. Eş dost sohbetlerinde kendimi kaptırıp saatlerce anlattıklarımı video formatında yayınlayınca çok ilgi çekti ve sonunda işim haline geldi.

◊ “Türkiye’nin en derin magazin çukuru” diyorsun Şokopop için. Hakikaten onca arşiv görüntüyü nereden topluyorsun?
Kullandığım video, fotoğraf ve gazete kupürlerinin sadece küçük bir kısmı kişisel arşivimden. Gerisi internetten. Takipçilerimden de bomba destekler gelebiliyor.

SEVİYE EMİNİM HÂLÂ YERLERDE!

◊ Kimliğini gizleme ihtiyacını neden duydun? Daha mı rahat ediyorsun böyle? 
Biraz özgüvensizlikten biraz da kendimi koruma ihtiyacımdan kaynaklandı. Bugün geldiğim aşamada ‘marketing’in bir parçası oldu.

◊ Yayınladığın o eski magazin videolarına, TV reklamlarına bakınca insan şunu düşünmeden edemiyor: Türkiye’de eskiden çılgın bir özgürlük varmış! Ne diyorsun bu konuda?
Evet haklısın. Türkiye’de cinsel özgürlüğün medya ve sanattaki yansımasının belki de altın çağı 1970’lerden 2000’li yıllara uzanan dönem.
Ancak yine de baş belası toplumsal kodlarımızdan hiçbir zaman tam anlamıyla kop(a)mamış olmamız, sanıyorum bizi bu suni cinsel devrimin öncesine geri taşıdı.

◊ Peki şimdiki magazin daha mı sıkıcı?
Çok ama çok sıkıcı! Herkes olabildiğinin en seviyeli, en hanımefendi-beyefendi versiyonunu bize göstermeye çalışıyor.
Oysa seviye eminim hâlâ yerlerde! Magazinde göstermelik bir muhafazakârlaşma söz konusu.

◊ 140journos ile işbirliğinin sebebi ne? Orada beraber neler yapacaksınız?
140journos’la Türkiye’yi anlamak için güçlerimizi birleştirdik. Beraber bir ekip oluşturuyoruz Şokopop videoları için.  

‘Herkes bize en seviyeli versiyonunu göstermeye çalışıyor’


HANDE VE DEMET SERİSİNİN NEDENİ

◊ Hande Yener-Demet Akalın kan davası videoları en büyük eserin! Bu ikiliye takıntılı mısın yoksa çok ilgi gördüğü için mi devam ettin?
Bu ikiliye karşı olan takıntım öyle pek abartılacak cinsten değil. Ama Seren-Gülben ikilisine olan takıntım gerçek bir takıntı!
Hande ve Demet ise pop müziğin son 15 yıldaki çizgisini özetleyen iki sembol. Onları konu etmemin sebebi bu.

◊ Magazinin sence şu an ihtiyacı olan şey ne? 
Bence magazinin ihtiyacı olan derslerine iyi çalışan magazinciler. Olayları sadece bugün ortaya çıkıvermişçesine değil, tarihsel bağlamında ele almak gerek.
İşte o zaman büyük resim ve gerçek eğlence ortaya çıkıyor! Bir de cinsiyetçi, homofobik ve transfobik dili tarihe gömeceğimizi umuyorum.

X

Yazlık havadislere devam

Bu yaz Bodrum’da çok fazla proje var. İlk Bodrum havadislerini hafta içi yazmıştım. Bugün hem Bodrum hem Çeşme-Alaçatı yenilikleriyle yaza yavaş yavaş selam çakma zamanı...

AZUR DA BODRUM’A GELİYOR
Yeniköy’deki yeni nesil deniz mahsülleri restoranı Azur, bu yaz Yalıkavak’a iniyor.
Gökçebel’deki eski tersanenin oraya, Barboom’un olduğu koya konuşlanacak olan Azur’un en büyük artısı günbatımını çok iyi yakalayan bir noktayı seçmesi.
Yazın en iyi mekanı olmaya şimdiden aday Bodrum Azur.
ALAÇATI’NIN “LUCCA”SI OLABİLİR
Arnavutköy’deki Angelo’nun ortaklarından Ozan Balaban’la Caddebostan’daki Neni Brasserie’nin sahipleri bu yaz Alaçatı’da bir mekan açmak için ortaklık yaptı.
Mekanın ismi, Cherie.

Yazının Devamını Oku

Galiba biraz ‘paslanmışız’

Restoran ve kafelerle yeniden buluştuk.Ya mahalle kafesine gidip hemen bir kahvaltı keyfi yaptık.

Ya da akşamüstü arkadaşımızla buluştuk ve bir masada oturarak muhabbet etmenin tadına vardık aylar sonra.
Benim bu ikinci açılma günlerinde ilk hissettiğim şu oldu:
Herkes yorgun gibiydi.
Psikolojik bir yorgunluk bu.
Hem mekancılar hem de biz müdavimleri.
Bana “paslanmışız” gibi geldi.
Pratiğimizi kaybetmişiz sanki.

Yazının Devamını Oku

Yazlık Bodrum haberleri

Hafta sonu Bodrum’da hava 20 dereceye kadar çıktı. Haliyle ortam yaz başı gibiydi. Konuşulanlar da yaza dair yeni şeylerdi. İşte o yeni şeylerden bazıları...

◊ PAPERMOON VE SUNSET GELİYOR

Geçen yazın en sükseli yerlerinden biriydi Bodrum Loft.

Şef Yılmaz Öztürk’ün Loft Elia restoranı, pandemi nedeniyle talep patlaması yaşayan evleri ve Maça Kızı’nın Loft içinde yer alıp almayacağı meselesiyle hep dillerdeydi burası.

Bu yaz da öyle olacak gibi.

Çünkü daha yaz başlamadan Lucca’nın Loft’ta açılacağı dedikodusu yayıldı etrafa.

Kısa sürede bu dedikodunun gerçekleşmeyeceği ortaya çıktı.

Ama şimdi kesinleşen iki yeni olayı var Loft’un:

Papermoon

Yazının Devamını Oku

Kerimcan’ın finalde verdiği mesaj

Yerli popüler kültür aleminde hafta sonu tek bir isim konuşuldu:Kerimcan Durmaz.

Sosyal medya fenomeninin ilk şarkısının videosunda ne ararsanız vardı. Abartı, şaşaa, bolca lüks marka, uyumuna şapka çıkardığım şahane bir ‘kitsch’lik, ayrıca çılgın ve kendine özgü bir dünya.
Benzeri yabancı videolarda (Misal: Cardi B’nin WAP videosu) ne varsa Kerimcan da aynı matematiği uygulamış.
Hatta daha ileri gidebilirmiş ama bir noktada kendini durdurmuş sanki.
“Şimdilik bu kadarı yeter” demiş.
Videonun finaliyle verdiği mesaj ise açık:
Yarattığı dünyanın devamını getirecek ve bu kez daha da cesur olacak...
Tek bildiğim şey şu: Videoyu canım sıkıldıkça açıp açıp izliyorum. Çok iyi geliyor!

Çok iyi dans ediyor

Yazının Devamını Oku

Kripto sanat pazarının yıldızı Beeple

Düne kadar kendine asla “sanatçı” demiyordu.

Hatta kendi halinde web sitesi ve Instagram’ında takılıyordu diyebiliriz.

Ama aralık ayında dijital eserlerinden kazandığı toplam para 3.5 milyon doları bulunca işler tabii ki değişti.

Mike Winkelmann’dan bahsediyorum, namıdiğer Beeple’dan.

Şu anda herkesin konuştuğu bu ilginç adamın eserleri, geçen perşembe günü Christie’s müzayede evinde de açık artırmaya           sunuldu.

12 Mart’ta sona erecek olan açık artırmanın heyecanı süredursun, Winkelmann’ın sanat dünyasının dengelerini sarsan ilham verici hikâyesine bir göz atma zamanı...


Mike Winkelmann

HER GÜN BİR BAŞKA ÇİZİM

Yazının Devamını Oku

Bu hafta sonu neredesiniz

Geçen hafta sonu İstanbul’da yasak fiilen yok gibiydi.

Muhtemelen bu hafta sonu da öyle olacak. Herkes kendini dışarıya atacak.
Çünkü durum şu:
Depresyondayız!
Duygular karmakarışık.
Kendini her saat dışarı atma isteği de bu karmaşıklığın belirtilerinden.
Misal: Önceki gün Maçka Demokrasi Parkı’nın oradan yürüyorum.
Yazın bile böyle kalabalık görmemiştim parkta.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’nın global açılımı nasıl olmuş?

Warner Music Turkey, Aleyna Tilki’nin bugün yayınlanacak ilk uluslararası teklisi “Retrograde”in videosunu 2 gün önce bana izletti. O zaman video ve şarkıya dair taze taze yorumlarıma buyurun...

1. Alice’in beyaz tavşanı izleyip tuhaflıklarla dolu bir diyarın ortasına düşmesi gibi, Aleyna kariyerinin başından beri onu yalnız bırakmayan dev pembe ayısından yine vazgeçmemiş. Klip onunla açılıyor! Ama bu son galiba. Dev ayı videonun sonunda yok oluyor.

Mecazi sonuç: Aleyna global sulara açıldı ve artık bu diyarda tamamen kendi kanatlarıyla (kılavuz ayısız) uçacak diyebiliriz.

2.Şarkıyı sevdim. “Buralardan” değil, dibine kadar “oralardan” bir şarkı.

Şarkının matematiği, ritmi, ruhu, huyu, suyu Amerika ve İngiltere pazarına göre.

O pazarlar düşünülerek yapılmış, üretilmiş. Tek dezavantajı şu olabilir:

Bu tür şarkılardan oralarda çok var. Tutması, dolaşıma girmesi Aleyna’nın ışığına bağlı...

3. Şarkının sözlerinde Dua Lipa’nın da imzası var. Onun detayı ise aşağıda, bir sonraki yazıda...

Yazının Devamını Oku

Kenan Doğulu ve Teoman’ın yorumlarını mı beğenmedi?

Nükhet Duru’nun “Hikâyesi Var” albümünün hazırlanma sürecini anlatan “Duru Olmak” belgeselini izlerken ekranda aniden şöyle bir ibare beliriyor:

“Bu şarkının bestecisinin kayıtlar sona erdikten sonra iznini geri çekmesi sonucu, bu sahnede ses kullanıla-mamaktadır”.

Bahsedilen şarkı, “Ben Sana Vurgunum”.

Bahsedilen besteci, Ali Kocatepe.

Belgeselde zaten o kayıt anlarını “sessiz” izliyorsunuz.

Teoman ve Nükhet Duru albüm için stüdyoya girip “Ben Sana Vurgunum”u söylemeye başlıyor, sonrası yok. Şarkıyı duyamıyorsunuz.

Meğer sadece bu kadarla kalmamış.

Meşhur

Yazının Devamını Oku

Berkcan ve Reynmen’lerin tek arzusu

YouTube’un içerik üreten ilk ünlü genç kuşağı yazılı ve görsel medyaya hep mesafeli oldu.

Reynmen mesela, 2019 yılında Ayşe Arman’a “abla” diyerek hitap ettiği röportajda şöyle diyordu:

“Medya, beni kendi kodlarıyla konumlandırmak istiyor...

Benim niyetim, kendi patronum olmak ve sosyal medyada eğlendiğim işi yapmak.”

Aynı içerik kuşağının bir başka popüler üyesi Berkcan Güven de bu mesafeden bahsetmiş.

Hakan Gence’yle yaptığı hafta sonu röportajından aktarayım:

“Tanımadığım birine röportaj vermek istemiyorum.

Bana bir şey katacağını düşünmüyorum.

Ama tek görünmek istemediğim yer var, o da televizyon.

Yazının Devamını Oku

Seyahat için aşı pasaportu gerçek oluyor

1 yıl önce, yani pandeminin ilk ayak sesleri duyulduğunda yapılan seyahat öngörüleri bir bir gerçeğe dönüşüyor.

Daha o zamanlar “gelecekte aşı pasaportuyla gezilecek” diye varsayımlarda bulunuluyordu.
O varsayımlar ete kemiğe bürünmeye başladı bile.
Amerika, koronavirüs aşı sertifikalarının dijital versiyonlarını üretme konusunu değerlendiriyor.
Danimarka, önümüzdeki 3 ay içinde vatandaşların aşı olduklarını göstermelerine izin veren bir dijital pasaport çıkaracağını söyledi.
Aşı pasaportu öneren sadece hükümetler değil.
Kâr amacı gütmeyen İsviçreli Commons Proje Vakfı, CommonPass adlı dijital bir sağlık pasaportunu test ediyor. Bu pasaporttaki QR kodunu göstererek sınırlardan geçiş yapılabilmesi için...
Etihad Havayolları ve Emirates ise aşı ya da test olunduğunu gösteren, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından geliştirilmiş dijital seyahat kartını kullanmaya başlayacağını açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Yeter ki orada bir şey açık kalsın…

Son bir haftadır eski tarihli bir diziye, “Outlander”ın batağına saplanmış durumdayım.

Çünkü her sezonu en 13-14 bölüm. Ayrıca dizi beş sezon.

Yetmedi, altıncısı da şu sıra başlıyormuş.

Neden “Outlander”a takılıp kaldım?

İzleyecek dizi bulamamaktan. Ya da her şeyi izleyip bitirmiş gibi hissetmekten...

Bir yandan Outlander her tadı barındıran bir yapım.

Restoranların “dünya mutfağı” dedikleri türden.

Kurul kanepeye, hem başka bir dünyaya ışınlan (18. yüzyıl İskoçyası) hem de birbirine fazlasıyla aşık iki karakterin bitmeyen maceralarıyla savrul dur.

Oysa dizi izleme potansiyelimin sonuna geldiğimi, artık çok sıkıldığımı filan düşünüyordum.

Yazının Devamını Oku

Daha bunun ‘Diletta Türkiye’de’ kısmı var

Türk magazin alemi yatıp kalkıp Can Yaman’a şükretmeli.

Çünkü ne varsa yine onda var.
İtalya’da olduğu halde buralardaki magazin kuraklığının yeşermesine sürekli katkıda bulunuyor.
Hatta öyle ki, hızına yetişmek mümkün olmuyor.
Daha dün spor spikeri Diletta ile sevgili olduğu kesinleşmişti.
Derken uçaklarda uçurulan evlilik teklifi geldi.
Allahtan İtalya’da Boğaz Köprüsü filan yok, köprüye lazerle “Benimle evlenir misin” yazdırabilirdi Can Yaman. İtalya ucuz kurtuldu.
Neyse işte, bu teklifin üzerinden de çok geçmedi, evlilik töreninin Sicilya’da yapılacağı söylendi.

Yazının Devamını Oku

Seyahat konusunda tahminler ‘belirsizliğe’ teslim

Aralık ayında aşının da bulunmasıyla beraber peş peşe “2021’de seyahat şöyle olacak, böyle olacak” yazıları okuyordum. Yazılar temkinliydi ama aynı zamanda umut doluydu.

Hatta ben de PhocusWire’da yayınlanan bir yazıdaki olası trendleri aktarmıştım.
Şimdi ise yeniden bir belirsizlik içine düşülmüş durumda.
Mutasyondu, aşı temininde yaşanan sıkıntılardı derken, turizm sektörü seyahatin geleceğine dair tahminde bulunmaktan kaçınıyor.
En kötüsü bu galiba.
YAVAŞ SEYAHAT NİHAYET ANLAM KAZANABİLİR
Benim gördüğüm ön plana çıkan tek bir şey var; o da turizm sektörünün pek sevdiği bir tanım olan “yavaş seyahat”.
Deniliyor ki, 2021’de nihayet bu kavram bir anlam kazanabilir.

Yazının Devamını Oku

Bir uyanmışız 1987’deyiz...

Bu yazının yayınlandığı gün kar yağışındaki durum ne bilemiyorum.

Ama günlerdir bir kısım meteorolog çok iddialıydı:
“Dikkat 1987 kışındaki kar yağışı gibi olabilir.”
1987 kışı denilen, anlata anlata bitirilemeyen o meşhur kışta şunlar olmuş İstanbul’da:
◊ 10 gün boyunca kar fırtınası olmuş.
◊ Saatte 80 kilometreye çıkan rüzgâr varmış.
◊ Şehrin elektrik ve telefon şebekesi çökmüş.
◊ Ayrıca barajlardan biri arızalanınca şehir susuz kalmış.

Yazının Devamını Oku

Pek sevgili Sevgililer Günü’ndeyiz

Asla bana göre değil” desen de, “Çok banal buluyorum” diye söylensen de, günümüzde markaların elinde oyuncak olsa da, bugün o kutlu gün işte:

Sevgililer Günü.

Sevgilisi olanın da olmayanın da bir şekilde etkilendiği o aşk bombardımanı günü.

Kaçış olmadığına göre zevk almaya çalışmak lazım.

Mesela...

SEVGİLİN VARSA

◊ Halihazırda sevgilin varsa, bugün onun için farklı bir şey yap.

Rutin dışına çık.

En çok rutin öldürür ya aşkın gidişatını...

Yazının Devamını Oku

İzmir’deki o köprüde gün batımı

Tam da Alaçatı’da kopan hortum öncesi, akşamüstü İzmir’deydim. Bostanlı sahilinde bir ahşap köprü var. İzmirli arkadaşlarım dedi ki, “Orada buluşalım, pek güzeldir”.

Tamam dedim, Urla’daydım o sırada.

Can Ortabaş’ın yüzlerce palmiye çeşidi dahil nefis bitkiler barındıran botanik çiftliğinde, yani Uzbaş Arboretum’da...

Oradan yola çıkıp bir anda İzmir trafiğinin içine düştüm.

Navigasyon sonunda Bostanlı sahiline kadar getirdi beni.

Önce anlamadım, “Neden burada buluşalım dediler acaba?” diye.

Ahşap köprüyü görünce anladım.

Gün batımı ve denize karşı şahane bir sosyalleşme noktasıymış meğer burası.

Sırtımı köprüye dayayıp hem insanları hem denizi seyre daldım.

Yazının Devamını Oku

Yaşadığın evin alternatifi aslında ne?

Eve kapandığımız ilk dönem durumdan memnundum.

Sosyalleşmemek iyi gelmişti.

İlerleyen günlerde, nisan ortası filan, bu kez evle aşırı ilgilenmeye başlamıştım.

Her detay gözüme çarpmıştı.

Mesela haftada iki-üç kez evin şeklini değiştirmek sıradan bir hobim haline gelmişti.

Sonra yaz geldi, açıldık saçıldık.

Evle ilişkim az da olsa normale döndü.

Eskiden nasılsa öyle: Kafeye git, arkadaşlarınla buluş, spor yap ya da şehir dışına çık, gez toz. Eve arada bir uğramaca yani.

Ardından ikinci kapanma dönemi geldi ve

Yazının Devamını Oku

Heyecan verici yeni şarkılar

Güzel haber: Yerli müzik aleminden peş peşe iyi işler yağıyor üzerimize.

Üstelik şarkıların paketi, yani videoları da iyi.

Mesela Dolu Kadehi Ters Tut grubunun “Islansın” şarkısına çekilen video.

Kostümünden mekanına, anlattığı kısa hikâyeden çekimlerine kadar nefis bir iş.

Şarkının retro dans sound’una da değinmeden olmaz.

Dans etmeyi, olmadı şöyle bir kıpırdanıp kendine gelmeyi motive eden bir enerjisi var.

Ayrıca, sadece Türkçe pop söyleyen erkek şarkıcıların tekelindeymiş gibi görünen erotizm soslu sözleri söylemesi de iyi olmuş grubun...

O eski melankolik dalgalanmalarına mola vermesi de.

BEGE VE EMİR TAHA

Yazının Devamını Oku

Test yaptırdım, buluşalım...

Önce “Hepimiz test yaptırdık ve doğum günü kutlamam için bir araya geldik” diyen Belçim Bilgin...Sonra da “Testlerimiz negatif çıkınca arkadaşlarımla buluştuk” diyen Burcu Biricik...


Sosyal medyadan onlara çemkirip söylenenler oldu, ama artık bir yere varmayan bu tartışmaları bırakmamız gerekiyor galiba. Çünkü en başta çemkirip eleştirenler kendi arkadaş gruplarıyla bir araya geliyor aslında. Test filan da yaptırmadan. Ayrıca negatif çıkan test sonucunun “buluşmayı aklamak için bir gerekçe” olarak sunulmasına hiç gerek yok.Çünkü gerçekçi olalım, sadece üç-beş ünlü insan değil, herkes yakın arkadaşlarıyla evlerinde ya da parkta, sokaktaki köşe başında görüşüyor zaten.Önemli olan aradaki sosyal mesafeyi koruyarak konuşmak ya da maskeyi hiç çıkarmamak... Buna da herkes dikkat ediyor aslında. Kimse çocuk değil. Ayrıca aradan bir yıl geçti. Salgınla yaşamayı ve nasıl korunacağımızı öğrendik. Şu herkesin birbirine manasız çemkirmesinden ve aynı konuşmaları dönüp dolaşıp yapmasından sıkılmadık mı? 



Enerji santralinin dik çatısına park yapan o tasarımcı

Ünlü tasarım yarışması Asia Young Designer Awards, kısa adıyla AYDA’ya bu yıl Türkiye’den de mimarlık öğrencileri katılabilecek.

Yazının Devamını Oku