GeriÖmür GEDİK Hayatım Türk filmi gibi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayatım Türk filmi gibi

Coşkun Sabah’la bestelerini yaptığı evinin kış bahçesinde buluştuk. Her zamanki gibi enerji doluydu, bayram konserlerine ve “Yalan Yıllar”ın yeni aranjmanlarını yapmaya hazırlanıyordu. “Film gibiydi” dediği hayatını anlatırken bir yandan da genç ve zinde kalma formüllerini dinledim. Sabah en büyük hayalinin, bestelerini dünyaya açmak olduğunu söyledi.

Hayatım Türk filmi gibi

Öncelikle yeni şarkın “Yalan Yıllar” hayırlı olsun. Şu anda buluştuğumuz evde yazıldı bu şarkı. Bu evdeki hayatından başlayalım söze. Coşkun Sabah güne nasıl başlar?

- Sabah uyandığımda kış bahçemde özel kahvemi içerim. Birkaç saat sonra çok hafif bir şeyler yerim. Beyaz peynir, salatalık, domates. O kadar. Alkol kullanmıyorum, hiç gececi olmadım. Beste yaparken de aralıklarla çay içiyorum. Hem iyi bir kahveci hem de iyi çaycıyım.

Kendine çok iyi bakıyorsun ve genç kalmayı başardın...

- 28 yıl önce Zürih konserim sırasında bir antiaging merkezine gitmiştim. O günden beri vücut için gerekli olan, yaşlanmayı geciktiren takviyeleri kullanıyorum. Türkiye’de o yıllarda yoktu, ben biraz erken keşfettim. Hücrelerimiz iyiyse sağlıklıyız. Görmediğimiz hücreler iç organlarımızda. Onların da sağlıklı olabilmesi için sevdiklerini vermemiz lazım. Vücudun üretemediği, hücrenin muhtaç olduğu yapıları takviye olarak almamız lazım.

Başka neler var bilmediğimiz?

- Vücudun kan örneğinde hormonlar, mineraller, aminoasitler arasında bir denge var. Antiaging bu dengeyi de koruyor. 3-5 yılda bir kan örneğim alınarak yurtdışında gönderiliyor. Eksik olanlar dengeyi koruyacak şekilde yerine konuluyor. Osman Müftüoğlu hocamızın önerdiği kolajen takviyesine ben 20 yıl önce başlamıştım.

TARKAN’DAN DAHA SÜKSELİ BİR ALGIM VARDI

Bu konuya takıntılı olmanın nedeni sahne insanının fiziksel olarak da çekici olması gerekliliği mi?

- Bizim finansımız müzikten, sahneden geliyor. Onun için de potansiyel lazım. Bir şarkıcının fiziksel olarak beğenilmesi, o kişinin potansiyeli oluyor. Ben bunu gençliğimde yaşadım. Türkiye’de şu an Tarkan neyse, ondan daha sükseli bir algım vardı. Hayran kitlemin yüzde 60’ı sanatıma, müziğe geliyorsa, yüzde 40’ı yakışıklılığıma geliyordu.  

Flört eder misin sahneden?

- Evli olmadığım zamanlarda olmuştur. Sahne flörtü vardır, bunu kimse inkar edemez. Doğal gelişen bir şey bu. Ama iki kişi arasındadır ve eğer ertesi gün bir arkadaşına anlatmazsan kimse de bilmez.

MÜZİK ADAMI EVDE YALNIZ OLMALI

Evlilik bir engel mi peki bu meslekte?

- Şarkıcıyı, sahnedeki adamı engellemez ama beste yapan, üreten müzik adamını engeller. 2 yıl oldu boşanalı. Bu evde yalnızım. Kızım yurtdışında okuyor, arada sadece o geldi gitti bu eve. Yaşadığım yalnızlıkta çok fazla ürettim. Karantina döneminde 7-8 tane beste yaptım. Müziği inşa eden, melodi yaratan insanın yalnız olması çok daha verimli oluyor. 30 yıllık söylemim vardır; beste yapmak için odada yalnız olmak yetmiyor, evde yalnız olmak lazım. Ben şu anda coştum.

Ama sen de direndin boşanmamak için...

- Farkında değildim ki bu kadar olacağının. Ayrıldıktan sonra daha iyi anladım. Bu ara her gece şarkı yapıyorum.

Bekarlığı övüyorsun ama eski eşin Ceyda ile de aranız maşallah çok iyi. Bir daha evlenmez misin?

- Şu anda yeniden evlenme olayında ikilimdeyim. Ceyda ile dostluğumuz sürüyor. Haftanın 3-4 günü onda yemekteyim. Böyle olmasaydı ben kesin evlenirdim. Yalnız kalmayı sevmiyorum çünkü.

Belki Ceyda ile evlenirsin tekrar?

- Şu ana kadar öyle bir teklifim olmadı ama oraya doğru da gidiyor olabiliriz. Millet dönüp “O zaman neden ayrıldınız” demez mi diye düşünüyorum.

Onlara ne, kime ne?

- Zaten bu röportaj çıktığında Bodrum’da birlikte aynı evde olacağız. Beraberiz yani.

Hayatım Türk filmi gibi

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ KIZIN MAYOLU FOTOĞRAFLARI INSTAGRAM’DA OLMAZ

Kızın Roza’nın Instagram paylaşımlarına tepki gösterdin, neden?  

- Üniversite öğrencisi bir kızın mayolu fotoğrafı Instagram’da olmaz. Kapattırdık Instagram’ını. Küstüm ona, 10 gün hiç konuşmadım, o da çok üzüldü.

Yazık, yapmasaydın keşke.

- Kendi çevresindeki arkadaşlarının fotoğraflarını gösteriyor bana. Ben kendi kızım için bunu kabul etmiyorum. “İleride ne istersen yaparsın ama okul okurken bunu yapma” dedim. Olan oldu, gazeteciler bunu kaçırmamış.

Çocukların şarkıcı olsun ister misin?

- İstemem, hele şarkıcıların çektiklerini gördükten sonra hiç istemem. Zaten onların da hevesleri olduğunu düşünmüyorum.

Onlar ne olmak istiyor?

- Roza, Londra’da turizm okudu. Sonra işletmeye geçti. Stilistliğe de ilgi duyuyor. Akıllı da bir kız, babasının mesleğinin turizmle kesiştiğini çok iyi biliyor. Zor bir okulda okudu, çevremiz de var, geleceğini inşa etti. 

“Yalan Yıllar” nasıl gidiyor?

- İnsanlar CD istiyor benden. “Trafikte seni dinleyelim” diyorlar. Taşkın’la (Sabah) konuştum, 2-3 ay içinde “Yalan Yıllar”a birkaç şarkı daha ekleyip albüm olarak çıkaracağız. “Yalan Yıllar”ın farklı sound’larını da yapacağız. Melodi güzel, aranje gücüyle farklı kitlelere, gençlere de taşıyacağız şarkıyı. Caz versiyonunu hazırlıyoruz.

Şarkılarını kimlere yazıyorsun?

- Eşime yazdığım bir şarkı hariç diğer tüm şarkılarımı halkı düşünerek yazdım. 

“Yalan Yıllar”, “Anılar”ın akrabası gibi. Ne zaman yazıldı? Neye özlemi anlatıyor bu şarkı? 

- “Yalan Yıllar” pandemiden 2-3 ay önce yazıldı. Son yıllarda eş dost hep eski yıllar ne güzeldi diye konuşuyorduk. Eskiye özlemimizden çıktı “Yalan Yıllar”. Aşk bile değişikti, pastaneye gidip el ele tutuşmak bizim flörtümüzdü. Yaşanmış yıllar hazinemizdi.

Twitter’a savaş açtın. Neydi seni bu kadar öfkelendiren? Kapatılsın demek yerine başka türlü yaklaşamaz mıydın olaya? 

- Sözlerim mutasyona uğratılıyor orada. Düzeltmeye çalıştıkça daha da battığımı gördüm. Bıktım, Twitter hesabımı kapattım. Herkese de kapatmalarını tavsiye ederim. Twitter küfür ve bataklık mecrası.

Kapattığın hesabını tekrar açmayı düşünür müsün peki?

- Yeni yasa yürürlüğe girdiğinde Twitter hesabımı tekrar açabilirim.  

TÜRKİYE’DE ŞU ANDA BENİM İÇİN MÜZİK YOK

Müzikte yeni trendleri nasıl buluyorsun?

- Türkiye’de benim için müzik yok şu anda. Yeni şarkılar benim müzik anlayışıma uzak.

Korona ile imtihanın nasıl geçti? Sende neleri değiştirdi pandemi?

- Yaşam şeklimizi değiştirdi. Herkes standartlarının altına indi. Ama diğer yanda dostlarımızı daha çok hatırlar olduk. Sanki iletişimimiz arttı. Ben yeni şarkılar yaptım. Mesleğimi tetikledi.

Kadına şiddet konusunda neler söyleyeceksin?

- Çağ dışı bir şey. İnsanın bir hanımefendiyi dövmesi, öldürmesi affedilecek bir şey değil. Ve ne yazık ki bu insanlar aramızda geziyor. Her akşam ana haberlerden sonra yapmamız gerekenleri anlatan programlar olmalı. 2015 yılında Türkiye’de kaç kadın cinayeti oldu, Almanya’da, Hollanda’da, İspanya’da kaç kadın cinayeti oldu... Biz neredeyiz, neden buradayız, onlar ne yapıyor, biz ne yapmalıyız... Türkiye’ye bize yakışıyor mu deyip, kültür seferberliği yapmamız lazım.

Hayatım Türk filmi gibi

 FAKİRLİĞİ DE BİLİRİM

 ◊ “Geçinemiyorum” dediğin iddiası olay oldu...

- Bana soru sordular, ben de durum tespiti yaptım. İnternet gazeteleri başıma bela açtı. “Hazıra dağ dayanmaz” söylemimi “Geçinemiyorum”a çevirdiler. Benim de tepem attı, “Böyle bir cümlem varsa ispatlasınlar, 1 milyon dolar vereceğim” dedim, herkes sustu. Ben fakirliği de bilen bir insanım. Villada, özel şoförü olan bir çocukluk geçirdikten sonra babam iflas etti. Lisedeyken gazino ve çay bahçelerinde ud çalarak ailemi geçindirdim. Tek bir simitle geçirdiğim günlerim oldu. Bugünleri görmüş bir insan nankörlük yapar mı?

Bayram anılarını alabilir miyiz?

- Diyarbakır, tarihi Suriçi, el öpmeler, bayram kıyafetleri... O zamanlar yeni ayakkabı, yeni gömlek bayramlara kısmet olurdu.

İlk paranı nasıl kazandın?

- Türk filmi gibi benim hayatım. Rahmetli babam Sabah Kunduraları’nın sahibiydi. Ama bazı yanlışlar sonucu iflas etti ve şaşaalı yaşamımız sona erdi. Ben Atatürk Erkek Lisesi ikinci sınıfa gidiyordum. Abim keman, ben ise ud çalarak eve para getirmeye başladık. Müzisyenler Kahvesi’ne diğer adıyla Çalgıcılar Kahvesi’ne gittik, “İş istiyoruz” dedik. İlk paramız müzikten geldi. Ergil Tezerdi’yi tanır mısın?

Tanımaz olur muyum, çok iyi insandı. Sizin hikayeniz nasıldı?

- Ergil Abi, Fahrettin Aslan’la buluşturdu beni. Maksim Gazinosu’nda çalmaya başladım. Oradayken saz üstadı oldum.

Ve “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi” ile her şey daha da değişti...

-  O bestem Türkiye’nin şarkısı oldu, milli marş gibiydi. 1978’de Altın Kelebek aldım ve yılın bestecisi oldum. Sonra da şarkıcı oldum. Film müzikleri de yaptım.

Oyunculuk?

- 4 tane kıytırık filmim var, kırda bayırda 5 dakika şarkı okurdum. Ben onlara uzun klipler diyorum. Sanat değeri yok. Evimde bile yok o filmler. Kara listemdir o filmler.

YILDA 4 MİLYON LİRA TELİF ALMAM LAZIM

Bir dönem MESAM başkanlığı yaptın. Besteci ve söz yazarlarının gelirleri ve kaçaklar konusunda ne diyeceksin?

- Telif konusu içler acısı. Orhan Gencebay bu işe ömrünü verdi. “Türkiye’de yüzde 99 kaçak var” dedi bana. Yüzde 1’ini alabiliyoruz. Yılda MESAM’dan aldığım para 40 bin TL. Kaçaklar olmasa yılda 4 milyon lira telif almam lazım. Almanya’da bizim dengimiz GEMA. Şöyle bir örnek vereyim; GEMA’nın 2018 geliri 1 milyar 650 milyon euro. Aynı yıl MESAM’ın topladığı 53 milyon TL, yani 8 milyon 300 bin Euro. Telif nereden toplanır? Radyo, televizyon, otel ve restoranlardan. Sizce Avrupa’da mı daha fazla otel, restoran, TV, radyo var, Türkiye’de mi? Yazık...

YAKIN ARKADAŞLARIM “BU PARALAR SANA YAKIŞMIYOR” DİYORDU

Şu anda işler açıldı, konserler başladı.

- Evet, en çok da benim işler açıldı. Ben yıllardır halkın canını yakmayan bir bütçeyle sahnelerde oldum. En yakın arkadaşlarım bile “Bu paralar sana yakışmıyor” diyordu. Ama ben bütün servetimi bu paralarla yaptım. 150-200 milyona sahneye çıkarak yapmadım. Aç değilim, belli bir mal varlığım var, servetimi böyle yaptım ve her şeyden önemlisi sevenlerimle sık sık buluşma imkanım oluyor. Her taşın altından ben çıkarım, çevrem çok büyük, herkesin benimle bir sahne hatırası var.

 BİR ŞARKIMI DÜNYAYA AÇMAZSAM GÖZÜM AÇIK GİDER

Sanat hayatınla ilgili hayallerin neler?

- Bir şarkımı dünyaya duyurmazsam gözüm açık gider. Sony Müzik ile anlaştım, enstrümantal bir albüm çıkaracağım ve melodilerimi satacağız. Bu evrensel melodileri ud albümü ile 8 milyar insana sunacağız. Spotify var artık, YouTube var, müzik artık global. Selami Şahin’le konuştum geçenlerde, “Bir şarkımı Enrico Masias çok beğendi, okuyacak” dedi. İşte bizler melodi satacağız. Aynı yıllar önce “Caddelerde Rüzgar”da olduğu gibi. Loreena McKennitt melodiyi sattı, tüm dünyada farklı şarkıcılar tarafından söylendi. Benim melodilerim de dünyanın dört bir yanında dinlensin istiyorum.

X

Maske tak demeye korkar olduk

İşte en korktuğum şey, güvenlik görevlisi Şükrü Turan’ın başına geldi.


Maske takması konusunda uyardığı kişi tarafından saldırıya uğrayan Turan, kırılan gözlük camının batması sonucu gözünü kaybetti.
Kendinizi onun yerine koyun, ömür boyu bir gözü görmeyecek!
Bu haberin hemen ardından bir başkası da Almanya’dan geldi.
Almanya’da bir kişi, kendisini maske takmadığı için uyaran kasiyeri silahla vurarak öldürdü.
Bunları okurken aynı konu nedeniyle kaç badire atlattığımı düşündüm, aklım çıkıyordu.
Dayanamıyor ve kapalı alanda maskesiz gördüğüm herkesi ben de uyarıyorum çünkü.

Yazının Devamını Oku

Schumacher’e kavuştuk

Merakla beklenen, Michael Schumacher’in hayatı, kariyeri, geçirdiği elim kayak kazası ve sonrasını anlatan “Schumacher” adlı belgesel 15 Eylül’de Netflix’te gösterilmeye başladı.

Hemen ekran başına geçtik tabii.

Pek çoğumuz için Formula demek Schumacher demekti çünkü.

Müthiş bir kariyer, art arda gelen şampiyonluklar...

Ve sonra Fransız Alpleri’nde Maribel kayak merkezinde yaşanan o korkunç kayak kazası.

Haberi aldığım günü dün gibi hatırlıyorum.

Sonrasını biliyorsunuz zaten.

Kazada başından yaralanan usta pilot 8 yıldır komada ve yaşam mücadelesine devam ediyor.

Hem sevenleri hem de ailesi umudu kesmemiş olsa da tamamen geri dönmesine artık mucize olarak bakılıyor.

Yazının Devamını Oku

İTÜ mezuniyet töreni

İTÜ birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın konuşmasını yaparken onu izleyen arkadaşlarının kamera onları gösterdiğinde el sallamaları, gülücükler atmaları sosyal medyada hayli konuşuldu, bolca da eleştirildi.

İTÜ birincisi kadına şiddet, eşitsizlikten, gençlerin sorunlarından bahsederken arkadaşlarının kamera gördüğünde başka bir dünyadaymış gibi davranmaları yerden yere vuruldu.
Bu nasıl gençlikmiş, sorunlar umurlarında değilmiş, tek dertleri kameraya el sallamakmış, falan filan.
Durun arkadaşlar, siz hiç genç olmadınız mı?
Mezuniyet gününüzü hatırlayın.
Ruh halinizi, heyecanınızı, arkadaşlarınıza, okula veda ediyor oluşunuzu.
Kendinizi bir seminer ciddiyetinde hissetmenize imkan var mı?
İTÜ ülkemize pırıl pırıl gençler kazandıran ve kazandırmaya devam edecek bir üniversite.

Yazının Devamını Oku

Site içinde hayvan beslemenize karışamazlar

Bu aralar ne yazık ki öyle çok karşılaşıyoruz ki bu soru ve sorunla:“Site içinde kedi ve köpekleri beslememe izin vermiyorlar, şikayet edeceklerini, hatta evden çıkaracaklarını söylüyorlar, ne yapmalıyım, haklarım nelerdir?”

HAÇİKO Derneği avukatlarından Serdar Uluç bu soruyu şöyle yanıtladı:
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde hayvanların yaşama ortamı tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre; bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yer, yaşama ortamıdır.
Özel mülkiyet/kamusal alan ayrımı yapılmaksızın hayvanların içgüdüsel olarak bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü her yer onların doğal yaşama ortamıdır.
Aynı kanunun 4. maddesinde hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler düzenlenmiştir. Buna göre; bütün hayvanlar eşit doğar ve yaşama hakkına sahiptir.
Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Yazının Devamını Oku

İşimiz ve kışımız zor

Beyoğlu’ndan Çiçek Pasajı’na doğru yürüdüm geçen gün.

Ve başka bir dünya olduğunu görmüş oldum.
Korunaksız, kalabalık, maskesiz, tekinsiz, vurdumduymaz.
10 kişiden 9’u maske takmıyor.
Kalabalıklar içinde kimi zaman omuz omuza yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Mekanlar tıklım tıklım, masalar dip dibe, insanlar üst üste.
Restoranlara müşteri çekmek için maskesiz insanlar tükürüklerini havaya saçarak bağırıyorlar.
Kimi zaman yüzünüzü yüzünüze hem de.

Yazının Devamını Oku

Lady Diana ayakta alkışlandı

Kristen Stewart’ın Lady Diana’yı canlandırdığı “Spencer” filminin galası bu yıl 78’ncisi gerçekleşen Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Film bittiğinde Stewart’ın 3 dakika boyunca ayakta alkışlandığı görüntüleri izleyince beklentim de arttı tabii.

Bu yıl tam bir Diana yılı oldu aslında.

“The Crown” dizisinde Emma Corrin’in Diana’sını izledikten sonra Elizabeth Debicki ve şimdi de Kristan Stewart Diana rolüne büründü.

Mutsuz, depresif, ağlamaklı bakışlarıyla ünlü Kristan Stewart bu anlamda bu üçlü içinde role ve karaktere en yakışanı diyebilirim.

Fragmandan gördüğüm, gayet başarılı olduğu.

Yine aynı fragmandaki “Perfect Day” şarksının yorumuna da bayıldığımı söylemeden geçmeyeyim.

Spencer, Amerika’da 5 Kasım’da gösterime girecek.

Bizdeki vizyon tarihi ise henüz belli değil.

Yazının Devamını Oku

Ferhan Şensoy’un ardından

Pandemi döneminde, son birkaç yılda ne büyük kayıplar yaşadık.


Sanki bir dönem elimizin altından kayıp gitti.
Öksüz kaldık.
Daha Rasim Öztekin’in gidişinin şoku ve üzüntüsünü yaşarken şimdi de Ferhan Şensoy...
Şunu düşündüm; bu büyük ustalar gerek pandemi gerekse de kendi rahatsızlıkları nedeniyle sahnelerden uzak kaldıkları bu dönemde neler yaşadılar acaba?
Tiyatroyu, sahneyi, seyircileri özlediler mutlaka.
Kavuşacakları zamanı dört gözle beklediler.

Yazının Devamını Oku

Maske karşıtıydı koronadan öldü

Teksas’ta maske karşıtı gösterileri organize eden ekip lideri Caleb Wallace, koronadan öldü.

Wallace sadece maske değil, koronayla ilgili tüm önlemlerin, kapanmaların, medyanın aşı yayınlarının da karşısındaydı.

Tüm bunlara karşı çıkmak için The San Angelo Freedom Defenders adlı grubu ve The Freedom rallisini organize etmişti.

1 ay önce koronaya yakalandı.

Bu süre boyunca yoğun bakımda tedavi gördü, ancak hastalığı yenemedi.

Caleb Wallace sadece 30 yaşındaydı.

Üç çocuğu vardı ve eşi dördüncü çocuklarına hamileydi.

Ne denebilir ki...

Sonu çok acı.

Yazının Devamını Oku

Garip Bülbül, Neşet Ertaş

Neşet Ertaş’ın hayat hikayesinden Oscar’lık film çıkar mı?


Haberi alınca ilk aklıma gelen bu soru oldu.
Ve hemen “evet” dedim içimden.
Çıkar, hem de nasıl çıkar...
Bir kere filmin yapımcı koltuğunda çıktığı yıl Oscar aday adayımız olan “Ayla”, gişe rekortmeni “Müslüm”, “Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu” gibi filmlere imza atan Mustafa Uslu oturuyor.
Ve tabii yönetmen koltuğunda usta sinemacı Ömer Faruk Sorak var.
UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde bulunan Neşet Ertaş’ı Abdal geleneğini sürdüren Bektaş Dolu ve Ramazan Bağgül canlandıracak.

Yazının Devamını Oku

Daire 16’ya ödül

Bir apartmana taşınırsam, 16 no’lu daireye gönlüm kayabilir.


Ama bu apartman, kesinlikle Özay Kaya’nın yaşadığı apartman olmayacaktır.
Çünkü o apartmanda oturan, karda kışta konforlu evlerinde rahatça yaşayan o insanlar, sokaklarını bir köpeğe çok görmüşlerdir.
O köpeğe gösterilen sevgiye, şefkate katlanamamışlardır.
Bir insan evinde hayvan istemeyebilir, dört duvarıdır.
Ama sokaktaki hayvanı niye istemez, neden “alın bunu barınağa atın” der?
Gece olunca nasıl rahat uyur?

Yazının Devamını Oku

Dağın bile boyu kısaldı

Küresel ısınma krizi kapıda değil, içeride.

Dünyanın her yanı sinyal veriyor.
Buzulların erimesi sonucu İsveç’teki Kebnekaise Dağı, bu yıl 2 metre daha küçülerek 1990’dan bu yana yüksekliğinden 20 metre kaybetti.
Haiti’deki depremin ardından vuran tropikal fırtına Grace, depremzedelere bir felaket daha getirdi. İngiltere’nin kuzeyinde bulunan, her yıl 16 milyon ziyaretçi alan muhteşem dağ ve göl manzaralı milli park Lake District’te yaşanan toprak kayması sonucu hem yürüyüş yolları hem de bölgedeki vahşi yaşam tehlike altında.
Ne yazık ki devamı gelecek...

Adını Bozkurt koyduk

HAÇİKO Derneği ekipleri yorgun.

Yazının Devamını Oku

2 dakikalık duş

İklim krizinin artık farkındayız diye düşünüyorum.

Bir yanımızı sıcaklar kavururken, bir yanımızı sel alabiliyor işte...

Ve ne yazık ki gelecek yıllar da farklı olmayacak. Hatta belki daha da kötüsü olacak.

Sadece Türkiye için değil, dünya için de geçerli bu yazdıklarım.

Doğal afetler yolda.

Su kenarlarına kurulmuş şehirlerin alması gereken önlemler arasında su yolunun doğal yollarla düzeltilmesi ve tehdit olmaktan çıkması başta geliyor.

2009 yılında Singapur’da bir kanalın beton görüntüsünden çıkarılıp doğal nehir haline getirilmesi buna güzel bir örnek.

Bu yeni su yolu, biyoçeşitliliği artırdı, şehrin yeşiline katkı sağladı ve su baskınlarının önüne geçilmiş oldu.

Betonun güneşin ışınlarını çekerek sıcaklığı artırdığını ve küresel ısınmaya neden olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar ve aşısızlar

Aşı karşıtları hep şu soruyla geliyor; “sen aşı olduysan ve korunduğunu düşünüyorsan neden beni aşı olmaya zorluyorsun?”


Ben de kendi kafamdan değil, uzmanlara danışarak aldığım cevabı size iletiyorum.
Aşı olmayanlar hastalandıklarında vücutlarında daha fazla virüs yükü taşıyorlar, daha çok ve daha uzun süre bulaştırıcı oluyorlar.
İşte tam da bu nedenle aşılı kişilerin aşısızlarla aynı ortamlarda bulunmak istememesi çok normal.
Eski normalimize ve maskesiz hayatımıza dönmek istiyorsak herkesin aşılanması gerekiyor.
Aşısız kişiler nedeniyle virüs zayıflamıyor, aksine mutasyona uğrayarak salgının devam etmesine yol açan varyantlar ortaya çıkıyor.

In & Out

Daha güzel bir dünya için olması gereken yeni düzeni yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Haydi tatile gidelim

Ülkemizdeki yıkıcı orman yangınları hepimizi öyle üzdü, öyle mahvetti ki ne tadımız kaldı ne tuzumuz.

Tatilciler tatillerini bırakıp döndüler, gideceklerin bir kısmı iptal etti.

Bir kısmımız bırakın tatili, işi gücü bırakıp kendimizi yangın bölgelerine yardım götürmeye adadık.

Yangınlar sona erdi belki ama saracak çok yaramız oldu.

Acıları uzun yıllar sürecek, kolay kapanmayacak yaralar bunlar.

Ama diğer yanda da hayat devam ediyor.

Özellikle turizm bölgelerinde yetkililer ve esnaf halka tatillerinden vazgeçmemeleri için çağrıda bulunuyor.

Geçen yaz pandemi, bu yıl yangınlar derken zaten kısa olan yaz sezonundan bir darbe daha yemek istemiyorlar haliyle.

Herkesin ruh hali kendine tabii ama benimkinin eskisi gibi olma ihtimalı pek yok gibi.

Yazının Devamını Oku

Bravo İbrahim Çelikkol

İbrahim Çelikkol’un elinde hortumla orman yangınına müdahalesini “orada ne işi var, işi bilene bıraksın” diye yorumlayan art niyetli güruha sesleniyorum.


İbrahim ormanı, vahşi doğayı, ağacı, hayvanları hepinizden çok daha iyi bilir.
HAÇİKO’nun en değerli destekçilerindendir, sporcudur ve yaşamının büyük bir kısmını zaten hayvanlarla birlikte doğada geçirmektedir.
Ve eminim yangına müdahalesiyle fark yaratmış, ağaç ve hayvanların kurtulmasını sağlamıştır.
Yangında en önde korkusuzca mücadele eden herkesle birlikte kendisine de teşekkür ediyorum.
Helal olsun İbrahim!

Konsere aşı zorunluluğu

İlgi odağımızın, konsantrasyonumuzun koronadan ülkemizi yakan yangınlara kaydığını yazmıştım.

Yazının Devamını Oku

Yangın psikolojisi

Günde iki saat korona konulu yayın okuyan, her saniyesinde korona düşünen, takıntılı unvanını her anlamda hak eden ben, geçen hafta sonu koronayı aklımdan bile geçirmedim.

Kendimden vazgeçtiğimin resmidir bu.

Eminim hepiniz benim gibi hissettiniz, aynı duygu halini yaşadınız.

Ormanlarımız, yeşilimiz, ağacımız, hayvanlarımız, insanlarımız, köylerimiz, evlerimiz yanarken başka ne olabilirdi ki?

Parmağımızın ucu yandığında çektiğiniz acıyı düşünün.

Canlılar yandı, yanarak öldü, kül oldu.

Bize düşen görev ise sahaya inip kurtarabildiklerimizi hayatta tutmaktı.

HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlikten Koruma Derneği) olarak sahadaydık.

Antalya, Manavgat, Bodrum, Muğla ve Silifke’deki temsilcilerimiz gece gündüz demeden, canları pahasına yangından hayvan kurtarmaya çalıştılar.

Yazının Devamını Oku

Sol şeritte tampona yapışanlar

Hayatımda hiçbir soruma bu kadar çok “evet” cevabı almamıştım!


“Sol şeritte 120 ile gidiyorken arkadan tampona yapışana yol vermek zorunda mıyım?” diye sordum Twitter hesabımdan.
Son baktığımda 808 RT ve 1335
yanıt vardı.
Alıntı yapanlarla birlikte binlerce
“evet” cevabı yani.
Trafik dersi verenlere teşekkür ediyor, anladıklarımı yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Come to Beşiktaş yenge

Ben bu yazıyı yazarken, Brezilyalı futbolcu Alex Teixeira henüz BJK kulübü ile imzayı atmamıştı.

Görüşmeler sürüyordu.

Ama Beşiktaşlı taraftarlar onlardan önce imzayı attı.

Alex’in eşi Thais Christina’nın Instagram’da paylaştığı son fotoğrafa, sıkı durun, ben baktığımda “Come to Beşiktaş yenge” (Beşiktaş’a gel yenge) diyen 105 bin yorum vardı.

Sonradan kim bilir kaç tane daha eklenmiştir...

Başka hiçbir takımda bu birlik, beraberlik, bu azim, bu tutkuyu bulamazsınız.

Ben şimdi bu taraftara âşık olmayayım da kime olayım?

Aşı karşıtlarına karşıyım

Aşılananlar, aşılanmayanlar, aşıyı savunanlar, aşı karşıtları...

Yazının Devamını Oku

Belediyelerde son durum

Sokak hayvanlarının refahına duyarlı belediyelere ve başkanlarına teşekkür ederek başlayayım yazıya.


Uzun bayram tatilinde barınaklarında ve rehabilitasyon merkezlerinde yeterli personel bulunduran, bu bilgiyi bizimle paylaşan ve paylaşmayan belediyelerle ilgili yazımın ilk bölümünü salı günü burada yayınlamıştım.
Çağrımıza cevap veren ve vermeyen belediyelerle ilgili bilgileri aktarmaya devam ediyorum.
Bu arada herkesten ricam, bağlı oldukları belediyelerin barınaklarını arayarak ya da ziyaret ederek kafeslerdeki canların bakımlarının yapıldığına, mama ve su ihtiyaçlarının giderildiğine emin olmaları.

İşte HAÇİKO belediye listesinin devamı...
Antalya Büyükşehir Belediyesi: 

Yazının Devamını Oku

Belediyeleri aradık işte sonuçlar

Bayramlar, barınaklardaki hayvanlar için diğer günlerde olduğundan çok daha zorlu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor. 


Bu uzun tatil onlar için bayram değil açlık, susuzluk, bakımsızlık oluyor.
Biz de HAÇİKO Derneği olarak bayramlarda ve uzun tatillerde belediyelerden barınak personelleri, veteriner hekimler ve teknisyenlerden kaçının nöbetçi kalacağını, veterinerlik, besleme ve bakım hizmetlerinin devam edip etmeyeceğini sorguluyor, kamu baskısı oluşturmaya çalışıyoruz.
İl temsilcilerimiz bulundukları yerdeki barınakları, biz ise İstanbul’daki belediyeleri arıyor, mail atıyoruz, sosyal medyadan yazıyoruz.
Ben bugünkü yazımda cevap aldığımız belediyeler ve aldıkları, alamadıkları önlemleri sıralayacağım.
Bugünkü listede olmayıp, tatildeki önlemlerini, nöbetçi personel sayılarını söylemek isteyen belediyeler omurgedik@gmail.com adresine yazabilir.
Perşembe günü de onları yazmış olurum.

Yazının Devamını Oku