GeriOnur BAŞTÜRK Bu hafta sonu neredesiniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu hafta sonu neredesiniz

Geçen hafta sonu İstanbul’da yasak fiilen yok gibiydi.

Muhtemelen bu hafta sonu da öyle olacak. Herkes kendini dışarıya atacak.
Çünkü durum şu:
Depresyondayız!
Duygular karmakarışık.
Kendini her saat dışarı atma isteği de bu karmaşıklığın belirtilerinden.
Misal: Önceki gün Maçka Demokrasi Parkı’nın oradan yürüyorum.
Yazın bile böyle kalabalık görmemiştim parkta.
Her metrekarede piknik yapan vardı.
Park şöyle baştan sona drone’la görüntülense, festival var sanılabilirdi.
“Neden böyle?” diyerek insanları eleştirmek de artık doğru değil.
Herkes bunaldı, yasaklara dair inancını da kaybetti.
Gözlemim o ki, açılma olmazsa mart gerçekten zor geçecek.

Boğaz’a bir KAWS heykeli yakışırdı

Gerçek ismi Brian Donnelly olan Amerikalı sanatçı KAWS’nin gözleri X işaretiyle kapanmış, genellikle beyaz eldivenli, Mickey Mouse’u andıran, palyaço benzeri meşhur figürü Companion’a mutlaka bir yerde rastlamışsınızdır.
Hatta eski normal günlerde, 2019’da yapılan Hong Kong’taki Art Basel’de bu figürün 35 metrelik dev şişme heykeli liman sularına bırakılmış ve o yılın selfie rekoru muhtemelen bir gün içinde kırılmıştı.

Bu hafta sonu neredesiniz

Şimdi KAWS’nin Brooklyn Müzesi’nde açılan ve 5 Eylül’e kadar sürecek bir sergisi açıldı. “What Party” adı verilen sergide sanatçının toplam 167 işi yer alıyor. Sanatçının ilk çıkış dönemindeki sokak işleri ve resimlerinden tutun da, Companion’un bol versiyonlu çeşit çeşit heykeline kadar her şey yer alıyor sergide...
25 yıldır sanat, popüler kültür ve iş dünyası arasında köprü kurduğu söylenir ve yazılır çizilir KAWS’nin.
Aynı zamanda sanatçının tüketim kültürünü hem eleştirdiği hem de bizzat bu tüketimin içine katılımcı olarak girmekten çekinmediği de...
Her şey bir yana, şu anda Boğaz’ın sularında yüzen dev bir Companion heykeli görsem ya da Taksim Meydanı’nda oturan bir versiyonunu; garip bir şekilde mutlu olurdum herhalde.

Bu sergi tamamen zevk meselesi

Tam olarak KAWS’e eşdeğer olmasa da, bizde de tıpkı onun gibi eğlenceli bir sergi başladı. Pera Müzesi’ndeki “Zevk Meselesi” adlı grup sergisi. 13 sanatçı ve kolektifin işlerini bir araya getiren sergi, adından da anlaşılacağı üzere “beğeni” kavramını ele alıyor.
Serginin sürprizlerinden biri ise Nick Cave’in “Drive-by” isimli 2011 tarihli videosu...
“Zevk Meselesi” 6 Haziran’a kadar zevklerimizi sorgulamak için görülmeyi bekliyor.
Kanepenizden kalkıp hareketlenmeniz için sıkı bir neden diye düşünüyorum.

Somer Şef’in karantinası

MasterChef jüri üyesi ve şef Somer Sivrioğlu önceki gün çocuklarını görmek için Sidney’e uçtu. Ama çocuklarını hemen görmesi mümkün olmayacak.
Çünkü Avustralya’da girdiğiniz vakit, bir otelde 14 gün konaklayarak karantinada kalma kuralı var.
Üstelik otel parasını hükümet ödemiyor, siz ödüyorsunuz.
Somer Şef yalnız değil.
Önceki gün New York Times, dünyanın dört bir tarafında onun durumunda olanları haberleştirmişti:
“Seyahat karantinaları”. Haberi okuyunca anlıyorsunuz:
Dışarıya çıkmanıza asla izin vermiyorlar.
14 gün boyunca bir odanın içinde yaşıyorsunuz ve haliyle sizin gibi olanlarla odanızın penceresinden dahi olsa arkadaşlık etmeye başlıyorsunuz.
Avustralya bu konuda gerçekten sıkı. En son ocak ayında Antalya Open tenis turnuvasından Avustralya’ya giden tenisçiler de aynı prosedürden geçti.
Onca gün otelde kaldıktan sonra hiç antrenman yapamadan maça çıktılar.

 

X

Yayoi Kusama’nın dans eden balkabağı

Şu anda New York’ta olmak vardı.

Hayır, caddesi, sokağı, restoranı yüzünden filan değil; hem bir sergi hem de dev bir bahçeden dolayı!

Bronx’taki New York Botanik Bahçesi’ne, kısa adıyla NYBG’ye yıllar önce “Frida Kahlo: Art, Garden, Life” sergisi vesilesiyle gitmiş ve sergiden çok botanik bahçesine hayran kalmıştım.

Şimdi bu nefis mekanda salgın nedeniyle bir yıldır ertelenen Yayoi Kusama’nın “Cosmic Nature” sergisi açıldı. 92 yaşındaki ikonik sanatçının sergisinden renkli instagram kareleri dijital dünyalarımıza düşmeye başladı bile. Özellikle dans eden balkabağı isimli dev heykelin görüntüsü şimdiden çok paylaşılanlar arasına girdi.

Kusama’nın sergisinin yapımı üç yıl sürmüş.

Eleştir-menlere göre Cosmic Nature sergisi, birkaç iddialı eserin yanı sıra Kusama standartlarının ustaca yeniden canlandırılması ve erken dönem resimlerinin, performanslarının küçük bir retrospektifini içeriyor. Bir de ötesi var. Kusama’nın çocukluğu büyükanne ve büyükbabasının işlettiği fidanlık tesisinde geçmiş.

Dolayısıyla en başından beri bitkiler onun hayatında önemli bir yer tutmuş. Bu sergi bir bakıma Kusama’nın bitkilere olan hayranlığının bir yansıması sayılabilir yani.

Bahçe bağımlılık yapar

Yazının Devamını Oku

MM ve Arthur Miller gibi olurlar mı?

Serenay Sarıkaya ve Haldun Demirhisar’ın sevgili olduğu konuşuldu.

Serenay haberi hemen yalanladı. “Arkadaşız” dedi.
Nitekim doğru, bana kalırsa da iyi arkadaşlar.
Arkadaş kalmaya da devam edebilirler.
Yetişkin bir kadınla erkek yemeğe çıktı, bir yerde görüntülendi diye bu onların sevgili olduğu anlamına gelmez.
Ama bir noktada durumları Marilyn Monroe ve Arthur Miller ilişkisinde olduğu gibi başka yöne evrilebilir mi?
Olabilir, hayat bu.
Nitekim Miller ve MM ilişkisi en sevdiğim hikâyelerden biridir.

Yazının Devamını Oku

İlk aşılı uçuş ve aşı pasaportu olayı

Aşı pasaportu uygulamada nasıl olacak derken ilk uygulama geçen hafta bir havayolu firmasından geldi.

Qatar Havayolları dünyanın ilk aşılı uçuşunu gerçekleştirdiğini açıkladı.
Qatar’ın açıklamasına göre QR6421 sefer sayılı uçağın hem yolcuları hem de tüm mürettebat aşılı olarak seyahat etmiş.
Yani uçağa binmeden önce herkes bir şekilde aşısını olmuş.
Bu da yetmemiş, check-in işlemleri sırasında da aşılanmış personel hizmet vermiş yolculara.
Benim en çok merak ettiğim şey uçaktakilerin maske takıp takmadığı oldu.
Hani herkesin aşılı olmasının verdiği bir rahatlık gelmiş olabilir üzerlerine.
Bir de herkesin iki doz aşıyı tamamlayıp tamamlamadığını merak ettim.

Yazının Devamını Oku

Bu köşenin NFT değeri ne olabilir

Madem her şey NFT’de dijital varlık olarak satılabiliyor, neden bir köşe yazısı da satılmasın?

The New York Times teknoloji yazarı Kevin Roose işte bu fikirden yola çıktı ve yazısının bulunduğu sayfayı NFT pazarlarından Foundation’da satışa çıkardı.
Hem ne olacağını görmek hem de bizzat NFT’yi deneyimlemiş olmak için.
Sonuç?
Elbette milyon dolarlara satılan dijital eserlerin yanında tatlı bir hüsran.
Roose’un yazısı 24 saatlik açık artırma sonunda 350 Ethereum, yani yaklaşık 749 bin dolara satıldı.
Belki süreyi biraz daha uzun tutsa fiyat artabilirdi, kim bilir?

Yazının Devamını Oku

Bodrum’da yeme-içme fiyatı bu yıl rekor kıracak

İstanbullu lüks segment mekanların çoğu bu yaz Bodrum’da olacak ama bir yandan da menüdeki fiyatlar uçacak.

Birkaç gündür soruşturuyorum.
Mekanlarda bir ana yemeğin bu sezon Bodrum’da ortalama 250 lira olması bekleniyor.
Başlangıç ve salataların da 100 liranın üstünde olması öngörülüyor.
Bir kokteylin fiyatı ise 130 ila 150 lira arasında değişebilir.
Bu fiyatların birçok nedeni var. Tüm mekancılar öncelikle artan maliyetleri öne sürüyor.
Bir de yıllardır “Bodrum fiyatı” denilen bir şey var.
Bodrum’a gelince fiyatlar iki-üç katına çıkarılır.

Yazının Devamını Oku

Sorry Kerem Bürsin!

Sonradan özür diledi ama, söz ağızdan çıktı bir kere: Kerem Bürsin ben ve benim gibi mekanlara gidip oturanların hepsine saydırdı.

“O kafelere gidip maskelerinizi çıkarıyorsunuz ya” diye ağzından tükürükler saçarak sinirlenmiş Bürsin.
Kahvemizi içerken ya da yemeğimizi yerken maske takmamızı beklemiyor herhalde.
Kaldı ki kendisi de setlerde maskesiz oyunculuk yapıyor.
İşin doğrusu, bana asıl ilginç gelen bunları tartışmak ve birbirimize bu yüzden hakaret etmek.
Şahane bir vakit kaybı!
Oysa bir yılı devirdik.
Herkes kendini korumayı öğrendi. Ne yapacağını, ne yapmayacağını biliyor.

Yazının Devamını Oku

Unutmayın ki NFT’ye bir şey olmaz

Cüneyt Özdemir’in “Bu tweet bir sanat eseridir” şeklindeki tweet’i, Saba Tümer’in kahkahası derken, Gülben Ergen de magazin literatürüne girmiş o meşhur “Bana unutmayın ki hiçbir şey olmaz” cümlesini NFT’ye dönüştürüp satışa çıkardı.

Üçünün de ortak noktası yaptıkları satıştan elde edilen geliri sosyal sorumluluk kapsamında dernek ya da vakıflara bağışlaması.
NFT kısa sürede ‘Türkleşti’ diyebiliriz yani.
Yakında başka ünlü isimler de bu yola başvuracak ve NFT üzerinden bağış yarışı başlayacaktır kuşkusuz.
Bu NFT’nin popüler ve bir süre sonra yıldızı sönecek olan yüzü.
Madalyonun esas derya deniz kısmında ise dijital sanatçıların NFT pazarındaki şahane rekabetine tanık oluyoruz.
Daha önce bu köşe topraklarında NFT pazarlarının en ünlü Türk isimlerinden birini, yani Murat Pak’ı yazmıştım. Yakında Beeple’ı geçebilir kendisi.
Ama başka Türk sanatçılar da var NFT pazarında.

Yazının Devamını Oku

70 metrelik uydu anteni polemiği

Hafta sonu gündemde Refik Anadol vardı.

Ama sanatçı bu kez önünde uzun kuyruklar oluşan Pilevneli Galeri’deki “Makine Hatıraları: Uzay” sergisiyle değil, Instagram profilinin hikâye bölümünden paylaştığı, bol göndermeli bir yazıyla gündeme geldi.

Arkasında büyük bir uydu anteni fotoğrafının olduğu yazıda şöyle diyordu Anadol:

“Sevgili dostlar, yine aynı elitist sanat akademisyenleri maalesef sergimizin başarısını hazmedemiyorlarmış. Normaldir.

Yokluktan, hiçlikten ve negatiflikten beslenirler.

Yeni hiçbir şey söylemezler. Sanat halka inince hep böyle yaparlar. Onlara buradan 70 metrelik DNS anteni hediyem olsun”.

SANAT ELEŞTİRMENİ SÖNMEZ’DEN YANIT GELDİ

Ben de dahil herkes bu uydu antenli,

Yazının Devamını Oku

Bir Tünel ve Tepebaşı gezintisi

Eski Beyoğlu geri döner mi bilmem ama Beyoğlu’nda, özellikle Tepebaşı-Tünel civarında turist yoğunluğu ve çeşitliliği artmış durumda.

Bunu da hafta sonu o civarda gittiğim mekanlara dayanarak söylüyorum.
İlk durağım, Soho House’du.
Kulübün özellikle teras kısmı popülerdi.
Herkes orada toplanmıştı.
Bu arada Soho House altıncı yaşına girmiş geçtiğimiz günlerde.
Oysa daha dün gibi; Jamie Dornan’lı, Eddie Redmayne’lı açılış gününün tantanası, süksesi.
Soho House onca krize, bölgenin geçirdiği onca değişime rağmen ayakta ya, gerçekten bravo.

Yazının Devamını Oku

Doğal olandan utanmanın öteki adı: Beyaz kum

Plajlara beyaz kum, yani kuvars tozu dökme adedi son yıllarda lüks otellerin vazgeçemediği bir alışkanlık haline geldi. Bu ürkütücü alışkanlığı Hürriyet’ten İsmail Sarı tüm ayrıntısıyla yazdı geçtiğimiz günlerde.


Evet, alışkanlık ürkütücü, çünkü bu kuvars tozu Sarı’nın yazısında belirttiği gibi hem denize hem de bize iyi gelmiyor.
İnşaat sektöründe kullanılan bu kuma maruz kalmak tüberküloz ve akciğer kanseri gibi hastalıklara davetiye çıkartıyor.
Sarı’nın haberinden öğrendiğime göre aslında bu kumu döken otellere para cezası da yazılıyormuş. Ama o para cezaları kuvars tozu dökülen plajlarda bir öğle yemeğine ödenen para zaten. Bu yüzden oteller cezayı umursamıyor.
Bir de sırf Maldivler havası veriyor diye kuvars tozu dökmek şu anlama da geliyor:
Doğal olandan utanmak, onu gizlemeye çalışmak.
Oysa Ege kıyılarının doğal hali en güzeli. Bu kuma ihtiyacı yok!

Emir Taha’nın İngilizce-Türkçe yükselişi

Yazının Devamını Oku

Mekanlar da ofise dönüşür mü

Çoğu mekan açık kalacağı sürenin uzamasını, yani akşam 19’dan sonra da açık kalma kararını bekliyor.

Bu ne zaman gerçekleşir bilmiyorum ama o sırada kaçırdıkları bir kitle var.
O da halihazırda evden çalışan beyaz yakalılar.
Evden çalışmak herkes için kolay bir durum değil.
Kendini eğitmek, disipline sokmak
ya da ev kalabalıksa önündeki işe odaklanmaya çalışmak.
Oysa gündüz çok da iş yapmayan, daha çok akşam müşterisi olan mekanlar bazı masalarını çalışma alanı gibi düzenleyebilir.
Hatta her gün aynı masada çalışmak isteyene, o masayı rezerve edip ona göre bir bedel alabilir.

Yazının Devamını Oku

Ece Dağıstan’ın ilham verdiği kadınlar

Yine bir öğleden sonra çekirdek arkadaş grubu buluşmasındayım.

“Yine” diyorum, çünkü akşamlar artık tek başınalığın sembolü.

Herkes kendi evinde (kendi izlediği diziyle) yalnız.

“Herkes” dediğim, biz, yani bekar ve çocuksuz arkadaş grubum.

Evet, mekanlar açılmadan önce birbirimizin evine gidip geliyorduk.

Ama mekanda buluşup laflamak gibi olmuyordu.

Mekanlar açılınca hızla alıştık öğleden sonra buluşmasına.

Ama öğleden sonra buluşmak da zor.

Herkesin işini bir şekilde ayarlaması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni ilgi köpüğümüz: Bay Hadid

Ben ilk gördüğümde Mickey Rourke’un kardeşi filan sanmıştım.

Değilmiş, Gigi ve Bella Hadid’in babası Mohamed Hadid’miş.

Bir açılış için Türkiye’ye gelmiş.

Ama açılış bitti, o gün bugündür baba Hadid’in attığı her adım çılgınca takip ediliyor.

Baklava yiyor, flaş flaş. Sultanahmet’e gidiyor, flaş flaş. Sergi geziyor, flaş flaş.

Bir dahaki sefere Gaziantep ve Alaçatı’yı da gezecekmiş.

O zaman kendisini günlerce takipten çıkmayacağız demektir.

Hele bir de Gigi ve Bella’nın ön Arapça isimlerini söyledi ya, bahtiyarız.

Bir tepsi baklava daha yemeden bırakmayız.

Yazının Devamını Oku

Erken vakit sosyalleşme akımına uydum ve...

Cumartesi günü erken vakit sosyalleşme akımına uydum ve saat 12 civarı Etiler’deki All Sports’daydım.

Mekanın açık alanında kalabalık bir masaydık ve tam beş saat oturduk.

Uzun süredir bir mekanda o kadar saat oturmamıştım.

Kendime de şaşırdım.

İşin doğrusu, o kadar saatin nasıl geçtiğini de anlamadım.

Bakınız: Pandemiyle birlikte zaman algısının değişmesi hadisesi...

Eskiden olsa onca saat bir mekanda oturmaktan kesin sıkılır, “Buradan başka bir yere mi gitsek?” diye etrafımdakileri manipüle etmeye çalışırdım.

O gün ise hiç sıkılmadım, hatta yerimden kalkmak da istemedim.

Mekanın açık alanındakiler mutlu mesut otururken

Yazının Devamını Oku

Bu yaz İstanbul mekanları Bodrum’da

Azur’un, Paper Moon’un ve Sunset’in suşi kısmının Bodrum’a ineceğini daha önce yazmıştım.

Şimdi yeni Bodrum gelişmelerine buyurun:
◊ Nişantaşı’ndaki Must da Bodrum’a geliyor. Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda, eskiden Root’un olduğu yere konuşlanacak olan Bodrum Must’ın açılış tarihi 7 Mayıs.
Akşam 18.00’den sonra açılacak ve fine-dining restoranı olarak hizmet verecek olan Must’ın Bodrum çıkarmasıyla ilgili mekanın ortağı ve işletmecisi Ercan Gümüşkaya iddialı ve heyecanlı.
Nişantaşı’ndaki Boel ise Bodrum Must’ın hemen üstündeki otelin işletmesini üstleniyor.
◊ Bomonti’deki restoran-bar Wu, Yalıkavak’a açılacak bir diğer İstanbul markası.
Edition Oteli’nin tam karşısına açılacak olan Wu, bu yaz yeni neslin favori noktalarından biri olmaya aday.
◊ Edition Otel’e de bir İstanbul markası geliyor: Kuruçeşme’deki Inari.

Yazının Devamını Oku

Aleyna’ya ‘Rose’ disiplini diliyorum

Aleyna Tilki’ye üzülüyorum.


Sen kalk Warner Music’le anlaş, ilk İngilizce şarkını çıkar ve sonra da kendini şarkının YouTube videosunun altına “Şarkı ayransız döner gibi olmuş” diye “mizah kasıcı” yorum yazanların, yetmedi Demet Akalınlı polemiklerin ortasında bul.
Hadi diyelim ki buldun.
Ama bari yanıt verme. Hemen o topa girme.
Muhabirler Demet Akalın’ın dediklerini anımsatınca şöyle demiş Aleyna: “Beni eleştirenler, çalıştığım ekip Grammy aldı, onu konuşsun.”
Açıkçası bu yanıt da “Şarkı ayransız döner gibi olmuş” diye yazandan pek farklı değil.
“Çocuk dizisinde oynuyor” diyen senin ekibin nerede ne yapmış, ne almış ilgilenmez ki...

Yazının Devamını Oku

Beeple’ın Christie’s satışına Türk rakip: Pak

Kripto art üreticisi Beeple’ın “Everydays: The First 5000 Days” eserinin 69.3 milyon dolarlık Christie’s satışı gerçekten de başlangıçmış.

Önceki gün bir başka ünlü müzayede evi olan Sotheby’s devreye girdi ve “kripto art” üreticisi Pak ile işbirliği yapacağını duyurdu.

Sotheby’s açık artırmanın ne zaman yapılacağı konusunda henüz detay vermedi ama bu kadarı bile yeni bir heyecan dalgası yaratmaya yetti.

Bizim tarafımızda ise başka bir heyecan söz konusu. Çünkü Pak, Türk bir “kripto art” üreticisi.

NFT pazarlarından biri olan SuperRare’den uzun süredir takip ettiğim, Twitter’daki kullanıcı adı Murat Pak olan ama yaptığı çalışmalar için kendine kısaca “Pak” diyen dijital sanatçının ürettiklerinin değeri aralık ayında 1 milyon doları aşmıştı.

GİZEMLİ VARLIK

Pak, 1 hafta önce “Foundation.app”e bir röportaj vermişti. Orada “gizemli bir varlık” olarak tanımlanmıştı:

“Bir sanatçı, kolektif ya da bir yapay zeka olabilir. Bu belirsizlik, itirazın bir parçası da olabilir. Pak, 25 yıldır dijital sanat yaratıyor. NFT pazarındaki son patlamaya kadar Pak, Ethereum üzerinde en başarılı sanatçıydı.”

Yazının Devamını Oku