Ömür Gedik

Ömür Gedik

ogedik@hurriyet.com.tr

Sürprizli konserin gücü

Tarkan’ın konser serisine her yeni tarih eklendiğinde aynı sahne tekrar yaşanıyor:

Haberin Devamı

Biletler satışa çıkar çıkmaz tükeniyor, sosyal medya “Bilet bulamıyoruz” mesajlarıyla dolup taşıyor.

Son eklenen 3-4 Şubat konserlerinde de aynısı yaşandı.

Ben yarın akşam Tarkan konserinde olacağım ve şimdiden heyecanlıyım.

Çünkü Tarkan konserleri artık yalnızca müzik dinlenen geceler olmaktan çıktı; bir deneyime dönüştü.

Bunun en büyük nedenlerinden biri de sürprizlerin ustaca yönetilmesi.

Önceden açıklanmayan sürprizler, planlanıp duyurulanlardan çok daha güçlü bir etki yaratıyor. Çünkü gerçek sürpriz şoke eder, konuşturur, günlerce gündemde kalır.

Cem Yılmaz’ın sahneye çıkması buna en güzel örnekti. Kimse beklemiyordu, bir anda oldu ve günlerce konuşuldu. Konserin enerjisi bir anda katlandı.

Ardından gelen, yine önceden duyurulmayan Sibel Can ve Ata Demirer sürprizi sosyal medyayı bir kez daha salladı. İşte sürdürülebilir heyecan tam olarak böyle yaratılıyor. Her konserin haber olması, her gecenin ayrı bir hikâye üretmesi bu sebeple mümkün oluyor.

Haberin Devamı

Tarkan’ın PR ekibi sürprizleri mükemmel bir dengeyle yönetiyor. Bazılarını gizli tutuyor, bazılarını ise Ajda Pekkan örneğinde olduğu gibi önceden açıklayarak ters köşe yapıyor.

31’indeki Tarkan sahnesinde Ajda Pekkan olacak mesela. İnsanlar cumartesi akşamı ne izleyeceklerini biliyor. Ama yarın akşam için kimsenin bir fikri yok. Belki hiçbir sürpriz isim olmayacak. Zaten bir Tarkan konserinden bahsediyoruz, daha ne olsun? Ama o “acaba” duygusu bile konserin havasını başka bir seviyeye taşıyor. Belki de çok konuşulacak birkaç cümle damga vuracak konsere.

Bu küçük dokunuşlar hem izleyiciye farklı bir deneyim sunuyor hem de konserleri sürekli gündemde tutuyor. Bir de işin turizm boyutu oluşmaya başladı ki, bu gerçekten inanılmaz.

Bana “Tarkan’a bilet bulabilir miyiz?” diye soranlar sadece İstanbul’dan değil.

Şehir dışından arkadaşlarım uçak bileti alıp gelmeyi planlıyor. Yeter ki konsere yer bulabilsinler. Resmen bir “Tarkan turizmi” doğdu. Daha fazla konser açıklansa, eminim yine satışa çıktığı gün tükenir.

Tarkan sadece şarkı söylemiyor, heyecan üretiyor, insanları şehirler arası yolculuğa çıkarıyor. Ben kendisini yürekten tebrik ediyorum ve yarın akşamı iple çekiyorum.

Haberin Devamı

Vegan McDonalds olsa da gitsek

San Francisco’da kısa süre önce açılan vegan McDonald’s şubesi bana sadece yeni bir menüyü değil, dünyadaki büyük bir zihniyet değişimini düşündürdü.

Bir zamanlar fast food denince akla yağ, et ve suçluluk gelirdi. Şimdi ise gezegenin en büyük hamburger zinciri bile bitki bazlı beslenmeye alan açıyorsa, gerçekten yeni bir çağın içindeyiz demektir.

Bu şube tamamen vegan ürünlerden oluşuyor. Et yok, süt yok, hayvansal hiçbir içerik yok ama menü yine tanıdık: Burger var, patates var, milkshake tadında bitkisel içecekler var.

İnsanlar alışkanlıklarından kopmadan daha etik ve sağlıklı bir tercihe yönlendiriliyor. Bence işin sırrı tam da burada. Kimseye “Hayatını kökten değiştir” denmiyor. Yalnızca “Daha iyisini, daha vicdanlısını seçme şansın var” deniyor.

Haberin Devamı

Bu dönüşüm sadece beslenmeyle ilgili değil. Mental sağlıkla da çok bağlantılı.

Çünkü artık insanlar hem kendine hem dünyaya zarar vermeden mutlu olmak istiyor. Yediği şeyden suçluluk duymak istemiyor. Hayvanlara zarar verdiğini düşünmeden keyif almak istiyor. Bu da insanın iç huzurunu doğrudan etkiliyor.

San Francisco gibi şehirler hep geleceğin fragmanı gibidir. Orada başlayan trendler birkaç yıl içinde dünyaya yayılır.

Bugün vegan McDonald’s kulağa sıra dışı geliyor olabilir ama yarın her ülkede bitki bazlı menüler standart hale geldiğinde kimse şaşırmayacak.

Umarım en yakın zamanda İstanbul’da da vegan bir McDonalds açılır ve ben müdavimi olurum. Bu aslında büyük markaların şunu kabul etmesi demek:

Haberin Devamı

Tüketici değişti. Vicdanlı, bilinçli ve sorgulayan bir tüketici doğdu.Ve bu değişim en çok da genç nesilden geliyor. Ben bunu sadece bir restoran açılışı olarak görmüyorum. Bu, dünyada şefkatin ve farkındalığın yavaş yavaş ana akıma taşınması. Bir zamanlar hayvan hakları “marjinal bir konu” gibi görülürdü.

Bugün dünyanın en büyük markaları buna göre ürün geliştiriyor. İşte gerçek dönüşüm bu.

Açıkçası bu bana umut veriyor.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları