GeriÖmür GEDİK Yol hipnozuna dikkat!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yol hipnozuna dikkat!

Tatil göçü başlıyor. Ve bu kez pandeminin de etkisiyle arabayla seyahat edeceklerin sayısı, önceki yıllara göre daha fazla. Dileğim trafik kazalarının hiç olmaması. Ama rakamlar bunun pek mümkün olmadığını gösteriyor.

Çok uzağa gitmeyelim, geçen yıl toplam 983 bin 808 trafik kazası meydana geldi. Bunların 150 bin 275’i maalesef ölümlü, yaralanmalı kazalar.
Büyük şehirlerden tatil beldelerine ya da memleketlerine doğru yola çıkacakların akıllarında tutması gereken bir gerçek var:
Yol hipnozu.
Yol hipnozu, çoğu sürücünün bilmediği ve farkında olmadığı bir fiziksel durum.
Kontağı çevirip gaza bastıktan 2.5 saat sonra yol hipnozu başlıyor.
Gözlerinizin açık olması bir şey fark ettirmiyor o andan itibaren.
Gözün gördüğünü beyin kaydetmiyor, analiz de edemiyor. Yol hipnozunun neden olduğu kazaların başında yol kenarında duran araca veya önde giden TIR’a arkadan çarpma geliyor.
Son 15 dakikayı sürücü genelde hatırlamıyor bile. 
Kaç kilometre hızla gittiğini, önündeki araçla mesafesini bilmiyor.
Bu yazıyı okuyorsanız ve yola çıkacaksınız, sizden ricam lütfen yol boyunca her 2 ya da 2.5 saatte bir 15 dakikalığına da olsa durun, hava alın, yürüyün, bir şeyler yiyin, çay ya da kahve için. Hele bir de gece yolculuk yapıyorsanız durum daha da tehlikeli.
Çünkü yol hipnozu geceyi daha çok seviyor.
Şimdiden herkese iyi tatiller, kazasız, belasız, yol hipnozsuz yolculuklar.

Antalya’yı özlemiştik

Pandemide ertelenen, iptal edilen, bizden alınan, eskisi gibi yapılamayan etkinliklerin başında konserler ve film festivalleri geliyordu.
Hayatımızın tadı tuzuydu onlar.
Özellikle Antalya Altın Portakal ve Adana Altın Koza’yı nasıl özledim bu ara dönemde anlatamam.
Hasret bitiyor neyse ki.
2-9 Ekim tarihleri arasında 58’inci Altın Portakal için Antalya’da festivalde olacağız.
Orada bizimle olacak filmlerin sahiplerine duyurmuş olayım, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek festivalin Ulusal Uzun Metraj, Belgesel ve Kısa Film dallarındaki yarışmalar için başvurular açıldı.
Son başvuru tarihi ise 9 Ağustos.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, bu yıl toplam 1 milyon 400 bin TL ödül dağıtılacağını duyurdu.
Altın Portakal alacak film, heykelcikle birlikte 300 bin TL’lik ödülün sahibi olacak.
Peki bu yıl festival yine geçen yıl ilk kez gerçekleştirilen açık hava gösterimleriyle mi ilerleyecek?
Hem evet, hem hayır.
Bu yıl açık hava gösterimleri olacak ama kapalı salonlarda da film izlenebilecek.
Covid-19 önlemleri alınmış olarak tabii.

Erkekler de cesur olsun

Gülşen ve Hande Yener’in sahne kıyafetleri üzerindeki tartışmaya iki ayrı pencereden şöyle bakıyorum...
Herkes istediğini giymekte özgürdür, kimse kimseye karışmasın.
Sahnede sıra dışı olmak devrim niteliğindedir, iyidir.
Ayrıca Gülşen ve Hande güzel seçimlerle iyi de yapmışlardır.
İkisine de bakmaya doyamadım.
Eminim izleyenler de aynı şeyi düşünmüştür.
Diğer yanda kadınlardaki bu yaratıcılığı, özgüveni, cesareti erkek solistlerde neden göremediğimizi sorguluyorum tabii.
Ben hep kadınların kıyafetlerinin tartışılmasından sıkıldım.
Yok mu medyayı sallayacak şöyle iddialı, çılgın bir popçu ya da rock’çı...

X

Maske tak demeye korkar olduk

İşte en korktuğum şey, güvenlik görevlisi Şükrü Turan’ın başına geldi.


Maske takması konusunda uyardığı kişi tarafından saldırıya uğrayan Turan, kırılan gözlük camının batması sonucu gözünü kaybetti.
Kendinizi onun yerine koyun, ömür boyu bir gözü görmeyecek!
Bu haberin hemen ardından bir başkası da Almanya’dan geldi.
Almanya’da bir kişi, kendisini maske takmadığı için uyaran kasiyeri silahla vurarak öldürdü.
Bunları okurken aynı konu nedeniyle kaç badire atlattığımı düşündüm, aklım çıkıyordu.
Dayanamıyor ve kapalı alanda maskesiz gördüğüm herkesi ben de uyarıyorum çünkü.

Yazının Devamını Oku

Schumacher’e kavuştuk

Merakla beklenen, Michael Schumacher’in hayatı, kariyeri, geçirdiği elim kayak kazası ve sonrasını anlatan “Schumacher” adlı belgesel 15 Eylül’de Netflix’te gösterilmeye başladı.

Hemen ekran başına geçtik tabii.

Pek çoğumuz için Formula demek Schumacher demekti çünkü.

Müthiş bir kariyer, art arda gelen şampiyonluklar...

Ve sonra Fransız Alpleri’nde Maribel kayak merkezinde yaşanan o korkunç kayak kazası.

Haberi aldığım günü dün gibi hatırlıyorum.

Sonrasını biliyorsunuz zaten.

Kazada başından yaralanan usta pilot 8 yıldır komada ve yaşam mücadelesine devam ediyor.

Hem sevenleri hem de ailesi umudu kesmemiş olsa da tamamen geri dönmesine artık mucize olarak bakılıyor.

Yazının Devamını Oku

İTÜ mezuniyet töreni

İTÜ birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın konuşmasını yaparken onu izleyen arkadaşlarının kamera onları gösterdiğinde el sallamaları, gülücükler atmaları sosyal medyada hayli konuşuldu, bolca da eleştirildi.

İTÜ birincisi kadına şiddet, eşitsizlikten, gençlerin sorunlarından bahsederken arkadaşlarının kamera gördüğünde başka bir dünyadaymış gibi davranmaları yerden yere vuruldu.
Bu nasıl gençlikmiş, sorunlar umurlarında değilmiş, tek dertleri kameraya el sallamakmış, falan filan.
Durun arkadaşlar, siz hiç genç olmadınız mı?
Mezuniyet gününüzü hatırlayın.
Ruh halinizi, heyecanınızı, arkadaşlarınıza, okula veda ediyor oluşunuzu.
Kendinizi bir seminer ciddiyetinde hissetmenize imkan var mı?
İTÜ ülkemize pırıl pırıl gençler kazandıran ve kazandırmaya devam edecek bir üniversite.

Yazının Devamını Oku

Site içinde hayvan beslemenize karışamazlar

Bu aralar ne yazık ki öyle çok karşılaşıyoruz ki bu soru ve sorunla:“Site içinde kedi ve köpekleri beslememe izin vermiyorlar, şikayet edeceklerini, hatta evden çıkaracaklarını söylüyorlar, ne yapmalıyım, haklarım nelerdir?”

HAÇİKO Derneği avukatlarından Serdar Uluç bu soruyu şöyle yanıtladı:
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde hayvanların yaşama ortamı tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre; bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yer, yaşama ortamıdır.
Özel mülkiyet/kamusal alan ayrımı yapılmaksızın hayvanların içgüdüsel olarak bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü her yer onların doğal yaşama ortamıdır.
Aynı kanunun 4. maddesinde hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler düzenlenmiştir. Buna göre; bütün hayvanlar eşit doğar ve yaşama hakkına sahiptir.
Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Yazının Devamını Oku

İşimiz ve kışımız zor

Beyoğlu’ndan Çiçek Pasajı’na doğru yürüdüm geçen gün.

Ve başka bir dünya olduğunu görmüş oldum.
Korunaksız, kalabalık, maskesiz, tekinsiz, vurdumduymaz.
10 kişiden 9’u maske takmıyor.
Kalabalıklar içinde kimi zaman omuz omuza yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Mekanlar tıklım tıklım, masalar dip dibe, insanlar üst üste.
Restoranlara müşteri çekmek için maskesiz insanlar tükürüklerini havaya saçarak bağırıyorlar.
Kimi zaman yüzünüzü yüzünüze hem de.

Yazının Devamını Oku

Lady Diana ayakta alkışlandı

Kristen Stewart’ın Lady Diana’yı canlandırdığı “Spencer” filminin galası bu yıl 78’ncisi gerçekleşen Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Film bittiğinde Stewart’ın 3 dakika boyunca ayakta alkışlandığı görüntüleri izleyince beklentim de arttı tabii.

Bu yıl tam bir Diana yılı oldu aslında.

“The Crown” dizisinde Emma Corrin’in Diana’sını izledikten sonra Elizabeth Debicki ve şimdi de Kristan Stewart Diana rolüne büründü.

Mutsuz, depresif, ağlamaklı bakışlarıyla ünlü Kristan Stewart bu anlamda bu üçlü içinde role ve karaktere en yakışanı diyebilirim.

Fragmandan gördüğüm, gayet başarılı olduğu.

Yine aynı fragmandaki “Perfect Day” şarksının yorumuna da bayıldığımı söylemeden geçmeyeyim.

Spencer, Amerika’da 5 Kasım’da gösterime girecek.

Bizdeki vizyon tarihi ise henüz belli değil.

Yazının Devamını Oku

Ferhan Şensoy’un ardından

Pandemi döneminde, son birkaç yılda ne büyük kayıplar yaşadık.


Sanki bir dönem elimizin altından kayıp gitti.
Öksüz kaldık.
Daha Rasim Öztekin’in gidişinin şoku ve üzüntüsünü yaşarken şimdi de Ferhan Şensoy...
Şunu düşündüm; bu büyük ustalar gerek pandemi gerekse de kendi rahatsızlıkları nedeniyle sahnelerden uzak kaldıkları bu dönemde neler yaşadılar acaba?
Tiyatroyu, sahneyi, seyircileri özlediler mutlaka.
Kavuşacakları zamanı dört gözle beklediler.

Yazının Devamını Oku

Maske karşıtıydı koronadan öldü

Teksas’ta maske karşıtı gösterileri organize eden ekip lideri Caleb Wallace, koronadan öldü.

Wallace sadece maske değil, koronayla ilgili tüm önlemlerin, kapanmaların, medyanın aşı yayınlarının da karşısındaydı.

Tüm bunlara karşı çıkmak için The San Angelo Freedom Defenders adlı grubu ve The Freedom rallisini organize etmişti.

1 ay önce koronaya yakalandı.

Bu süre boyunca yoğun bakımda tedavi gördü, ancak hastalığı yenemedi.

Caleb Wallace sadece 30 yaşındaydı.

Üç çocuğu vardı ve eşi dördüncü çocuklarına hamileydi.

Ne denebilir ki...

Sonu çok acı.

Yazının Devamını Oku

Garip Bülbül, Neşet Ertaş

Neşet Ertaş’ın hayat hikayesinden Oscar’lık film çıkar mı?


Haberi alınca ilk aklıma gelen bu soru oldu.
Ve hemen “evet” dedim içimden.
Çıkar, hem de nasıl çıkar...
Bir kere filmin yapımcı koltuğunda çıktığı yıl Oscar aday adayımız olan “Ayla”, gişe rekortmeni “Müslüm”, “Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu” gibi filmlere imza atan Mustafa Uslu oturuyor.
Ve tabii yönetmen koltuğunda usta sinemacı Ömer Faruk Sorak var.
UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde bulunan Neşet Ertaş’ı Abdal geleneğini sürdüren Bektaş Dolu ve Ramazan Bağgül canlandıracak.

Yazının Devamını Oku

Daire 16’ya ödül

Bir apartmana taşınırsam, 16 no’lu daireye gönlüm kayabilir.


Ama bu apartman, kesinlikle Özay Kaya’nın yaşadığı apartman olmayacaktır.
Çünkü o apartmanda oturan, karda kışta konforlu evlerinde rahatça yaşayan o insanlar, sokaklarını bir köpeğe çok görmüşlerdir.
O köpeğe gösterilen sevgiye, şefkate katlanamamışlardır.
Bir insan evinde hayvan istemeyebilir, dört duvarıdır.
Ama sokaktaki hayvanı niye istemez, neden “alın bunu barınağa atın” der?
Gece olunca nasıl rahat uyur?

Yazının Devamını Oku

Dağın bile boyu kısaldı

Küresel ısınma krizi kapıda değil, içeride.

Dünyanın her yanı sinyal veriyor.
Buzulların erimesi sonucu İsveç’teki Kebnekaise Dağı, bu yıl 2 metre daha küçülerek 1990’dan bu yana yüksekliğinden 20 metre kaybetti.
Haiti’deki depremin ardından vuran tropikal fırtına Grace, depremzedelere bir felaket daha getirdi. İngiltere’nin kuzeyinde bulunan, her yıl 16 milyon ziyaretçi alan muhteşem dağ ve göl manzaralı milli park Lake District’te yaşanan toprak kayması sonucu hem yürüyüş yolları hem de bölgedeki vahşi yaşam tehlike altında.
Ne yazık ki devamı gelecek...

Adını Bozkurt koyduk

HAÇİKO Derneği ekipleri yorgun.

Yazının Devamını Oku

2 dakikalık duş

İklim krizinin artık farkındayız diye düşünüyorum.

Bir yanımızı sıcaklar kavururken, bir yanımızı sel alabiliyor işte...

Ve ne yazık ki gelecek yıllar da farklı olmayacak. Hatta belki daha da kötüsü olacak.

Sadece Türkiye için değil, dünya için de geçerli bu yazdıklarım.

Doğal afetler yolda.

Su kenarlarına kurulmuş şehirlerin alması gereken önlemler arasında su yolunun doğal yollarla düzeltilmesi ve tehdit olmaktan çıkması başta geliyor.

2009 yılında Singapur’da bir kanalın beton görüntüsünden çıkarılıp doğal nehir haline getirilmesi buna güzel bir örnek.

Bu yeni su yolu, biyoçeşitliliği artırdı, şehrin yeşiline katkı sağladı ve su baskınlarının önüne geçilmiş oldu.

Betonun güneşin ışınlarını çekerek sıcaklığı artırdığını ve küresel ısınmaya neden olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar ve aşısızlar

Aşı karşıtları hep şu soruyla geliyor; “sen aşı olduysan ve korunduğunu düşünüyorsan neden beni aşı olmaya zorluyorsun?”


Ben de kendi kafamdan değil, uzmanlara danışarak aldığım cevabı size iletiyorum.
Aşı olmayanlar hastalandıklarında vücutlarında daha fazla virüs yükü taşıyorlar, daha çok ve daha uzun süre bulaştırıcı oluyorlar.
İşte tam da bu nedenle aşılı kişilerin aşısızlarla aynı ortamlarda bulunmak istememesi çok normal.
Eski normalimize ve maskesiz hayatımıza dönmek istiyorsak herkesin aşılanması gerekiyor.
Aşısız kişiler nedeniyle virüs zayıflamıyor, aksine mutasyona uğrayarak salgının devam etmesine yol açan varyantlar ortaya çıkıyor.

In & Out

Daha güzel bir dünya için olması gereken yeni düzeni yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Haydi tatile gidelim

Ülkemizdeki yıkıcı orman yangınları hepimizi öyle üzdü, öyle mahvetti ki ne tadımız kaldı ne tuzumuz.

Tatilciler tatillerini bırakıp döndüler, gideceklerin bir kısmı iptal etti.

Bir kısmımız bırakın tatili, işi gücü bırakıp kendimizi yangın bölgelerine yardım götürmeye adadık.

Yangınlar sona erdi belki ama saracak çok yaramız oldu.

Acıları uzun yıllar sürecek, kolay kapanmayacak yaralar bunlar.

Ama diğer yanda da hayat devam ediyor.

Özellikle turizm bölgelerinde yetkililer ve esnaf halka tatillerinden vazgeçmemeleri için çağrıda bulunuyor.

Geçen yaz pandemi, bu yıl yangınlar derken zaten kısa olan yaz sezonundan bir darbe daha yemek istemiyorlar haliyle.

Herkesin ruh hali kendine tabii ama benimkinin eskisi gibi olma ihtimalı pek yok gibi.

Yazının Devamını Oku

Bravo İbrahim Çelikkol

İbrahim Çelikkol’un elinde hortumla orman yangınına müdahalesini “orada ne işi var, işi bilene bıraksın” diye yorumlayan art niyetli güruha sesleniyorum.


İbrahim ormanı, vahşi doğayı, ağacı, hayvanları hepinizden çok daha iyi bilir.
HAÇİKO’nun en değerli destekçilerindendir, sporcudur ve yaşamının büyük bir kısmını zaten hayvanlarla birlikte doğada geçirmektedir.
Ve eminim yangına müdahalesiyle fark yaratmış, ağaç ve hayvanların kurtulmasını sağlamıştır.
Yangında en önde korkusuzca mücadele eden herkesle birlikte kendisine de teşekkür ediyorum.
Helal olsun İbrahim!

Konsere aşı zorunluluğu

İlgi odağımızın, konsantrasyonumuzun koronadan ülkemizi yakan yangınlara kaydığını yazmıştım.

Yazının Devamını Oku

Yangın psikolojisi

Günde iki saat korona konulu yayın okuyan, her saniyesinde korona düşünen, takıntılı unvanını her anlamda hak eden ben, geçen hafta sonu koronayı aklımdan bile geçirmedim.

Kendimden vazgeçtiğimin resmidir bu.

Eminim hepiniz benim gibi hissettiniz, aynı duygu halini yaşadınız.

Ormanlarımız, yeşilimiz, ağacımız, hayvanlarımız, insanlarımız, köylerimiz, evlerimiz yanarken başka ne olabilirdi ki?

Parmağımızın ucu yandığında çektiğiniz acıyı düşünün.

Canlılar yandı, yanarak öldü, kül oldu.

Bize düşen görev ise sahaya inip kurtarabildiklerimizi hayatta tutmaktı.

HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlikten Koruma Derneği) olarak sahadaydık.

Antalya, Manavgat, Bodrum, Muğla ve Silifke’deki temsilcilerimiz gece gündüz demeden, canları pahasına yangından hayvan kurtarmaya çalıştılar.

Yazının Devamını Oku

Sol şeritte tampona yapışanlar

Hayatımda hiçbir soruma bu kadar çok “evet” cevabı almamıştım!


“Sol şeritte 120 ile gidiyorken arkadan tampona yapışana yol vermek zorunda mıyım?” diye sordum Twitter hesabımdan.
Son baktığımda 808 RT ve 1335
yanıt vardı.
Alıntı yapanlarla birlikte binlerce
“evet” cevabı yani.
Trafik dersi verenlere teşekkür ediyor, anladıklarımı yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Come to Beşiktaş yenge

Ben bu yazıyı yazarken, Brezilyalı futbolcu Alex Teixeira henüz BJK kulübü ile imzayı atmamıştı.

Görüşmeler sürüyordu.

Ama Beşiktaşlı taraftarlar onlardan önce imzayı attı.

Alex’in eşi Thais Christina’nın Instagram’da paylaştığı son fotoğrafa, sıkı durun, ben baktığımda “Come to Beşiktaş yenge” (Beşiktaş’a gel yenge) diyen 105 bin yorum vardı.

Sonradan kim bilir kaç tane daha eklenmiştir...

Başka hiçbir takımda bu birlik, beraberlik, bu azim, bu tutkuyu bulamazsınız.

Ben şimdi bu taraftara âşık olmayayım da kime olayım?

Aşı karşıtlarına karşıyım

Aşılananlar, aşılanmayanlar, aşıyı savunanlar, aşı karşıtları...

Yazının Devamını Oku

Belediyelerde son durum

Sokak hayvanlarının refahına duyarlı belediyelere ve başkanlarına teşekkür ederek başlayayım yazıya.


Uzun bayram tatilinde barınaklarında ve rehabilitasyon merkezlerinde yeterli personel bulunduran, bu bilgiyi bizimle paylaşan ve paylaşmayan belediyelerle ilgili yazımın ilk bölümünü salı günü burada yayınlamıştım.
Çağrımıza cevap veren ve vermeyen belediyelerle ilgili bilgileri aktarmaya devam ediyorum.
Bu arada herkesten ricam, bağlı oldukları belediyelerin barınaklarını arayarak ya da ziyaret ederek kafeslerdeki canların bakımlarının yapıldığına, mama ve su ihtiyaçlarının giderildiğine emin olmaları.

İşte HAÇİKO belediye listesinin devamı...
Antalya Büyükşehir Belediyesi: 

Yazının Devamını Oku

Belediyeleri aradık işte sonuçlar

Bayramlar, barınaklardaki hayvanlar için diğer günlerde olduğundan çok daha zorlu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor. 


Bu uzun tatil onlar için bayram değil açlık, susuzluk, bakımsızlık oluyor.
Biz de HAÇİKO Derneği olarak bayramlarda ve uzun tatillerde belediyelerden barınak personelleri, veteriner hekimler ve teknisyenlerden kaçının nöbetçi kalacağını, veterinerlik, besleme ve bakım hizmetlerinin devam edip etmeyeceğini sorguluyor, kamu baskısı oluşturmaya çalışıyoruz.
İl temsilcilerimiz bulundukları yerdeki barınakları, biz ise İstanbul’daki belediyeleri arıyor, mail atıyoruz, sosyal medyadan yazıyoruz.
Ben bugünkü yazımda cevap aldığımız belediyeler ve aldıkları, alamadıkları önlemleri sıralayacağım.
Bugünkü listede olmayıp, tatildeki önlemlerini, nöbetçi personel sayılarını söylemek isteyen belediyeler omurgedik@gmail.com adresine yazabilir.
Perşembe günü de onları yazmış olurum.

Yazının Devamını Oku