Ömür Gedik

Ömür Gedik

ogedik@hurriyet.com.tr

‘Zerhun’ 70 ülkede izlenecek

Çok sevdiğim oyuncu arkadaşım Tolga Yüce ile bu aralar çok sık buluşamıyoruz.

Haberin Devamı

Nedeni ise uzaklarda, Mardin’de destansı bir hikâyede başrolde olması.

70 ülkeye açılan yayın ağı ile öne çıkan “Zerhun” adlı bu dizi ve Tolga’nın canlandırdığı Yaman karakteri çok konuşulacak.

Önce büyülü atmosferiyle dizinin başarısında etkisi olan Mardin’den bahsedeyim.

Gidenler, görenler bilir, Mardin’de sanki taşların dili vardır, her sokak, her ev, her bakış bir hikâye anlatır. Güneş batarken şehri altına boyayan ışık, bin yıllık medeniyetlerin izini hâlâ taş duvarlarda taşır.

Tolga Yüce’nin de dediği gibi; “Burada sadece kamera karşısında değil, tarihin kalbinde nefes alırsınız...

Bu kadim şehirde çekilen “Zerhun” sadece bir dizi değil; bir duygunun, bir direnişin, bir sevdanın görsel romanı.

Yaman karakteri; adalet, aşk ve geçmişin yükü arasında sıkışmış bir adam. Mardin’in taş sokaklarında yürürken, aslında kendi kalbine doğru yol alıyor.

Haberin Devamı

Bu karakter, Tolga’nın güçlü oyunculuğuyla derinleşiyor.

Kanal 7’nin öne çıkan yapımlarından olan “Zerhun”un en dikkat çekici yanı, televizyon dizisinden çok bir sinema filmi estetiğiyle çekilmiş olması.

“Zerhun” aynı zamanda 70 ülkeye dağıtımı yapılan bir dizi olarak, Türkiye’nin kültürel mirasını, insan hikâyelerini ve doğusunun büyüsünü dünyaya tanıtacak.

Uluslararası arenaya yayılacak olması Mardin ve ülke turizmi açısından da önemli bir katma değer tabii ki.

Tolga’nın Yaman’ının hikâyesini dünyayla birlikte biz de izleyeceğiz.

Seul’den gelen ödül

Yurtdışı başarılarımızı hem alkışlıyor hem de gururlanıyorum.

Tiyatro Boyalı Kuş’un 25’inci yılında sahnelediği “Godot’yu Beklemezken” oyunu, Kore’nin Seul kentinde düzenlenen 25. World Duo Drama Festival’e davet edildi ve gösterimin ardından festival jürisi tarafından Özel Performans Ödülü’ne değer görüldü.

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” oyununa feminist ve çağdaş bir yaklaşım getirilmiş.

Sahnede iki clown oyuncunun hiçbir otoriteye bağlı kalmadan kendi oyunlarını kurmaya giriştiği, doğaçlama ve absürt mizahın iç içe geçtiği çok katmanlı bir performans sunuluyor.

Oyuncular, eski sahne eşyalarından kültürel anlatılara, anımsanan tiratlardan yeni metin parçalarına uzanan geniş bir malzeme havuzuyla kendi sahne evrenlerini adım adım inşa ederken; “Beklemek mi, beklememek mi?” sorusunu hem kişisel hem toplumsal bir bağlamda yeniden ele alıyor.

Haberin Devamı

Shakespeare’den Aristophanes’e, Nasreddin Hoca’dan Anadolu’nun anlatı geleneğine kadar farklı kültürel referanslarla beslenen oyun, patriyarka ve otorite ilişkilerini sahnede görünür kılan bir estetik alan açıyor.

Performans ilerledikçe Beckett’in “Yapacak bir şey yok” cümlesi “Yapılacak çok şey var”a dönüşürken, finaldeki “Gidelim mi? / Gidelim” diyaloğu seyirciyle paylaşılan bir eylem çağrısına evriliyor.

Seul’deki bu uluslararası buluşma ve önemli başarı için Tiyatro Boyalı Kuş ekibini kutluyorum.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları