GeriÖmür GEDİK Kırmızı halının tozu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırmızı halının tozu

Pazar gecesi Oscar töreni öncesinde, gece yarısına denk gelen kırmızı halı geçişi sırasında bizdeki sayıklamalar şöyleydi...

◊ Buraya bu gece, “And the Oscar goes to Leonardo DiCaprio” cümlesini duymak için toplanmış bulunuyoruz.
◊ Sanki bize verecekler Oscar’ı, sabaha kadar niye bu uykusuzluk!
◊ Pazar gecesi, sabah erken işe gitmek zorunda olan sinemaseverler “Ben şimdi yatıyorum, sabah Leonardo DiCaprio’yu elinde Oscar’lı fotoğrafıyla görürüm nasıl olsa” notuyla uykuya geçtiler.
◊ 29 Şubat’a denk gelen Oscar’lar en lanetli Oscar’lar. Ödül alanlar bugünü ne yazık ki 4 yılda bir kutlayacak.
◊ Oscar törenindeki sunucu ve yorumcuların görüntüler için “look” demelerinden hepimize fenalık gelmedi mi!
◊ Leonardo DiCaprio, “Bu sektöre gireli 25 yıl oldu, kolay mı! Annemi de bu gece getirdim” deyince, hep bir ağızdan “Oscar’ı artık alsın da annesi mürüvvetini görsün” dedik.
◊ Chris Rock, ‘Oscar’lar Çok Beyaz’la ilgili ne diyecek diye bekleyerek geçti kırmızı halı.
◊ Cate Blanchett peri gibiydi. Carol’daki şanını devam ettirdi, bütün kadınları kendine aşık etti.
◊ Aşk demişken kırmızılar içinde büyüleyen Charlize Theron’u da gözardı etmemek lazım. Kırmızı halının en kırmızı ve en güzel kadınıydı.      

Oscar töreni çok siyah!

Bu yıl bildiğiniz gibi Oscar adaylarının çok beyaz olması hayli eleştirildi.
Protesto edenler, törene gelmeyeceklerini söyleyenler oldu.
Akademi de sessiz kalamadı ve önümüzdeki yıllarda oy verenleri dengeleyeceğini, kadın ve azınlıkların sayısının artırılacağını açıkladı.
Biz törende bu konuya değinileceğini biliyorduk ama her şeyin bunun üzerine kurulacağını da tahmin etmemiştik doğrusu.
Chris Rock, beklendiği gibi Oscarlar ve olmayan siyahi adaylara gönderme yaparak açılışı başlattı.
Önce ‘OscarÇokBeyaz’ı niye eleştiriyoruz, tadında konuştu.
“O eskidendi, 60’larda, yıllar önce anneannemizi ağaçtan sallandırıp, siyahilere tecavüz ediyorlardı. Oscar’lar niye bu kadar beyaz diye protesto edecek halimiz yoktu. Şimdi durum öyle değil” diyerek sağlam göndermeler yaptı.
Sonra ‘Hollywood tabii ki ırkçı’ demeye getirdi lafı.
Devamında farklılaşır, başka sulara yelken açar belki dediğimiz gece, sonuna dek böyle devam etti.
Keşke bu yıl da siyah adaylar olsaymış da Chris Rock bu kadar uzatmasaymış diye düşündük.
R2D2 ve C-3PO sahneye gelince “Oscar’ı, tüm sunumunu politik esprilere bağlayan Chris Rock değil de keşke onlar sunsaydı” dememiz bundandı.

Ödül töreninden

◊ Irkçılıkla ilgili muhabbet çok uzamış olsa da, aralarında Marslı parodisi, uzayda bırakılan siyahi astronot bölümü efsaneydi.
◊ Mad Max her ödül aldığında ağzımız açık kaldı. Filmin uzunluğu kadar sürdü ödül alma anları ve teşekkür konuşmaları. Bir de tabii bu kadar genç, dinamik bir filmin ekibinin yaş ortalamasının bu kadar yüksek olduğunu görmek şaşırttı.
◊ Gecenin en etkileyici canlı performansı kıyafeti, piyanosu ve mikrofonu ile ‘LadyGagaÇokBeyaz’ dedirten Lady Gaga’dan geldi. Tecavüze uğramış kurbanlar için sahneye çıkan Gaga’yı Amerikan başkan yardımcısının sunması da ilginçti aslında.
Lady Gaga, çok sağlam söyledi şarkıyı, “yalnız değilsin” derken hepimizin yüreğine işledi. Ayakta alkışlanması o kadar normaldi ki.
◊ Altıncı adaylığında ilk Oscar’ını alan Leonardo DiCaprio’nun adı okunduğunda benim bile kalbimin atışı hızlandı. Ne kadar gerilmişsek artık! Herkesin uzayan konuşması müzikle kesilirken koltuğunda beklediği onca yılın hatırına olsa gerek Leonardo DiCaprio istediği kadar konuştu.
Açgözlü politikalara karşı durmak gerektiğini söyleyip, “Bu gezegeni gözardı etmeyelim” diyerek çevreci kimliğini de bir kez daha ortaya koydu. Alkış...
◊ Çok önemseyen teknik ödüller Mad Max’e gidince Oscar oraya mı kayıyor dedik. Ama sonunda yönetmen ve en iyi erkek gibi ağır ödüller The Revenant’a gitti.
◊ Amerika’ya göre gecenin, bize göre sabahın sürprizi En İyi Özgün Senaryo dışında ödül alamayan Spotlight’ın En İyi Film seçilmesi oldu.
Gazeteciliğe övgüler yağdıran, saygı duruşunda bulunan bu filmin En İyi Film ödülünü almasına sevindik ama daha çok şaşırdık aslında.
Ödüller Mad Max, The Revenant ve Spotlight arasında kardeşçe pay edilmiş oldu.

Mad Max’ten duyarlılık

Mad Max’teki çalışmasıyla En İyi Kostüm Oscar’ını alan Jenny Beavan’ın deri görünümlü ceketinin üzerindeki “Gerçek Deri Değil” iğnesi gözümden kaçmadı. PETA’nın tasarımı olan bu iğneler gerçek kürk ve deriye karşı olan hayvanseverler tarafından tercih ediliyor. Jenny Beavan’a bir alkış da bu duyarlılığı için.

X

Pandemi biterse

Pandemi bittikten sonra gideceğiniz ilk üç mekan neresi olur?”

Ben kendi listemi şöyle sıralayayım...
Dövmeci:
Sürekli el yıkamaktan, dezenfekte etmekten ellerimin üzerindeki dövmeler soldu gitti. Mutlaka üstlerinden geçilmesi gerekiyor. O arada yeni bir dövme de yaptırabilirim tabii.
Konser:
Sahnede olmayı çok özledim. İlk konserimde çılgınlar gibi eğleneceğim, sahneden zor inerim şimdiden söyleyeyim. Ama konser vermek kadar konsere gitmeyi de çok özledim. Şöyle sağlam bir rock festivali öyle iyi gelir ki. Teoman konseri ilk tercihim tabii.
Stadyum:
Maça gitmeyi öyle çok özledim ki. Dolmabahçe’de ağaçlı yolda hep beraber yürüyüp Vodafone Arena’da marşlar söylemeyi, bağıra çağıra tezahürat yapmayı. Totemler yapıp gol sevinci ile zıplamayı, tanıyıp tanımadığım herkese sarılıp kutlamayı... 

Yazının Devamını Oku

Çocukların içindeki kötülük

Kediyi bayıltana kadar döven çocuklar” başlıklı videoyu bu tarz pek çok video gibi sonuna kadar izleyemedim.


Benim ve benim gibi pek çok insanın izlemeye bile dayanamadığı zulme maruz kalan kedicik.
Ve bu işkenceyi hiç çekinmeden, acımadan büyük bir keyifle yapan çocuklar.
Çocuk demeye dilim varmıyor aslında.
Biz çocukken elimizde yiyecekle kedi, köpek, kuş besler, severdik.
Çocuk olmak masumiyet, çocuk olmak sevmek, çocuk olmak iyi olmak demekti.
Yetişkinler gibi çocukların da iyisi, kötüsü var.

Yazının Devamını Oku

Tarkan doğrusunu yaptı

Yıldız Tilbe, sözleri kendisine ait olan “Kış Güneşi” şarkısını söyleyip Tarkan’a “Hadi sıra sende” diye pas attı.

Tarkan da pası taca bile atmadı, “Olayın neye hizmet ettiğini anlamadım” deyip kibarca iade etti.

Olayın hizmet ettiği nokta aslında şu; uzun süredir işsiz olan müzisyenler için başlatılmış bir challenge’dı bu. İyi güzel de, peki ne işe yarayacaktı? Amacı neydi?

Bir cümlesi var mıydı?

Bir şeyleri değiştirmek için kitleleri ya da otoriteleri harekete geçirecek içeriği var mıydı?

İşte onu ben de anlamadım.

Zaten Tarkan da anlamadığı için “Beni affedin” deyip çekildi kenara.

Keşke bu daha ayakları yere basan bir proje olsaydı. 

Ya da Yıldız Tilbe ile Tarkan sosyal medya üzerinden haberleşeceklerine önceden bir telefon konuşması yapmış olabilselerdi.

Yazının Devamını Oku

Otele kapanma!

3 hafta kal, 1 öde.

İşte yeni model tatil kampanyası.
Pandemi nedeniyle kapandığımız bugünlerde tatil fırsatı ya da tatil teklifi böyle yapılıyor.
17 günlük kapanma boyunca tatil bahanesi ve otel rezervasyonu ile seyahat etmek yasak.
“Filanca otelde rezervasyonum var” deyip yola çıkamıyorsunuz yani.
Ancak bugünden otele girenler, yasak sonuna kadar oradan ayrılmamak şartıyla kalabiliyor.
Durum böyle olunca oteller, tatil köyleri “Kapanma öncesi gelin, kapanmayı burada geçirin, yasak kalkınca evinize gidersiniz” dediler.
Anlayacağınız bu 18 günü ya evde ya da bir otelde oldukları yerden kıpırdamadan geçirecek insanlar.

Yazının Devamını Oku

Canlı ama sönük bir Oscar gecesi

“Film sinemada izlenir” derdik.

Sinema mı kaldı ki izleyelim...
Çoğumuzun, hatta belki Oscar törenine katılanların bile tamamını izlememiş olduğu filmler arasında geçti bu yılki Oscar töreni. 
Büyük bir boşluk hissi!
İzlediklerimizden, adaylardan ve törenden anladığımız; konu ve senaryo çeşitliliği açısından zengin bir yıl olsa da tarihin ünlüler geçidi ve filmler anlamında en zayıf Oscar töreni olduğuydu.
Tren istasyonunda gerçekleşen töreni bir film gibi yönettiğini söyleyen Steven Soderbergh’in açıları, prodüksiyonu, kurgusu baş döndürücü de olsa içeride heyecan olmayınca neye yarar ki?
“En iyi film” ödülünü sona saklamayıp, oyuncu ödüllerinden önce vermek bile fark yaratmaz.
Daha ne diyeyim bilemedim.

Yazının Devamını Oku

Motorları maviliklere süreceğiz

“En iyi tekne arkadaşının teknesidir” cümlesinin hakkını vermeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Nasıl mı?
Geçen salı Hayatta Beşiktaş Radyo’daki “Kartal Pençesi” programıma Serhan Onat konuk oldu.
Serhan koyu Beşiktaşlı.
Aynı zamanda yelken sporuyla da ilgileniyor.
İkisinin ne alakası var demeyin.
Beşiktaş her şampiyon olduğunda taraftar motorları maviliklere sürer ve Boğaz’ı siyah beyaza boyar.
İşte bu yıl da inşallah şampiyon olunca teknelerle Boğaz’a açılıp kutlayacağız şampiyonluğumuzu.

Yazının Devamını Oku

Konserler ne zaman nasıl başlar?

Sürekli olarak Zoom’da toplantı yapmak, ses tellerini ve ses sağlığını nasıl etkiler?

Yaklaşık 2 yıldır sahneye çıkamayan şarkıcıların gerek psikolojik gerekse de ses sağlıkları için ne yapılabilir?

Konserlerde korona bulaşır mı?

Koronanın en fazla bulaştığı yer futbol maçları mıdır?

Sahnelere dönüş ne zaman ve ne şartlarda olacak?

İşte bunların hepsini konuştuk Dünya Ses Günü’nün kutlandığı 16 Nisan’da.

Zoom’da düzenlenen etkinliğin ev sahipleri, Ses Konuşma ve Yutma Bozuklukları Derneği (SKYBD), Profesyonel Ses Derneği (PSD) ile Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği’ydi (DKTD).

Biz de POPSAV yönetim kurulundan Zeliha Sunal ile birlikte katıldık ve soruları müzisyenler tarafından ele aldık. 

Bu interdisipliner semineri SKYBD Kurucu Başkanı

Yazının Devamını Oku

Epilepsi nöbetini hisseden kedi

Hayvanların, özellikle de kedilerin hastalıkları anlayabildiği, hatta bir kısmını iyileştirdiği bilinir ve söylenir.

İşte onlardan biri...
Tee Cee adlı kedinin epilepsi nöbetlerini önceden bilmek gibi bir yeteneği vardı. 
Tee Cee ilk sahibi tarafından bir kutuya konularak ırmağa atılan
bir kedi aslında. 
Neyse ki kurtarılmış ve sahiplendirilmek üzere barınağa götürülmüş. Barınaktan onu kurtaran Michael Edmond’a hayatının hediyesini vermiş Tee Cee...
Michael şiddetli nöbetler geçiren bir epilepsi hastasıydı ve nöbetlerini önceden bilemediği için evden yalnız çıkmaya bile korkuyordu. Nöbet öncesi herhangi bir belirti göstermeyen Michael’ın nöbetlerini önceden bilen ve haber veren Tee Cee oldu.
Tee Cee nöbetin geleceğini önceden hissediyor, gözlerini Michael’a dikiyor ve sağa sola koşturarak herkese bir şeylerin yolunda gitmeyeceğini haber veriyordu.

Yazının Devamını Oku

Hâlâ inanmıyor musunuz?

“Eller yukarı, etrafınız sarıldı!”

İşte tam olarak bu haldeyiz.
Arkadaşlarımız, onların arkadaşları, eşleri, akrabalarından korona haberleri almadığımız bir günümüz bile yok.
Pandeminin başından beri ilk kez böyle oluyor.
Geçen yıl anne babasını korona yüzünden kaybedip şimdi eşi korona olan, kendisi de test sonucunu bekleyen arkadaşım var.
Sadece biz değil, dünyanın dört bir yanından gelen üzücü haberler eşlik ediyor bunlara.
Ve ne yazık ki tüm bunlara rağmen bir yanda da pandemiye inanmayan, inanmamayı tercih eden, maske, mesafe ve hijyene dikkat etmeyenler hâlâ var.
“Korona bir oyun, Covid-19 diye bir virüs yok” diyorlar.

Yazının Devamını Oku

Güle güle her şeyim

Prensesimi kaybettim. 16 yıllık en iyi dostumu, hayat arkadaşımı, kardeşimi, kızımı, annemi, bana her şey olanı, her şeyimi kaybettim.

Yüzde 99 değil, yüzde 100 bir sevgi, yüzde 100 bağ, yapmacıksız, saf, temiz.
Bu acının, yoksunluğun, onsuzluğun tarifi yok.
Sheba, Buddy’nin, Kaliko’nun yanına gitti. Benim kulağına fısıldadığım selamlarımı, özlemlerimi götürdü.
İnanıyorum ki Gökkuşağı Köprüsü’nde beni bekliyorlar, koşuyor, oynuyorlar en iyi halleriyle. Her ölüm insanı kendi ölümüne yaklaştırıyor.
Kavuşacağımız güne kadar mutlu ol prenses, bu dünyada meleğim olarak bana eşlik edeceğini, arkadaşların için verdiğim mücadelede bana güç, kuvvet olacağını çok iyi biliyorum.
Biri gittiğinde arkasından “Ne kadar çok sevdi, sevildi, bana ne kadar iyi geldi” diyebiliyor muyuz? İşte hayatın anlamı orada yatıyor.

Yazının Devamını Oku

Anket başlattım

Twitter’da şöyle bir anket başlattım “evdeki cins kedi köpeğini sevip sokaktakine kafasını çeviren, onları farklı, birini diğerinden üstün gören kişiye ne denir?”İki cevap seçeneği sundum a)Tür’cü b) Irkçı...

Hangisi kazandı dersiniz, ya da sizin cevabınız hangisi olurdu?
Benim cevabım belli.
Hayvanları aşağı görenlere türcü deyip suçlarını hafifletmek istemiyorum.
“Alt tarafı hayvan, bu kadar anlam yükleme” diyen birine ise şu cümleyi kuruyorum; “ırkçılık yapıyorsun, daha net söylemem gerekirse, sen ırkçısın!”
Şöyle açıklayayım, tarihe baktığımızda insanların ihtiyaçlarının hayvanlardan farklı, üstün görülmesine türcülük ve bunu yapanlara da türcü denmiş.
Ama benzer bir şekilde kendinden olmayan insan topluluklarını umursamayan, köleleştiren, acı çekmelerinden rahatsızlık duymayan, aşağı görmeyen insanlara da ırkçı demişiz.
Temelinde ırkçılık ve türcülüğün birbirinden neredeyse hiç farklı yok.

Yazının Devamını Oku

Oscar’da kadın hakları

Geçen gün Oscar’ın en güçlü adayı “Mank”ten bahsederken, bir başka aday “Promising Young Woman”a eleştiri okları fırlatmıştım.

Spoiler uyarısı yaparak nedenini, niçinini sıralayayım...

Öncelikle sadece ele aldığı toplumsal meseleler nedeniyle “en iyi film” Oscar’ına aday gösterildiğini düşünüyorum.

Başrolünde “en iyi kadın oyuncu” dalında Oscar’ın adayları arasında olan Carey Mulligan’ın olduğu film, kadınların artık susmadığı, #metoo diyerek savaş bayraklarını açtıkları çağın ürünü olarak Oscar’da kadın haklarının temsilcisi diyebiliriz.

Dünya prömiyerini 16’ncı Sundance Film Festivali’nde yapan film, geçmişte yaşadığı bir travma nedeniyle hayatı alt üst olan Cassie’nin hikayesine odaklanıyor.

Erkek düşmanı olan Cassie’nin dram ve gizem dolu öyküsü ana metin olarak sağlam cümleler kursa da detaylarda topallıyor ve özellikle finalinde hayal kırıklığı yaratıyor.

“En iyi film” Oscar’ını alması çok zor olsa da kadına şiddet ve cinsel istismar meselesini gündeme getirmesi açısından Oscar gecesinde alkışı ve takdiri alacaktır diye düşünüyorum.

Sosyal mesajlarla dolu bu intikam filminin senaryo yazarının ve yönetmeninin de kadın olduğunu da unutmayalım.

Yazıp yönettiği ilk uzun metrajı ile Oscar’a aday olan Emerald Fennell’ın 10 parmağında 10 marifet var; kendisi oyuncu olarak “The Crown” ve “Anna Karenina”da da rol almıştı. 

Yazının Devamını Oku

Oscar’a Mank’le başlayalım

Sinema salonlarından uzak kaldık ama Oscar’sız kalacak değiliz.

Gecikmeli de olsa açıklanan ve farklı dijital platformlarda izlenebilen Oscar adayı filmleri belki izlediniz, belki de izleme sırasına aldınız. 

93’üncü Oscar Töreni öncesinde bugünden itibaren her hafta bir filmi burada değerlendirelim istiyorum.

Bu yıl Oscar adaylarına baktığımızda yelpazenin geniş olduğunu görüyoruz.

Oyuncu adayları arasında farklı etnik gruplardan olanların sayısı hayli fazla.

Ve biz kadınlar için güzel bir haber; Oscar tarihi heykelciğe ulaşma yolunda aday olan sadece 5 kadın yönetmen çıkarabilmişken, bu yılki “en iyi yönetmen” listesinde iki kadın birden var.

93 yıllık Oscar tarihinde şahane bir ilk bu.

“En iyi erkek oyuncu” dalında bir Müslüman oyuncunun (Riz Ahmad) adaylığını barındırarak başka bir ilke sahip olan “Sound of Metal”i haftaya saklıyorum.

Bugün “

Yazının Devamını Oku

Elton John’un partisine katılabilirsiniz

Siz korona yapan Covid-19’dan korkadurun, dünyanın yakasını bir türlü bırakmayan asıl tehlike AIDS’e neden olan HIV virüsü.

Öldürücülüğü yüksek ve henüz bulunmuş bir aşısı ya da kesin bir tedavisi yok.

Eskiden sadece eşcinsellerin yakalandığı gibi yanlış bir kanısı olan AIDS aslında tam bir heteroseksüel hastalığı.

Hele ki maske çenede “bana bir şey olmaz”cıların, prezervatif kullanmadan sık sık partner değiştirerek korunmasız cinsel ilişkiye girmesiyle yayıldıkça yayılıyor.

AIDS’e karşı savaş veren ünlülerin başında Elton John da var. 

Kendisi hafta başında Instagram hesabından Dua Lipa’yı konuk aldığı bir canlı yayın yaptı ve onunla proje yapmaktan ne kadar mutlu olduğunu söyledi.

Bildiğiniz gibi her yıl Oscar gecesinde bir Elton John AIDS Vakfı ön partisi oluyor.

Bu yıl 25 Nisan’da, Elton John ile eşi David Furnish’in ev sahipliğinde gerçekleşecek Elton John AIDS Vakfı partisinin sunuculuğunu Neil Patrick Harris yapacak.

Ve sahnede Dua Lipa olacak.

Yazının Devamını Oku

Kayıpla başa çıkmak

Hani kayıp kedi, köpek ilanları görür geçersiniz ya, geçmeyin.

Size o ilanı açan insanların neler hissettiğini anlatacağım şimdi.
Birinci ağızdan, yekten, tecrübeden.
1 hafta oldu Gugu ortadan kaybolalı.
Hani şu güzel yüzlü, önce dişi sanıp sonra erkek olduğunu anladığım gri sokak kedisi var ya, fotoğrafta kucağımda gördüğünüz o işte.
Buhar oldu, yer yarıldı yerin dibine girdi sanki.
Site içinde bir evde oturuyorum.
Çok kedim var. Kışın hepsi evdeler, yazın ise gündüzleri bahçede koşup oynadıktan sonra yemek yemeye ve uyumaya eve geliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Aşılı ve antikorlular da maske takmalı

Aşı yaptırdıktan sonra ya da korona geçirip bağışıklık kazandıktan sonra da maske takmaya ve sosyal mesafeye devam edecek miyiz?

Koronavirüs bulaştırma riskimiz sürüyor mu?

Evet, maalesef evet!

Çünkü biz hastalık belirtisi göstermesek de bulaştırmayı ve henüz antikor oluşturmamış kişileri hasta etmeyi sürdürüyoruz.

Antikorlarımız bizi koruyor ama solunum yoluyla bulaşan virüslerin burun ve ağız boşluğumuza girmesini engellemiyor.

Bizi hasta etmese de burun boşluğumuzdan giren ve orada çoğalan virüsleri maske takmazsak etrafa saçıp başkalarına bulaştırabiliyoruz.

Tek tek açıklayarak anlatmam gerekirse durum şöyle...

Koronavirüs aşısı kas altına yapılıyor.

Vücudumuzda koronavirüse karşı antikor oluşmasını sağlıyor.

Yazının Devamını Oku

Yasa tasarısı için TBMM’deydim

AK Parti’nin hayvan hakları yasa tasarısı üzerine görüş bildirmek ve taslakla ilgili bilgi almak üzere HAÇİKO Derneği Başkanı olarak TBMM’ye davet edildim.

Tek dileğim, hayvansever bir yasa taslağı ile karşılaşmaktı.

Yeni yasada sona yaklaşıldığını biliyorsunuz zaten. Onca yıllık bekleyişin finalinin hayvanların lehine, onlara zulmedenlerin aleyhine olması için son dakikaya kadar var gücümüzle mücadele etmek boynumuzun borcu, sessiz dostlarımıza olan görevimizdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Av. Özlem Zengin, Hayvan Hakları Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Tarım Komisyonu Başkanı AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç ve AK Parti İstanbul Milletvekili Av. Serap Yaşar, STK başkanlarının görüşlerini alırken yasa taslağıyla ilgili de bilgiler verdiler.

Özlem Zengin, taslakta 6’ncı maddeye dokunulmayacağını açıkça dile getirdi. Bu iyi bir haberdi ve sokaklardan hayvan toplanmayacağının garantisi oldu bizim için.

Hayvana şiddet, öldürme ve tecavüzün ertelenmeyecek hapisle cezalandırılacağını söyledi.Tecavüz ve cinsel istismarın da aynı öldürme ve işkence gibi hapisle cezalandırılacağını ilk ağızdan duyduk.

Yasaklı ırkların testten geçirildikten sonra kısırlaştırma şartıyla sahiplerine geri verileceğini dile getiren Özlem Hanım, böylelikle çocuklarından ayrı kalan hayvanseverlere de müjdeyi vermiş oldu. Ama tabii saldırgan özelliğe sahip olanlar ağızlıkla gezdirilecek ve sorumluluk sahiplerine verilecek.

Diğer bir detay,

Yazının Devamını Oku

Ben öldükten sonra ne olacak?

Eşinin terk etmesinin ardından otizmli kızlarıyla baş başa kalan, onları tek başına büyüten ve onlara mahkeme kararıyla kendi soyadını veren bir anne.

Güçlü bir kadın.

İkizler Dila ve Serra’nın anneleri Şule Gökırmak’tan aslında hem 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hem de 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde bahsetmem gerekirdi.

Ben de bu iki günün ortasına koydum bu yazıyı.

Şule ve ikizlerinin hikayesi şöyle...

Dila ve Serra, 1 yaşına geldiklerinde, teyzeleri göz kontağı kurmadıklarını ve hemen doktora gitmeleri gerektiğini söylüyor.

Doktor muayenesi sonucu hiç akılda olmayan bir teşhisle karşı karşıya kalıyorlar; otizm...

İlk başlarda ne yapacağını şaşırıyor Şule. 

Kabullenmesi zaman alıyor. 

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI