"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Dün gece ‘story’den birine usulca sokulup merhaba dedim

Kalabalık bir grup barda sıralanmışız. Etraf tıkış tıkış.

Dün gece ‘story’den birine usulca sokulup merhaba dedim

Sağa dönüyorum “Canım nasılsın”giller, sola dönüyorum “Ah canım sen de mi buradasın” tatlışlıkları...
Derken bizim gruptan biri kayboluyor.
Benim aslında o kadar iyi tanımadığım, deli dolu bir kadın arkadaş.
Hiç merak etmiyoruz tabii.
Sonuçta koskoca insanlarız, herkes başının çaresine bakabilir.
Öyle bir (çılgın) cool’luk...
Derken yarım saat oluyor, baktık ortada yok.
Endişesiz WhatsApp mesajları atılıyor, “Neredesin?” diye.
Ve aranan kişi bir anda yanımıza doğru süzülerek geliyor.
Suratında koca bir sırıtış.
“N’oldu? Neredeydin?” demeye fırsat vermeden anlatmaya başlıyor:
“Story’imi gören biri merhaba demişti de, onunla tanıştım. Sonra da bye bye dedim geldim.”
Hemen cümleyi deşifre edeyim:
Meğer Instagram’ın hikaye bölümüne mekandan koyduğu videoyu orada olan başka biri görmüş. Sonra bizimkine merhaba diye mesaj atmış.
Bir-iki cümlelik diyalogdan sonra, “E aynı mekandayız, tanışalım bari” denilmiş karşılıklı.
Ama tanışınca ayrı dünyalardan olduklarına kanaat getirmişler.
Medeni bir şekilde birbirlerine “İyi eğlenceler” deyip ayrılmışlar.
Net, kısa, hızlı ve acısız.

CART DİYE...

Eskiden mekanlarda flörtler nasıl olurdu?
Herkes birbirini uzun uzun keser, sonra belki bir cesaretle yanına gidip tanışırdı. Yahut araya tanıdıklar filan sokardı. Süreç uzundu yani.
Leman Sam’ın o yıllar önce yayınlanmış ikonik şarkısındaki gibi olurdu yani her şey:
“Dün gece hiç tanımadığım birine usulca sokulup merhaba dedim.”
Günümüzde ise usulca sokulmak yok, cart diye ‘story’den merhaba demek var.
Flörtlerin seyri, rengi dijital çağla birlikte pek şahane bir şekilde hızlandı yani.

Rezzan Benardete’nin ‘Trezz’i

Rezzan Benardete’nin son numarası, yakın arkadaşı mimar Tayfun Mumcu ile beraber kurdukları Trezz adlı mobilya markası.
Trezz’de her şey var: Kanepeden aydınlatmaya kadar.
Trezz’in Bebek’teki showroom’unu gezerken Rezzan’a soruyorum:
“Mobilya mı yoksa kıyafet tasarımı mı ağır basıyor?” diye.
Malum, onun bir de “In the Mood For Love” adında markası var.
O markadaki tasarımları da Tayfun Mumcu’nun eşi Banu Bora’yla beraber hayata geçiriyor.
Rezzan”ın soruma yanıtı şöyle oluyor:
“Galiba dekorasyon ve mobilya ağır basıyor. Çünkü dışarı çıkarken üzerimdekilere bazen özenmeyebiliyorum. Ama evdeki her şeyin özenli ve şık oluşu benim için her zaman çok önemli.
Hatta eve bir misafir geldiğinde kendimi her şeyi düzeltirken bulduğum oluyor.”

Dün gece ‘story’den birine usulca sokulup merhaba dedim

Mustafa Sandal’ı o kadar iyi anlıyorum ki...

Sadece şu açıdan anlıyorum:
Deli gibi spor yapıyor ve formunu koruyor ya, o açıdan.
Cuma günü fit vücuduyla manşetti Kelebek’e Mustafa Sandal.
3 gün yüzüyor, 2 gün ise ağırlık çalışıyormuş.
Aslında bana az bile geldi.
Çünkü günümüzde spor bağımlılığı her şeyin önüne geçti.
Altı gün spor yapan var.
Günde iki kez, farklı antrenman yapan da!
Hatta günde iki kez sporu bir gün deneyeyim dedim, ertesi gün bitik vaziyetteydim.
O yüzden bir kez daha: Mustafa Sandal’ı çok iyi anlıyorum çok!

Dün gece ‘story’den birine usulca sokulup merhaba dedim

En güncel modern hayat soruları

◊ Pardon glutensiz di mi bu?
◊ İçindekiler ne kadar organik?
◊ Kolajenlerini nereden aldın?
◊ Tavsiye edeceğin bir ‘trainer’ var mı?
◊ Sizin menüde ‘bowl’ var mı?
◊ Çok iyi görünüyorsun, bir şey mi yaptırdın?
DEŞİFRE: Bowl, içine bin türlü (hepsi de aşırı sağlıklı) malzeme konulup yapılan ve kasede sunulan yemek. Trainer ise spor hocası.

Dün gece ‘story’den birine usulca sokulup merhaba dedim

Şehir Atlası

◊ DRAGON HEYECANI...
İstanbul’un klasiklerinden Dragon, Bebek Otel içindeki yeni restoranı için hazırlıklarını tamamladı. Önümüzdeki hafta kapılarını açmaya hazırlanıyor.
◊ KONSEPT... İstanbul’da konsept mağaza arayanlara önerilerim var, buyurunuz:
Nişantaşı’ndaki Fey, Bebek’teki Jaune, Tepebaşı’ndaki Vitruta, Etiler’deki Luxuria...
◊ YENİ MEKAN... Oligark içindeki Bey adlı restorandan ayrılan şef Umut Karakuş Moda’da kendi restoranını açtı: Muutto. Sokak lezzetleri ve mezeleri kendi yorumuyla sunan Karakuş’un Muutto’su şimdiden yeme-içme meraklısının
rotasına
girdi bile...

Pek bozuldum

Sezen Aksu’nun “Küçüğüm” şarkısı çok özeldir, çok iç titretir.
Sözüyle melodisiyle bir derinliğin özetidir.
Ama bu şarkıyı -küçük bir kısmının dahi olsa- bir markanın plazma TV reklamında duymak hoş olmadı.
Üstelik şarkının anlamını alabora eden bir anlayışla.
Şarkıyı seven biri olarak bayağı bozuldum.

Sosyal hayatın en etkili isimleri

Bu işin içindekilere soruyorum.
Sosyal hayatın en etkili isimleri kimler?
Sonuçlar için haftaya pazarı bekleyiniz...

X