GeriOnur BAŞTÜRK Bu yaz İstanbul mekanları Bodrum’da
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu yaz İstanbul mekanları Bodrum’da

Azur’un, Paper Moon’un ve Sunset’in suşi kısmının Bodrum’a ineceğini daha önce yazmıştım.

Şimdi yeni Bodrum gelişmelerine buyurun:
◊ Nişantaşı’ndaki Must da Bodrum’a geliyor. Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda, eskiden Root’un olduğu yere konuşlanacak olan Bodrum Must’ın açılış tarihi 7 Mayıs.
Akşam 18.00’den sonra açılacak ve fine-dining restoranı olarak hizmet verecek olan Must’ın Bodrum çıkarmasıyla ilgili mekanın ortağı ve işletmecisi Ercan Gümüşkaya iddialı ve heyecanlı.
Nişantaşı’ndaki Boel ise Bodrum Must’ın hemen üstündeki otelin işletmesini üstleniyor.
◊ Bomonti’deki restoran-bar Wu, Yalıkavak’a açılacak bir diğer İstanbul markası.
Edition Oteli’nin tam karşısına açılacak olan Wu, bu yaz yeni neslin favori noktalarından biri olmaya aday.
◊ Edition Otel’e de bir İstanbul markası geliyor: Kuruçeşme’deki Inari.
Pop-up açılacak olan Inari, Perulu şef Diego Munoz’un Morena restoranına konuk olacak.
Malum, Edition’a aynı zamanda Od Urla’nın yaratıcısı Osman Sezener’in yeni restoranı da açılıyor. Kısacası ünlü otel bu yaz yine çekim merkezi olma hedefini sürdürüyor.
◊ Esas bomba ise şu: Lucca’nın bu yaz Bodrum’a gelme ihtimali kesinleşiyor gibi.
Elbette pop-up, yani geçici olarak, sadece bu sezon için.
Daha önce Lucca’nın Bodrum Loft’a geleceği konuşulmuştu, ama o dedikodu doğru çıkmadı. Lucca’nın Bodrum’daki yeri ise hafta içi kesinleşecek.
◊ Peki İstanbullu mekanlar bu yaz neden akın akın Bodrum’a iniyor?
Çünkü aylarca kapalı kaldılar ve İstanbul’da durumun ne olacağı hâlâ belirsiz.
Üstelik popüler mekanların müdavimleri bu yaz çoğunlukla Bodrum’da olacak.
Dahası, pandemi nedeniyle Bodrum’un sezonu da uzadı.
Yani Bodrum’a inmek her mekan için gayet kârlı ve anlaşılabilir bir durum.
◊ Ama halihazırda kışın bile trafik olan Bodrum’da, bu mekanlar sayesinde oluşacak trafiği düşünemiyorum!
Şimdiden şunu söyleyebiliriz ama: Bodrum unutulmaz bir yaz geçirecek.

Bu yaz İstanbul mekanları Bodrum’da

CI’da Mario Klingemann sürprizi

Contemporary İstanbul’un (CI) fiziksel edisyonuna nihayet mayısta kavuşuyoruz.
6-9 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek sanat fuarında beni en çok heyecanlandıran işlerden biri Alman sanatçı Mario Klingemann’ın yapay zekayla ürettiği insan portreleri serisi.
Sotheby’s müzayede evinde açık artırma ile koleksiyonerlere de sunulan seri CI’ın Plugin bölümünde yer alacak.
Plugin, Siemens sponsorluğunda bu yıl dördüncü kez gerçekleşiyor ve bu bölümün küratörlüğünü üstlenen Esra Özkan dijital sanata olan hakimiyetini şahane bir şekilde yansıtıyor.
Unutmadan: Mario’nun yapay zekayla ürettiği insan portreleri var olmayan insanlar!
Klingemann CI’da sergilenecek portre çalışmalarını bugüne kadar kullanılmış en güçlü yapay zeka aracıyla yapmış.
O aracın adı da BigGAN.

Ne izlemeli

Artık izleyecek dizi bulamıyorum diyenlere gelsin:
◊ SERVANT: Acayip sinir bozucu olabilen bir dizi. Ama çok da merak ediyorsun.
“E ne olacak şimdi?” diye diye sezonu bitiriyorsun.
Ve hayır, her şeyi de açıklamıyorlar, kıl oluyorsun.
M. Night Shyamalan dizinin yapımcısı.
Anlayın gizemin, gerilimin dozunu...
◊ RAISED BY WOLVES: Android’ler insan bebekleri yetiştirmeye kalkarsa ne olur?
Garip şeyler olur tabii.
Nitekim oluyor da!
Dizinin atmosferi çok melankolik.
Bazı bölümleri Ridley Scott yönetmiş.
Çerez gibi gider boş vakitlerinizde.

X

Yetişkinlerin pandemi sıkıntısı: 20 yaş fotoğrafları

Sosyal medyadaki 20 yaş challenge’ı şunu gösterdi: Yetişkinler fena halde sıkılmış pandemiden.

Ünlüsünden ünsüzüne herkes, eğer telefonunun bir köşesinde bunca zaman özenle saklamadıysa, eski fotoğraf albümlerini karıştırdı ve 20’li yaş fotoğrafını bulup paylaştı.
Şu devirde az çaba mı?
Ben kanepeden kalkıp koltuğa geçene kadar yarattığım çaba enerjisine hayran kalırken...
Neyse, demek ki herkes gerçekten sıkılmış ve eğlenmek istedi.
Evet, eğlenmek. 20’lik fotoğrafla bugünü kıyaslayıp acımasızca, gayet basit bir seviyeden eğlenebilmek için:
◊ O zamanlar kel değilmiş, saçı varmış.
◊ Ne tipsizmiş, şimdi en azından bir şeye benziyor.

Yazının Devamını Oku

Parti denemesi mi dediniz?

İspanya’dan sonra İngiltere’de de sosyal mesafesiz ve maskesiz bir parti denemesi yapıldı. Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı Liverpool’daki partiye gelenler negatif test şartıyla alana alınmış. Beş gün sonra da tekrar test yapmaları istenmiş.

Parti denemesine öncülük eden sağlık yetkilileri sonuçtan emin:

Katılımcıların beş gün sonraki testi de negatif çıkacak diyorlar.

Hani daha önümüzdeki nur topu gibi bir 15 günlük kapanma varken bu tarz parti denemesi haberlerini okumak pek de hoş olmuyor. İnsan özeniyor.

3 bin kişilik bir partiye pandemi olmasa da canım katılmak istemezdi. Ona eminim.

Esas özendiğim şu: Pandemi konusunda bir sonuca ulaşılması, mesafe kat edilmesi ve böyle denemeler yapılmaya cesaret edilmesi.

Bir de bize bakıyor ve açıkçası umutsuzluk kuyusuna düşüyorum.

Bu gidişle bu yılın sonuna kadar daha çok açılma kapanma yaşarız gibi geliyor.

Az insanlı yalnızlık kümeleri

Yazının Devamını Oku

Dizi dizi diziler arasında

O diziden bu diziye peş peşe serbest dalış yaptığım günlere geri döndüm.



Mecbur, çünkü evdeki dört duvar arasından çeşit çeşit paralel evrene en şipşak geçiş aracı diziler.
Misal: Burcu Biricik şu sıra favorim.
Önce “Fatma” adlı dizisini izledim.
Ardından “Camdaki Kız”a tam orta yerinden başladım.
Her dizide ayrı ayrı travmalara sahip karakterleri oynuyor Burcu Biricik.

Yazının Devamını Oku

Hay manzaranıza...

Bülent Cankurt’un yazısından öğrendim.

İş insanı Selim Hamamcıoğlu oturduğu evin manzarasını kapadığı için bir ağacı kesmek istemiş.
Site yönetimi izin vermeyince de yöneticiyle kavga etmiş.
Daha sonra olayın kamera görüntüleri WhatsApp gruplarına düşmüş.
Herhalde en şımarık şehirli mevzularından biridir, “Bu ağaç manzaramı kapatıyor” mevzusu.
Neden o deniz manzarasının illa pürüzsüz olması istenir?
Neden sağdan soldan fışkıran bir ağaç kadraja giriyorsa hemen gıcık olunup neredeyse balta almak suretiyle kesip biçme arzusuyla yanıp tutuşulur?
Ki bunu da en medeni, en çevreci görünenler yapar genelde.

Yazının Devamını Oku

Kapanmadan hemen önce Bodrum ve İstanbul

Kapanmaya saatler kala...

İstanbul’dan gelen trafik görüntüleri sıradan bir kıyamet filminden fırlamış gibi.

O sırada Bodrum’dayım, havalimanına gidiyorum.

İstanbul trafiğinin bir benzeri Bodrum’un her tarafında oluşmuş durumda.

“Tam kapanma festivali” gibi ortam, bitmeyen bir son dakika şenliği.

Bir yanıyla turizmi kurtarma hedefi olan bu kapanma vesilesiyle herkesin güneye akın ediyor oluşu ekstra ironik.

Herkes İstanbul’dan kaçarken İstanbul’a dönmek ise tatlı bir duygu kaosu.

Uçak neredeyse boş.

Yan koltuğum, yan koltuğumun koltuğu.

Yazının Devamını Oku

Tam kapanma günleri sayıklamaları

Malum kararlar açıklanınca bir an restoranların paket servisi de bitti sanıp kendi iç kuyularımda dedim ki, “Galiba aç kaldım.”


Oysa ilk karantina döneminde, yani geçen yıl bu zamanlar, gönüllü mutfak kölesiydim.
Yemeğimi kendim yapıyordum. Dışarıdan hiçbir şey sipariş etmiyordum.
Nedenini hatırlayın; o dönem restoranların mutfağından yemek yemeye korkuyorduk, virüs bulaşır diye.
Korkularımız akıllı telefonlar gibi sürekli güncelleniyor, şimdi öyle bir korkumuz yok mesela.
Neyse, gönüllü mutfak kölesi olduğum o haftalarda sağlıklı şeyler yiyeceğim diye -yine kendi kuyularımda- tutturmuştum.
Siyah pirinç bazlı her türlü salata favorim olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Eyvah, emlakçılar da NFT’yi keşfetti

Bir evi satmak için NFT’yi nasıl kullanırdınız?

Kaliforniyalı bir emlakçı olan Shane Dulgeroff gayet akıllıca bir çözüm bulmuş.
Elindeki satılık evlerden birini NFT destekli bir sanat eserine dönüştürmüş!
Evi esere dönüştüren elbette emlakçının kendisi değil.
Bu iş için Amerikalı bir grafik tasarımcı olan Kii Arens ile anlaşmış.
Arens da 45 saniyelik bir video eseri yaratmış.
Eserde öyle aman aman bir durum yok.
Göz alıcı renklerden oluşan, uzaylıların dikizlediği bir satılık ev kurgusu.

Yazının Devamını Oku

Yapay zeka ürünü portreleri haziranda görebileceğiz

Haziran ayı başında fiziki olarak gerçekleşecek Contemporary İstanbul’un (CI) “Plugin” bölümünün bu yılki ağır topu Mario Klingemann. Kendini “bilgisayar programcısı, yaratıcı bir sanatçı ve bir tutam da bilim insanı” olarak tanımlayan Alman sanatçı Klingemann’ın en çok ses getiren çalışması “Memories of Passersby I”.

Çalışmanın başrol oyuncusu ise 50’lerdeki eski radyolar gibi giydirilmiş bir yapay zeka makinesi!
Bu makinenin bağlandığı iki adet dijital çerçeve var.
İşte o çerçevelerde makine yazılımının o anda ürettiği kadın ve erkek portreleri sergileniyor.
Klingemann, yapay zeka yazılımı için Google tarafından geliştirilen ve günümüzdeki en gelişmiş yazılımı olan BigGan teknolojisinden yararlanmış.
355.7 milyonluk devasa bir veri havuzunu aynı anda tarayıp anlık çıktı sağlayan bu yazılım sayesinde daha önce hiç var olmamış yeni insan suretlerinin yaratılışına tanıklık ediliyor bu sayede!
Mario Klingemann’ın bu işini canlı canlı görmek için sabırsızlanıyorum.

İlhamını Büyük İskender’den alıyor

Yazının Devamını Oku

‘Ex-Survivor’cıdan bireyin gücü kitabı!

Geçen yılın Survivor yarışmacısı Barış Murat Yağcı kitap çıkarmış.


“Her Şeye Rağmen” adlı kitap şöyle tanıtılıyor:
“Bireyin gücü, iradenin otoritesi ve sorgulama sanatı üzerine inşa edilmiş bir başucu rehberi.”
Bitmiyor, maalesef devamı var:
“Z kuşağının anti-otoriter ruhuna kalp masajı yapacak bir kitap.”
Ah bir de, “Acılar tembel insanın bahanesidir.”
Ama burada da

Yazının Devamını Oku

“Şeyma’nın Hayatı”nda yeni sezon

Doğruya doğru, Şeyma’nın hayatını izlemek zevkli.

Nefret eden de nefes almadan izliyor; çemkiren de, gizli gizli özenen de...
Sadece kimse itiraf edemiyor.
Ben en son Şeyma’nın insta hayatı dizisinin İtalyan DJ sezonunda kalmıştım.
Mısırlı milyarder sezonunu geç de olsa yakaladım.
Uçak kapatma hadisesinden tropik adadaki romantik tatil atmosferine kadar artık her şeye hakimim.
Başım göğe ermedi ama Şeyma’nın pembe dizi tadındaki hayatını da seviyorum.
Tek sıkıldığım nokta, insanlar onu yüklendikçe “Ben bunu hak ediyorum, ben iyisine layığım” diye coşarak “ben, ben, ben” dansı yapması, ki buna hiç gerek yok.

Yazının Devamını Oku

Moda Haftası neden en başa döndü?

İstanbul Moda Haftası geçen hafta ikinci kez dijital olarak sessiz sedasız yapıldı ve bitti.

Üstelik bu kez dünyadaki önemli moda haftalarının hepsinin (60’dan fazla olduğunu belirtiyorlar) sponsoru olan Mercedes de yoktu, sponsorluktan çekilmişti.
Artık moda haftasının adı sadece “Fashion Week İstanbul”.
Mercedes sponsorluktan çıkınca yıllar önce İTÜ’de başlayan o ilk moda haftası kıvamına geri dönülmüş oldu.
Oysa uluslararası radara, takvime girmek için bu sponsorluk önemliydi, yıllarca beklenmişti.
Hatırlıyorum, bu işbirliği ilk gerçekleştiğinde herkes mutlu ve heyecanlıydı.
Nihayet dünya moda haftaları radarına girilmişti.
Şimdi neden böyle oldu peki?

Yazının Devamını Oku

Bir ‘ev sosyali’nin notları

Geçtiğimiz günlerde bir grup tanıdıkla sokakta karşılaştık.

Hepsi köpek gezdiriyor, bir ben köpeksiz.

Neyse.

Epeydir karşılaşılmadığı için ilk soru şu oldu:

“Kimler korona geçirdi?”

Geçirenler “Oh bitti, sıramı savdım” havasındaydı. Üstüne antikorlarını da sıraladılar.

Benim gibi yakalanmamış olanlara da farkında olmadan bir “Aa nasıl yani?” tavrı takınıldı.

Hele bana ultra şaşırdılar, “O kadar yere girip çıkıyorsun, yuh!” diyerek.

Malum, böyle bir algı etiketim var,

Yazının Devamını Oku

Bu yaz onlara rastlayabiliriz: Plaj yakalılar

Geçen yaz aniden normalleşmiş ve plajları doldurmuştuk.


Bu yazın nasıl olacağına dair sorular havada uçuşadursun, ilginç bir işbirliği ilk işaret fişeklerinden biri oldu.
Yeni nesil çalışma alanları yaratan Han Spaces, bu yaz Çeşme Dalyan’daki popüler plaj Momo’nun içinde açılıyor.
Plajın bir köşesinde açılacak Han Spaces, bilgisayarını kuma bulamadan bir köşede sessizce çalışmak isteyenler için düşünülmüş.
Anlaşılan o ki bu yaz plajlarda mesafeli eğlenmeye çalışanlar kadar bilgisayarını kucağına alıp çalışan bikinli/mayolu “plaj yakalılar”ı da sıkça göreceğiz.

Güneş enerjilerinin ortasındaki ‘Vaha’

Sahra Çölü’nün girişine konumlanmış, büyüklüğü 3500 adet futbol sahasına denk düşen Fas’taki meşhur Noor-Ouarzazate güneş enerjisi kompleksine bir rakip geliyor.

Yazının Devamını Oku

Gizemli Türk ‘Pak’ın 16 milyon dolarlık ‘Fungible’ı

Her yerde benzer yazılar çıkıyordu:“Şubat ve mart ayında yüksek satış rakamları yakalayan NFT pazarı düşüşe mi geçti, yoksa her şey bir balon muydu?”


Nonfungible.com’a göre durum fenaydı. Günde ortalama 19.3 milyon dolara ulaşan NFT satışları nisan ayına gelindiğinde 5.5 milyon dolara düşmüştü.
Yani yüzde 70’lik bir düşüşten bahsediliyordu. Sanat dünyası da bu yüksek rakamların sürdürülebilir olmadığını tartışıyordu ki, Türk sanatçı Pak’ın Sotheby’s ve Nifty Gateway işbirliğiyle satışa açılan “Fungible” adlı serisi 16.8 milyon dolara satıldı.
Üstelik sadece iki günde. Açık artırma 12 Nisan’da başladı, 14 Nisan’da kapandı.
Beeple’ın 69 milyon dolarlık Christie’s satışında olduğu gibi 10 gün boyunca vitrinde kalmadı.
Üstelik Pak’ın bu satış sürecinde sürprizleri vardı.
Alıcılara kendi koleksiyonunu oluşturma şansı veriyordu.

Yazının Devamını Oku

Yayoi Kusama’nın dans eden balkabağı

Şu anda New York’ta olmak vardı.

Hayır, caddesi, sokağı, restoranı yüzünden filan değil; hem bir sergi hem de dev bir bahçeden dolayı!

Bronx’taki New York Botanik Bahçesi’ne, kısa adıyla NYBG’ye yıllar önce “Frida Kahlo: Art, Garden, Life” sergisi vesilesiyle gitmiş ve sergiden çok botanik bahçesine hayran kalmıştım.

Şimdi bu nefis mekanda salgın nedeniyle bir yıldır ertelenen Yayoi Kusama’nın “Cosmic Nature” sergisi açıldı. 92 yaşındaki ikonik sanatçının sergisinden renkli instagram kareleri dijital dünyalarımıza düşmeye başladı bile. Özellikle dans eden balkabağı isimli dev heykelin görüntüsü şimdiden çok paylaşılanlar arasına girdi.

Kusama’nın sergisinin yapımı üç yıl sürmüş.

Eleştir-menlere göre Cosmic Nature sergisi, birkaç iddialı eserin yanı sıra Kusama standartlarının ustaca yeniden canlandırılması ve erken dönem resimlerinin, performanslarının küçük bir retrospektifini içeriyor. Bir de ötesi var. Kusama’nın çocukluğu büyükanne ve büyükbabasının işlettiği fidanlık tesisinde geçmiş.

Dolayısıyla en başından beri bitkiler onun hayatında önemli bir yer tutmuş. Bu sergi bir bakıma Kusama’nın bitkilere olan hayranlığının bir yansıması sayılabilir yani.

Bahçe bağımlılık yapar

Yazının Devamını Oku

MM ve Arthur Miller gibi olurlar mı?

Serenay Sarıkaya ve Haldun Demirhisar’ın sevgili olduğu konuşuldu.

Serenay haberi hemen yalanladı. “Arkadaşız” dedi.
Nitekim doğru, bana kalırsa da iyi arkadaşlar.
Arkadaş kalmaya da devam edebilirler.
Yetişkin bir kadınla erkek yemeğe çıktı, bir yerde görüntülendi diye bu onların sevgili olduğu anlamına gelmez.
Ama bir noktada durumları Marilyn Monroe ve Arthur Miller ilişkisinde olduğu gibi başka yöne evrilebilir mi?
Olabilir, hayat bu.
Nitekim Miller ve MM ilişkisi en sevdiğim hikâyelerden biridir.

Yazının Devamını Oku

İlk aşılı uçuş ve aşı pasaportu olayı

Aşı pasaportu uygulamada nasıl olacak derken ilk uygulama geçen hafta bir havayolu firmasından geldi.

Qatar Havayolları dünyanın ilk aşılı uçuşunu gerçekleştirdiğini açıkladı.
Qatar’ın açıklamasına göre QR6421 sefer sayılı uçağın hem yolcuları hem de tüm mürettebat aşılı olarak seyahat etmiş.
Yani uçağa binmeden önce herkes bir şekilde aşısını olmuş.
Bu da yetmemiş, check-in işlemleri sırasında da aşılanmış personel hizmet vermiş yolculara.
Benim en çok merak ettiğim şey uçaktakilerin maske takıp takmadığı oldu.
Hani herkesin aşılı olmasının verdiği bir rahatlık gelmiş olabilir üzerlerine.
Bir de herkesin iki doz aşıyı tamamlayıp tamamlamadığını merak ettim.

Yazının Devamını Oku

Bu köşenin NFT değeri ne olabilir

Madem her şey NFT’de dijital varlık olarak satılabiliyor, neden bir köşe yazısı da satılmasın?

The New York Times teknoloji yazarı Kevin Roose işte bu fikirden yola çıktı ve yazısının bulunduğu sayfayı NFT pazarlarından Foundation’da satışa çıkardı.
Hem ne olacağını görmek hem de bizzat NFT’yi deneyimlemiş olmak için.
Sonuç?
Elbette milyon dolarlara satılan dijital eserlerin yanında tatlı bir hüsran.
Roose’un yazısı 24 saatlik açık artırma sonunda 350 Ethereum, yani yaklaşık 749 bin dolara satıldı.
Belki süreyi biraz daha uzun tutsa fiyat artabilirdi, kim bilir?

Yazının Devamını Oku

Bodrum’da yeme-içme fiyatı bu yıl rekor kıracak

İstanbullu lüks segment mekanların çoğu bu yaz Bodrum’da olacak ama bir yandan da menüdeki fiyatlar uçacak.

Birkaç gündür soruşturuyorum.
Mekanlarda bir ana yemeğin bu sezon Bodrum’da ortalama 250 lira olması bekleniyor.
Başlangıç ve salataların da 100 liranın üstünde olması öngörülüyor.
Bir kokteylin fiyatı ise 130 ila 150 lira arasında değişebilir.
Bu fiyatların birçok nedeni var. Tüm mekancılar öncelikle artan maliyetleri öne sürüyor.
Bir de yıllardır “Bodrum fiyatı” denilen bir şey var.
Bodrum’a gelince fiyatlar iki-üç katına çıkarılır.

Yazının Devamını Oku