Erkek keşfedeceği kadını ister

Adı Aşkım Kapışmak. Davranış bilimleri uzmanı. Her sabah ekranda algı, kariyer, duygular ve ilişkiler üzerine konuşuyor. Soma faciasının ilk gününde Soma’daydı. İlişkiler, evlilik, aldatma, kariyer, ünlüler ve tabii Soma’da yapılacaklar sohbet konumuz oldu.

Yoğun döneminde yakaladım seni. Program hayırlı olsun öncelikle. Yaşam ritmini nasıl değiştirdi bu program?
- Show TV’de hafta içi her sabah “Yeni Bir Gün”le ekrandayız. Sabah 5 gibi uyanıyorum. Normalde akşamları geç yatıyordum, şimdi biraz erkene çektim bu yüzden..

Sen az uyku öneriyorsun. Neden daha az uyumalıyız?
- Az uyuyun, az konuşun, az yiyin. 5-6 saat uyku yeterli.

8 saat uykuya ne oldu?
- Faso fiso. Hem daha az uyumak hem de güneşle uyanmak lazım. Sabah erken kalktığımızda beynin mantık tarafı, sol yarıküresi daha aktif çalışıyor. Gün ışığıyla uyanırsan agresif ve depresif olmazsın.

Gece geç yatsak, güneş doğarken kalksak ve sonra yine yatsak?
- Kalk, serin bir şeyler iç, vücut ısını düşür, sonra yine yat istersen. Bizde yapılan en büyük hata, sabah çay, kahve, sigara içmek. Güne stresle başlıyorsun. Asla yapılmamalı, soğuk bir şey içmeli.

Güneşle uyanmak tedavi gibi bir şey yani?
- Zaten pek çok hastanede geç uyananlar için güneş tedavisi diye bir şey var. Özellikle gece yaşayan DJ, şarkıcı gibi meslek grupları böyle tedavi oluyor. Güneş ışığı veren bir makine var, oradan ışın alıyorlar, psikoterapinin dışında bunu uyguluyorlar.

Erkek keşfedeceği kadını ister
Aşkım’ın gerçek adın olduğunu biliyorum. Hikayesini sen anlat...
- Rahmetli anneannem dedeme “aşkım” dermiş hep. Dedem emekli maaşını aldığında parası için boğularak öldürülmüş. Doğduğumda anneannem sima olarak ona çok benzetmiş ve bu yüzden bana “Aşkım” adını koymuşlar. İlk başlarda kitap ismi, tiyatro oyunu zannediyorlardı beni.

Çocukken nasıldın sen? İlişkilere eskiden beri meraklı mıydın?
- Annem babam çok tartışırdı, onların aralarını yapmak için toparlama ve gözlemleme dürtüsü oluştu bende.

Ne okudun?
- Yanlış bir tercihle tekstil okudum. Staj yaparken bile ruhum daralıyordu, orada insanların hikayelerini dinleyerek rahatlıyordum. Sonra istediğim alanda eğitim aldım ve o arayı kapattım.
Erkek keşfedeceği kadını ister
İlişki koçu, psikolog, iletişim uzmanı, yaşam koçu, yazar... Sen kendine ne diyorsun?

- Ben davranış bilimleri uzmanıyım. Şu anda kariyer ve ilişki, gelecek kurgulama ve hedef belirleme üzerine çalışıyorum.

Kendinde çözemediğin bir şey var mı?
- Var tabii, ayda bir gittiğim bir hocam var. Başka birinin beni tokatlaması hoşuma gidiyor. Her şeyi ben bilirim diye egom gelişsin istemem.

ERKEK ANI KURTARMAK İÇİN YALAN SÖYLÜYOR
İnsan ilişkileri yalan üzerine kurulu gibi. Neden bu kadar çok yalan söylüyoruz?

- Her insanın egosunu tatmin etmeye ihtiyacı var. Acı çekmemek için yalan söylüyoruz. Kısa vadede yüksek kazanç elde etme dürtüsü. Sonrasında ödeteceği bedelleri düşünmüyoruz.

Kadınlar mı erkekler mi daha çok yalan söylüyor?
- Kadınlar yayılmış, uzun vadeli yalan söylüyor. Erkekler durumsal yalan söylüyor, yani anı kurtarmak için...

Yalana tepki konusunda da farklıyız.
- Tabii. Erkekler kadının aldatabileceğini çok sonradan düşünmeye başlıyor. Kadınlar ise daha başlar başlamaz soru işaretleriyle geliyor. Kadınlar iyi analiz ediyor, gözlemliyor, takip ediyor.

Bir erkeğin telefonuna bakmak özgürlük haklarına tecavüz mü? Özeline girmek mi?
- O adam hak ediyorsa bakılmalı diye düşünüyorum ben. Bir kadın bunu yapıyorsa başka referanslar vardır elinde, durup dururken yapmaz. Eve geç gelmesiyle, yalanlarıyla, yakalanmalarıyla kadını o evreye getirmiştir. Arkasından tartışma, kavga, ayrılma ve boşanmaya kadar gider bu durum.

İlişkilerde en büyük sorun ne? Neden herkesin her şeyi var ama herkes mutsuz?
- Aşık değil kimse, ama öyle olduğunu zannediyor. Duygu aşkını kaçırdık toplum olarak. Fark edilmeye yönelik aşklar var günümüzde. Sevgi yanına bağlılık gelince aşk olur. Bizde bağlılık, ilgi, alaka, bedel ödeme yok.

İlişkilerde baskın taraf hangisi? Kimin emeği; kadının mı, erkeğin mi?
- İlişkiyi başlatan kadındır. Aşkın kahramanı kadındır. Erkekler odundur.

Dün gece bir arkadaşım sevgilisiyle güzel güzel konuştu ve telefonu kapar kapamaz etraftaki kızlara asılmaya başladı. Bu nasıl bir zihniyet?
- Bu doğamızda var bizim. Erkek elde ettiği değil keşfedeceği kadını sever. Kadın erkeğe cepte duygusu vermemeli. Erkek kadının yerini, konumunu bilirse mücadeleyi bırakır. Keşfetmeye devam ettikçe bağlanır.

Erkek neden ve nasıl aldatıyor?
- Güzellik ilişkiyi başlatır. Ama çoğu zaman güzel kadın egosundan sıkılıyor erkek. Çok da güzel olmayan ama cazibeli, cilveli kadınlarla aldatıyor.
Erkek keşfedeceği kadını ister

GEZİ’NİN TANIMI: İSTERİK SOSYOLOJİK PATLAMA
Türk toplumunun ortak özelliklerini sayarsan neler söylersin?

- Türk insanının aidiyet duygusu gelişmemiş. Misafirperverliğin arkasında bile bencillik yatıyor. İyi proje üretip devamını getiremiyoruz. Şark kurnazlığı had safhada. İstikrar yok. Ama Türklüğün gururu da ayrı bir şey.

Son zamanlarda toplumun olaylara verdiği tepkilere ne diyorsun? Gezi olaylarından yola çıkarak değerlendirebilir misin?
- İsterik sosyolojik patlama deniliyor buna. Savaşlardan, darbelerden, doğal afetlerden sonra ülkeye korku geliyor. Bu bizde kuş gribiyle başladı, Gezi’de devam etti, diğer olaylarla sürüyor. Gölge kişiliklerimiz ortaya çıktı. Hayvansı tarafımız, ahlaksızlıklarımız, tikler, takıntılar burada gizli. Biz normalde bunun üzerini entelektüel kimlikle kapatıyoruz. Korku sonrası bunlar ortadan kalkıyor ve gölge kişilik ortaya dökülüyor. Dikkat et, korku olduğunda en çok satan kitaplar porno yayınlardır. Korku arttıkça sosyal temas biter, insan kendi bedenine döner. Tecavüz, ensest, porno artar. Dışarıda ise saldırgan olur.

İlkelleştik diyorsun yani... Bunun sonu nereye varacak?
- Son iki üç yıldır hayli ilkeliz. Porno, röntgencilik, saldırganlık... Bu yıkım parçalanmadan toparlanmayacak. Bu dönemde ölen ölür, batan batar, toplu ölümler artar. Ben yaratıcının zalim olduğunu düşünmüyorum, biz onun verdiği her şeyi kötüye kullandık. Ağaç da bıkacak, toprak da bıkacak. Doğa da canlı ve silkeleniyor. Soma’da bir madenci “Her Allahın gün toprağın kalbini söküyorum ve şimdi o kalbini geri istediği için intikamını alıyor” demişti, çok etkilenmiştim.

FUTBOLCU VE PAZARLAMACI ALDATMAYA MEYİLLİDİR
İlişkilerde aldatmaya meyilli en tehlikeli meslek hangisidir?

- Pazarlamacılar aldatmaya meyillidir; beyin hızlı çalışır, hiperaktiflerdir. Alım gücünü artırmak için karşısındakinin egosunu yükseltmeye çalışırlar. Kadınlar böyle erkekleri sever, “Zıplayan erkeği ben durduracağım” der.

Başka?
- Futbolcular. Özellikle de forvetler. Geride oynayanlar, kaleciler, erken evlenirler, disiplinli yaşarlar ve gece hayatından uzak dururlar. Forvetler ise sürekli gol atma ve fırsat kollama peşinde olduklarından bunu özel hayatlarına da yansıtırlar. Geride oynayanlar antrenörlük yapar, forvetler spor yorumcusu olur, ekrana çıkar. Plastik cerrahlar da kadınlara cazip gelir ve tehlikelidirler. Bir de sanat camiası her zaman tehlikelidir.

Kadınlarda riskli meslek grupları hangisi?
- Bunu erkekler belirliyor. Erkek, kimlik değil kadını görüyor önce. Ama medya ve sanat dünyasındaki kadınlar ilişkilerde zorluk çekiyor. Erkekler, bir başka erkeğin sevgilisini beğenme durumunu yönetemiyor.

Ünlülerin ilişkilerini izliyorsun. Göz önündeki insanlar en çok nerede zorlanıyor?
- Kadın ünlü ama erkek değilse, erkek bir süre sonra kadının işini aşağılamaya başlıyor.
Erkek keşfedeceği kadını ister
Ünlü erkek, kadın değilse?
- Ünlü erkek önce ünlü bir kadınla birlikte olur ama evleneceği zaman bu dünya dışından, hükmedebileceği birini seçer. Ünlüler dünyasında ilişkiler sürüyorsa kadın bir şeylerden vazgeçiyordur.

İki ünlünün ilişkisine nasıl bakıyorsun? Mesela Beren Saat-Kenan Doğulu ya da Angelina Jolie-Brad Pitt?
- Onları birbirinden ayırmak lazım. Angelina Jolie ve Brad Pitt’inki gerçek bir ilişki gibi geliyor. Beren ve Kenan da birbirlerini seviyor ama ben uzayan ilişkilerinin ilerisi için çok sağlıklı olacağına inanmıyorum. Ünlüler camiasında uzayan her şey kopuyor. Bir level yukarı çıkamayınca beyin sıkılıyor. Erkek, sonunda dizinin dibinde oturan kadın istiyor.

ARDA’NIN SÖZLERİNDE EGO VE NARSİZM VAR
Arda’nın “Bir kadının beni beğenmesi değil, benim bir kadını beğenmem yeterli” sözü hakkında ne yorum yaparsın?

- Ego ve narsizm görüyorum bu açıklamalarda. Arda gibi ünlü adamlarla olmak için ciddi rekabet eden kadınlar var, erkek de oturup o yarışı seyrediyor, sonra gidip kendi seçiyor. Ergenllikte beğenilmeyen bir erkek olmanın intikamını alıyor şimdilerde.

Para insanı değiştiriyor mu?
- Parayı yönetmen zor. Erkeklerde para ve şöhret, gölge kişiliği ortaya çıkarıyor. Düne kadar yanlış dedikleri şeyleri kendilerine hak görüyorlar. Yıkım hemen gelmiyor. Yanlış yapar, yalan söyler, aldatır ama sonunda iş, çocuk, sevgili, eş hepsini kaybediyor.

Farklı hayata geçtiklerinde, özellikle ünlülerde, değişen kontrol mekanizmalarını nasıl değerlendiriyorsun?

- Ünlülerin hayatında olmayan bir başka şey de disiplin. Mutlu değiller, otokontrolleri yok. Kilo alıyorlar, orada bile tutuyorlar birilerine “Sen beni yürüt” diyorlar. O gidince ne olacak. Asistanı notlar alsın, o beni uyandırsın, işlerimi o halletsin. Sen ne yapacaksın? Ben sahneye çıkacağım. İşte o zaman ne doğru dürüst bir sevgilin, ne çocuğun, hiçbir şey olmaz, yanında durmaz. Erkek keşfedeceği kadını ister

Hoşgeldin yalnızlık mı o zaman?
- Evet. Hayatını parayla tuttuğu birileri kolaylaştırdıkça mutsuzlaşıyor, yalnızlaşıyor bu insanlar. Aynı davranışları sevgilisinden ,çocuklarından da bekliyor ama onlar hizmetçi ya da köle değil. Kaçıyorlar bir süre sonra. Daha mutlu olacakları yerlere gidiyorlar. Ünlü ise suçu karşısındakinde bulmaya devam ediyor. “Biz sanatçılar biraz çatlak oluyoruz” cümlesine sinir oluyorum. Yediğin her haltın böyle bir bahanesi olamaz.

EVLİLİK HERKESE MUTLULUK GETİRMEZ
Evlilik ne getirir?

- Evlilik mutluluk getirmez. Ancak mutlu olmayı bilen iki insan evlenirse mutlu olabilir. Her insanın evliliğe uygun olduğuna da inanmıyorum.

Evlenilecek insanda ne gibi özellikler olmalı?
- Eş adayı seçerken güçlü mü ya da güzel mi olduğuna değil nasıl iletişim kurduğuna, sorunları nasıl çözdüğüne bakmalıyız. Arkadaşlarıyla neler paylaşıyor, annesiyle ilişkisi nasıl, stresle nasıl mücedele ediyor, kendine zaman ayırıyor mu?

Merhametli olması da önemli ama değil mi?
- Bir insanın doğa ve hayvanlarla ilişkisine çok bakarım. Merhamet, doğa zekası denen şeyden geliyor. Hayvanlarla ilgilenenlerin ilişkideki sorumluluk becerileri daha fazla olur. Beyin bir çiçek, hayvan ya da çocuğa bakma arasında bir fark gözetmiyor çünkü.

BİR ALDATAN BİR DAHA ALDATIR
Aldatma affedilir mi?

- Bu bana çok soruluyor, ama bence affetme kişinin kendi özelidir. Sen kabul etmezsin, başkası göz yumabilir.

Bir aldatan bir daha aldatır mı?
- Her zaman diğerlerine göre daha meyillidir aldatmaya. Ödediği bedellere de bağlı tabii.

İlişkilerde kıskançlık nereye kadar?
- Kıskançlık ilişkiyi dinç tutar, adrenalin getirir. Hiç kıskanmamak doğru değil. Hayat kısıtlayan taciz eden kıskançlık da iyi değil. Kıskançlığı sürekli dile getirmek, söylemek de iyi değil, çünkü karşı tarafı tahrik ediyorsunuz. Bir kadın eşinin sekreterine takmış. Adam hiç aklımda yokken artık her gün sekreterimin kalçalarına bakıyorum diyor.

Kadınların cinsel ihtiyaçları karşılanıyor mu ülkemizde?
- Her zaman değil. Dokunmak, sarılmak ihtiyacı var kadının. Erkeğin bunu öğrenmesi lazım. Sevişmede de bencil erkekler. Aslında bu düpedüz tecavüz. Türkiye evli de olsa tecavüze uğrayan kadınlarla dolu. Adam boşalıyor, kadın hiç zevk almadan mecburen birlikte oluyor.
Erkek keşfedeceği kadını ister
SOMA’DA BÜTÜN KÖYLERE ÇOCUK PARKI YAPIYORUZ
Soma’ya gittin, neler olmuş, neler yapılmalı ve yapılacak?

- Biz Soma’ya psikologlarla gittik. İyileştirme değil pansuman yaptık. Aile Bakanlığı’na bir rapor hazırlıyoruz. Orada 18’e yakın köy var, çocuk parkı yok, kadınların çalışma alanı yok. Kadınlara çalışma alanı, çocuklara da enerjilerini atabilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri alanlar sağlanmalı.

Ne gibi projeler üretiliyor?
- Özgür Aras’ın başlattığı “Kardeşim Ol” projesinin danışmanlığını yapıyorum. Başbakanlık aldı projeyi, bir iki sene sürecek. Bütün köylere çocuk parkı yapacağız. Arda Turan, Seda Sayan, Demet Akalın ilk üç parkın yapımını üstlendi. Bu parklarda sportif aktiviteler de olacak, kütüphaneler de. Ünlüler, babasız çocukların eğitim masraflarını, kime verdiğini söylemeden ve fiziksel bağ kurmadan karşılayacak. Ayrıca oraya gidecek ünlülere oradaki çocuk ve annelere nasıl davranmaları gerektiğini anlatan eğiitimler vereceğiz.

X

Geri verme zamanı

10 yıldır bir derneğin (HAÇİKO) başkanlığını yürüten biri olarak, birinci elden tecrübelerimi paylaşacağım bugün sizlerle.

STK’ların yani sivil toplum kuruluşlarının neler çektiğini ancak içindekiler, birebir yaşayanlar bilir.

Yardım isteyeniniz çoktur, yardım edecek kaynaklarınız sınırlıdır.

Uykular kaçar, çaresizlik kabus gibi çöker üzerinize.

Hele ki yardım bekleyen ağzı dili olmayan canlılarsa, işiniz iyice zorlaşır.

İşte öyle zamanlardan biriydi.

Tüm yurda dondurucu soğuklar hakim olmuştu.

HAÇİKO’nun Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış olan il temsilcilerinin en çok ihtiyacı olan şey mamaydı.

Van’dan İzmir’e, İstanbul’dan Erzincan’a, Kocaeli’den Bolu’ya, Ankara’ya her yerdeki yavrucaklar açtı. Ve bilirsiniz kışın hayatta kalmaları için gereken şey kalori, yani mamadır.

Yazının Devamını Oku

Dokunma açlığı yaşıyoruz

Covid nedeniyle dokunma açlığı yaşadığımız günlerdeyiz.

Devam da edecek gibi duruyor.

Devam etmeli hatta, çünkü dokundukça, birbirimize yaklaştıkça virüs kapma ve hastalanma riski altındayız.

Peki eskiden biz nasıldık, dünya nasıldı?

Bu konuyla ilgili güzel bir yazı okudum.

Özetle paylaşmak istiyorum sizlerle.

Bizlerde bildiğiniz gibi ilk karşılaşmalarda resmi ise tokalaşma, samimi ise öpüşme ve sarılma ile ilerleniyor.

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden durumunu biliyorsunuz zaten.

Hollanda’da iki değil,

Yazının Devamını Oku

Mutluluk nedir?

İnternet çağına doğmuş olan gençlere hayattaki amaçlarını sormuşlar.

Yüzde 80’i zengin olmak demiş. Yüzde 50’si buna ünlü olmayı eklemiş.

1938 yılında başlayan ve aralıksız olarak günümüze kadar devam eden, insanların doğuştan yaşlılığa mutluluklarının ölçüldüğü bir çalışma var; Harvard çalışması.

Buna göre mutluluk ne para ne de şöhretle geliyor.

Mutluluğun sırrı iyi ilişkilerde.

Yalnızlık ise mutsuz etmekle kalmıyor, erken öldürüyor, adeta zehirliyor. Sosyal olarak arkadaşlarına, topluma ve ailesine bağlı olan insanlar daha mutlu ve daha uzun yaşıyor.

Yalnız kalmayın derken sadece insanların etrafında insan olmasından bahsetmiyoruz.

Bir evlilikte de yalnız olabilirsiniz, kalabalık bir arkadaş grubunda da.

Yani kalabalık olmanın ve ilişkilerin kalitesi önemli.

Yazının Devamını Oku

Covid müzesine hazır mıyız?

Dünyanın dört bir yanındaki müzeler, ileriki kuşaklara bu tuhaf dönemi nasıl geçirdiğimizi anlatan belgeler bırakmak adına Covid-19’dan sonraki yaşamımıza ait parçalar topluyor.

Bir önceki pandemi, yani 1918-20 yılları arasındaki İspanyol gribi dönemine ait elimizde yeterli belge ve koleksiyon olmadığı göz önüne alındığında bu çabayı alkışlamak lazım tabii.

Geçtiğimiz mart, nisan aylarından beri dünya üzerindeki müzeler bildiğiniz gibi kapalılar ve sadece sanal ortamlarda gezilebiliyorlar.

Bu sanal geziler pandeminin en başlarında hayli ilgi görüyordu.

Zamanla aynı Covid-19 gibi bizim ona olan tepkilerimiz de mutasyona uğradı, sanal geziler de balkonlardan yaptığımız alkışlar gibi geride kaldı.

Şimdi pandemi gündemi aşı sırası beklemeye evrilmiş durumda.

Küratörler bu döneme ait ne toplayacak derseniz, maskeler kuşkusuz ilk sırada yer alacak.

Black Lives Matter maskeleri başta olmak üzere çeşit çeşit maskelerden bakalım ne sanat eserleri göreceğiz...

Caddelerde afişleri, video wall’ları, billboard’ları kaplayan “Evde kal”, “Mesafeni koru”, “Maske tak” tabelaları, Covid temalı doğum günü, yılbaşı ya da Sevgililer Günü kutlama kartları da müzelerde göreceğimiz objeler arasına girecek. Sarılmanın, tokalaşmanın yerini alan

Yazının Devamını Oku

Annen yok kimsen yok

Çok sevdiğim yazar, psikolog Doğan Cüceloğlu’nun hepimizi derinden üzen vefatının hemen ardından karşımıza bir video çıktı.

Hem de ne video.
Twitter’da anında TT oldu.
WhatsApp gruplarında bolca paylaşıldı.
Hepimizin gözlerini iki kez doldurdu Cüceloğlu.
Hem gidişi hem de boğaz düğümleyen o cümlesiyle.
“Annen yok, kimsen yok” derken ağlıyordu Cüceloğlu bu videoda.
Bizi de ağlatıyordu işte.

Yazının Devamını Oku

14 Şubat filozofları

Çoğu filozofun düzgün bir aşk hayatı yokmuş. Bazıları bu konuyu hiç konuşmaz, kimi ise aşağılayan tavırlarla yaklaşırmış.

14 Şubat Sevgililer Günü söz konusu olduğunda maşallah herkes filozof kesildi başımıza.
Bir beğenmemeler, bir üstten bakmalar!
Ben ise hiç de öyle bakmıyorum bu özel güne.
Ve Sevgililer Günü’nü yerden yere vuranlara, “kapitalizmin ürünü” diyerek kutlayanları eleştirenlere kızıyorum.
Bu kadar sevgisiz, bu kadar hoşgörüsüz zamanlarda öyle ya da böyle içinde sevgi barındıran günleri yok etmeyelim.
İnsanların birbirlerine sevgi sözcükleri söylemesi, bir çiçek, bir hediye almış olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?
Bırakın sevgi, olabilen her yerden girsin hayatımıza.

Yazının Devamını Oku

Glütensiz ve ağrısız hayat

Otoimmün hastalığı olanların sayısının bu kadar fazla olduğunu hiç tahmin etmezdim.

Ne kadar da çokmuşuz. Ve ne kadar da dertliymişiz ama bir o kadar da bağlıymışız birbirimize.

Bana geçmiş olsun diyen, alternatif tedavilerden bahseden herkese çok teşekkürler.

Umarım hep birlikte içimizdeki düşmanlardan kurtulur, bağışıklık sistemimizin bize saldıran şaşkın askerlerine doğru yolu gösteririz.

İşte bu noktada çok soru geldiği için geçen yazımda bahsettiğim eliminasyon diyetini biraz daha açmak ve detaylı anlatmak istiyorum.

Bu diyet, kronik enflamatuar hastalıkların iyileştirilmesinde çok etkin bir rol oynuyor.

Adının diyet olduğuna bakmayın, fazla kiloların atılmasına katkı sağladığı doğru olsa da aslında kilo verdirmek gibi bir amacı yok.

Sadece bize zarar veren yiyecekleri tespit edip hayatımızdan çıkarmamıza yardımcı oluyor.

Belli grup yiyecekleri hayatınızdan bir süre (21 gün) çıkarıyor ve sonra yeniden ekliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Eliminasyon diyeti yapın

Ben kendi kendine zarar verenlerdenim, yani otoimmün bir hastalığım var.

Bağışıklık sistemim olması gerekenden fazla çalışıyor ama bana iyilik yapacağına yanlışlıkla vücudumun normal dokularına ve organlarına saldırıyor.

Yani düşmanlarla savaşacak olan askerlerim gelip beni vuruyor.

Bunun nedenlerinden biri, normalde negatif olması gereken HLA-B27 geninin bende pozitif olması.

HLA-B27’nin pozitif olması, kişinin AIDS, Hepatit C, grip gibi virüslere yakalanmasını engelliyor ama diğer yandan da otoimmün hastalıklara yatkın olmasına neden oluyor.

Bendeki otoimmün hastalık romatoid artrit, yani iltihaplı romatizma kronik bir inflamatuar bozukluk aslında.

Bulaşıcı olmayan ve neden kaynaklandığı da bilinmeyen bu hastalıkta bağışıklık sistemi eklem, akciğer, kalp ve kan damarlarına saldırabiliyor.

Tedavisi yok!

Sadece bağışıklık sistemini baskılamak suretiyle etkileri azaltılabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Hayvan Hakları Kanunu ne durumda?

Merakla ve artık iyice sabırsızlıkla beklediğimiz 5199 No’lu Hayvan Hakları Kanunu değişikliğinde son düzlüğe gelindiğini biliyoruz.

Az kaldı, yasa değişiminin eli kulağında. Meclis’in onayına gidecek yasa tasarısıyla ilgili umut da var, endişeler de.

Tasarı Meclis’e gidene dek, hayvan hakları için fayda sağlamak adına tüm hayvanseverler olarak yasayı bugünlerde sık sık gündeme getirmemiz ve kırmızı çizgilerimizi sık sık tekrarlamamız şart.

Bu noktada HAÇİKO Derneği Başkanı olarak altını çizmek istediğim konular var.

En önemlilerinin başında, 6’ncı maddenin korunması geliyor.  Kulislerde dolanan dedikodu, yeni çıkacak yasada okul, cami, park ve hastane gibi kalabalık yerlerde sokak hayvanlarının yaşamasına izin verilmeyeceği yönünde.

Bunun düşüncesi bile korkunç geliyor bana.

Mevcut yasada hayvanlar sokaklarda, bulundukları mahallelerde yaşarlar.

Belediye, kısırlaştırıp ya da tedavi edip, tekrar bulunduğu yere bırakır. Bu durumun altını çizen 6’ncı maddenin değiştirilerek sokaklarımızdaki hayvanların toplatılmasını, özetle kedi köpeklerin şehirlerden atılmasını kabullenmemiz mümkün olamaz. 

Hayvanların mal kapsamından çıkarılıp can statüsüne alınması ve onlara yönelik öldürme, yaralama, işkence, cinsel istismar vb. fiillerin

Yazının Devamını Oku

Clubhouse’un esiri oldum

Kaydı yok, tekrarı yok, dolayısıyla “Acaba bir şey kaçırıyor muyum?” duygusunu fena halde besliyor.

Ve işte o zaman işi gücü, Twitter’ı, Instagram’ı, artık başka ne varsa tüm diğer sosyal mecraları, Netflix’te dizi izlemeyi ve hatta WhatsApp gruplarını falan bırakıp vaktinizi burada geçirmeye başlıyorsunuz.

Yeni popüler uygulama Clubhouse’dan söz ediyorum.

Beni DMC & Warner Music Türkiye CEO’su Samsun Demir davet etti.

Ona da Edis davetiye göndermiş.

Öyle ben geldim diye girilmiyor yani buraya.

Birinin sizi davet etmesi, referans olması gerekiyor.

Bunun iki özel anlamı var.

Birincisi; uygulama popülasyon açısından belli bir seviyeyi, kriteri korumuş oluyor.

Yazının Devamını Oku

Balon içinde konser

Çaresizlik bunu da yaptırdı sonunda.

Hayatımızda kocaman şeffaf balonlar içinde konser veren bir grup ve onları yine benzer kocaman şeffaf balonlar içinde izleyen seyircileri de görmüş olduk.
Pandemi nedeniyle yapılamayan konserleri bu şekilde yapılır hale getiren Amerikalı rock grubunun adı The Flaming Lips.
Grup üyeleri uzay balonları adını verdikleri balonlar sayesinde kapalı mekanda konserlerini yaptılar.
Bu, The Flaming Lips’in sahnedeki ilk çılgınlığı değil tabii.
Daha önce de cover’ladıkları şarkıların sözlerini değiştirmişlikleri ve sahnede mikrofon yerine megafon kullanmışlıkları var.
Ne diyeyim, severim böyle şeyleri, güzel kafalara devam.

Tweety dişi mi erkek mi?

Yüzü öyle güzeldi ki, mutlaka kız olmalıydı.

Yazının Devamını Oku

YenidenBiz ile işe geri dönün

Evlilik, çocuk, taşınma, ailevi ya da başka herhangi bir nedenle iş hayatına ara vermiş kadınların sayısı sandığınızdan çok daha fazla.

İşe geri dönmek istediklerinde ne hak ettikleri pozisyonu ne de maaşı alabiliyorlar.
Üstelik iyi eğitimli ve kariyer sahibi kadınlar bunlar.
Ne büyük bir değer kaybı öyle değil mi?
İşte YenidenBiz, bu nitelikli kadınları iş hayatına kazandırmak için kurulmuş bir oluşum. Bu oluşuma gerçekten hayran kaldım ve sonuna kadar destekliyorum...
YenidenBiz’i hemcinslerime duyurmak, sadece bir kez değil, yaptıkları her yeni projede yeniden duyurmak boynumun borcu.
Siz de işe ara vermiş bir kadınsanız lütfen YenidenBiz’e başvurun.
Onlarca büyük şirketle işbirliği halindeler ve sizin hakkınızı yedirmeden bu şirketlerde yeniden işe başlamanızı sağlayabilirler.

Yazının Devamını Oku

Ceyda Düvenci’yi anneliğinden vurmayın

Ceyda Düvenci’nin kızının regl olduğunu sosyal medyada paylaşması, gündemin ortasına düşüverdi geçen gün.

“Bu paylaşım, çocuğunun özeline tecavüzdür. Kızı, kendisini bu acımasız ortama savunmasız bir halde bıraktığı için ileride annesine dava açabilir” diyenler oldu...

“Regl olmak paylaşılır mı” dediler...

Ağır şekilde, acımasızca eleştirdiler Ceyda’yı.Kendin böyle bir paylaşım yapmak istemeyebilirsin ama paylaşanı da böylesine linç edemezsin.

Ben Ceyda’nın regl olmanın normal bir şey olduğunu, fizyolojik döngünün parçasından başka bir şey olmadığını vurgulamak ve sevincini göstermek için bu paylaşımı yaptığını düşünüyorum.

Evet, regl olmak utanılacak, gizlenecek, saklanacak ayıp bir şey değil. Medeni ülkeler kadın pedlerini artık sosyal ihtiyaç olarak sayıp bedava dağıtma seviyesine gelmiş durumda.

Markette ped alırken utanma, pedi saklama gereği duyma devri geçeli çok oldu.

“Bir kişi bu durum özelinde farkındalık yaratacaksa kızının değil iznini aldığı yetişkin birinin ya da kendisinin regl olmasını paylaşmalı” diyenlerle “Regl olmak paylaşılmalı mı?” sorusu üzerinden değil, “İnsanlar çocuklarını sosyal medyada paylaşmalı mı?” sorusu üzerinden tartışmak daha doğru.

Ama bu ayrı bir yazı konusu. Konumuza dönersek, üzerine titrediği kızının regl olabilmesine sevinmiş bir anneyi böylesine linç etmenin, kırmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Altta pijama üstte bluz

Karantinada evde oturmak, kıyafet seçimimizi ve modamızı da değiştirdi.

Ev modasına geçtik ve evden çalışanların ilginç kombinleri oluştu.

Ayağımıza ne giydiğimiz önemli değil, ekranda göründüğümüz kadarı iyi olsun yeter.

Home office toplantı kıyafetleri terlik, pijama, belki eşofman ama üstüne mutlaka şık bir bluz, gömlek ya da kazak şeklinde.

Altı kaval üstü şeşhane durumları yani.

Ekrandaki görüntüyü kurtaralım, gerisi önemli değil nasıl olsa.

Sokakta da ayrı bir durum söz konusu.

Ünlülerin sokak modası da eşofman, spor ayakkabı, bol kazaklar, pofuduk montlar şeklinde ilerliyor.

Mağaza yerine online alışverişe yöneldiğimiz ve online’da hem seçenek hem de indirim kovalama açısından kendimizi daha iyi hissettiğimiz bugünlerde

Yazının Devamını Oku

Sevaba girmek isteyen var mı?

Yarın ve sonraki günlerde, yani sokağa çıkma yasağının olduğu hafta sonunda hava yağışlı, belki karlı ve ne yazık ki buz gibi soğuk olacak. Geçen hafta sonundaki sokağa çıkma yasağında önce TEM kenarındaki köpekler, sonra da ara sokaklardaki kediler için mama dağıttım.

Nasıl aç, nasıl halsiz, nasıl zor durumda olduklarını anlatamam.

Hava da ılıktı üstelik.

Soğuk geçecek olan bu hafta sonunu düşünmek bile istemiyorum.

Siz de bu hafta sonu sokağınızdaki canları beslesenize. Hem değişiklik olur, kapının önüne çıkmış olursunuz.

İlla kuru mama almanıza gerek yok, bu hayvanlar sizin tabağınızdan artanlarla karınlarını doyurabilirler.

Soğukla baş ederken en azından açlık çekmemiş olurlar.

Apartmanınızın ya da evinizin kapısını onlara açarsanız çok daha şahane bir şey yapmış olursunuz tabii. Korona tehdidi ile yaşadığımız şu günlerde karın doyurarak ya da yuva olarak sevaba girmek istemez misiniz?

Milyonfest Online başladı

Yazının Devamını Oku

WhatsApp’ta fantezilere son

Ertuğrul Özkök “Erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı çıplak kadın fotoğrafları atılıyor, erkek geyikleri yapılıyor” diye yazdı.

WhatsApp’ta konuşulan, paylaşılan WhatsApp’ta kalır” cümlesini de kurdu.

Tam da ben geçen hafta “Bu gruplara gıcık oluyorum, anında eşlerine ispiyonluyorum” demişken.

Yeni WhatsApp sözleşmesi ya da günün birinde ifşa olma ihtimali bile erkeklerin bu gruplardan vazgeçmelerini sağlayacaksa ne güzel aslında.

Vazgeçmeseler de ben 7/24, yerli yersiz, hunharca devam eden, evdeki kadınlara ayıp ve haksızlık edildiğini düşündüğüm bu erkek muhabbetine karşı savaşmaya devam edeceğim.

Bu arada bir dip not:

WhatsApp mesajlarıyla cinsel fantezilerini besleyenler, genelde uzun ilişkisi olanlar ve evli erkekler.

Yani erkek geyikleri gençler ve bekarlar arasında pek yok.

Benim asıl gıcık olduğum nokta işte tam da bu zaten.

Yazının Devamını Oku

Porno izleyen erkek ağır kusurlu

Yalan söyleyecek değilim; erkeklerin ‘erkek’ muhabbetine, birbirlerine gönderdikleri cinsel içerikli mesajlara, bu mesajlar, video ve fotoğraflarla dolu WhatsApp gruplarına fena halde gıcığım.

Erkekler hiç kusura bakmasınlar, yakaladığımı, gördüğümü ifşa ediyorum. Eşlerini, arkadaşlarını arayıp direkt ispiyonluyorum. 
İyi de yapıyormuşum.
Avukat Yıltay Günay’ın Instagram story’sinde Yargıtay kaynaklı şu habere denk geldim: “Porno sitesine giren erkek, boşanma davasında ağır kusurlu sayılır.”
Buyurun bakalım.
Eşiniz, sevgiliniz yanınızda değilken, bilgisayarda ya da elinizdeki o telefonda istediğiniz hayatı yaşayamazsınız.
Oralarda öyle serbestçe dolaşıp eşinizi ihmal edemezsiniz. Bu haklı bir boşanma sebebidir ve boşanmada suçlu sayılırsınız. Bayıldım ben bu karara. 
Ama tabii yargıda boşanma davalarındaki bu hassasiyetin kadın cinayetlerinde, tecavüz olaylarında ve hayvana şiddette de olmasını istiyoruz. Hatta bunu daha fazla istiyoruz.

Semptom olmasa da bulaştırıyor

Yazının Devamını Oku

Ya dağda ya teknede

Evde oturup karantina kurallarına uyarak biz mi yanlış yapıyoruz acaba?

Millet dağda, bayırda, plajda yeni yıl kutluyor, tatil yapıyor.

Bir de hani Amerika, Avrupa, İngiltere virüsten kırılmıyor olsa bu vurdumduymazlığı anlayacağım ama o da değil.

Yabancı ünlülerin tatil fotoğraflarına baktım da hep bir yerlerdeler.

Ama ben dünya bu haldeyken otelleri kayak tatillerini milletin gözüne sokarak ayıp da ettiklerini düşünüyorum. 

Paul McCartney eşi ile tekne turuna çıkmış.

Rihanna Barbados’ta tatilde.

Robbie Williams, eşi Ayda Field ve oğullarıyla St. Barts’ta tekne gezisinde.

Kylie, Kendall ve Kris Jenner

Yazının Devamını Oku

Ho ho ho

Yıllar sonra geri sayımı sahnede değil, evde yapacağım.

Kendime göre sıra dışı bir 31 Aralık-1 Ocak buluşması bekliyor beni.

Benzer durum çoğumuz için geçerli.

Yalnız ya da çekirdek grupla gireceksiniz yeni yıla. Uzun zaman sonra dışarıda arkadaşlarınızla ya da evlerde kalabalık buluşmalarla kutladığınız bir yılbaşı olmayacak bu kez. Kalabalık sofraları, hıncahınç dolu sokakları, eğlence mekanlarını da unutun. 

Evdeyiz yani...

Hazır mısınız peki? 

Ne planladınız? Ben biraz kendiminkilerden bahsedeyim, size de fikir verir belki... 

Yılbaşı havasını hissedebilmek için kapının üzerine yılbaşı konseptli bir kapı süsü astım bile.

Yılbaşı temalı bir paspasınız varsa onu da kullanmanın kesinlikle tam zamanı.  

Yazının Devamını Oku

Neden uyuyamıyoruz?

Kiminle konuşsam uyku düzeni yerle bir.

Karantina resmen gecemizi gündüzümüzü birbirine karıştırdı. 

Gece uyuyamayanlar, gündüz yataktan kalkamayanlar... 

Araştırmalar, teknoloji çağı ile birlikte normal uyku süremizden 1.5 saat çalınmış olduğunu söylerken diğer yandan da aman düzenli uyuyun, uykunuzu alın cümleleri ve tavsiyeleri havada uçuşmakta. 

Uykusuzluğun neden olduğu stres, obezite, dikkat eksikliği ya da performans düşüklüğünü falan geçtim, şu sıralar asıl sorun uykusuzluğun bağışıklığı düşürüp bizi virüslere yem edebilme olasılığı. 

Düzenli ve yeterli uyku tam bir koronasavar. Sağlıklı uyku için gerekenleri hem kendim hem de sizler için not aldım. 

İlk adım, yatış ve kalkış saatlerini sabitlemek olmalıymış. 

Biliyorum çok zor, o uyku gelmedi mi gelmiyor, uyurken de göz açılmadı mı açılmıyor ama birkaç gün bu işkenceyi çekerek bu saatleri sabitlemeye çalışalım. 

Uyku öncesi

Yazının Devamını Oku