Kumbaralarını bağışladılar

Bir çocuğun kumbarasındaki tüm parasını çıkarıp vermesi ne demektir, bilir misiniz?

En büyük fedakârlıktır, saf sevgidir, içtenliktir, çok anlamlıdır, fena halde değerlidir.
İşte bu nedenle tahmin edilenin çok üstünde bir destek toplanan Beşiktaş’ın “Bırakmam Seni” kampanyasının yazısına bu kendi küçük ama aslında en büyük bağıştan bahsederek başlamak istiyorum.
Belki daha niceleri vardır ama Twitter’dan Kartal ve Sena gözüme çarptı.
Abdullah Yaylamış’ın “Kızım tüm birikimini Beşiktaş’a feda etti bu gece” yazan tweet’inde kızı Sena halının üzerine oturmuş paralarını sayıyordu.
Pür dikkat, 1 lira bile atlamadan.
Beşikt(aşk) ismiyle Kocaeli’den bana
yazan baba, 13 yaşındaki oğlu Kartal Çetinkaya’nın yayında bana bağlanmak için çok uğraştığını ve kumbarasını bağışlamak istediğini yazdı.
İsminden Beşiktaşlı Kartal, babasının dediğine göre kumbarasında 100-200 ne varsa verecekmiş.
Helal size çocuklar.
Beşiktaş’ın geleceği sizlersiniz ve geleceğimiz aydınlık.

Beklenenin üstünde bağış geldi

“Bırakmam Seni” kampanyası canlı yayınında statta olan ve ekrana yansıyan samimiyet ve iyi niyetli çaba karşılığını buldu.
Covid-19 darbesine rağmen Beşiktaşlı iş insanları, taraftarlar büyük bir fedakârlık göstererek beklenenin üzerinde destek verdiler.
Başta Ahmet Nur Çebi olmak üzere BJK yönetim kurulu üyelerini, kulüp çalışanlarını, Sergen Yalçın’ı, Kanal D’yi, Yılmaz Erdoğan önderliğindeki BKM ekibini ve canlı yayına katılan tüm sanatçı dostlarımı kutluyorum.
Kartalın kanadına değdirmedik taş...

Optik Mehmet anısına

Çarşı’nın kurucularından, Beşiktaş tribünlerinin Optik Mehmet’i, Optik Başkan olarak bilinen, genç yaşta kaybettiğimiz Mehmet Işıklar’ın babası Abdullah Işıklar, “Bırakmam Seni” canlı yayınına damga vuran isimlerden oldu.
Emekli maaşını bağışladı Abdullah baba.
Ve öyle güzel bir cümle kurdu ki: “Parayla satın alınamayacak tek şey sevgidir, ben size sevgilerimi gönderiyorum, dua ediyorum.”
Hem maaşını hem sevgisini verdi Beşiktaş’a.
Optik Başkan’ın hayat hikayesine göz attım.
O da benim gibi 5-6 yaşlarında, daha küçücük bir çocukken gitmiş ilk Beşiktaş maçına.
Şampiyon olamadığı yıllarda bile seyircisi çığ gibi büyüyen takımına sıkı sıkıya tutunmuş hayatı boyunca.
Okul yıllarında taktığı kalın camlı gözlükleri nedeniyle “optik” lakabı konmuş kendisine.
Ama sonradan gözlükleri çıkarış o çıkarış, bir daha kimse onu gözlüklü görmemiş.
Optik Mehmet’le bir başka ortak özelliğimiz; hayvan sevgisi. Mahallesindeki tüm sokak köpeklerini o beslermiş.
40-50 köpeğe baktığı, aşılarını yaptırıp beslediği ve onlarla konuştuğu biliniyor.
Güzel adammış yani Optik Başkan.
Kendisiyle aynı takımı tutuyor olmak gurur verici.
Ruhu şad olsun, Beşiktaş taraftarının kalbindeki sevgisi hiç bitmeyecek.

Barış Murat Yağcı fan club

“Bırakmam Seni” kampanyasına destek veren ve kampanyaya bağış toplamak için çalışıp derneklerle irtibata girenler arasında yönetim kurulu üyeleri ve programcıları arasında olduğum Hayatta Beşiktaş Radyo da vardı.
Radyomuzdan desteklerini eksik etmeyen Vardar Ailesi, İlelebet Beşiktaşlılar Derneği, KKTC Beşiktaşlılar Derneği, Ankara Kartalları, Baden Beşiktaşlılar Derneği, Kartal Market Almanya ve Hayatta Beşiktaş Radyo Yönetim Kurulu olarak toplamda 200 bin TL bağış bizim taraftan geldi.
125 bin TL’lik bağış da Barış Murat Yağcı ve fan club’ının (BMYFC) başarı hanesinde.
Çok fan club gördüm ama Barış Murat Yağcı’nınki gibisine gerçekten rastlamadım.
Bir kere çok kalabalıklar.
Ve daha önemlisi kuru kalabalık değiller.
Aynı Barış gibi nazik, samimi ve çalışkanlar.
Ben Barış’la yeni tanıştım ve kendisini çok sevdim.
Bu popülerliğini iyi değerlendirirse kalıcı bir isim olacağına şüphe yok. Yolu açık olsun, yapacağı işlerin her zaman destekçisi olacağım.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ev kadınlığı yükselen trend oldu

Pandemi sonrası ev işi yapmak, evi toplamak, temizlemek, düzenlemek son derece moda ve havalı aktiviteler haline geldi.

Evle ilgili her şey ve ev kadınlığı artık bir sektör.
Maaşsız işçi konumundaki ev kadınlığına karşı bakış açısı ne oldu da böyle değişti diye sorabilirsiniz.
Bunda iki, hatta üç şey önemli rol oynuyor.
Birincisi; pandemi nedeniyle işsiz kalanların ve eve kapananların oranında kadınlar daha ağır basıyor.
Yani bir sürü işkadını, kimisi işsiz kaldığı için kimisi ise işyerinden ‘home office’ moduna geçtiği için ev işleriyle tanışmış oldu.
Hem de ne tanışma! Artık herkes birer aşçı, herkes birer ev hanımı...
Bu kadınların çoğu da ev işlerini sosyal medyada öyle farklı ve güzel paylaşımlarla sundular ki, ev kadınlığına bakış açısı birden değişti.

Yazının Devamını Oku

2020 rock’ın kralını da aldı

Bu 2020’den hayır gelmeyecek.

Şimdi de bizden müthiş bir yeteneği, olağanüstü bir gitar virtüözünü, rock’ın kralını aldı götürdü.
Gençlik yıllarımın vazgeçilmez rock grubu Van Halen’ın kurucularından Eddie Van Halen kansere yenildi.
Grubun hangi efsane şarkısının hissettirdiklerini sayayım ki Jump’ın verdiği olağanüstü enerji ve çılgın ruh halini mi, “Why Can’t This Be Love”ın, “When It’s Love”ın aşka dair söyledikleri mi...
Ya da Panama’daki gaza gelmelerimizi, çıldırmalarımızı mı. Eddie Van Halen’ın, gitarıyla, attığı sololarla, stiliyle gitaristler dünyasında yeri ayrıydı. Haberi aldığım gece Michael Jackson’ın “Beat It” şarkısına attığı gitar solosunu ve tüm Van Halen şarkılarındaki gitar sololarını oturup tekrar dinledim.
Ve dedim ki rock ölmez, rockçılar da...
Ben “Jump” ile zıplamaya devam edeceğim.

‘Nenem, Babam ve Ben’

Başarı hikayelerine hepimiz bayılıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sezen Aksu’dan Pars’a hediye

Sezen Aksu, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde ne şahane bir şey yapmış, bayıldım.



Çocuklar hayvanları çok sever, hayvanlar da onları.
Ebru Şallı’nın oğlu Pars’ın mezarının başına iki kedi yuvası koydurmuş Sezen Aksu.
Ve oradaki görevlilerden kedilerin mama ve su kaplarını boş bırakmamalarını rica etmiş.
İnce ruhlu olmak böyle bir şey işte.
Dünyadan giden güzel bir ruh için burada masum ruhlara can vermek...

Yazının Devamını Oku

Kürke yasak geliyor

Yaşasın, Polonya’daki kürk hayvanı üretim çiftliklerinin de sonu göründü.

Her şey gizlice çekilen bir video ile başladı.

Bir aktivist tarafından 2 ay süreyle bir cep telefonu ve bir kamera kullanılarak çekilen korkunç görüntüler, Polonya’nın önde gelen haber sitelerinden Onet.pl’de yayınlanınca hükümet yaşanan ve yaşatılanlara daha fazla seyirci kalamadı.

Videoda vizonların birbirlerini yediği, açık yaralarının gözler önüne serildiği dayanılmaz   görüntüler var.

Bu videonun ortalığı ayağa kaldırmasının ardından yıllardır bekleyen yasanın önümüzdeki ay kabul edileceği duyuruldu.

Böylece Avusturya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Sırbistan, Slovenya ve İngiltere’den sonra Polonya da kürk üretim çiftliklerini tarihin kirli sayfalarına gömen ülkeler arasına girmiş olacak.

Sırada Fransa var.

Polonya’nın kürk üretim çiftliklerindeki hayvanların büyük çoğunluğunu vizonlar oluşturuyor.

Ülkedeki vizonların sayısı 6 milyon ve bu sayı toplamdaki kürk hayvanlarının yüzde 94’ü.

Yazının Devamını Oku

Transfobik podcast’e Spotify eleştirisi

Elon Musk ve Alex Jones ile o unutulmaz röportajları yapmış olan ünlü podcast sahibi Joe Rogan’ın 100 milyon dolar transfer ücretiyle Spotify’a geçmesi hayli konuşulmuştu.

11 yıllık bir geçmişi ve rekor izlenmeleriyle dünyanın en popüler podcast’i “The Joe Rogan Experience” Spotify’a geçtiği gün, Spotify’ın değeri 31 milyar dolardan 35 milyar dolara fırladı.
Bu transferle büyük kâr sağladılar yani.
1 Eylül itibarıyla 1500 bölümden oluşan bu seri Spotify’a açılmaya başladı.
Serinin tamamı yıl sonuna kadar tümüyle YouTube’dan kalkmış ve sadece Spotify’a özel hale gelmiş olacak.
Joe Rogan “Asla Spotify’ın çalışanı olmayacağım, aynı ekiple, aynı işleri yapmaya devam edeceğim” dese de Spotify tarafında kazan kaynamaya başladı bile.
Spotify çalışanları ırkçı, seksist ve transfobik buldukları Joe Rogan podcast’inin editoryal anlamda denetlenmesi ve gerektiğinde bazı bölümlerinin yayından çıkarılması, bazılarından önce ise izleyici için uyarılar konulması gerektiğini söylemeye başladı.
Bu taleplerin bir kısmı Spotify tarafından kabul edildi ve uygulanmaya başladı bile.

Yazının Devamını Oku

Efsanenin dönüşü

Sophia Loren, tam 10 yıl aradan sonra sinemaya geri döndü.

Oğlu Edoardo Ponti’nin yönettiği bir filmle.
Romain Gary’nin “The Life Before Us” adlı romanından uyarlanan filmin yayın tarihi 13 Kasım olarak duyuruldu.
Dünya ile aynı
anda Türkiye’de de yayında olacak filmde Madam Rosa’yı oynayacak olan
Sophia Loren
karakteri için “Sert, kırılgan ama hayatta kalan biri, birçok yönden bana kendi annemi hatırlatıyor” demiş.
Efsaneyi yeniden izleyebilecek olmak gerçekten heyecanlandırıyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi gönüllüsüyüm

Benim işte o. Osman Müftüoğlu’nun geçen günkü yazısında bahsettiği “pandemi gönüllüsü” benim.

Uzak yakın, akraba, arkadaş, herkesi ama herkesi “Masken nerede?”, “Maske takmadan yaklaşma”, “Maskeni çenene değil, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde tak”, “Tokalaşma, hatta yumruğunu bile dokundurma, kafa selamı yeter de artar bile”, “Sofrada otururken başkasının yemeğinin üzerine konuşma” gibi bir sürü ikaz cümlesiyle uyarmaktan normal konuşmayı unuttum.
Etrafımın benden bıktığı doğrudur.
Ama görmezden gelmeden, elinden maşayı bırakmadan, bıktırana, yaptırana, taktırana kadar pandemi gönüllüsü olarak görev başında olmaya devam edeceğim.
Karşılaştığım, karşılaşacağım, yolumun kesiştiği, kesişeceği herkese duyurulur.

Ünlü markaya ırkçılık suçlaması

“Star Wars”un siyahi oyuncularından John Boyega, marka elçisi olduğu ünlü parfüm ve mum markası Jo Malone’den istifa etti.
İstifasının nedenini markanın ırkçılık yapması olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Koronayı geçirdim ben

Son aylarda en çok duyduğun cümle nedir derseniz, hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim: “Ben kesin korona oldum ve atlattım!”

Bunu demeyeni dövüyorlar sanki.Ben de kurdum aynı cümleyi kaç defa.
Kış aylarında öksürmüştüm, ateşim de çıkmıştı.
Arada ishal olmuştum. Sonra bir ara göğsüme öküz oturdu gibi hissettiğim zamanlar da olmuştu.
Halsizlik, geçenlerde kolumu zor kaldırıyordum.
Birinde olmasa diğerinde kesin korona olmuş, atlatmış ve bağışıklık kazanmıştım.
Bu tuhaf kendini kandırma durumu rahatsız etti bir süre sonra beni. Sağlamcıyımdır, emin olmak isterim her şeyden.
Madem oldum, gidip test yaptırayım da rahatlayayım iyice dedim.

Yazının Devamını Oku

Kültür sanata korona darbesi

Koronada son durum ve sonuçları hiç parlak değil.

Dünyanın pek çok ülkesinde tiyatrolar ve tiyatro salonlarında yapılan konserler, aynı festivaller ve gece hayatı gibi bir süreliğine rafa kalktı.
Bir süreliğine derken ne kadar zamandan bahsettiğimiz hakkında farklı söylemler var.
Ama en güvenilir olanlar, 2021’in ortaları ve hatta sonuna kadar yasaklar, tedbir ve önlemlerle yaşamamız gerektiğini söylüyor.
Amerika Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nin başındaki isim olan Dr. Anthony Fauci, tiyatro salonlarına maske takmadan, enfekte olma riski taşımadan maskesiz girebilmek için 1 yıl daha beklememiz gerektiğini söylüyor.
Aşı bu yılın sonunda ya da 2021’in başlarında bulunmuş olsa bile etkisi yüzde 75 ile sınırlı olacak ve tüm toplumun aşılanması 1 yılı bulacak.
Fauci’ye göre, bulaşma riskinin düşük olduğu yerlerdeki tiyatro salonları önümüzdeki yılın başlarında ancak yüzde 25 kapasite ve maske takma zorunluluğu ile açılabilecek.
Kültür sanat adına durum sadece Türkiye değil, tüm dünyada sıkıntılı yani.

“Gitmiştin baktığımda”

Yazının Devamını Oku

Korona mı grip mi?

Maske, hijyen ve sosyal mesafe sayesinde bu sene grip vakalarında ciddi anlamda azalma görüleceğe benziyor.

Yani korona ile savaşımızın kaybedenlerinden biri de, umarım ki grip olacak.
Ekim gibi başlayıp şubat sonuna kadar devam eden bu bol virüslü sezon, hem korona hem de gribe karşı ortak tedbirlerle geçecek.
Sadece Amerika’da gripten her yıl 810 bin kişinin hastanelik olduğu ve bunlardan 60 bininin öldüğü biliniyor.
“Korona gripten daha zararsız” diyenler için ise birkaç rakam vermek istiyorum.
Amerika’da 1 yıl boyunca 60 bin kişinin ölümüne yol açan gribe karşı son yarım yılda (ki daha bunun kışı var) koronadan ölen kişi sayısı 170 bini geçmiş bulunuyor.
Mart ve mayıs ayları arasında korona nedeniyle hastanelik olanlar ise 300 bini bulmuş durumda.
Üstelik koronalı rakamlar devletlerin karantina uygulamalarıyla minimuma indirilmiş rakamlar.

Yazının Devamını Oku

Koronanın uzun dönem etkileri bulundu

Çevremdeki bazı insanların “Korona olsak da atlatırız, sorun yok” diyerek pek bir rahat davrandığını üzülerek ve endişe içinde gözlemliyorum.

O iş o kadar kolay ve basit değil arkadaşlar.
Araştırmaları sıkı takip ediyorum.
Her gün hakkında yeni bir şey öğrenilen bu bilinmez virüsle ilgili gelen bilgiler hiç de parlak değil.
Koronayı atlatanlar üzerinde yapılan araştırmalar, test sonucu negatife döndükten haftalar sonra bile öksürük, ciğerlerde tahribat ve nefes darlığının devam ettiğini söylüyor.
Covid-19’un uzun ve devam eden etkilerinin kalıcılığında haftalardan değil aylardan bahsediliyor.
Avustralya’da yapılan yeni bir araştırma, iyileşen hastaların yüzde 88’inin akciğer tomografilerinde buzlu cam görüntüsünün yani hasarın, yüzde 47’sinde ise nefes darlığının 2 ay sonra bile devam ettiğini gösterdi.
Yani korona pozitif olduktan 14 gün sonra negatife dönmek ve iyileşmek, her şeyin geçtiği anlamına gelmiyor.

Yazının Devamını Oku

Bodrum özüne dönüyor

Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum’da zeytin topluyor olacağım.

Yarın ise Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte yerel tohum ve AR-GE merkezinin açılışına katılarak, 7 bin yıllık karakılçık buğday tohumuyla, yani bir tarihle tanışacağım.
“Bodrum Özüne Dönüyor” projesinin temel taşlarından olan Ata Tohum ve AR-GE Merkezi, 5 dönüm arazi üzerine kurulu ve yüzölçümü açısından Türkiye’nin en büyüğü.
133 metrekare tohum depolama alanı, nem alıcı cihazlar ve klimalar ile sabit bir sıcaklıkta tohumların sağlıklı bir şekilde saklanması için tasarlanmış.
Ayrıca sıvı azot tankları sayesinde tohumlar yüzyıllar boyunca saklanarak, nesiller boyu üretimi destekleyebiliyor.
Toplanan tohumların içerideki 24 deneme parselinde test edildikten sonra tamamen doğal olarak çoğaltılması hedefleniyor.
Bu tohumlar çiftçilik ve üretim yapanlara bedelsiz olarak dağıtılacak.
Bu güzel haberi de çiftçilere buradan duyurmuş olayım.

Yazının Devamını Oku

Böyle bitmez ki!

Alaçatı sokaklarından bildiriyorum.

Durum tek kelime ile rezalet.
Dükkanlarda, yani kapalı alanların çoğunda satış elemanları dahil kimse maske takmıyor.
Polisi görünce çenelerindekiler maskeleri göstermelik olarak takıyorlar, o kadar.
6 aydır ilk kez alışveriş yapayım dedim, dükkanlara giresim gelmedi.
Girdiklerimden de kaçarak uzaklaştım.
Yolda ya da mekanlarda karşılaşan insanlar sanki korona yokmuş gibi tokalaşıyor, sarılıyor ve hatta öpüşüyorlar.
Ben 6 aydır aynı evde yaşadığım insanlardan uzak duruyorum, bunlar yolda gördükleriyle sosyalleşme derdinde.

Yazının Devamını Oku

Üstsüz güneşlenenlerde son durum

Türkiye’de yapmadım ama bir İtalya tatilimde üstsüz güneşlenmiş ve denize girmiştim.

Yıllar önceydi tabii, çok da keyifliydi. Bikini izi yok, askı izi yok, özgür, rahat.
Şimdi ne oldu da bu aklına geldi diyeceksiniz.
Bir haber okudum; Fransa’da jandarma, plajda üstsüz güneşlenen kadınları uyarmış ve bikinilerinin üstlerini giymelerini söylemiş.
Şok, şok, şok tabii. Fransa’da oluyor çünkü olay, özgürlüklerin ülkesinde!
Jandarmanın bu uyarıyı yapmasının nedeni, kadınların üstsüz güneşlenmesinden rahatsız olduğunu söyleyen ve şikayet eden bir aile.
Bu şikayet ve ardından jandarmadan gelen uyarı Fransa’da tepkilere yol açtı tabii. “Sokakta böyle dolaşsalar uyarınızı anlardık ama plajda üstsüz güneşlenmenin nesinden rahatsız olup uyarıda bulundunuz” diye o ailenin ve jandarmaların üzerine gelindi.
Bu olayın akabinde Fransa’da üstsüz güneşlenme istatistikleri de gündeme geldi. Sayılara bakılırsa Fransa’da üstsüz güneşlenme yıllar içinde popülerliğini iyice yitirmiş.

Yazının Devamını Oku

Aile bağlarımız dezavantajımız oldu

Türkiye’yi sonbahar ve kışın gelmesiyle birlikte zor bir korona imtihanı bekliyor.


Diğer ülkelerden farkımız ve dezavantajımız aile yapımız.
Avrupa’da yaşlılar çocuklarından ayrı yaşarken, bizde kuvvetli olan aile bağları nedeniyle pek çok 65 yaş üstü bireyin çocukları ve torunlarıyla temasları yoğun.
Çoğu büyükanne ve büyükbaba çocuklarının evinde yaşıyor.
Ayrı evlerde olanlar bile sıkça çocuklarına gidip geliyorlar.
Yani bizde virüsün çocuk ve gençlere yayılması demek, risk grubundaki 65 yaş üstüne de geçmesi demek.
Artı değerimiz olan aile bağları ne yazık ki bu kez karşımıza bir dezavantaj olarak çıkmış durumda.

Yazının Devamını Oku

POPSAV paketini açıyoruz

POPSAV olarak geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda YouTube Türkiye işbirliğiyle YouTube #evdekal ve NetD kanallarında canlı yayınlanan 1. POPSAV Online Müzik Festivali’ni düzenlemiştik.

P&G ve Denizbank’ın sponsorluğunda ve 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşen festivalden elde ettiğimiz geliri dağıtma zamanı geldi.
Covid-19 salgını nedeniyle iş ve gelir kaybına uğrayan sahne emekçilerinden gelen yoğun talep sonrası uzun bir eleme süreci yaşadığımızı söylemem gerek.
Müzisyen, dansçı ve sahne organizasyon işlerinde görev alan arkadaşlar arasından en zor durumda olan 500 kişiyi belirledik.
Eylül ayı ortasından itibaren yardımlar kendilerine gönderilmeye başlanacak.
Korona salgını böyle devam ederse müzik endüstrisinin daha çok desteğe ihtiyacı olacak gibi duruyor.
POPSAV olarak yeni yardım paketleri için projeler üretmeye devam ediyoruz.
Bunları da POPSAV sosyal medya hesaplarından paylaşıyor olacağız.

Yazının Devamını Oku

Solunum cihazı mı maske mi?

Geçtiğimiz gün “maske” uzun süre TT’te kaldı, burunda değil çenede kaldığı gibi yani, uzun süre.

Çenede maske olayına fena halde bozulanlardanım.
Sadece devlet zorunlu tuttuğu için maske takıp, etrafta polis ya da uyaran biri olmadığı zaman maskeyi kolunda ya da çenesinde gezdirip, ağzını açıkta bırakanlara da çok kızıyorum.
Hadi kendilerini düşünmüyorlar, büyüklerini ve hastanelerde risk altında olan sağlık personelini de mi düşünmüyorlar?
Düşünmüyorlar demek ki, bu kadar umursamaz olmalarının başka açıklaması yok. Bu ay iki kez İstanbul-Bodrum arası araba yolculuğu yaptım. Mola verdiğim benzincilerde marketlerin içinde maskesiz dolaşan müşterileri uyarmakla geçti ömrüm.
Bir yanda çalıştığı işyerlerinde gün boyu maske takanlar, diğer yanda ise beş dakikalığına girdiği markette maskesiz gezmeyi marifet sayanlar...
Bir tık ötesi de uyarıldığında kavga çıkaranlar tabii.
Ama onlara rağmen susmayalım derim, güzel bir dille uyarmaya devam edelim.

Yazının Devamını Oku

Stattan canlı yayının kadrosu belli oldu

Bu pazar Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Vodafone Park Stadyumu’ndan ünlü isimlerin katılacağı unutulmayacak bir canlı yayına imza atmaya hazırlanıyor.


12 Haziran’da başlatılan “Bırakmam Seni” kampanyasının mihenk taşı olacak bu canlı yayın, 21.00’de başlayacak ve Kanal D ekranlarından yayınlanacak.
Gecenin sunuculuğunu Yılmaz Erdoğan yapıyor.
Yılmaz, Hülya Avşar ve Sergen Yalçın’la birlikte Vodafone Park’ta sahanın ortasına kurulacak olan masada Beşiktaşlı ünlülerle sohbet edecek. Yayına katılması kesinleşen isimler arasında Zafer Algöz, Hakan Altun, Onur Buldu, “Survivor” ikincisi Barış Murat Yağcı ve Cihan Talay da var.
Pazar gecesi ben de canlı yayında Yılmaz Erdoğan’ın konuklarından biri olacağım ve Murat Başaran’la birlikte Beşiktaş için yaptığımız “Bırakmam Seni Marşı”nı söyleyeceğim.

Çekilişle üç ev verilecek

Pazar gecesi Kanal D’de yayınlanacak olan “Bırakmam Seni” kampanyası yayınının etkili olması bizim, sizin elinizde.

Yazının Devamını Oku