Koronayı geçirdim ben

Son aylarda en çok duyduğun cümle nedir derseniz, hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim: “Ben kesin korona oldum ve atlattım!”

Bunu demeyeni dövüyorlar sanki.Ben de kurdum aynı cümleyi kaç defa.
Kış aylarında öksürmüştüm, ateşim de çıkmıştı.
Arada ishal olmuştum. Sonra bir ara göğsüme öküz oturdu gibi hissettiğim zamanlar da olmuştu.
Halsizlik, geçenlerde kolumu zor kaldırıyordum.
Birinde olmasa diğerinde kesin korona olmuş, atlatmış ve bağışıklık kazanmıştım.
Bu tuhaf kendini kandırma durumu rahatsız etti bir süre sonra beni. Sağlamcıyımdır, emin olmak isterim her şeyden.
Madem oldum, gidip test yaptırayım da rahatlayayım iyice dedim.
Parmaktan alınarak yapılanlardan değil, yüzde 99 güvenilir olan Eliza IgG Korona testinden oldum.
Sonuç, sıkı durun, hem umutlarımdan hem de başlıktan farklı; negatif.
Kendimi nasıl koruduysam artık, korona uzağımdan bile geçmemiş.
“Ben kesin korona geçirdim, atlattım, bağışıklık geliştirdim” diyenler, üzgünüm ama muhtemelen sizde de durum aynı.
O geçirdiğinizi sandığınız ya domuz gribi, ya ateşli bir başka hastalık ya da yaşadığımız sıra dışı günlerin psikolojik etkileri.
Yani “geçirdim, artık bana bulaşmaz” diye kendinizi kandırmayın.
Tek yapmanız gereken yakalanmamaya çalışmaya, korunmaya, el hijyenine, sosyal mesafeye dikkat etmek. 
Ve de tabii etmeyenleri uyarmak.

Madonna
biyografisini yönetecek
Bundan 3 yıl önce, 2017’de Madonna’nın biyografisi “Blonde Ambition” için hazırlıklar yapılıyordu.
Universal Stüdyoları, şarkıcının kariyerinin ilk yıllarını anlatan film için kolları sıvamıştı.
Şimdi ise Madonna biyografisi ile ilgili yeni haberler gelmekte.
Madonna bir ilke imza atacak ve kendi biyografisini yönetecek.
“New York’un kenar mahallelerinden dünya
starlığına giden hikayemi en iyi ben bilir, ben anlatırım” diyerek kolları sıvayan Madonna, filmin odak noktasına müziği oturtacakmış.
“Müzik devam etmemi sağladı ve sanat beni hayatta tuttu” diyen ünlü şarkıcı, korona kâbusu nedeniyle konser yapamadığı bu dönemi de böyle değerlendiriyor demek ki.
Bence gayet mantıklı.
Kendisinin tarihin en çok satan kadın sanatçısı ve tüm zamanların en çok hasılat yapan solo tur sanatçısı olmasının yanı sıra sinemada da boş durmadığını ve oyunculuğun yanı sıra daha önce “Filth and Wisdom” ve “W.E.” adlı filmleri yönettiğini de hatırlatmakta fayda var.

Sinemaya salgın darbesi
Sinema salonları geri döndü.
Ama seyirci dönmedi.
Christopher Nolan’ın “Tenet”ı, Kuzey Amerika’da 5 aylık kapanmanın ardından vizyona girdiğinde beklenti büyüktü.
Ama film ilk haftasında sadece 9.4 milyon dolarlık bir hasılat elde ederek beklenenin altında kaldı.
Sinemaseverler, salonlar yüzde 50 kapasite ve hijyen kurallarıyla açılmış olsa da kapalı alana girip film izlemeyi tercih etmedi.
Los Angeles ve New York’taki sinema salonlarının hâlâ kapalı olmasının da etkisiyle Hollywood, elindeki büyük prodüksiyonları ertelemeye başladı bile.
Geçen hafta “Wonder Women 1984” filmi geri çekildi.
2 Ekim’deki vizyon tarihi aralık sonuna ertelendi.
“Candyman” ve “Greenland” de gelecek yıla ertelenen filmlerden.
Kasım ayında vizyona girmesi beklenirken iptal edilen Marvel’in “Black Widow”u ve Pixar’ın “Soul”unun akıbetleri ise henüz belli değil. İzleyicinin geri dönmemesi ve New York, Los Angeles’taki sinema salonlarının açılmasına izin verilmiyor olması stüdyoları ve sinema salonu zincirlerini zor duruma sokmuş durumda.
Hisseler ciddi anlamda düşerken, iflas noktasına gelenler de yok değil.
Şu anda bütün umutlar ekim ayında vizyona girecek “Death on the Nile” ve “No Time to Die” filmlerine bağlanmış durumda.
Onlar da ertelenirse ya da bekleneni veremezse sektöre daha sert bir darbe vurulmuş olacak.
Filmlerin ve izleyicinin sinema salonlarından dijitale olan yolu daha da kalabalık hale gelecek.
Bu yıl beyazperde için çekilen ama kendini dijitalde bulan filmlerin sayısı 20’leri buldu bile.
Onların arasında “Greyhound”, “Trolls World Tour” ve “Hamilton” da var.
Filmleri evde izleme alışkanlığı oturursa, film endüstrisinin ve sinema salonlarının geleceği ilginç bir hâl alacak gibi.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Efsanenin dönüşü

Sophia Loren, tam 10 yıl aradan sonra sinemaya geri döndü.

Oğlu Edoardo Ponti’nin yönettiği bir filmle.
Romain Gary’nin “The Life Before Us” adlı romanından uyarlanan filmin yayın tarihi 13 Kasım olarak duyuruldu.
Dünya ile aynı
anda Türkiye’de de yayında olacak filmde Madam Rosa’yı oynayacak olan
Sophia Loren
karakteri için “Sert, kırılgan ama hayatta kalan biri, birçok yönden bana kendi annemi hatırlatıyor” demiş.
Efsaneyi yeniden izleyebilecek olmak gerçekten heyecanlandırıyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi gönüllüsüyüm

Benim işte o. Osman Müftüoğlu’nun geçen günkü yazısında bahsettiği “pandemi gönüllüsü” benim.

Uzak yakın, akraba, arkadaş, herkesi ama herkesi “Masken nerede?”, “Maske takmadan yaklaşma”, “Maskeni çenene değil, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde tak”, “Tokalaşma, hatta yumruğunu bile dokundurma, kafa selamı yeter de artar bile”, “Sofrada otururken başkasının yemeğinin üzerine konuşma” gibi bir sürü ikaz cümlesiyle uyarmaktan normal konuşmayı unuttum.
Etrafımın benden bıktığı doğrudur.
Ama görmezden gelmeden, elinden maşayı bırakmadan, bıktırana, yaptırana, taktırana kadar pandemi gönüllüsü olarak görev başında olmaya devam edeceğim.
Karşılaştığım, karşılaşacağım, yolumun kesiştiği, kesişeceği herkese duyurulur.

Ünlü markaya ırkçılık suçlaması

“Star Wars”un siyahi oyuncularından John Boyega, marka elçisi olduğu ünlü parfüm ve mum markası Jo Malone’den istifa etti.
İstifasının nedenini markanın ırkçılık yapması olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Korona mı grip mi?

Maske, hijyen ve sosyal mesafe sayesinde bu sene grip vakalarında ciddi anlamda azalma görüleceğe benziyor.

Yani korona ile savaşımızın kaybedenlerinden biri de, umarım ki grip olacak.
Ekim gibi başlayıp şubat sonuna kadar devam eden bu bol virüslü sezon, hem korona hem de gribe karşı ortak tedbirlerle geçecek.
Sadece Amerika’da gripten her yıl 810 bin kişinin hastanelik olduğu ve bunlardan 60 bininin öldüğü biliniyor.
“Korona gripten daha zararsız” diyenler için ise birkaç rakam vermek istiyorum.
Amerika’da 1 yıl boyunca 60 bin kişinin ölümüne yol açan gribe karşı son yarım yılda (ki daha bunun kışı var) koronadan ölen kişi sayısı 170 bini geçmiş bulunuyor.
Mart ve mayıs ayları arasında korona nedeniyle hastanelik olanlar ise 300 bini bulmuş durumda.
Üstelik koronalı rakamlar devletlerin karantina uygulamalarıyla minimuma indirilmiş rakamlar.

Yazının Devamını Oku

Koronanın uzun dönem etkileri bulundu

Çevremdeki bazı insanların “Korona olsak da atlatırız, sorun yok” diyerek pek bir rahat davrandığını üzülerek ve endişe içinde gözlemliyorum.

O iş o kadar kolay ve basit değil arkadaşlar.
Araştırmaları sıkı takip ediyorum.
Her gün hakkında yeni bir şey öğrenilen bu bilinmez virüsle ilgili gelen bilgiler hiç de parlak değil.
Koronayı atlatanlar üzerinde yapılan araştırmalar, test sonucu negatife döndükten haftalar sonra bile öksürük, ciğerlerde tahribat ve nefes darlığının devam ettiğini söylüyor.
Covid-19’un uzun ve devam eden etkilerinin kalıcılığında haftalardan değil aylardan bahsediliyor.
Avustralya’da yapılan yeni bir araştırma, iyileşen hastaların yüzde 88’inin akciğer tomografilerinde buzlu cam görüntüsünün yani hasarın, yüzde 47’sinde ise nefes darlığının 2 ay sonra bile devam ettiğini gösterdi.
Yani korona pozitif olduktan 14 gün sonra negatife dönmek ve iyileşmek, her şeyin geçtiği anlamına gelmiyor.

Yazının Devamını Oku

Bodrum özüne dönüyor

Siz bu yazıyı okurken ben Bodrum’da zeytin topluyor olacağım.

Yarın ise Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte yerel tohum ve AR-GE merkezinin açılışına katılarak, 7 bin yıllık karakılçık buğday tohumuyla, yani bir tarihle tanışacağım.
“Bodrum Özüne Dönüyor” projesinin temel taşlarından olan Ata Tohum ve AR-GE Merkezi, 5 dönüm arazi üzerine kurulu ve yüzölçümü açısından Türkiye’nin en büyüğü.
133 metrekare tohum depolama alanı, nem alıcı cihazlar ve klimalar ile sabit bir sıcaklıkta tohumların sağlıklı bir şekilde saklanması için tasarlanmış.
Ayrıca sıvı azot tankları sayesinde tohumlar yüzyıllar boyunca saklanarak, nesiller boyu üretimi destekleyebiliyor.
Toplanan tohumların içerideki 24 deneme parselinde test edildikten sonra tamamen doğal olarak çoğaltılması hedefleniyor.
Bu tohumlar çiftçilik ve üretim yapanlara bedelsiz olarak dağıtılacak.
Bu güzel haberi de çiftçilere buradan duyurmuş olayım.

Yazının Devamını Oku

Böyle bitmez ki!

Alaçatı sokaklarından bildiriyorum.

Durum tek kelime ile rezalet.
Dükkanlarda, yani kapalı alanların çoğunda satış elemanları dahil kimse maske takmıyor.
Polisi görünce çenelerindekiler maskeleri göstermelik olarak takıyorlar, o kadar.
6 aydır ilk kez alışveriş yapayım dedim, dükkanlara giresim gelmedi.
Girdiklerimden de kaçarak uzaklaştım.
Yolda ya da mekanlarda karşılaşan insanlar sanki korona yokmuş gibi tokalaşıyor, sarılıyor ve hatta öpüşüyorlar.
Ben 6 aydır aynı evde yaşadığım insanlardan uzak duruyorum, bunlar yolda gördükleriyle sosyalleşme derdinde.

Yazının Devamını Oku

Üstsüz güneşlenenlerde son durum

Türkiye’de yapmadım ama bir İtalya tatilimde üstsüz güneşlenmiş ve denize girmiştim.

Yıllar önceydi tabii, çok da keyifliydi. Bikini izi yok, askı izi yok, özgür, rahat.
Şimdi ne oldu da bu aklına geldi diyeceksiniz.
Bir haber okudum; Fransa’da jandarma, plajda üstsüz güneşlenen kadınları uyarmış ve bikinilerinin üstlerini giymelerini söylemiş.
Şok, şok, şok tabii. Fransa’da oluyor çünkü olay, özgürlüklerin ülkesinde!
Jandarmanın bu uyarıyı yapmasının nedeni, kadınların üstsüz güneşlenmesinden rahatsız olduğunu söyleyen ve şikayet eden bir aile.
Bu şikayet ve ardından jandarmadan gelen uyarı Fransa’da tepkilere yol açtı tabii. “Sokakta böyle dolaşsalar uyarınızı anlardık ama plajda üstsüz güneşlenmenin nesinden rahatsız olup uyarıda bulundunuz” diye o ailenin ve jandarmaların üzerine gelindi.
Bu olayın akabinde Fransa’da üstsüz güneşlenme istatistikleri de gündeme geldi. Sayılara bakılırsa Fransa’da üstsüz güneşlenme yıllar içinde popülerliğini iyice yitirmiş.

Yazının Devamını Oku

Masumun kanı, zenginin eğlencesi

Ülkemizde hâlâ avcılık adı altında vahşi doğada yaşayan hayvanlar para karşılığında devlet izniyle öldürülüyor.


Yıllardır veryansın ediyoruz, doğaya ve canlara kıymayın, satmayın bu hayvanları diyoruz ama her yıl o ihaleler açılıyor.
Masumun
canı, kanı,
zenginin eğlencesi oluyor.
Bu yıl Türkiye genelinde 798 yaban hayvanı için av izni çıktı. 
Doğada, güvende hissettikleri evlerinde aileleri ile yaşayan dağ keçileri, yaban domuzları, yaban koyunları, ceylanlar, kızıl geyikler ve karacalar öldürme izni için para veren zenginlerin silahlarından çıkan kurşunlarla yere yığılacak, can çekişecek, o güzel gözlerinden yaş akacak ve son nefeslerini verecekler.

Yazının Devamını Oku

Aile bağlarımız dezavantajımız oldu

Türkiye’yi sonbahar ve kışın gelmesiyle birlikte zor bir korona imtihanı bekliyor.


Diğer ülkelerden farkımız ve dezavantajımız aile yapımız.
Avrupa’da yaşlılar çocuklarından ayrı yaşarken, bizde kuvvetli olan aile bağları nedeniyle pek çok 65 yaş üstü bireyin çocukları ve torunlarıyla temasları yoğun.
Çoğu büyükanne ve büyükbaba çocuklarının evinde yaşıyor.
Ayrı evlerde olanlar bile sıkça çocuklarına gidip geliyorlar.
Yani bizde virüsün çocuk ve gençlere yayılması demek, risk grubundaki 65 yaş üstüne de geçmesi demek.
Artı değerimiz olan aile bağları ne yazık ki bu kez karşımıza bir dezavantaj olarak çıkmış durumda.

Yazının Devamını Oku

POPSAV paketini açıyoruz

POPSAV olarak geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda YouTube Türkiye işbirliğiyle YouTube #evdekal ve NetD kanallarında canlı yayınlanan 1. POPSAV Online Müzik Festivali’ni düzenlemiştik.

P&G ve Denizbank’ın sponsorluğunda ve 80 sanatçının katılımıyla gerçekleşen festivalden elde ettiğimiz geliri dağıtma zamanı geldi.
Covid-19 salgını nedeniyle iş ve gelir kaybına uğrayan sahne emekçilerinden gelen yoğun talep sonrası uzun bir eleme süreci yaşadığımızı söylemem gerek.
Müzisyen, dansçı ve sahne organizasyon işlerinde görev alan arkadaşlar arasından en zor durumda olan 500 kişiyi belirledik.
Eylül ayı ortasından itibaren yardımlar kendilerine gönderilmeye başlanacak.
Korona salgını böyle devam ederse müzik endüstrisinin daha çok desteğe ihtiyacı olacak gibi duruyor.
POPSAV olarak yeni yardım paketleri için projeler üretmeye devam ediyoruz.
Bunları da POPSAV sosyal medya hesaplarından paylaşıyor olacağız.

Yazının Devamını Oku

Solunum cihazı mı maske mi?

Geçtiğimiz gün “maske” uzun süre TT’te kaldı, burunda değil çenede kaldığı gibi yani, uzun süre.

Çenede maske olayına fena halde bozulanlardanım.
Sadece devlet zorunlu tuttuğu için maske takıp, etrafta polis ya da uyaran biri olmadığı zaman maskeyi kolunda ya da çenesinde gezdirip, ağzını açıkta bırakanlara da çok kızıyorum.
Hadi kendilerini düşünmüyorlar, büyüklerini ve hastanelerde risk altında olan sağlık personelini de mi düşünmüyorlar?
Düşünmüyorlar demek ki, bu kadar umursamaz olmalarının başka açıklaması yok. Bu ay iki kez İstanbul-Bodrum arası araba yolculuğu yaptım. Mola verdiğim benzincilerde marketlerin içinde maskesiz dolaşan müşterileri uyarmakla geçti ömrüm.
Bir yanda çalıştığı işyerlerinde gün boyu maske takanlar, diğer yanda ise beş dakikalığına girdiği markette maskesiz gezmeyi marifet sayanlar...
Bir tık ötesi de uyarıldığında kavga çıkaranlar tabii.
Ama onlara rağmen susmayalım derim, güzel bir dille uyarmaya devam edelim.

Yazının Devamını Oku

Kumbaralarını bağışladılar

Bir çocuğun kumbarasındaki tüm parasını çıkarıp vermesi ne demektir, bilir misiniz?

En büyük fedakârlıktır, saf sevgidir, içtenliktir, çok anlamlıdır, fena halde değerlidir.
İşte bu nedenle tahmin edilenin çok üstünde bir destek toplanan Beşiktaş’ın “Bırakmam Seni” kampanyasının yazısına bu kendi küçük ama aslında en büyük bağıştan bahsederek başlamak istiyorum.
Belki daha niceleri vardır ama Twitter’dan Kartal ve Sena gözüme çarptı.
Abdullah Yaylamış’ın “Kızım tüm birikimini Beşiktaş’a feda etti bu gece” yazan tweet’inde kızı Sena halının üzerine oturmuş paralarını sayıyordu.
Pür dikkat, 1 lira bile atlamadan.
Beşikt(aşk) ismiyle Kocaeli’den bana
yazan baba, 13 yaşındaki oğlu Kartal Çetinkaya’nın yayında bana bağlanmak için çok uğraştığını ve kumbarasını bağışlamak istediğini yazdı.

Yazının Devamını Oku

Stattan canlı yayının kadrosu belli oldu

Bu pazar Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Vodafone Park Stadyumu’ndan ünlü isimlerin katılacağı unutulmayacak bir canlı yayına imza atmaya hazırlanıyor.


12 Haziran’da başlatılan “Bırakmam Seni” kampanyasının mihenk taşı olacak bu canlı yayın, 21.00’de başlayacak ve Kanal D ekranlarından yayınlanacak.
Gecenin sunuculuğunu Yılmaz Erdoğan yapıyor.
Yılmaz, Hülya Avşar ve Sergen Yalçın’la birlikte Vodafone Park’ta sahanın ortasına kurulacak olan masada Beşiktaşlı ünlülerle sohbet edecek. Yayına katılması kesinleşen isimler arasında Zafer Algöz, Hakan Altun, Onur Buldu, “Survivor” ikincisi Barış Murat Yağcı ve Cihan Talay da var.
Pazar gecesi ben de canlı yayında Yılmaz Erdoğan’ın konuklarından biri olacağım ve Murat Başaran’la birlikte Beşiktaş için yaptığımız “Bırakmam Seni Marşı”nı söyleyeceğim.

Çekilişle üç ev verilecek

Pazar gecesi Kanal D’de yayınlanacak olan “Bırakmam Seni” kampanyası yayınının etkili olması bizim, sizin elinizde.

Yazının Devamını Oku

Tatilciler sınıfta kaldı

Bayramdan önce Bodrum Rixos Premium’da sahnedeydim...

Otellerde gözlemlediğim, gerek genel alanlarda gerekse de odalarda hijyen adına bütün önlemlerin alındığı.

Otel içlerine, açık alanlara ve odaların içlerine kadar her yere dezenfektanlar konulmuş.

Odaya yemek servisini tamamen kaldırmışlar.

Bildiğimiz açık büfelerin yerini seçilen yemekleri görevlilerin tabaklara servis ettiği yeni bir düzen almış.

Resepsiyon görevlilerinin önlerine cam bölmeler konulmuş.

Resepsiyonda form doldurmak için kullanılan kalemler bile tek kullanımlık.

Otel çalışanlarının tamamı gün boyunca maske takıyor, hiç çıkarmamacasına.

Buraya kadar her şey güzel. Oteller üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar yani. Ancak misafirler konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Yazının Devamını Oku

Hayatım Türk filmi gibi

Coşkun Sabah’la bestelerini yaptığı evinin kış bahçesinde buluştuk. Her zamanki gibi enerji doluydu, bayram konserlerine ve “Yalan Yıllar”ın yeni aranjmanlarını yapmaya hazırlanıyordu. “Film gibiydi” dediği hayatını anlatırken bir yandan da genç ve zinde kalma formüllerini dinledim. Sabah en büyük hayalinin, bestelerini dünyaya açmak olduğunu söyledi.

Öncelikle yeni şarkın “Yalan Yıllar” hayırlı olsun. Şu anda buluştuğumuz evde yazıldı bu şarkı. Bu evdeki hayatından başlayalım söze. Coşkun Sabah güne nasıl başlar?

- Sabah uyandığımda kış bahçemde özel kahvemi içerim. Birkaç saat sonra çok hafif bir şeyler yerim. Beyaz peynir, salatalık, domates. O kadar. Alkol kullanmıyorum, hiç gececi olmadım. Beste yaparken de aralıklarla çay içiyorum. Hem iyi bir kahveci hem de iyi çaycıyım.

Kendine çok iyi bakıyorsun ve genç kalmayı başardın...

- 28 yıl önce Zürih konserim sırasında bir antiaging merkezine gitmiştim. O günden beri vücut için gerekli olan, yaşlanmayı geciktiren takviyeleri kullanıyorum. Türkiye’de o yıllarda yoktu, ben biraz erken keşfettim. Hücrelerimiz iyiyse sağlıklıyız. Görmediğimiz hücreler iç organlarımızda. Onların da sağlıklı olabilmesi için sevdiklerini vermemiz lazım. Vücudun üretemediği, hücrenin muhtaç olduğu yapıları takviye olarak almamız lazım.

Başka neler var bilmediğimiz?

- Vücudun kan örneğinde hormonlar, mineraller, aminoasitler arasında bir denge var. Antiaging bu dengeyi de koruyor. 3-5 yılda bir kan örneğim alınarak yurtdışında gönderiliyor. Eksik olanlar dengeyi koruyacak şekilde yerine konuluyor. Osman Müftüoğlu hocamızın önerdiği kolajen takviyesine ben 20 yıl önce başlamıştım.

TARKAN’DAN DAHA

Yazının Devamını Oku

Bırakmam Seni

Öz değerlerimize dönmek ve ekonomik sıkıntıları atlatmak için “Bırakmam seni” sloganıyla başlatılan bağış kampanyasına maddi manevi destek olmak her Beşiktaşlının boynunun borcu. 

Beşiktaş’a gönül vermiş, siyahı beyazı ana renkleri olarak kabul etmiş bir Beşiktaşlı olarak “Bırakmam Seni” kampanyasını ilk gününden beri takip etmiş, Ahmet Nur Çebi başkanlığındaki Beşiktaş Yönetim Kurulu ve Beşiktaşlı sanatçılar ile yapılan toplantıya katılmıştım. 
Bu kampanya için biz de Murat Başaran ile elimizi taşın altına koyduk.
Murat besteledi, ben sözleri yazdım, birlikte söyledik ve Armağan Pekkaya yönetimindeki klibin çekimleri için mabedimizde, Vodafone Arena’da buluştuk.
Ortaya içimize sinen bir marş ve klip çıktı.
Beşiktaşımıza armağan ettiğimiz “Bırakmam Seni” marşının klibini bugünden itibaren YouTube’dan izleyebilirsiniz.
Amacımız taraftarımıza bir marş armağan ederken yardım kampanyasını daha da hareketlendirmek.
Beşiktaşlı işadamlarından bağışları beklerken, herkesten SMS’le de destek olmalarını istiyoruz.

Yazının Devamını Oku

Kadın kadının kurdu değildir

Kadınlar birbirini çekemez, kadın kadının kurdudur falan diyenler, geçin bunları.

Kadın kadına destektir.
Çoklukta bir, birlikte tek olmayı biliriz biz.
Bitmeyen, artan kadına şiddet olayları, kadın cinayetleri için tek yürek oluruz.
Instagram’da başlatılan #challangeaccepted, #womensupportingwomen etiketlerine siyah beyaz bir fotoğrafımla herkes gibi ben de destek verdim.
Adalet, eşitlik ve her türlü hak konusunda birlikte mücadele etmeye devam.
Tüm kız kardeşlerimi seviyorum.

Koronadan daha tehlikeli

Bayram için tatil planı yapanların büyük bir kısmı korona korkusu ve uçak sefer sayılarındaki azalma nedeniyle karayolunu tercih ediyor.

Yazının Devamını Oku

Sanal sarılmaya hazır mısınız?

Ağaçlara, kedilere, köpeklere sarılmaya alışık olanlardansanız şanslısınız.


Siz de benim gibi insanlara uzaktan uzaktan “merhaba” dediğimiz bu dönemi nispeten rahat geçirmişsinizdir.
Bir ağaca sarılmanın keyfini yaşayan bilir, kedi köpek yoksa da hayatınızda en azından ağacı tavsiye ederim.
Zira aynı Covid-19 salgını sırasında olduğu gibi muhtemelen sonrasında da artık insanlar birbirlerine sarılamayacak.
Amerika’da büyük şehirlerde sokaklarda yalnız insanlara sarılarak para kazananlar bile işsiz artık.
Los Angeles’daki Kucaklaşma Merkezi, mart ayında korona salgını başladığı gün tüm üyelerine “Kendinizi hasta hissediyorsanız merkeze gelmeyin, iyi olsanız bile gelir gelmez hemen elinizi yüzünüzü yıkayın, kişisel hijyeninize dikkat edin” uyarılarında bulunmuştu.
Mart ayında yapılan bu ilk uyarılarım ardından radikal bir karar alındı ve merkez korona aşısı bulunana kadar kapılarını kapatma kararı aldı.

Yazının Devamını Oku