Sürü bağışıklığı yalan mı?

Hiç hoşuma gitmeyen bir araştırma haberi okudum yabancı kaynaklarda.

Buna göre korona olup iyileşen ve antikor üreten, yani bağışıklık geliştiren kişiler bir süre sonra yeniden enfekte olabiliyor.
Bağışıklık, yani antikor seviyesi kişi hastalığı yendikten 3 hafta sonra en üst düzeye ulaşıyor ve sonrasında antikorlar yavaş yavaş azalmaya başlıyor. Yapılan deneyler, 3 ay sonrasında hastaların sadece yüzde 17’sinin bağışıklığı koruduğunu göstermiş. Bu durumda sürü bağışıklığından söz etmek zor.
Tedbirlere devam edip aşının bulunmasına ve virüsün de o arada bulunan aşıyı etkisiz kılacak şekilde mutasyona uğramamasına dua etmekten başka çare görünmüyor.

Charlize Theron’a baklava gönderelim

Charlize Theron’un Netflix’teki yeni filmi “The Old Guard”da sağlam bir Türkiye reklamı var.

Ölümsüz karakterlerin aksiyon dolu hikayesini anlatan ve devamı da gelecek gibi görünen filmin başlarında Charlize Theron’a baklava yediriyorlar ve nereye ait olduğunu tahmin etmesini istiyorlar.

Bir güzel yiyor baklavayı, “Cevizli değil fındıklı” diyor, fındık (hazelnut) yerine fıstık (pistachio) deseler daha güzel olurmuş tabii, neyse ve “Türkiye’nin doğusu” diye cevabı yapıştırıveriyor.

Burada da bitmiyor Türkiye ve baklava reklamı. Bize tanıdık gelen görüntüler bağlama kılıfıyla devam ediyor. Baklava olayı ise sosyal medyada sürüyor ve daha da detaylanıyor.

Netflix Türkiye, o sahneyi ekleyerek “Afiyet olsun Charlize Theron” diye bir tweet atıyor.

Charlize’den gelen cevap şu: “Hayatımda yediğim en güzel şey, en iyisinin Gaziantep’te olduğunu duydum.

Baklavamız ve Gaziantep bir Hollywood yıldızının sayesinde hem filmle hem de sosyal medya ile dünyaya iyice açılıyor.

Charlize o sahneyi öyle bir oynamış ki filmi izleyen milyonların canı resmen baklava çekmiştir.

Netflix’in bu başarılı pazarlama hamlesi hem onlara hem bize yaradı tabii. İki taraf da kazandı.

Bizim baklava biraz daha meşhur oldu.

“The Old Guard” da Türkiye’nin kalbini, ilgisini ve izlenmesini kazandı.

Buradan Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin’e sesleniyorum, Lezzet Festivali’nde Charlize Theron’a bir sürpriz yapmak lazım.

Ve tabii bir de fıstıklı baklavadan göndermek gerek. Asıl onun tadına baksın.

Sosyal mesafeli konserler

Canlı müzik en zor ve belki de en son normalleşen sektör olarak yine sıkıntılı günler geçiriyor.
Ama çabalamaktan asla vazgeçmiyor, pes de etmiyor.
Arabalı konserler, dijital konserler derken şimdi de seyirciler arasında sosyal mesafenin korunduğu yarı kalabalık konserler başladı.
Açık alanı olan Aqua Florya Hayal Kahvesi, Buray konseriyle seriye başladı.
Normal kapasitenin oturmalı 1000 kişi olduğu konser alanına 500 kişi almışlar.
75 ile 150 TL arasında değişen bilet fiyatlarında hem mekan hem organizatörler hem de sanatçılar fedakarlık yapmak durumunda kalıyor tabii.
Taşın altına elini koyanları tebrik ediyorum.
Sırada Emir Can İğrek, Ceylan Ertem, Fatma Turgut, Şehinşah, Zuhal Olcay ve daha pek çok sanatçının konserleri var.

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Transfobik podcast’e Spotify eleştirisi

Elon Musk ve Alex Jones ile o unutulmaz röportajları yapmış olan ünlü podcast sahibi Joe Rogan’ın 100 milyon dolar transfer ücretiyle Spotify’a geçmesi hayli konuşulmuştu.

11 yıllık bir geçmişi ve rekor izlenmeleriyle dünyanın en popüler podcast’i “The Joe Rogan Experience” Spotify’a geçtiği gün, Spotify’ın değeri 31 milyar dolardan 35 milyar dolara fırladı.
Bu transferle büyük kâr sağladılar yani.
1 Eylül itibarıyla 1500 bölümden oluşan bu seri Spotify’a açılmaya başladı.
Serinin tamamı yıl sonuna kadar tümüyle YouTube’dan kalkmış ve sadece Spotify’a özel hale gelmiş olacak.
Joe Rogan “Asla Spotify’ın çalışanı olmayacağım, aynı ekiple, aynı işleri yapmaya devam edeceğim” dese de Spotify tarafında kazan kaynamaya başladı bile.
Spotify çalışanları ırkçı, seksist ve transfobik buldukları Joe Rogan podcast’inin editoryal anlamda denetlenmesi ve gerektiğinde bazı bölümlerinin yayından çıkarılması, bazılarından önce ise izleyici için uyarılar konulması gerektiğini söylemeye başladı.
Bu taleplerin bir kısmı Spotify tarafından kabul edildi ve uygulanmaya başladı bile.

Yazının Devamını Oku

Efsanenin dönüşü

Sophia Loren, tam 10 yıl aradan sonra sinemaya geri döndü.

Oğlu Edoardo Ponti’nin yönettiği bir filmle.
Romain Gary’nin “The Life Before Us” adlı romanından uyarlanan filmin yayın tarihi 13 Kasım olarak duyuruldu.
Dünya ile aynı
anda Türkiye’de de yayında olacak filmde Madam Rosa’yı oynayacak olan
Sophia Loren
karakteri için “Sert, kırılgan ama hayatta kalan biri, birçok yönden bana kendi annemi hatırlatıyor” demiş.
Efsaneyi yeniden izleyebilecek olmak gerçekten heyecanlandırıyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi gönüllüsüyüm

Benim işte o. Osman Müftüoğlu’nun geçen günkü yazısında bahsettiği “pandemi gönüllüsü” benim.

Uzak yakın, akraba, arkadaş, herkesi ama herkesi “Masken nerede?”, “Maske takmadan yaklaşma”, “Maskeni çenene değil, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde tak”, “Tokalaşma, hatta yumruğunu bile dokundurma, kafa selamı yeter de artar bile”, “Sofrada otururken başkasının yemeğinin üzerine konuşma” gibi bir sürü ikaz cümlesiyle uyarmaktan normal konuşmayı unuttum.
Etrafımın benden bıktığı doğrudur.
Ama görmezden gelmeden, elinden maşayı bırakmadan, bıktırana, yaptırana, taktırana kadar pandemi gönüllüsü olarak görev başında olmaya devam edeceğim.
Karşılaştığım, karşılaşacağım, yolumun kesiştiği, kesişeceği herkese duyurulur.

Ünlü markaya ırkçılık suçlaması

“Star Wars”un siyahi oyuncularından John Boyega, marka elçisi olduğu ünlü parfüm ve mum markası Jo Malone’den istifa etti.
İstifasının nedenini markanın ırkçılık yapması olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Koronayı geçirdim ben

Son aylarda en çok duyduğun cümle nedir derseniz, hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim: “Ben kesin korona oldum ve atlattım!”

Bunu demeyeni dövüyorlar sanki.Ben de kurdum aynı cümleyi kaç defa.
Kış aylarında öksürmüştüm, ateşim de çıkmıştı.
Arada ishal olmuştum. Sonra bir ara göğsüme öküz oturdu gibi hissettiğim zamanlar da olmuştu.
Halsizlik, geçenlerde kolumu zor kaldırıyordum.
Birinde olmasa diğerinde kesin korona olmuş, atlatmış ve bağışıklık kazanmıştım.
Bu tuhaf kendini kandırma durumu rahatsız etti bir süre sonra beni. Sağlamcıyımdır, emin olmak isterim her şeyden.
Madem oldum, gidip test yaptırayım da rahatlayayım iyice dedim.

Yazının Devamını Oku

Kültür sanata korona darbesi

Koronada son durum ve sonuçları hiç parlak değil.

Dünyanın pek çok ülkesinde tiyatrolar ve tiyatro salonlarında yapılan konserler, aynı festivaller ve gece hayatı gibi bir süreliğine rafa kalktı.
Bir süreliğine derken ne kadar zamandan bahsettiğimiz hakkında farklı söylemler var.
Ama en güvenilir olanlar, 2021’in ortaları ve hatta sonuna kadar yasaklar, tedbir ve önlemlerle yaşamamız gerektiğini söylüyor.
Amerika Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nin başındaki isim olan Dr. Anthony Fauci, tiyatro salonlarına maske takmadan, enfekte olma riski taşımadan maskesiz girebilmek için 1 yıl daha beklememiz gerektiğini söylüyor.
Aşı bu yılın sonunda ya da 2021’in başlarında bulunmuş olsa bile etkisi yüzde 75 ile sınırlı olacak ve tüm toplumun aşılanması 1 yılı bulacak.
Fauci’ye göre, bulaşma riskinin düşük olduğu yerlerdeki tiyatro salonları önümüzdeki yılın başlarında ancak yüzde 25 kapasite ve maske takma zorunluluğu ile açılabilecek.
Kültür sanat adına durum sadece Türkiye değil, tüm dünyada sıkıntılı yani.

“Gitmiştin baktığımda”

Yazının Devamını Oku

Korona mı grip mi?

Maske, hijyen ve sosyal mesafe sayesinde bu sene grip vakalarında ciddi anlamda azalma görüleceğe benziyor.

Yani korona ile savaşımızın kaybedenlerinden biri de, umarım ki grip olacak.
Ekim gibi başlayıp şubat sonuna kadar devam eden bu bol virüslü sezon, hem korona hem de gribe karşı ortak tedbirlerle geçecek.
Sadece Amerika’da gripten her yıl 810 bin kişinin hastanelik olduğu ve bunlardan 60 bininin öldüğü biliniyor.
“Korona gripten daha zararsız” diyenler için ise birkaç rakam vermek istiyorum.
Amerika’da 1 yıl boyunca 60 bin kişinin ölümüne yol açan gribe karşı son yarım yılda (ki daha bunun kışı var) koronadan ölen kişi sayısı 170 bini geçmiş bulunuyor.
Mart ve mayıs ayları arasında korona nedeniyle hastanelik olanlar ise 300 bini bulmuş durumda.
Üstelik koronalı rakamlar devletlerin karantina uygulamalarıyla minimuma indirilmiş rakamlar.

Yazının Devamını Oku

Koronanın uzun dönem etkileri bulundu

Çevremdeki bazı insanların “Korona olsak da atlatırız, sorun yok” diyerek pek bir rahat davrandığını üzülerek ve endişe içinde gözlemliyorum.

O iş o kadar kolay ve basit değil arkadaşlar.
Araştırmaları sıkı takip ediyorum.
Her gün hakkında yeni bir şey öğrenilen bu bilinmez virüsle ilgili gelen bilgiler hiç de parlak değil.
Koronayı atlatanlar üzerinde yapılan araştırmalar, test sonucu negatife döndükten haftalar sonra bile öksürük, ciğerlerde tahribat ve nefes darlığının devam ettiğini söylüyor.
Covid-19’un uzun ve devam eden etkilerinin kalıcılığında haftalardan değil aylardan bahsediliyor.
Avustralya’da yapılan yeni bir araştırma, iyileşen hastaların yüzde 88’inin akciğer tomografilerinde buzlu cam görüntüsünün yani hasarın, yüzde 47’sinde ise nefes darlığının 2 ay sonra bile devam ettiğini gösterdi.
Yani korona pozitif olduktan 14 gün sonra negatife dönmek ve iyileşmek, her şeyin geçtiği anlamına gelmiyor.

Yazının Devamını Oku

Bodrum özüne dönüyor

Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum’da zeytin topluyor olacağım.

Yarın ise Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte yerel tohum ve AR-GE merkezinin açılışına katılarak, 7 bin yıllık karakılçık buğday tohumuyla, yani bir tarihle tanışacağım.
“Bodrum Özüne Dönüyor” projesinin temel taşlarından olan Ata Tohum ve AR-GE Merkezi, 5 dönüm arazi üzerine kurulu ve yüzölçümü açısından Türkiye’nin en büyüğü.
133 metrekare tohum depolama alanı, nem alıcı cihazlar ve klimalar ile sabit bir sıcaklıkta tohumların sağlıklı bir şekilde saklanması için tasarlanmış.
Ayrıca sıvı azot tankları sayesinde tohumlar yüzyıllar boyunca saklanarak, nesiller boyu üretimi destekleyebiliyor.
Toplanan tohumların içerideki 24 deneme parselinde test edildikten sonra tamamen doğal olarak çoğaltılması hedefleniyor.
Bu tohumlar çiftçilik ve üretim yapanlara bedelsiz olarak dağıtılacak.
Bu güzel haberi de çiftçilere buradan duyurmuş olayım.

Yazının Devamını Oku

Böyle bitmez ki!

Alaçatı sokaklarından bildiriyorum.

Durum tek kelime ile rezalet.
Dükkanlarda, yani kapalı alanların çoğunda satış elemanları dahil kimse maske takmıyor.
Polisi görünce çenelerindekiler maskeleri göstermelik olarak takıyorlar, o kadar.
6 aydır ilk kez alışveriş yapayım dedim, dükkanlara giresim gelmedi.
Girdiklerimden de kaçarak uzaklaştım.
Yolda ya da mekanlarda karşılaşan insanlar sanki korona yokmuş gibi tokalaşıyor, sarılıyor ve hatta öpüşüyorlar.
Ben 6 aydır aynı evde yaşadığım insanlardan uzak duruyorum, bunlar yolda gördükleriyle sosyalleşme derdinde.

Yazının Devamını Oku

Üstsüz güneşlenenlerde son durum

Türkiye’de yapmadım ama bir İtalya tatilimde üstsüz güneşlenmiş ve denize girmiştim.

Yıllar önceydi tabii, çok da keyifliydi. Bikini izi yok, askı izi yok, özgür, rahat.
Şimdi ne oldu da bu aklına geldi diyeceksiniz.
Bir haber okudum; Fransa’da jandarma, plajda üstsüz güneşlenen kadınları uyarmış ve bikinilerinin üstlerini giymelerini söylemiş.
Şok, şok, şok tabii. Fransa’da oluyor çünkü olay, özgürlüklerin ülkesinde!
Jandarmanın bu uyarıyı yapmasının nedeni, kadınların üstsüz güneşlenmesinden rahatsız olduğunu söyleyen ve şikayet eden bir aile.
Bu şikayet ve ardından jandarmadan gelen uyarı Fransa’da tepkilere yol açtı tabii. “Sokakta böyle dolaşsalar uyarınızı anlardık ama plajda üstsüz güneşlenmenin nesinden rahatsız olup uyarıda bulundunuz” diye o ailenin ve jandarmaların üzerine gelindi.
Bu olayın akabinde Fransa’da üstsüz güneşlenme istatistikleri de gündeme geldi. Sayılara bakılırsa Fransa’da üstsüz güneşlenme yıllar içinde popülerliğini iyice yitirmiş.

Yazının Devamını Oku

Masumun kanı, zenginin eğlencesi

Ülkemizde hâlâ avcılık adı altında vahşi doğada yaşayan hayvanlar para karşılığında devlet izniyle öldürülüyor.


Yıllardır veryansın ediyoruz, doğaya ve canlara kıymayın, satmayın bu hayvanları diyoruz ama her yıl o ihaleler açılıyor.
Masumun
canı, kanı,
zenginin eğlencesi oluyor.
Bu yıl Türkiye genelinde 798 yaban hayvanı için av izni çıktı. 
Doğada, güvende hissettikleri evlerinde aileleri ile yaşayan dağ keçileri, yaban domuzları, yaban koyunları, ceylanlar, kızıl geyikler ve karacalar öldürme izni için para veren zenginlerin silahlarından çıkan kurşunlarla yere yığılacak, can çekişecek, o güzel gözlerinden yaş akacak ve son nefeslerini verecekler.

Yazının Devamını Oku

Aile bağlarımız dezavantajımız oldu

Türkiye’yi sonbahar ve kışın gelmesiyle birlikte zor bir korona imtihanı bekliyor.


Diğer ülkelerden farkımız ve dezavantajımız aile yapımız.
Avrupa’da yaşlılar çocuklarından ayrı yaşarken, bizde kuvvetli olan aile bağları nedeniyle pek çok 65 yaş üstü bireyin çocukları ve torunlarıyla temasları yoğun.
Çoğu büyükanne ve büyükbaba çocuklarının evinde yaşıyor.
Ayrı evlerde olanlar bile sıkça çocuklarına gidip geliyorlar.
Yani bizde virüsün çocuk ve gençlere yayılması demek, risk grubundaki 65 yaş üstüne de geçmesi demek.
Artı değerimiz olan aile bağları ne yazık ki bu kez karşımıza bir dezavantaj olarak çıkmış durumda.

Yazının Devamını Oku

POPSAV paketini açıyoruz

POPSAV olarak geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda YouTube Türkiye işbirliğiyle YouTube #evdekal ve NetD kanallarında canlı yayınlanan 1. POPSAV Online Müzik Festivali’ni düzenlemiştik.

P&G ve Denizbank’ın sponsorluğunda ve 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşen festivalden elde ettiğimiz geliri dağıtma zamanı geldi.
Covid-19 salgını nedeniyle iş ve gelir kaybına uğrayan sahne emekçilerinden gelen yoğun talep sonrası uzun bir eleme süreci yaşadığımızı söylemem gerek.
Müzisyen, dansçı ve sahne organizasyon işlerinde görev alan arkadaşlar arasından en zor durumda olan 500 kişiyi belirledik.
Eylül ayı ortasından itibaren yardımlar kendilerine gönderilmeye başlanacak.
Korona salgını böyle devam ederse müzik endüstrisinin daha çok desteğe ihtiyacı olacak gibi duruyor.
POPSAV olarak yeni yardım paketleri için projeler üretmeye devam ediyoruz.
Bunları da POPSAV sosyal medya hesaplarından paylaşıyor olacağız.

Yazının Devamını Oku

Solunum cihazı mı maske mi?

Geçtiğimiz gün “maske” uzun süre TT’te kaldı, burunda değil çenede kaldığı gibi yani, uzun süre.

Çenede maske olayına fena halde bozulanlardanım.
Sadece devlet zorunlu tuttuğu için maske takıp, etrafta polis ya da uyaran biri olmadığı zaman maskeyi kolunda ya da çenesinde gezdirip, ağzını açıkta bırakanlara da çok kızıyorum.
Hadi kendilerini düşünmüyorlar, büyüklerini ve hastanelerde risk altında olan sağlık personelini de mi düşünmüyorlar?
Düşünmüyorlar demek ki, bu kadar umursamaz olmalarının başka açıklaması yok. Bu ay iki kez İstanbul-Bodrum arası araba yolculuğu yaptım. Mola verdiğim benzincilerde marketlerin içinde maskesiz dolaşan müşterileri uyarmakla geçti ömrüm.
Bir yanda çalıştığı işyerlerinde gün boyu maske takanlar, diğer yanda ise beş dakikalığına girdiği markette maskesiz gezmeyi marifet sayanlar...
Bir tık ötesi de uyarıldığında kavga çıkaranlar tabii.
Ama onlara rağmen susmayalım derim, güzel bir dille uyarmaya devam edelim.

Yazının Devamını Oku

Kumbaralarını bağışladılar

Bir çocuğun kumbarasındaki tüm parasını çıkarıp vermesi ne demektir, bilir misiniz?

En büyük fedakârlıktır, saf sevgidir, içtenliktir, çok anlamlıdır, fena halde değerlidir.
İşte bu nedenle tahmin edilenin çok üstünde bir destek toplanan Beşiktaş’ın “Bırakmam Seni” kampanyasının yazısına bu kendi küçük ama aslında en büyük bağıştan bahsederek başlamak istiyorum.
Belki daha niceleri vardır ama Twitter’dan Kartal ve Sena gözüme çarptı.
Abdullah Yaylamış’ın “Kızım tüm birikimini Beşiktaş’a feda etti bu gece” yazan tweet’inde kızı Sena halının üzerine oturmuş paralarını sayıyordu.
Pür dikkat, 1 lira bile atlamadan.
Beşikt(aşk) ismiyle Kocaeli’den bana
yazan baba, 13 yaşındaki oğlu Kartal Çetinkaya’nın yayında bana bağlanmak için çok uğraştığını ve kumbarasını bağışlamak istediğini yazdı.

Yazının Devamını Oku

Stattan canlı yayının kadrosu belli oldu

Bu pazar Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Vodafone Park Stadyumu’ndan ünlü isimlerin katılacağı unutulmayacak bir canlı yayına imza atmaya hazırlanıyor.


12 Haziran’da başlatılan “Bırakmam Seni” kampanyasının mihenk taşı olacak bu canlı yayın, 21.00’de başlayacak ve Kanal D ekranlarından yayınlanacak.
Gecenin sunuculuğunu Yılmaz Erdoğan yapıyor.
Yılmaz, Hülya Avşar ve Sergen Yalçın’la birlikte Vodafone Park’ta sahanın ortasına kurulacak olan masada Beşiktaşlı ünlülerle sohbet edecek. Yayına katılması kesinleşen isimler arasında Zafer Algöz, Hakan Altun, Onur Buldu, “Survivor” ikincisi Barış Murat Yağcı ve Cihan Talay da var.
Pazar gecesi ben de canlı yayında Yılmaz Erdoğan’ın konuklarından biri olacağım ve Murat Başaran’la birlikte Beşiktaş için yaptığımız “Bırakmam Seni Marşı”nı söyleyeceğim.

Çekilişle üç ev verilecek

Pazar gecesi Kanal D’de yayınlanacak olan “Bırakmam Seni” kampanyası yayınının etkili olması bizim, sizin elinizde.

Yazının Devamını Oku

Tatilciler sınıfta kaldı

Bayramdan önce Bodrum Rixos Premium’da sahnedeydim...

Otellerde gözlemlediğim, gerek genel alanlarda gerekse de odalarda hijyen adına bütün önlemlerin alındığı.

Otel içlerine, açık alanlara ve odaların içlerine kadar her yere dezenfektanlar konulmuş.

Odaya yemek servisini tamamen kaldırmışlar.

Bildiğimiz açık büfelerin yerini seçilen yemekleri görevlilerin tabaklara servis ettiği yeni bir düzen almış.

Resepsiyon görevlilerinin önlerine cam bölmeler konulmuş.

Resepsiyonda form doldurmak için kullanılan kalemler bile tek kullanımlık.

Otel çalışanlarının tamamı gün boyunca maske takıyor, hiç çıkarmamacasına.

Buraya kadar her şey güzel. Oteller üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar yani. Ancak misafirler konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Yazının Devamını Oku

Hayatım Türk filmi gibi

Coşkun Sabah’la bestelerini yaptığı evinin kış bahçesinde buluştuk. Her zamanki gibi enerji doluydu, bayram konserlerine ve “Yalan Yıllar”ın yeni aranjmanlarını yapmaya hazırlanıyordu. “Film gibiydi” dediği hayatını anlatırken bir yandan da genç ve zinde kalma formüllerini dinledim. Sabah en büyük hayalinin, bestelerini dünyaya açmak olduğunu söyledi.

Öncelikle yeni şarkın “Yalan Yıllar” hayırlı olsun. Şu anda buluştuğumuz evde yazıldı bu şarkı. Bu evdeki hayatından başlayalım söze. Coşkun Sabah güne nasıl başlar?

- Sabah uyandığımda kış bahçemde özel kahvemi içerim. Birkaç saat sonra çok hafif bir şeyler yerim. Beyaz peynir, salatalık, domates. O kadar. Alkol kullanmıyorum, hiç gececi olmadım. Beste yaparken de aralıklarla çay içiyorum. Hem iyi bir kahveci hem de iyi çaycıyım.

Kendine çok iyi bakıyorsun ve genç kalmayı başardın...

- 28 yıl önce Zürih konserim sırasında bir antiaging merkezine gitmiştim. O günden beri vücut için gerekli olan, yaşlanmayı geciktiren takviyeleri kullanıyorum. Türkiye’de o yıllarda yoktu, ben biraz erken keşfettim. Hücrelerimiz iyiyse sağlıklıyız. Görmediğimiz hücreler iç organlarımızda. Onların da sağlıklı olabilmesi için sevdiklerini vermemiz lazım. Vücudun üretemediği, hücrenin muhtaç olduğu yapıları takviye olarak almamız lazım.

Başka neler var bilmediğimiz?

- Vücudun kan örneğinde hormonlar, mineraller, aminoasitler arasında bir denge var. Antiaging bu dengeyi de koruyor. 3-5 yılda bir kan örneğim alınarak yurtdışında gönderiliyor. Eksik olanlar dengeyi koruyacak şekilde yerine konuluyor. Osman Müftüoğlu hocamızın önerdiği kolajen takviyesine ben 20 yıl önce başlamıştım.

TARKAN’DAN DAHA

Yazının Devamını Oku

Bırakmam Seni

Öz değerlerimize dönmek ve ekonomik sıkıntıları atlatmak için “Bırakmam seni” sloganıyla başlatılan bağış kampanyasına maddi manevi destek olmak her Beşiktaşlının boynunun borcu. 

Beşiktaş’a gönül vermiş, siyahı beyazı ana renkleri olarak kabul etmiş bir Beşiktaşlı olarak “Bırakmam Seni” kampanyasını ilk gününden beri takip etmiş, Ahmet Nur Çebi başkanlığındaki Beşiktaş Yönetim Kurulu ve Beşiktaşlı sanatçılar ile yapılan toplantıya katılmıştım. 
Bu kampanya için biz de Murat Başaran ile elimizi taşın altına koyduk.
Murat besteledi, ben sözleri yazdım, birlikte söyledik ve Armağan Pekkaya yönetimindeki klibin çekimleri için mabedimizde, Vodafone Arena’da buluştuk.
Ortaya içimize sinen bir marş ve klip çıktı.
Beşiktaşımıza armağan ettiğimiz “Bırakmam Seni” marşının klibini bugünden itibaren YouTube’dan izleyebilirsiniz.
Amacımız taraftarımıza bir marş armağan ederken yardım kampanyasını daha da hareketlendirmek.
Beşiktaşlı işadamlarından bağışları beklerken, herkesten SMS’le de destek olmalarını istiyoruz.

Yazının Devamını Oku

Kadın kadının kurdu değildir

Kadınlar birbirini çekemez, kadın kadının kurdudur falan diyenler, geçin bunları.

Kadın kadına destektir.
Çoklukta bir, birlikte tek olmayı biliriz biz.
Bitmeyen, artan kadına şiddet olayları, kadın cinayetleri için tek yürek oluruz.
Instagram’da başlatılan #challangeaccepted, #womensupportingwomen etiketlerine siyah beyaz bir fotoğrafımla herkes gibi ben de destek verdim.
Adalet, eşitlik ve her türlü hak konusunda birlikte mücadele etmeye devam.
Tüm kız kardeşlerimi seviyorum.

Koronadan daha tehlikeli

Bayram için tatil planı yapanların büyük bir kısmı korona korkusu ve uçak sefer sayılarındaki azalma nedeniyle karayolunu tercih ediyor.

Yazının Devamını Oku