GeriOnur BAŞTÜRK Gece hayatında son durum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gece hayatında son durum

Sosyalleşmek, birilerini görmek ya da görünmek, biraz eğlenmek ve tabii yemek yemek... Peki sokakta neler oluyor? İşte son durumun bir özeti...

◊ YENİ EĞLENCE BİÇİMİ TAM GAZ
Erken saatlerde Türkçe popla eller havaya coşmasına bağlayan modern meyhane akımı hızla devam ediyor.
Bu mekanlara ilginin nedeni belli:
Yemeği makul fiyatlara sunuyorlar...
Eğlence geç saatleri beklemeden hemen başlıyor...
Hem yemek hem de eğlence bir arada sunulduğu için tercih sebebi oluyor...
Özellikle de gruplar halinde kutlama yapmak isteyenler direkt bu tarz yerlere akın ediyor...
Kısacası hem ekonomik nedenler hem de eğlence biçiminin verdiği “her şey bir arada” çözümü modern meyhaneleri daha çok yükseltiyor.
◊ BİR TIK ÜSTÜ DE VAR
Modern meyhanelerin bir tık üstü de var.
Yemeğin daha iyi, müziğin ise DJ’e değil canlı müzik performansı yapan sanatçıya emanet edildiği mekanlar...
En popüler örnekleri People, Alancha, Meftun ve Salon by Angie adıyla bu çizgiye evrilmeye hazırlanan Fenix...
◊ KADINLAR KADINLARDAN ŞİKAYETÇİ
Hep yazıp çizdiğim bir şey: Balıkçısından meyhanesine, kalburüstü mekanından kokteyl barına kadar tüm mekanlarda ağırlık kadın gruplarında.
Bir bakıma mekanların kurtarıcısı gibiler.
Ama bu kadın gruplarından en çok şikayet eden de yine kadınların kendisi!
Önceki gece gittiğimiz bir mekana girer girmez kadın arkadaşlarımın hepsi söylenmeye başladı, “Burası da kadın dolu” diye.
İlginç bir çelişki ama durum böyle: Kadınlar, kadın gruplarını görmek istemiyor.
Benim kadın gruplarından tek isteğim ise şu: Mekanda sadece onlar varmış gibi öyle yüksek sesli konuşuyorlar ki bazen...
Tüm özel hayat detaylarına hakim oluyorsun bir süre sonra.
◊ HAFTA SONUNUN YILDIZI: WU BOMONTİ
Hafta sonu şahane bir mekan keşfettim. Üstelik daha ilk gecesinde.
Bomonti’deki The House Residence’ın altına konuşlanmış olan Wu; hem kokteyl bar hem suşiciymiş.
Suşisini filan tatmadım ama Wu’nun yüksek tavanlı ferah ambiyansını, müziğini ve kitlesini sevdim.
Siyah vapur
Önce “Eyvah, yanmış!” galiba diye düşündük.
Sonra aramızdan biri, “Yok yahu, bu siyah vapur” dedi.
Meğer gerçekten de vapurun rengi siyahmış.
Dün ilk kez Boğaz’da geçerken gördüm siyah vapuru. Şehir Hatları’ndan satın alınmış.
Tarifeli seferlere açık değjl.
Boğaz gezisi ve özel organizasyonlarda kullanılıyor.
Ben çok sevmedim bu siyah vapuru, beyazlara alıştığımız için belki de...
Gece hayatında son durum

Hafta sonu nerede...
◊ SOSYALLEŞTİM...
Menüsünü ve kendini yenileyen La Boom’da, Arnavutköy’deki Revma Balık’ta.
◊ İYİ HİSSETTİM...
Onlarca bitkinin arasında dolanıp durduğum Kandilli Botanik’te.

X

Resmen yaş zorbalığı

Tatlı bir pandemi kapanması sabahından herkese merhaba.


Böyle televizyon spikeri ya da YouTube kanalını yeni açmış ergen tadında sesleniyorum, çünkü galiba bu son kapanma iç kararmasına da neden olmaya başladı.
Bu iç kararmasının aydınlanma çaresi, merhemi kişiden kişiye değişir tabii, ama bana iyi gelen nitelikli bir şey okumak mesela. Son günlerde okuduğum güzel işlerden biri ise L’Officiel dergisindeki Zuhal Olcay röportajıydı. İnan Kırdemir yapmış.
Şöyle diyor Olcay röportajın bir yerinde:
“Bundan iki yıl önce geçmişte olan bir şeye verdiğim anlam iki yıl sonra değişiyor ve bütün hikâyeyi baştan aşağı yeniden yazmak durumunda kalıyorsun. Anlam yüklediğin olayların gerçekte öyle olmadığını görüyorsun. İnsan denen bu kompleks yaratık hem her şeyi çok hızlı tüketip hem de o beynini didik didik eden şeyleri tüketmelere doymuyor.”
O zaman Zuhal Olcay’a bu noktada bir ekleme yapmak isterim:
İnsanın hayatta kalma nedeni olaylara yüklediği anlamların zaman içinde farklılaşması olabilir mi? Eğer farklılaşmasaydı yaşamak bir ızdırap haline gelirdi herhalde.


Yazının Devamını Oku

Yetişkinlerin pandemi sıkıntısı: 20 yaş fotoğrafları

Sosyal medyadaki 20 yaş challenge’ı şunu gösterdi: Yetişkinler fena halde sıkılmış pandemiden.

Ünlüsünden ünsüzüne herkes, eğer telefonunun bir köşesinde bunca zaman özenle saklamadıysa, eski fotoğraf albümlerini karıştırdı ve 20’li yaş fotoğrafını bulup paylaştı.
Şu devirde az çaba mı?
Ben kanepeden kalkıp koltuğa geçene kadar yarattığım çaba enerjisine hayran kalırken...
Neyse, demek ki herkes gerçekten sıkılmış ve eğlenmek istedi.
Evet, eğlenmek. 20’lik fotoğrafla bugünü kıyaslayıp acımasızca, gayet basit bir seviyeden eğlenebilmek için:
◊ O zamanlar kel değilmiş, saçı varmış.
◊ Ne tipsizmiş, şimdi en azından bir şeye benziyor.

Yazının Devamını Oku

‘Ruhsat saatlerine geri dönülmeli’

90’lar başında yayınlanmış, sinir bozucu şekilde dile takılan Şener Şen’in oynadığı “aç-kapa” reklamında olduğu gibi bu kapanmanın da bir açılması var. Yeme-içme sektöründe şimdi bu konuşuluyor, “Açılma bu kez nasıl olacak” diye.

Kademeli açılmanın sinyalleri verildi. Son sırada yine mekanlar var.
Görünen o ki onlar için tam açılma mayıs sonunu bulacak gibi.
TURYİD (Turizm, Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği) Başkanı Kaya Demirer’e sordum, “Bu yeni açılmayla birlikte sektörün beklentileri neler” diye.
Demirer’in üzerinde durduğu en önemli konu “ruhsat saatlerine geri dönülmesi” oldu.
Malum, geçen yaz açılmayla birlikte tüm mekanlar 24.00’a kadar açık kalabilmişti.
Nitekim konuştuğum çoğu mekan sahibi de en çok saat kuralı konusunda dertli.
“Yeni açılmayla beraber bir de 22.00 kuralı gelirse biteriz” diyorlar.

Yazının Devamını Oku

Parti denemesi mi dediniz?

İspanya’dan sonra İngiltere’de de sosyal mesafesiz ve maskesiz bir parti denemesi yapıldı. Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı Liverpool’daki partiye gelenler negatif test şartıyla alana alınmış. Beş gün sonra da tekrar test yapmaları istenmiş.

Parti denemesine öncülük eden sağlık yetkilileri sonuçtan emin:

Katılımcıların beş gün sonraki testi de negatif çıkacak diyorlar.

Hani daha önümüzdeki nur topu gibi bir 15 günlük kapanma varken bu tarz parti denemesi haberlerini okumak pek de hoş olmuyor. İnsan özeniyor.

3 bin kişilik bir partiye pandemi olmasa da canım katılmak istemezdi. Ona eminim.

Esas özendiğim şu: Pandemi konusunda bir sonuca ulaşılması, mesafe kat edilmesi ve böyle denemeler yapılmaya cesaret edilmesi.

Bir de bize bakıyor ve açıkçası umutsuzluk kuyusuna düşüyorum.

Bu gidişle bu yılın sonuna kadar daha çok açılma kapanma yaşarız gibi geliyor.

Az insanlı yalnızlık kümeleri

Yazının Devamını Oku

Dizi dizi diziler arasında

O diziden bu diziye peş peşe serbest dalış yaptığım günlere geri döndüm.



Mecbur, çünkü evdeki dört duvar arasından çeşit çeşit paralel evrene en şipşak geçiş aracı diziler.
Misal: Burcu Biricik şu sıra favorim.
Önce “Fatma” adlı dizisini izledim.
Ardından “Camdaki Kız”a tam orta yerinden başladım.
Her dizide ayrı ayrı travmalara sahip karakterleri oynuyor Burcu Biricik.

Yazının Devamını Oku

Hay manzaranıza...

Bülent Cankurt’un yazısından öğrendim.

İş insanı Selim Hamamcıoğlu oturduğu evin manzarasını kapadığı için bir ağacı kesmek istemiş.
Site yönetimi izin vermeyince de yöneticiyle kavga etmiş.
Daha sonra olayın kamera görüntüleri WhatsApp gruplarına düşmüş.
Herhalde en şımarık şehirli mevzularından biridir, “Bu ağaç manzaramı kapatıyor” mevzusu.
Neden o deniz manzarasının illa pürüzsüz olması istenir?
Neden sağdan soldan fışkıran bir ağaç kadraja giriyorsa hemen gıcık olunup neredeyse balta almak suretiyle kesip biçme arzusuyla yanıp tutuşulur?
Ki bunu da en medeni, en çevreci görünenler yapar genelde.

Yazının Devamını Oku

Kapanmadan hemen önce Bodrum ve İstanbul

Kapanmaya saatler kala...

İstanbul’dan gelen trafik görüntüleri sıradan bir kıyamet filminden fırlamış gibi.

O sırada Bodrum’dayım, havalimanına gidiyorum.

İstanbul trafiğinin bir benzeri Bodrum’un her tarafında oluşmuş durumda.

“Tam kapanma festivali” gibi ortam, bitmeyen bir son dakika şenliği.

Bir yanıyla turizmi kurtarma hedefi olan bu kapanma vesilesiyle herkesin güneye akın ediyor oluşu ekstra ironik.

Herkes İstanbul’dan kaçarken İstanbul’a dönmek ise tatlı bir duygu kaosu.

Uçak neredeyse boş.

Yan koltuğum, yan koltuğumun koltuğu.

Yazının Devamını Oku

Tam kapanma günleri sayıklamaları

Malum kararlar açıklanınca bir an restoranların paket servisi de bitti sanıp kendi iç kuyularımda dedim ki, “Galiba aç kaldım.”


Oysa ilk karantina döneminde, yani geçen yıl bu zamanlar, gönüllü mutfak kölesiydim.
Yemeğimi kendim yapıyordum. Dışarıdan hiçbir şey sipariş etmiyordum.
Nedenini hatırlayın; o dönem restoranların mutfağından yemek yemeye korkuyorduk, virüs bulaşır diye.
Korkularımız akıllı telefonlar gibi sürekli güncelleniyor, şimdi öyle bir korkumuz yok mesela.
Neyse, gönüllü mutfak kölesi olduğum o haftalarda sağlıklı şeyler yiyeceğim diye -yine kendi kuyularımda- tutturmuştum.
Siyah pirinç bazlı her türlü salata favorim olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Eyvah, emlakçılar da NFT’yi keşfetti

Bir evi satmak için NFT’yi nasıl kullanırdınız?

Kaliforniyalı bir emlakçı olan Shane Dulgeroff gayet akıllıca bir çözüm bulmuş.
Elindeki satılık evlerden birini NFT destekli bir sanat eserine dönüştürmüş!
Evi esere dönüştüren elbette emlakçının kendisi değil.
Bu iş için Amerikalı bir grafik tasarımcı olan Kii Arens ile anlaşmış.
Arens da 45 saniyelik bir video eseri yaratmış.
Eserde öyle aman aman bir durum yok.
Göz alıcı renklerden oluşan, uzaylıların dikizlediği bir satılık ev kurgusu.

Yazının Devamını Oku

Yapay zeka ürünü portreleri haziranda görebileceğiz

Haziran ayı başında fiziki olarak gerçekleşecek Contemporary İstanbul’un (CI) “Plugin” bölümünün bu yılki ağır topu Mario Klingemann. Kendini “bilgisayar programcısı, yaratıcı bir sanatçı ve bir tutam da bilim insanı” olarak tanımlayan Alman sanatçı Klingemann’ın en çok ses getiren çalışması “Memories of Passersby I”.

Çalışmanın başrol oyuncusu ise 50’lerdeki eski radyolar gibi giydirilmiş bir yapay zeka makinesi!
Bu makinenin bağlandığı iki adet dijital çerçeve var.
İşte o çerçevelerde makine yazılımının o anda ürettiği kadın ve erkek portreleri sergileniyor.
Klingemann, yapay zeka yazılımı için Google tarafından geliştirilen ve günümüzdeki en gelişmiş yazılımı olan BigGan teknolojisinden yararlanmış.
355.7 milyonluk devasa bir veri havuzunu aynı anda tarayıp anlık çıktı sağlayan bu yazılım sayesinde daha önce hiç var olmamış yeni insan suretlerinin yaratılışına tanıklık ediliyor bu sayede!
Mario Klingemann’ın bu işini canlı canlı görmek için sabırsızlanıyorum.

İlhamını Büyük İskender’den alıyor

Yazının Devamını Oku

‘Ex-Survivor’cıdan bireyin gücü kitabı!

Geçen yılın Survivor yarışmacısı Barış Murat Yağcı kitap çıkarmış.


“Her Şeye Rağmen” adlı kitap şöyle tanıtılıyor:
“Bireyin gücü, iradenin otoritesi ve sorgulama sanatı üzerine inşa edilmiş bir başucu rehberi.”
Bitmiyor, maalesef devamı var:
“Z kuşağının anti-otoriter ruhuna kalp masajı yapacak bir kitap.”
Ah bir de, “Acılar tembel insanın bahanesidir.”
Ama burada da

Yazının Devamını Oku

“Şeyma’nın Hayatı”nda yeni sezon

Doğruya doğru, Şeyma’nın hayatını izlemek zevkli.

Nefret eden de nefes almadan izliyor; çemkiren de, gizli gizli özenen de...
Sadece kimse itiraf edemiyor.
Ben en son Şeyma’nın insta hayatı dizisinin İtalyan DJ sezonunda kalmıştım.
Mısırlı milyarder sezonunu geç de olsa yakaladım.
Uçak kapatma hadisesinden tropik adadaki romantik tatil atmosferine kadar artık her şeye hakimim.
Başım göğe ermedi ama Şeyma’nın pembe dizi tadındaki hayatını da seviyorum.
Tek sıkıldığım nokta, insanlar onu yüklendikçe “Ben bunu hak ediyorum, ben iyisine layığım” diye coşarak “ben, ben, ben” dansı yapması, ki buna hiç gerek yok.

Yazının Devamını Oku

Moda Haftası neden en başa döndü?

İstanbul Moda Haftası geçen hafta ikinci kez dijital olarak sessiz sedasız yapıldı ve bitti.

Üstelik bu kez dünyadaki önemli moda haftalarının hepsinin (60’dan fazla olduğunu belirtiyorlar) sponsoru olan Mercedes de yoktu, sponsorluktan çekilmişti.
Artık moda haftasının adı sadece “Fashion Week İstanbul”.
Mercedes sponsorluktan çıkınca yıllar önce İTÜ’de başlayan o ilk moda haftası kıvamına geri dönülmüş oldu.
Oysa uluslararası radara, takvime girmek için bu sponsorluk önemliydi, yıllarca beklenmişti.
Hatırlıyorum, bu işbirliği ilk gerçekleştiğinde herkes mutlu ve heyecanlıydı.
Nihayet dünya moda haftaları radarına girilmişti.
Şimdi neden böyle oldu peki?

Yazının Devamını Oku

Bir ‘ev sosyali’nin notları

Geçtiğimiz günlerde bir grup tanıdıkla sokakta karşılaştık.

Hepsi köpek gezdiriyor, bir ben köpeksiz.

Neyse.

Epeydir karşılaşılmadığı için ilk soru şu oldu:

“Kimler korona geçirdi?”

Geçirenler “Oh bitti, sıramı savdım” havasındaydı. Üstüne antikorlarını da sıraladılar.

Benim gibi yakalanmamış olanlara da farkında olmadan bir “Aa nasıl yani?” tavrı takınıldı.

Hele bana ultra şaşırdılar, “O kadar yere girip çıkıyorsun, yuh!” diyerek.

Malum, böyle bir algı etiketim var,

Yazının Devamını Oku

Bu yaz onlara rastlayabiliriz: Plaj yakalılar

Geçen yaz aniden normalleşmiş ve plajları doldurmuştuk.


Bu yazın nasıl olacağına dair sorular havada uçuşadursun, ilginç bir işbirliği ilk işaret fişeklerinden biri oldu.
Yeni nesil çalışma alanları yaratan Han Spaces, bu yaz Çeşme Dalyan’daki popüler plaj Momo’nun içinde açılıyor.
Plajın bir köşesinde açılacak Han Spaces, bilgisayarını kuma bulamadan bir köşede sessizce çalışmak isteyenler için düşünülmüş.
Anlaşılan o ki bu yaz plajlarda mesafeli eğlenmeye çalışanlar kadar bilgisayarını kucağına alıp çalışan bikinli/mayolu “plaj yakalılar”ı da sıkça göreceğiz.

Güneş enerjilerinin ortasındaki ‘Vaha’

Sahra Çölü’nün girişine konumlanmış, büyüklüğü 3500 adet futbol sahasına denk düşen Fas’taki meşhur Noor-Ouarzazate güneş enerjisi kompleksine bir rakip geliyor.

Yazının Devamını Oku

Gizemli Türk ‘Pak’ın 16 milyon dolarlık ‘Fungible’ı

Her yerde benzer yazılar çıkıyordu:“Şubat ve mart ayında yüksek satış rakamları yakalayan NFT pazarı düşüşe mi geçti, yoksa her şey bir balon muydu?”


Nonfungible.com’a göre durum fenaydı. Günde ortalama 19.3 milyon dolara ulaşan NFT satışları nisan ayına gelindiğinde 5.5 milyon dolara düşmüştü.
Yani yüzde 70’lik bir düşüşten bahsediliyordu. Sanat dünyası da bu yüksek rakamların sürdürülebilir olmadığını tartışıyordu ki, Türk sanatçı Pak’ın Sotheby’s ve Nifty Gateway işbirliğiyle satışa açılan “Fungible” adlı serisi 16.8 milyon dolara satıldı.
Üstelik sadece iki günde. Açık artırma 12 Nisan’da başladı, 14 Nisan’da kapandı.
Beeple’ın 69 milyon dolarlık Christie’s satışında olduğu gibi 10 gün boyunca vitrinde kalmadı.
Üstelik Pak’ın bu satış sürecinde sürprizleri vardı.
Alıcılara kendi koleksiyonunu oluşturma şansı veriyordu.

Yazının Devamını Oku

Yayoi Kusama’nın dans eden balkabağı

Şu anda New York’ta olmak vardı.

Hayır, caddesi, sokağı, restoranı yüzünden filan değil; hem bir sergi hem de dev bir bahçeden dolayı!

Bronx’taki New York Botanik Bahçesi’ne, kısa adıyla NYBG’ye yıllar önce “Frida Kahlo: Art, Garden, Life” sergisi vesilesiyle gitmiş ve sergiden çok botanik bahçesine hayran kalmıştım.

Şimdi bu nefis mekanda salgın nedeniyle bir yıldır ertelenen Yayoi Kusama’nın “Cosmic Nature” sergisi açıldı. 92 yaşındaki ikonik sanatçının sergisinden renkli instagram kareleri dijital dünyalarımıza düşmeye başladı bile. Özellikle dans eden balkabağı isimli dev heykelin görüntüsü şimdiden çok paylaşılanlar arasına girdi.

Kusama’nın sergisinin yapımı üç yıl sürmüş.

Eleştir-menlere göre Cosmic Nature sergisi, birkaç iddialı eserin yanı sıra Kusama standartlarının ustaca yeniden canlandırılması ve erken dönem resimlerinin, performanslarının küçük bir retrospektifini içeriyor. Bir de ötesi var. Kusama’nın çocukluğu büyükanne ve büyükbabasının işlettiği fidanlık tesisinde geçmiş.

Dolayısıyla en başından beri bitkiler onun hayatında önemli bir yer tutmuş. Bu sergi bir bakıma Kusama’nın bitkilere olan hayranlığının bir yansıması sayılabilir yani.

Bahçe bağımlılık yapar

Yazının Devamını Oku

MM ve Arthur Miller gibi olurlar mı?

Serenay Sarıkaya ve Haldun Demirhisar’ın sevgili olduğu konuşuldu.

Serenay haberi hemen yalanladı. “Arkadaşız” dedi.
Nitekim doğru, bana kalırsa da iyi arkadaşlar.
Arkadaş kalmaya da devam edebilirler.
Yetişkin bir kadınla erkek yemeğe çıktı, bir yerde görüntülendi diye bu onların sevgili olduğu anlamına gelmez.
Ama bir noktada durumları Marilyn Monroe ve Arthur Miller ilişkisinde olduğu gibi başka yöne evrilebilir mi?
Olabilir, hayat bu.
Nitekim Miller ve MM ilişkisi en sevdiğim hikâyelerden biridir.

Yazının Devamını Oku