Paylaş
Biraz evet, biraz hayır.
İşin içinde ruh hali de var, bir sıcaklık, bir samimiyet, çokça da gerçeklik.
İşte Yonca Evcimik, ‘Yonca’nın 90’lar Ekspresi’ ile tam da bu duyguyu sahneye taşıma amacında.
Ama öyle klasik bir “nostalji konseri” gibi düşünmeyin.
Bu, geçmişi bugüne taşırken onu yeniden yorumlayan bir kabare şov.
Yonca Evcimik, çocuk yaşta başlayan sanat yolculuğunu tek perdelik bir anlatıya dönüş-türürken, aslında kendi hikayesi üzerinden bir dönemin pano-ramasını çiziyor.
Ve bunu yaparken yalnız değil.
Dünden bugüne hit olmuş şarkılarını 12 kişilik dans ekibi eşliğinde sahnede seslendiren Yonca’ya Melih Çardak, Şebnem Erdener, DJ Mert Altın ve Faruk K da sahnede eşlik ediyor.

Sahnedeki bu kalabalık ekip, dansçılar, müzisyenler...
Hepsi o dönemin enerjisini bugüne taşıyan birer parça gibi.
Ama bence gecenin en önemli tarafı şu:
Bu bir “geri dönüş” değil.
Bu bir “hatırlatma”.
Çünkü 90’lar sadece geçmişte kalmış bir dönem değil; hala içimizde yaşayan bir his.
Samimiyetin, eğlencenin, filtresiz duyguların zamanı...
Ve sahnede biri çıkıp bunu gerçekten hissettiriyorsa...
İşte o zaman bu şahane bir deneyim oluyor.
Tebrikler ve teşekkürler Yonca...
Yalovalılara çağrım
Mimoza Kadın Ritim Grubu, 13 Nisan’da sokak canları için farkındalık yaratmayı amaçladıkları özel bir etkinlik gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
‘Ritmin birleştirici gücüyle, sokakta yaşam mücadelesi veren dostlarımızın sesi olmak, toplumsal duyarlılığı artırmak ve kalplere dokunmak istiyoruz’ diyorlar.
Yalova’ya buradan bu konser için bir çağrı da ben yapmış olayım.
Ama özel bir ricayla...
Konser günü lütfen mamalarla sokak canlarının toplandığı Yalova Barınağı’na gidilsin ve ilk paylaşımlar barınaktan yapılsın.
Mimoza Kadın Ritim Grubu’nu sevenleriyle birlikte barınakta ilgi, mama ve sahiplenilme bekleyen canların yanında görmek ve sonrasına sözü müziğe bırakmak fark yaratacak ve eminim güzel bir örnek olacak.
Farelerin arkadaşlığı
Fareler.
Kimi insanların küçümsediği, kimilerinin korktuğu o küçük canlılar.
Aslında son derece sosyal, sevgi dolu ve bağ kurmaya ihtiyaç duyan canlılar.
Onların da en iyi arkadaşları var.
Birbirlerine dokunuyorlar, birlikte vakit geçiriyorlar, yalnız kalmak istemiyorlar.
Ama biz onları alıp cam kutuların içine koyuyoruz.
Hayatlarını, özgürlüklerini, ailelerini ellerinden alıyoruz.
Acı çektiriyoruz, hasta olmalarını sağlıyoruz, denek olarak kullanıyoruz, öldürüyoruz.
Ve sonra adına “bilim” diyoruz.
Belki de en acı olan şu:
Onlardan sadece yaşamlarını değil, “birlikte olma” haklarını da çalıyoruz.
Arkadaşlığı yaşayan hisseden fareler ve tüm canlılar adına bir kez daha deneye hayır.
Paylaş