Pako’ya ve Buddy’me selam söyle Bekir Abi

Sadece insanları değil, doğayı, denizi, ağacı, kediyi, köpeği, kuşu ve tüm hayvanları da seven, aynı değeri veren ve anlatan bir meslektaşımı, Atatürk sevdamı paylaştığım adamı, iyi, çok iyi bir insanı ve hayvan hakları konusunda yol arkadaşımı kaybetmiş olmanın büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Ne çok ağladım onun hayvanları konuşturan yazılarını okurken.
Ne çok cümlesiyle kalbime, yüreğime dokundu.
Ve tabii ne çok hayvanın, hayvanseverin hayatını değiştirdi güzel kalbi ve sağlam kalemiyle. 
Pako’ya Mektuplar’ı unutmak mümkün mü?
Pako’ya gönderilen mektuplar kitaplaştırılmış, ‘best seller’ olmuş, sonrasında da sadece Türkiye’de değil yedi Avrupa ülkesinde de yayınlanan 12 dizilik film haline gelmişti.
Efsaneleşmişti yani.
Bir süredir hastaydı Bekir Coşkun, evet çok erkendi ama gideceğini biliyordu, yazıyordu da. 
“Küçük köpek kaç gündür arkadaşı çocuğu arıyor kumsalda...
Arada bir koşuyor kendi kendine...
Koşunca arkadaşı gelecek sanıyor...
Nereden bilsin...
Bu mevsim ayrılık zamanıdır...
Dün gece ilk yağmur yağdı... Çatılarda tıkır tıkır...Küçük gölcükler oluştu sokakta...
Kediler saçak altlarına sığındılar...
Bu sonbahar yağmurları, sanki doğanın ayrılıklara ağlayışıdır...
Yaz aşklarında bu günlerde tenler ayrılır...
Ne çok giden olur...
Ne çok el sallanır bu mevsimde...
O ne çok vedadır...
Bu mevsimde ne çok ‘Beni unutma!’ vardır” demişti.
Veda vakti geldi ama unutmak mı? 
İşte o asla olmayacak...
Ölüm haberini aldığımda aklıma geride kalan öksüz hayvanlar geldi.
Ama sonra Pako’yu ve sevgili eşi Andree ile birlikte bakıp sevip kaybettikleri diğer dostlarını düşündüm.
Bekir Abi hepsiyle buluştu Gökkuşağı Köprüsü’nde.
Ben şimdilik burada kalan takipçisi olarak Bekir Coşkun’un mirasını koruyarak canlara bakmaya, kollamaya, onların haklarını savunmaya devam edeceğim.
Seninle ve arkadaşlarımızla buluşana dek bayrak bende Bekir Abicim, gözün arkada kalmasın.
Pako’ya, Buddy’ye, Kaliko’ya ve diğer tarafta bizi bekleyen tüm dostlarımıza selam ve sevgiler, onlar da sana emanet.

Yeniden enfekte olmaya başladılar

Geçtiğimiz yıldan bu yana dünya genelinde koronaya yakalananların sayısı 40 milyona yaklaşıyor.
İlk yılımıza doğru girerken hastalığı geçirip iyileşen işte bu 40 milyon kişi yeniden enfekte olma riskiyle karşı karşıya gelmeye başladı.
Çünkü 3 ila 6 ay arasında değişen bağışıklık süreleri dolmakta, hatta çoğu kişide doldu bile.
Bu durumda iki senaryo gündemde.
Bazıları ikinci kez korona olduklarında hastalığı ilkine göre daha ağır geçirebiliyorlar.
Bu biraz alınan virüs yüküne, biraz da kişinin o anki vücut direncine bağlı.
İkinci kez koronaya yakalananların büyük bir çoğunluğu ise hastalığı hafif, hatta semptom bile göstermeden geçiriyor.
Bu da toplum için ayrı bir tehlike.
Belirti göstermeden korona geçirenler hastalığı bulaştırmaya devam ediyorlar çünkü.
Yani ateş ölçme, öksürük takip etme, hapşıran, öksürenlerden uzak durma gibi tedbirler bir anda taca çıkmış oluyor.
Son derece sağlıklı görünen birinden de korona kapma ihtimali bu kış daha da yüksek anlayacağınız.
Kalabalıklardan uzak durmak ve her ortamda maske, mesafe, hijyene dikkat etmekten başka çaremiz yok. 

Peru’da devasa kedi figürü

Bu kedi sevdası sadece eski Mısır’da değilmiş.
Peru’da Nazca bölgesindeki antik SİT alanlarında bakım yapan arkeologlar yamaçta yatay olarak görülen 37 metre uzunluğunda bir kedi figürü ortaya çıkardı.
Düşünsenize, üşenmemişler 37 metrelik bir kedi çizmişler.
2 bin yıl öncesine ait olduğu tespit edilen bu devasa kedicik, insanoğlunun kedi sevgisinin ne kadar eski ve köklü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
Pako’ya ve Buddy’me selam söyle Bekir Abi

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ceyda Düvenci’yi anneliğinden vurmayın

Ceyda Düvenci’nin kızının regl olduğunu sosyal medyada paylaşması, gündemin ortasına düşüverdi geçen gün.

“Bu paylaşım, çocuğunun özeline tecavüzdür. Kızı, kendisini bu acımasız ortama savunmasız bir halde bıraktığı için ileride annesine dava açabilir” diyenler oldu...

“Regl olmak paylaşılır mı” dediler...

Ağır şekilde, acımasızca eleştirdiler Ceyda’yı.Kendin böyle bir paylaşım yapmak istemeyebilirsin ama paylaşanı da böylesine linç edemezsin.

Ben Ceyda’nın regl olmanın normal bir şey olduğunu, fizyolojik döngünün parçasından başka bir şey olmadığını vurgulamak ve sevincini göstermek için bu paylaşımı yaptığını düşünüyorum.

Evet, regl olmak utanılacak, gizlenecek, saklanacak ayıp bir şey değil. Medeni ülkeler kadın pedlerini artık sosyal ihtiyaç olarak sayıp bedava dağıtma seviyesine gelmiş durumda.

Markette ped alırken utanma, pedi saklama gereği duyma devri geçeli çok oldu.

“Bir kişi bu durum özelinde farkındalık yaratacaksa kızının değil iznini aldığı yetişkin birinin ya da kendisinin regl olmasını paylaşmalı” diyenlerle “Regl olmak paylaşılmalı mı?” sorusu üzerinden değil, “İnsanlar çocuklarını sosyal medyada paylaşmalı mı?” sorusu üzerinden tartışmak daha doğru.

Ama bu ayrı bir yazı konusu. Konumuza dönersek, üzerine titrediği kızının regl olabilmesine sevinmiş bir anneyi böylesine linç etmenin, kırmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Altta pijama üstte bluz

Karantinada evde oturmak, kıyafet seçimimizi ve modamızı da değiştirdi.

Ev modasına geçtik ve evden çalışanların ilginç kombinleri oluştu.

Ayağımıza ne giydiğimiz önemli değil, ekranda göründüğümüz kadarı iyi olsun yeter.

Home office toplantı kıyafetleri terlik, pijama, belki eşofman ama üstüne mutlaka şık bir bluz, gömlek ya da kazak şeklinde.

Altı kaval üstü şeşhane durumları yani.

Ekrandaki görüntüyü kurtaralım, gerisi önemli değil nasıl olsa.

Sokakta da ayrı bir durum söz konusu.

Ünlülerin sokak modası da eşofman, spor ayakkabı, bol kazaklar, pofuduk montlar şeklinde ilerliyor.

Mağaza yerine online alışverişe yöneldiğimiz ve online’da hem seçenek hem de indirim kovalama açısından kendimizi daha iyi hissettiğimiz bugünlerde

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’ta fantezilere son

Ertuğrul Özkök “Erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı çıplak kadın fotoğrafları atılıyor, erkek geyikleri yapılıyor” diye yazdı.

WhatsApp’ta konuşulan, paylaşılan WhatsApp’ta kalır” cümlesini de kurdu.

Tam da ben geçen hafta “Bu gruplara gıcık oluyorum, anında eşlerine ispiyonluyorum” demişken.

Yeni WhatsApp sözleşmesi ya da günün birinde ifşa olma ihtimali bile erkeklerin bu gruplardan vazgeçmelerini sağlayacaksa ne güzel aslında.

Vazgeçmeseler de ben 7/24, yerli yersiz, hunharca devam eden, evdeki kadınlara ayıp ve haksızlık edildiğini düşündüğüm bu erkek muhabbetine karşı savaşmaya devam edeceğim.

Bu arada bir dip not:

WhatsApp mesajlarıyla cinsel fantezilerini besleyenler, genelde uzun ilişkisi olanlar ve evli erkekler.

Yani erkek geyikleri gençler ve bekarlar arasında pek yok.

Benim asıl gıcık olduğum nokta işte tam da bu zaten.

Yazının Devamını Oku

Porno izleyen erkek ağır kusurlu

Yalan söyleyecek değilim; erkeklerin ‘erkek’ muhabbetine, birbirlerine gönderdikleri cinsel içerikli mesajlara, bu mesajlar, video ve fotoğraflarla dolu WhatsApp gruplarına fena halde gıcığım.

Erkekler hiç kusura bakmasınlar, yakaladığımı, gördüğümü ifşa ediyorum. Eşlerini, arkadaşlarını arayıp direkt ispiyonluyorum. 
İyi de yapıyormuşum.
Avukat Yıltay Günay’ın Instagram story’sinde Yargıtay kaynaklı şu habere denk geldim: “Porno sitesine giren erkek, boşanma davasında ağır kusurlu sayılır.”
Buyurun bakalım.
Eşiniz, sevgiliniz yanınızda değilken, bilgisayarda ya da elinizdeki o telefonda istediğiniz hayatı yaşayamazsınız.
Oralarda öyle serbestçe dolaşıp eşinizi ihmal edemezsiniz. Bu haklı bir boşanma sebebidir ve boşanmada suçlu sayılırsınız. Bayıldım ben bu karara. 
Ama tabii yargıda boşanma davalarındaki bu hassasiyetin kadın cinayetlerinde, tecavüz olaylarında ve hayvana şiddette de olmasını istiyoruz. Hatta bunu daha fazla istiyoruz.

Semptom olmasa da bulaştırıyor

Yazının Devamını Oku

Ya dağda ya teknede

Evde oturup karantina kurallarına uyarak biz mi yanlış yapıyoruz acaba?

Millet dağda, bayırda, plajda yeni yıl kutluyor, tatil yapıyor.

Bir de hani Amerika, Avrupa, İngiltere virüsten kırılmıyor olsa bu vurdumduymazlığı anlayacağım ama o da değil.

Yabancı ünlülerin tatil fotoğraflarına baktım da hep bir yerlerdeler.

Ama ben dünya bu haldeyken otelleri kayak tatillerini milletin gözüne sokarak ayıp da ettiklerini düşünüyorum. 

Paul McCartney eşi ile tekne turuna çıkmış.

Rihanna Barbados’ta tatilde.

Robbie Williams, eşi Ayda Field ve oğullarıyla St. Barts’ta tekne gezisinde.

Kylie, Kendall ve Kris Jenner

Yazının Devamını Oku

Ho ho ho

Yıllar sonra geri sayımı sahnede değil, evde yapacağım.

Kendime göre sıra dışı bir 31 Aralık-1 Ocak buluşması bekliyor beni.

Benzer durum çoğumuz için geçerli.

Yalnız ya da çekirdek grupla gireceksiniz yeni yıla. Uzun zaman sonra dışarıda arkadaşlarınızla ya da evlerde kalabalık buluşmalarla kutladığınız bir yılbaşı olmayacak bu kez. Kalabalık sofraları, hıncahınç dolu sokakları, eğlence mekanlarını da unutun. 

Evdeyiz yani...

Hazır mısınız peki? 

Ne planladınız? Ben biraz kendiminkilerden bahsedeyim, size de fikir verir belki... 

Yılbaşı havasını hissedebilmek için kapının üzerine yılbaşı konseptli bir kapı süsü astım bile.

Yılbaşı temalı bir paspasınız varsa onu da kullanmanın kesinlikle tam zamanı.  

Yazının Devamını Oku

Neden uyuyamıyoruz?

Kiminle konuşsam uyku düzeni yerle bir.

Karantina resmen gecemizi gündüzümüzü birbirine karıştırdı. 

Gece uyuyamayanlar, gündüz yataktan kalkamayanlar... 

Araştırmalar, teknoloji çağı ile birlikte normal uyku süremizden 1.5 saat çalınmış olduğunu söylerken diğer yandan da aman düzenli uyuyun, uykunuzu alın cümleleri ve tavsiyeleri havada uçuşmakta. 

Uykusuzluğun neden olduğu stres, obezite, dikkat eksikliği ya da performans düşüklüğünü falan geçtim, şu sıralar asıl sorun uykusuzluğun bağışıklığı düşürüp bizi virüslere yem edebilme olasılığı. 

Düzenli ve yeterli uyku tam bir koronasavar. Sağlıklı uyku için gerekenleri hem kendim hem de sizler için not aldım. 

İlk adım, yatış ve kalkış saatlerini sabitlemek olmalıymış. 

Biliyorum çok zor, o uyku gelmedi mi gelmiyor, uyurken de göz açılmadı mı açılmıyor ama birkaç gün bu işkenceyi çekerek bu saatleri sabitlemeye çalışalım. 

Uyku öncesi

Yazının Devamını Oku

İbrahim’den Justin Bieber’a

Kıtalar arası çok acayip bir olay gerçekleşti geçen gün.

Justin Bieber, ona güzel kızların profillerini gönderen İbrahim Tilaver’e DM’den mesaj attı.

Tanışıyorlar mı, hayır!

İbrahim Tilaver kim? Reynmen’in arkadaşı!

Zaten biz de olayı Reynmen’in story’sinden öğrendik. Justin, İbrahim’e “Bana, evli bir adama neden bunları gönderiyorsun” diye yazdı. Ben bunda kıskanç bir kadın parmağı görüyorum ama neyse, oraya geleceğim.

Önce olayı detaylandırayım.

İbrahim Tilaver, bir süredir Instagram’da beğendiği kızların fotoğraflarını, profillerini Justin Bieber’a DM’den gönderiyormuş.

“Neden?” diyeceksiniz.

Kendine arşiv yapıyormuş!

Yazının Devamını Oku

Pandemiye rağmen ölümüne konser verdi

Müzik sektörünün durumu ve konserler, pandeminin en çok konuşulanlarının başında geldi hep.

Koronanın bulaşma riskinin en fazla olduğu etkinlikler listelerinin en tepesinde konserler yer aldı.

Gelinen noktada hepimiz 1 yıldır evde oturuyoruz.

Sonunda çözüm olarak en fazla dijital konserlere evrildik.

Bu konuda gıkımızı da çıkarmadık. “Konser mekanlarını açın, her şeye rağmen kalabalıklara şarkı söyleyelim” diye tutturmadık, çünkü toplum sağlığını önemsedik. 

En azından ben ve yakın çevremde durum böyle oldu.

İşte tam da bu nedenle bu hafta sonu Madrid’den gelen videoyu dehşet içinde izledim.

İspanyol şarkıcı Raphael, 60’ıncı sanat yılını, Madrid’deki WiZink Konser Salonu’nda 5 bin kişinin izlediği bir konserle kutladı.

Üstelik bunu yaptığı gün İspanya sağlık bakanı “

Yazının Devamını Oku

Çocuklara bunu yapmayın

Tik Tok’ta Küçük Eymen’in kaplumbağasını satıldıktan sonra çektiği hüzün dolu video dolaşıyor.

Eymen 8-9 yaşlarında bir çocuk, okulda yaramazlık yapmış, annesi de ceza olsun diye kaplumbağasını satmış.
Çocuğu bağ kurduğu canlı ile cezalandırmış yani.
Bence cezaların en büyüğü.
Benim de küçükken civciv olarak aldığım ve büyüttüğüm 3 tavuk 1 de horozum vardı.
Horoz annemi sürekli gagalar, geceleri de olur olmaz saatte tiz sesiyle öter, apartmanı ayağa kaldırırdı.
Bir iki derken şikayetler gelmeye başladı.
Bizimkiler çaresiz kaldı.

Yazının Devamını Oku

2021’in renkleri belli oldu

Pantone Renk Enstitüsü, 2021’in renklerini ultimate gri ve parlak sarı olarak belirledi.

Normalde her yıla tek bir renk belirlerler.
Sadece 2016’da iki renk seçip, soluk pembe ve bebek mavisini yılın renkleri olarak duyurmuşlardı. Şimdi yine iki renkle geldiler.
Pantone’un açıklamasına göre sarı renk; iyimserlik ve canlılık ile ilişkilendirilirken gri rengi sakinlik, istikrar ve esneklik duygularını yansıtıyor.
Korkunç 2020’den sonra gerçekten de ihtiyacımız olan şeyler bunlar.
2020’nin rengi neydi diye durup bakmadan edemedim tabii.
Bu yılın rengi sakinliği temsil eden klasik mavi imiş.
Yaşadıklarımız maviden soğuma sebebimiz olabilir.

Yazının Devamını Oku

Nazlı’yı Yolcu360’la taşıdık

İzmir depremi sonrasında yıkılan binalarda enkaz altında evcil hayvanlar da kalmıştı.

Onların çıkarılması, tedaviye alınması ve sonrasında ailelerine kavuşmaları için HAÇİKO’nun İstanbul’dan İzmir’e giden ekipleri ve İzmir temsilcimiz canla başla çalıştı.
Bu özverili çalışmada ve hatta sonrasında da bize Yolcu360 lojistik destek verdi.
Ağır hasarlı Cumhuriyet Apartmanı’nın 7’nci katındaki pencereden Nazlı kedimizi beslemiş, su vermiş ve sonunda kucaklayarak yakalamıştık.
Hatta o arada başka bir daireden de kanatlı bir canımızı kurtarmıştık.
Bu süreçte, güvenli bir transfer sağlayan Yolcu360 desteği ile Nazlı’mızı önce veteriner kontrolüne götürdük ve sağlığından emin olduk, ardından ailesine teslim ettik.
Kendisini sokaktan bulup sahiplenen, ona sıcacık bir yuva olan aile ile Nazlı’nın kavuşması hepimize büyük moral oldu.
Araç kiralama trendinin yükselmesi ile kullanıcılarla en uygun araçları buluşturan Yolcu360, depremzede canları hayatla buluşturmamıza yardım ederek örnek bir tavır sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Konser sonrası büyük özür

Rita Ora, yüklü bir para karşılığında 21 Kasım’da özel jetle Mısır’a uçup Kahire’deki W Otel’de özel bir şirket için konser vermiş.

Konseri Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah al-Sisi de izlemiş.
Buraya kadar olabilir bir durum. 
Ama İngiltere yasaları gereği ülkeye döndükten sonra 14 gün karantinada kalması gerekirken, tam 1 hafta sonra 28 Kasım’da Casa Cruz adlı restoranda kendi doğum günü partisine katılmış.
Özür üzerine özür tabii:
“Hükümetin koyduğu yasağa ve tavsiyelere uymadım. Bu nedenle tekrar tekrar özür diliyorum. Bir pop yıldızının, kuralları böylesine yıktıktan sonra özür dilemesinin bir ağırlığı olmadığını biliyorum. İnsanlar benim yanlışımı örnek alabilirler. Onlara mesajım şu; lütfen yapmayın. Şu anda yaşadığım suçluluk ve utanç duygusunu anlatamam.
Hükümetin ve her biri birer kahraman olan sağlık çalışanlarının tavsiyelerini dinlemeye devam edin ve önlemlerinizi alın.”
Bizde kurallara uymayanların bu kadar derin özürler dilediğini pek görmedim ben.

Yazının Devamını Oku

Leslie ile yürüyün

Hafta sonu evdeyiz, karantinadayız.

Her sabah yürüyüşe çıkan biri olarak ne yapacağım diye düşünürken Leslie geldi aklıma.
Size de önereyim dedim.
Leslie için evde, dışarı çıkmadan yapılabilecek yürüyüş ve egzersizlerin kraliçesi diyebilirim. 
Güler yüzlü, enerji dolu, belki de manken gibi ya da çok fit olmadığı için pek çok kadının kendisine yakın hissettiği Leslie’nin YouTube’daki egzersiz videoları, özellikle korona sonrası dönemde çok popüler oldu.
Örneğin 30 dakikalık yürüyüş videosu, 1 yıl içinde 30 milyon kez izlendi.
“Walk at Home by Leslie Sansone” adlı kanalın 2.78 milyon abonesi var. 
Karantina günlerinde pek çok kadının en yakın arkadaşı olan Leslie ile siz de tanışın bence.

Yazının Devamını Oku

O mu bu mu?

Yeni normal eski normale karşıyken, bir karşılaştırma vakti gelmiştir.

WhatsApp grupları sağ olsun, pandemide daha fazla insanla tanıştık.

Herkesin artık yeni arkadaş grupları var.

Benim hayatıma Motivasyon Korona WhatsApp grubu insanları eklendi mesela.

Kara gün dostları onlar.

Hayatımızın belki de en kötü dönemi diye hatırlayacağımız 2020’yi birlikte geçirdiğimiz insanlar.

Diğer yanda gözünün içine bakarak dertlerini dinlediğimiz, bir akşam yemeğinde gülüp eğlendiğimiz arkadaşlarımızı da özlüyoruz tabii.

Şu anda bir soru sorsak ve “Şimdiki WhatsApp dostlukları mı, yoksa iki eski arkadaşla öğlen buluşması mı?” desek çoğumuz ikinci seçeneği kabul edebiliriz.

Ama o buluşmanın ortalarında kendimizi elimizde telefon, pandemi dönemindeki WhatsApp gruplarına bir şeyler yazarken bulursak da şaşırmayacağım.

Yazının Devamını Oku

Depp hayranları: Amber Heard da kovulsun!

Eşi Amber Heard tarafından kendisine şiddet uygulamakla suçlanan ve 7 milyon dolarlık tazminata mahkûm edildikten sonra “Fantastic Four” filminin kadrosundan da çıkarılan Johnny Depp’e hayranları sahip çıktı.

Şiddete sahip çıkılır mı diyeceksiniz ama Depp hayranları ikilinin kavgasında tek suçlunun Depp olmadığını, ikilinin karşılıklı olarak suçlu olduklarını düşünüyor.
Ünlü aktörün işini kaybedip eski eşinin kariyerine hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini de kabullenemiyorlar.
Durum böyle olunca da göze göz dişe diş diyerek atağa geçmekte gecikmediler.
Amber Heard için “Aquman 2 kadrosundan çıkarılsın” kampanyası başlatıldı.
Change.org’da 1 milyondan fazla imzaya ulaşıldı.
Bu savaşta tek yaralı Johnny Depp mi kalmayacak gibi duruyor. Son olarak “Fantastic Four”da Johnny Depp’in yerine Mads Mikkelsen’in en güçlü aday olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.

Korona tablosu karanlık

Hayatta Beşiktaş Radyo’daki programıma Göğüs Hastalıkları Profesörü Dr. Bülent Tutluoğlu konuk oldu.

Yazının Devamını Oku

5 yıldır kedi köpek kesiyor

5 yıldır kedi köpek kesip, “delidir ne yapsa yeridir” mantığıyla birkaç hafta akıl hastanesinde yattıktan sonra yeniden evine ve korkunç eylemlerine dönen Fatma Ç. cumartesi akşamı yine bir kedinin derisini yüzmüşken suçüstü yakalandı.

Ama kedicik sokak kedisi, yani kessen de biçsen de mevcut yasaya göre hapis cezası almıyorsun.
Ne güzel öyle değil mi? 
Şiddeti özendiren adalet sistemimiz hâlâ aynı, değişemiyor bir türlü.
HAÇİKO ekibi pazar günü karakolun önündeki eyleme katıldı.
Söyleyeceklerimizi söyledik.
Caninin serbest bırakılmadan akıl hastanesine gönderilmesine bile şükrettik.
Düştüğümüz hale bakar mısınız?

Yazının Devamını Oku

Alo, korona orada mı? Adamlar

Ey koronadan korkup telefonu yıkadığım zamanlarda benimle dalga geçenler, Irmak Ünal virüsü telefondan kaptığını söylediğinde ne hissettiniz?

Ömür biraz abartmış olsa da zamanında tehlikenin farkına varmış diye düşündünüz mü?
Arkadaşlar bu telefon işi sakat.
Yüzünüze götürdüğünüz, saatlerce yanağınıza yapıştırıp konuştuğunuz telefonlar mikrop yuvası.
Telefonu koyduğunuz zeminin, elinizin, sağın, solun kiri, mikrobu onda.
Elinizi yıkıyorsunuz, telefonu yıkadığında bozuluyor. Çok iyi saklamanız, dezenfekte etmeniz lazım. O da her zaman mümkün olmuyor işte. Bir de başkasının telefonuyla konuşmayı unutun.
Kimse kimseye telefonunu vermesin.
“Aaa falanca yanında mı, ver telefonu bir de ona merhaba diyeyim”leri de rafa kaldırın.

Yazının Devamını Oku

Alzhemier, hatıralar ve müzik

Tüm dünyada viral olan ve Tan Sağtürk tarafından paylaşıldıktan sonra bizim haber ve magazin sitelerinde de yer alan Alzheimer’lı balerin videosu, aslında bahsedildiği gibi yeni çekilmiş bir video değil.

Çaykovski’nin “Kuğu Gölü” balesinin müziğini duyar duymaz canlanan ve tekerlekli sandalyesinde dans etmeye başlayan Marta Cinta Gonzales Saldana, bu videonun çekildiği 2019 yılında hayatını kaybetmişti.

Videonun viral olması, müziğin Alzhemier’lı hastalar üzerindeki etkilerini araştıran İspanyol Music to Awaken organizasyonu tarafından paylaşılmasıyla oldu.

Viral videoda dans eden genç balerin ise Manta Cinta değil, Ulyana Lopatkina adlı balerin ve “Kuğu Gölü” değil “Kuğunun Ölümü” ile dans ediyor.
Bu hatalar, viralin anlatmak istediğini anlatmasına engel değil tabii.

Yazının Devamını Oku