Alice bizi müzikale götür

Yıllar sonra gördüğümüz ilk yerli müzikal Alice. Serenay Sarıkaya’nın başrolde olduğu müzikalin son iki aydır sıkı bir şekilde tanıtımı yapılıyor. İlgi büyük. Peki gala gecesi nasıldı? Dahası Alice bekleneni verdi mi? İşte o gecenin raporu.

Haberin Devamı

Perşembe akşamı Zorlu PSM’nin merdivenlerinden inerken aklımda deli düşünceler:
Şu an Alice’in hikayesindeki gibi bir beyaz tavşan gelse ve “Hadi beni takip et” diyerek ‘solucan deliği’ne benzeyen o tünele davet etse...
Hiç düşünmeden peşinden gider ve aşağı atlar mıydım?
Yoksa hemen mantığım devreye girip “Saçmalama bebeğim” mi derdi?
Lewis Carroll mahlaslı Oxfordlu matematikçi ve fotoğrafçı Charles Lutwidge Dodgson’ın ta 1865’te yazdığı Alice Harikalar Diyarında’nın bence en büyük sorusu bu.
İçinden geçen ‘şey’le kurallar ve kalıplar arasında sıkışıp kalmış zihnin arasında seçim yapmayı becermek...

BURCU ESMERSOY TAVŞANI TAKİP EDER Mİ

Salonun karşısındaki Cheers adlı barda müzikalin başlamasını bekleyen ünlü davetliler acaba gerçek hayatlarında ne kadar Alice?
Onlar arasında önce Nil Karaibrahimgil’i görüyorum. Işıl ışıl parlıyor.
Alice’i gerçek hayatta yaşayan biri varsa, kesin odur.
Beyaz tavşanı hiç tereddütsüz takip eder, gider.
Zaten Paris’ten aldığını söylediği nefis tasarım elbisesi de bunun kanıtı gibi...
Bir süre sonra Burcu Esmersoy’la karşılaşıyorum.
Bana kalırsa Burcu, beyaz tavşanı takip edip harikalar diyarına şöyle bir göz atar ama çok da orada kalmaz. İki dünya arasında bir denge kurar.

ENİS ARIKAN, GİZLİ STAR

Ve müzikal başlıyor... Video mapping’in başrolde olduğu sahne güzel görünüyor.
İnsanı havaya sokan türden.
Sahneye ilk çıkan Enis Arıkan. Beyaz tavşanı oynuyor.
Jet Sosyete’deki karakteri gibi oynuyor tavşanı.
Ama seyirci onun bu halini benimsemiş, gülümsüyor hemen.
Hatta enerji en çok onun çıktığı sahnelerde yükseliyor. Enis, gizli star...

SERENAY KADAR İYİ ŞARKI SÖYLEYEN YOK

Müzikalin ilk dakikaları video mapping şov gibi.
Bazen bilgisayar oyununda gibi hissediyorsun. Elde ne varsa ortaya saçmışlar.
Bir de herkes havalarda uçuyor.
Ama en etkileyici havada uçma sahnesi yine Serenay’a ait.
Havada uçarken şarkısını da söylüyor Serenay, gayet başarılı.
Havada yüzme sahnesinde de öyle.
Zaten Serenay aynen dedikleri gibi: Gerçekten bu müzikale çok çalışmış, emeğinin karşılığını veriyor.
Bu arada: Serenay kadar iyi şarkı söyleyebilen yok.
Diğer karakterler şarkı söylerken sözleri anlamak pek mümkün değil.
Bir müzikalde de sözler önemli aslında.
O sahnenin duygusu şarkıyla anlatıldığı için...

HANGİ YÖN?

Alice aslında bol bol felsefi alt metni olan bir yetişkin masalı.
“Bu sabah kim olduğumu biliyordum, ama o zamandan bu zamana çok değiştim” der ya Alice hikayenin bir yerinde.
Yahut kediyle yaptığı sohbette Alice sorar, “Hangi yöne gitmem gerekiyor?”
Kedi yanıt verir: Sorunun cevabı nereye gitmek istediğine göre değişir.
Alice şöyle der: Nereye gittiğim çok da umurumda değil. Bir yere varayım yeter ki.
Kedi yanıtı yapıştırır: O zaman ne yöne gittiğin fark etmez. Yeterince yürürsen emin ol bir yere varırsın.
Bizim Alice müzikali de ne yöne gideceğine karar verememiş gibi.
İki uç arasında gidip gelmiş:
Yetişkin müzikali olmakla çocuk müzikali olmak arasında.
Araya sıkıştırılan bir iki tane Türk işi seks imalı espri ya da “Gitme Sana Muhtacım”lı o romantik sahneyle Alice müzikali bir an yetişkinlerin radarına giriyor, sonra tekrar hızla o radardan çıkıyor.
Hedef kitle yeniden çocuklar oluyor.

NET BİR YANIT MI İSTİYORSUN?

Şimdi “Ee, yani müzikal nasıldı?” diye soranlara net bir yanıt gerekiyor ya.
“İyiydi ya da kötüydü” diye net bir yanıt veremiyorum aslında.
Hele hele Alice’in gezindiği diyarın kafasıyla düşünürsek, “Sonuçta kime göre iyi kime göre kötü?”
En iyisi şöyle diyeyim:
Alice müzikalinin prodüksiyonu, görseli, dansı şusu busu koreografisi pek güzel.
Finaldeki şarkısı da akılda kalıcı.
Ama ben Alice ve gezindiği diyardakilerin sorgulayıcı kafasını ve deli ruhunu daha çok hissederek çıkmak isterdim salondan galiba.
Ne yapayım, ben de buyum...

Yazarın Tüm Yazıları