Çeşme havadislerine buyurun

Yenisi, eskisi, stili, lezzetlisi, göbek havası ve dans kafasıyla işte bu yaz Çeşme-Alaçatı müdavimlerini bekleyenler...

◊ BİR DOZ TULUM HAVASI
Bu yaz Çeşme’nin yeni havalı yeri Alaçatı köy içindeki Momo’nun Dalyan’da açılacak plajı olacak gibi. 13 Haziran’da kapılarını açacak Momo Beach’in havasının nedeni, Tulum ve Mykonos Scorpios kafalarından ilham alan bir ambiyans, bir dekorasyon yaratacak olması... Bir başka nedeni de ters köşe bir lokasyonda açılması.
Before Sunset sayesinde daha önce kimselerin gitmediği Ovacık’a sıkça ayak basılması gibi, bu yaz da Dalyan’a bir akın olacağına şüphe yok.
Unutmadan, Momo Beach’in en sıkı transferi Lucca’nın yakışıklı bar sorumlusu Aydın Gürhan. Yemekler ise şef Carlo Bernardini’ye emanet.

Çeşme havadislerine buyurun


◊ HİKAYESİ KONUŞULAN PATRON
Momo’ların genç patronu Burak Beşer’in yeme içme sektörüne giriş hikayesi de ilginç. Çöp kamyonu üreten aile şirketinin başında olan Beşer, Alaçatı’daki barını borcu karşılığı teklif eden bir müşterisinin sayesinde sektöre girmiş.
Gerisi çorap söküğü gibi: O kokteyl barı devredip Momo’nun olduğu yeri almış Burak Beşer. Kısa sürede çok yeni olduğu yeme içme sektörüne tutkuyla bağlanmış.
Öyle ki şu anda Londra’da açmayı düşündüğü mekan projeleri dahi mevcut.

◊ KOLBURANO’S LEZZETİ
Her zaman geçerli bir kuraldır: İyi bir şey yaparsan lokasyonun önemi yoktur, insanlar üşenmez gelir.
Bakınız, Reisdere Köyü’ndeki Kolburano’s.
Emre ve Damla Kolburan çiftinin 200 yıllık eski bir Rum binasında açtığı Kolburano’s’un aslında pizzaları meşhur, ama ben frankfurter sosislerine de bayıldım.
Benim gibi geçen yaz gidemediyseniz bu yaz mutlaka uğrayın derim.

◊ KENAN DOĞULU İLE YENİDEN
2017 yazının en popüler plajlarından biriydi Spiaggia Grande.
Özellikle Kenan Doğulu konserleriyle çok konuşulmuştu.
Müjdeyi verelim: 14 Temmuz ve 25 Ağustos tarihlerinde Kenan Doğulu burada yine konser verecek. Ayrıca Spiaggia Grande bu sezon bir yenilik daha yapmış.
Plaj içine kabare açmışlar. Cabaret Grande’de kışın La Boucherie’de performans sergileyen Defne Samyeli ve Ayta Sözeri sahne alacakmış.

◊ FLY INN’DE YENİLİK
Çiftlikköy tarafının gözde plajı Fly Inn’in mutfağı bu yaz Arnavutköy’deki Any ve Etiler’deki Dirty Hands markalarıyla bildiğimiz Hülya-Oytun Yazdıç çiftine emanet.
Çiftin Dirty Hands markası geçen yaz da vardı.
Bu yıl plajdaki diğer restoranlara da el atmışlar.

◊ YEK’TEN SONRA FIN
Şef Kemal Demirasal yoluna bu yaz da Yek’le devam ediyor. Ama bir yeniliği var.
Daha çok geceleri “kopuşa” geçen Single Fin’in gündüz mutfağını da teslim almış Demirasal. Burada daha plaj kafası yemekler yapacakmış.

Çeşme havadislerine buyurun


◊ ESNAF COŞMASI
Alaçatı’nın iki farklı kutuba ayrılmış son vaziyetini hafta içi uzun uzun yazmıştım:
Bir yanda meyhaneler, ocakbaşılar bir yanda daha sakin akşam yemekleri vaat eden Ege mutfağı ağırlıklı restoranlar diye...
Modern meyhaneler içinde en iyisi açık ara yine Esnaf.
Erken saat başlayan Türkçe pop dozu yüksek eğlencesi, bu tarza burun kıvıranı bile baştan çıkartan türde.
Sakin yemek isteyenler için köy içindeki en kaliteli adresler ise belli:
Kapari, Eflatun, Asma Yaprağı, Limonaia, Ferdi Baba ve Muhtar.

◊ SINGLE FIN Mİ ZİLLY Mİ?
Gece yarısı kitleler ikiye ayrılıyor Çeşme’de.
Türkçe ile eğlenmek isteyenler ve elektronik müzikle sabahlama arzusunda olanlar.
Bu iki kitle bu yaz birbirine daha çok yakınlaşacak.
Çünkü elektronik müzikseverin gözdesi Single Fin’in iki adım ötesine Türkçe pop mabedi Zilly gelmiş!

◊ MADEO TAŞINMIŞ
Geçen yaz Mahmut Orhan’ın çaldığı bir akşamüstü partisine denk gelmiştim Madeo’nun. Gayet şahaneydi. 18-25 yaş grubunun çok sevdiği bu mekan o güzelim koydan taşınıp Jolly Joker’i de içinde barındıran Unique’a transfer olmuş.
Umarım yeni yerinde yine eski havasında olur Madeo.

Çeşme havadislerine buyurun


◊ HORASAN’I KEŞFET
Eski yerinde değil, yeni yerinde keşfettim Çeşme içindeki Horasan’ı.
Alaçatı köy içinden sıkılanların, iyi yemek ve gözlerden uzak muhabbet etmek isteyenlerin tercihi olmuş durumda Horasan.

◊ UNUTMADAN...
The Stay akşamüstleri çok keyifli. Kendi halinde ve birbirini tanıyan kitlesiyle...
Alaçatı’da en sevdiğim bar hâlâ Traktör... Kokteyllerini tek geçerim.
İsmini pek sevmesem de Sokak Kedisi adlı butiğin ürünleri harika...
Deniz kenarı demlenmek mi dediniz? Fahri’nin Yeri ya da Fethi Balık derim... 

İstanbul’da neler oluyor

İstanbul’daki yaz kafası henüz sakin. Yine de olup bitene ve “pek yakında”lara bir göz atalım...

◊ İstanbul gece hayatı demek biraz da teraslarda sosyalleşmek demek.
Tepebaşı’ndaki Klein Garten’ın terası bu yaz da keyfine düşkün gönüllerin emrine amade. Üstelik mekan bu kez sadece müzikte değil, yemekte de iddialı. Klein Garten 15 Haziran’da kapılarını açıyor.
◊ İKSV Binası’ndaki Firuze bu hafta üst katında bir teras bar açıyor. Günbatımı için ideal olacağı kesin.

Çeşme havadislerine buyurun

◊ Ve sıfır bir mekan: Anton Peran. Bu hafta sonu ilk kez kapılarını açan Anton Peran, Karaköy’de Salt’ın az ilerisinde, M Gallery Oteli’nin tepesine konuşlanmış vaziyette.
Orkun Bozdemir ve Aksak gibi cool DJ’lerin çalacağı Anton Pera, terasta raks etmek isteyenler için iyi bir alternatif olacak.

X

Galiba biraz ‘paslanmışız’

Restoran ve kafelerle yeniden buluştuk.Ya mahalle kafesine gidip hemen bir kahvaltı keyfi yaptık.

Ya da akşamüstü arkadaşımızla buluştuk ve bir masada oturarak muhabbet etmenin tadına vardık aylar sonra.
Benim bu ikinci açılma günlerinde ilk hissettiğim şu oldu:
Herkes yorgun gibiydi.
Psikolojik bir yorgunluk bu.
Hem mekancılar hem de biz müdavimleri.
Bana “paslanmışız” gibi geldi.
Pratiğimizi kaybetmişiz sanki.

Yazının Devamını Oku

Yazlık Bodrum haberleri

Hafta sonu Bodrum’da hava 20 dereceye kadar çıktı. Haliyle ortam yaz başı gibiydi. Konuşulanlar da yaza dair yeni şeylerdi. İşte o yeni şeylerden bazıları...

◊ PAPERMOON VE SUNSET GELİYOR

Geçen yazın en sükseli yerlerinden biriydi Bodrum Loft.

Şef Yılmaz Öztürk’ün Loft Elia restoranı, pandemi nedeniyle talep patlaması yaşayan evleri ve Maça Kızı’nın Loft içinde yer alıp almayacağı meselesiyle hep dillerdeydi burası.

Bu yaz da öyle olacak gibi.

Çünkü daha yaz başlamadan Lucca’nın Loft’ta açılacağı dedikodusu yayıldı etrafa.

Kısa sürede bu dedikodunun gerçekleşmeyeceği ortaya çıktı.

Ama şimdi kesinleşen iki yeni olayı var Loft’un:

Papermoon

Yazının Devamını Oku

Kerimcan’ın finalde verdiği mesaj

Yerli popüler kültür aleminde hafta sonu tek bir isim konuşuldu:Kerimcan Durmaz.

Sosyal medya fenomeninin ilk şarkısının videosunda ne ararsanız vardı. Abartı, şaşaa, bolca lüks marka, uyumuna şapka çıkardığım şahane bir ‘kitsch’lik, ayrıca çılgın ve kendine özgü bir dünya.
Benzeri yabancı videolarda (Misal: Cardi B’nin WAP videosu) ne varsa Kerimcan da aynı matematiği uygulamış.
Hatta daha ileri gidebilirmiş ama bir noktada kendini durdurmuş sanki.
“Şimdilik bu kadarı yeter” demiş.
Videonun finaliyle verdiği mesaj ise açık:
Yarattığı dünyanın devamını getirecek ve bu kez daha da cesur olacak...
Tek bildiğim şey şu: Videoyu canım sıkıldıkça açıp açıp izliyorum. Çok iyi geliyor!

Çok iyi dans ediyor

Yazının Devamını Oku

Bu hafta sonu neredesiniz

Geçen hafta sonu İstanbul’da yasak fiilen yok gibiydi.

Muhtemelen bu hafta sonu da öyle olacak. Herkes kendini dışarıya atacak.
Çünkü durum şu:
Depresyondayız!
Duygular karmakarışık.
Kendini her saat dışarı atma isteği de bu karmaşıklığın belirtilerinden.
Misal: Önceki gün Maçka Demokrasi Parkı’nın oradan yürüyorum.
Yazın bile böyle kalabalık görmemiştim parkta.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’nın global açılımı nasıl olmuş?

Warner Music Turkey, Aleyna Tilki’nin bugün yayınlanacak ilk uluslararası teklisi “Retrograde”in videosunu 2 gün önce bana izletti. O zaman video ve şarkıya dair taze taze yorumlarıma buyurun...

1. Alice’in beyaz tavşanı izleyip tuhaflıklarla dolu bir diyarın ortasına düşmesi gibi, Aleyna kariyerinin başından beri onu yalnız bırakmayan dev pembe ayısından yine vazgeçmemiş. Klip onunla açılıyor! Ama bu son galiba. Dev ayı videonun sonunda yok oluyor.

Mecazi sonuç: Aleyna global sulara açıldı ve artık bu diyarda tamamen kendi kanatlarıyla (kılavuz ayısız) uçacak diyebiliriz.

2.Şarkıyı sevdim. “Buralardan” değil, dibine kadar “oralardan” bir şarkı.

Şarkının matematiği, ritmi, ruhu, huyu, suyu Amerika ve İngiltere pazarına göre.

O pazarlar düşünülerek yapılmış, üretilmiş. Tek dezavantajı şu olabilir:

Bu tür şarkılardan oralarda çok var. Tutması, dolaşıma girmesi Aleyna’nın ışığına bağlı...

3. Şarkının sözlerinde Dua Lipa’nın da imzası var. Onun detayı ise aşağıda, bir sonraki yazıda...

Yazının Devamını Oku

Kenan Doğulu ve Teoman’ın yorumlarını mı beğenmedi?

Nükhet Duru’nun “Hikâyesi Var” albümünün hazırlanma sürecini anlatan “Duru Olmak” belgeselini izlerken ekranda aniden şöyle bir ibare beliriyor:

“Bu şarkının bestecisinin kayıtlar sona erdikten sonra iznini geri çekmesi sonucu, bu sahnede ses kullanıla-mamaktadır”.

Bahsedilen şarkı, “Ben Sana Vurgunum”.

Bahsedilen besteci, Ali Kocatepe.

Belgeselde zaten o kayıt anlarını “sessiz” izliyorsunuz.

Teoman ve Nükhet Duru albüm için stüdyoya girip “Ben Sana Vurgunum”u söylemeye başlıyor, sonrası yok. Şarkıyı duyamıyorsunuz.

Meğer sadece bu kadarla kalmamış.

Meşhur

Yazının Devamını Oku

Berkcan ve Reynmen’lerin tek arzusu

YouTube’un içerik üreten ilk ünlü genç kuşağı yazılı ve görsel medyaya hep mesafeli oldu.

Reynmen mesela, 2019 yılında Ayşe Arman’a “abla” diyerek hitap ettiği röportajda şöyle diyordu:

“Medya, beni kendi kodlarıyla konumlandırmak istiyor...

Benim niyetim, kendi patronum olmak ve sosyal medyada eğlendiğim işi yapmak.”

Aynı içerik kuşağının bir başka popüler üyesi Berkcan Güven de bu mesafeden bahsetmiş.

Hakan Gence’yle yaptığı hafta sonu röportajından aktarayım:

“Tanımadığım birine röportaj vermek istemiyorum.

Bana bir şey katacağını düşünmüyorum.

Ama tek görünmek istemediğim yer var, o da televizyon.

Yazının Devamını Oku

Seyahat için aşı pasaportu gerçek oluyor

1 yıl önce, yani pandeminin ilk ayak sesleri duyulduğunda yapılan seyahat öngörüleri bir bir gerçeğe dönüşüyor.

Daha o zamanlar “gelecekte aşı pasaportuyla gezilecek” diye varsayımlarda bulunuluyordu.
O varsayımlar ete kemiğe bürünmeye başladı bile.
Amerika, koronavirüs aşı sertifikalarının dijital versiyonlarını üretme konusunu değerlendiriyor.
Danimarka, önümüzdeki 3 ay içinde vatandaşların aşı olduklarını göstermelerine izin veren bir dijital pasaport çıkaracağını söyledi.
Aşı pasaportu öneren sadece hükümetler değil.
Kâr amacı gütmeyen İsviçreli Commons Proje Vakfı, CommonPass adlı dijital bir sağlık pasaportunu test ediyor. Bu pasaporttaki QR kodunu göstererek sınırlardan geçiş yapılabilmesi için...
Etihad Havayolları ve Emirates ise aşı ya da test olunduğunu gösteren, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından geliştirilmiş dijital seyahat kartını kullanmaya başlayacağını açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Yeter ki orada bir şey açık kalsın…

Son bir haftadır eski tarihli bir diziye, “Outlander”ın batağına saplanmış durumdayım.

Çünkü her sezonu en 13-14 bölüm. Ayrıca dizi beş sezon.

Yetmedi, altıncısı da şu sıra başlıyormuş.

Neden “Outlander”a takılıp kaldım?

İzleyecek dizi bulamamaktan. Ya da her şeyi izleyip bitirmiş gibi hissetmekten...

Bir yandan Outlander her tadı barındıran bir yapım.

Restoranların “dünya mutfağı” dedikleri türden.

Kurul kanepeye, hem başka bir dünyaya ışınlan (18. yüzyıl İskoçyası) hem de birbirine fazlasıyla aşık iki karakterin bitmeyen maceralarıyla savrul dur.

Oysa dizi izleme potansiyelimin sonuna geldiğimi, artık çok sıkıldığımı filan düşünüyordum.

Yazının Devamını Oku

Daha bunun ‘Diletta Türkiye’de’ kısmı var

Türk magazin alemi yatıp kalkıp Can Yaman’a şükretmeli.

Çünkü ne varsa yine onda var.
İtalya’da olduğu halde buralardaki magazin kuraklığının yeşermesine sürekli katkıda bulunuyor.
Hatta öyle ki, hızına yetişmek mümkün olmuyor.
Daha dün spor spikeri Diletta ile sevgili olduğu kesinleşmişti.
Derken uçaklarda uçurulan evlilik teklifi geldi.
Allahtan İtalya’da Boğaz Köprüsü filan yok, köprüye lazerle “Benimle evlenir misin” yazdırabilirdi Can Yaman. İtalya ucuz kurtuldu.
Neyse işte, bu teklifin üzerinden de çok geçmedi, evlilik töreninin Sicilya’da yapılacağı söylendi.

Yazının Devamını Oku

Seyahat konusunda tahminler ‘belirsizliğe’ teslim

Aralık ayında aşının da bulunmasıyla beraber peş peşe “2021’de seyahat şöyle olacak, böyle olacak” yazıları okuyordum. Yazılar temkinliydi ama aynı zamanda umut doluydu.

Hatta ben de PhocusWire’da yayınlanan bir yazıdaki olası trendleri aktarmıştım.
Şimdi ise yeniden bir belirsizlik içine düşülmüş durumda.
Mutasyondu, aşı temininde yaşanan sıkıntılardı derken, turizm sektörü seyahatin geleceğine dair tahminde bulunmaktan kaçınıyor.
En kötüsü bu galiba.
YAVAŞ SEYAHAT NİHAYET ANLAM KAZANABİLİR
Benim gördüğüm ön plana çıkan tek bir şey var; o da turizm sektörünün pek sevdiği bir tanım olan “yavaş seyahat”.
Deniliyor ki, 2021’de nihayet bu kavram bir anlam kazanabilir.

Yazının Devamını Oku

Bir uyanmışız 1987’deyiz...

Bu yazının yayınlandığı gün kar yağışındaki durum ne bilemiyorum.

Ama günlerdir bir kısım meteorolog çok iddialıydı:
“Dikkat 1987 kışındaki kar yağışı gibi olabilir.”
1987 kışı denilen, anlata anlata bitirilemeyen o meşhur kışta şunlar olmuş İstanbul’da:
◊ 10 gün boyunca kar fırtınası olmuş.
◊ Saatte 80 kilometreye çıkan rüzgâr varmış.
◊ Şehrin elektrik ve telefon şebekesi çökmüş.
◊ Ayrıca barajlardan biri arızalanınca şehir susuz kalmış.

Yazının Devamını Oku

Pek sevgili Sevgililer Günü’ndeyiz

Asla bana göre değil” desen de, “Çok banal buluyorum” diye söylensen de, günümüzde markaların elinde oyuncak olsa da, bugün o kutlu gün işte:

Sevgililer Günü.

Sevgilisi olanın da olmayanın da bir şekilde etkilendiği o aşk bombardımanı günü.

Kaçış olmadığına göre zevk almaya çalışmak lazım.

Mesela...

SEVGİLİN VARSA

◊ Halihazırda sevgilin varsa, bugün onun için farklı bir şey yap.

Rutin dışına çık.

En çok rutin öldürür ya aşkın gidişatını...

Yazının Devamını Oku

İzmir’deki o köprüde gün batımı

Tam da Alaçatı’da kopan hortum öncesi, akşamüstü İzmir’deydim. Bostanlı sahilinde bir ahşap köprü var. İzmirli arkadaşlarım dedi ki, “Orada buluşalım, pek güzeldir”.

Tamam dedim, Urla’daydım o sırada.

Can Ortabaş’ın yüzlerce palmiye çeşidi dahil nefis bitkiler barındıran botanik çiftliğinde, yani Uzbaş Arboretum’da...

Oradan yola çıkıp bir anda İzmir trafiğinin içine düştüm.

Navigasyon sonunda Bostanlı sahiline kadar getirdi beni.

Önce anlamadım, “Neden burada buluşalım dediler acaba?” diye.

Ahşap köprüyü görünce anladım.

Gün batımı ve denize karşı şahane bir sosyalleşme noktasıymış meğer burası.

Sırtımı köprüye dayayıp hem insanları hem denizi seyre daldım.

Yazının Devamını Oku

Yaşadığın evin alternatifi aslında ne?

Eve kapandığımız ilk dönem durumdan memnundum.

Sosyalleşmemek iyi gelmişti.

İlerleyen günlerde, nisan ortası filan, bu kez evle aşırı ilgilenmeye başlamıştım.

Her detay gözüme çarpmıştı.

Mesela haftada iki-üç kez evin şeklini değiştirmek sıradan bir hobim haline gelmişti.

Sonra yaz geldi, açıldık saçıldık.

Evle ilişkim az da olsa normale döndü.

Eskiden nasılsa öyle: Kafeye git, arkadaşlarınla buluş, spor yap ya da şehir dışına çık, gez toz. Eve arada bir uğramaca yani.

Ardından ikinci kapanma dönemi geldi ve

Yazının Devamını Oku

Heyecan verici yeni şarkılar

Güzel haber: Yerli müzik aleminden peş peşe iyi işler yağıyor üzerimize.

Üstelik şarkıların paketi, yani videoları da iyi.

Mesela Dolu Kadehi Ters Tut grubunun “Islansın” şarkısına çekilen video.

Kostümünden mekanına, anlattığı kısa hikâyeden çekimlerine kadar nefis bir iş.

Şarkının retro dans sound’una da değinmeden olmaz.

Dans etmeyi, olmadı şöyle bir kıpırdanıp kendine gelmeyi motive eden bir enerjisi var.

Ayrıca, sadece Türkçe pop söyleyen erkek şarkıcıların tekelindeymiş gibi görünen erotizm soslu sözleri söylemesi de iyi olmuş grubun...

O eski melankolik dalgalanmalarına mola vermesi de.

BEGE VE EMİR TAHA

Yazının Devamını Oku

Test yaptırdım, buluşalım...

Önce “Hepimiz test yaptırdık ve doğum günü kutlamam için bir araya geldik” diyen Belçim Bilgin...Sonra da “Testlerimiz negatif çıkınca arkadaşlarımla buluştuk” diyen Burcu Biricik...


Sosyal medyadan onlara çemkirip söylenenler oldu, ama artık bir yere varmayan bu tartışmaları bırakmamız gerekiyor galiba. Çünkü en başta çemkirip eleştirenler kendi arkadaş gruplarıyla bir araya geliyor aslında. Test filan da yaptırmadan. Ayrıca negatif çıkan test sonucunun “buluşmayı aklamak için bir gerekçe” olarak sunulmasına hiç gerek yok.Çünkü gerçekçi olalım, sadece üç-beş ünlü insan değil, herkes yakın arkadaşlarıyla evlerinde ya da parkta, sokaktaki köşe başında görüşüyor zaten.Önemli olan aradaki sosyal mesafeyi koruyarak konuşmak ya da maskeyi hiç çıkarmamak... Buna da herkes dikkat ediyor aslında. Kimse çocuk değil. Ayrıca aradan bir yıl geçti. Salgınla yaşamayı ve nasıl korunacağımızı öğrendik. Şu herkesin birbirine manasız çemkirmesinden ve aynı konuşmaları dönüp dolaşıp yapmasından sıkılmadık mı? 



Enerji santralinin dik çatısına park yapan o tasarımcı

Ünlü tasarım yarışması Asia Young Designer Awards, kısa adıyla AYDA’ya bu yıl Türkiye’den de mimarlık öğrencileri katılabilecek.

Yazının Devamını Oku

Haz diyarı satışta

Pierre Cardin’in Cannes yakınlarındaki meşhur Bubble Palace’ı (Le Palais Bulles) satışa çıkartılmış.


Cardin’in ölümünden sonra bu satış haberi elbette sürpriz değil.
Ama Bubble
Palace’ın temsil
ettikleri açısından uzatmalı bir dönemin sonu bu galiba:
Hedonizmin!
Le Figaro’ya verdiği eski bir röportajda Cardin zaten bunu söylemişti:

Yazının Devamını Oku

Bize ‘üçüncü bir yer’ lazım

Ünlü İngiliz mimar Norman Foster, Designboom’a verdiği röportajda şöyle diyor:

“1666’daki Büyük Londra Yangını yanmaz tuğla yapısını yaratan bina kodlarıyla sonuçlandı. 19. yüzyıl ortalarındaki kolera salgını Thames Nehri’nin temizlenmesine ve modern bir kanalizasyon sisteminin oluşturulmasına yol açtı.

1918 ve 1920 sonundaki son büyük salgında karantinalarla tanıştık ama hemen ardından sosyal ve kültürel bir devrim başladı. Büyük mağazalar, sinemalar ve stadyumlar inşa edildi; yani insanların toplanacağı büyük alanlar yapıldı.

COVID-19 salgınında ise insanların, ürünlerin ve bilginin hareketliliğindeki çarpıcı artışa şahit olduk. Kısacası her kriz dönüşümü hızlandırdı”.

Foster’a göre bu salgın sonrasında da aynı şey olacak. 

Hatta dönüşümün ilk habercilerinden biri olarak, kendi fikrini ve projesini açıklıyor ünlü mimar: Üçüncü bir yer fikri!

İnsanların işbirliği ve yaratıcılık için bir araya gelebileceği, evler ve ofislerden uzakta kurulacak “üçüncü alan”ın ana damarı şu: Herkese açık olması.

Foster ilk üçüncü alan projesini “InnHub La Punt” adıyla İsviçre’deki Engadin Vadisi’ne yapıyor.

Projenin yerel halka, turistlere, teknoloji şirketlerine, yeni kurulan şirketlere, üniversitelere açık olacağını, yaratıcılık ve tartışma için yepyeni bir alan sunacağını söylüyor.

Yazının Devamını Oku