Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim!

Yıllar geçse de yaş almayan, hatta sanki Benjamin Button misali gençleşen adam Emre Altuğ. Enerjisini “hayatımın aşkı” dediği çocuklarından ve işinden aldığını söylüyor. Bir koltukta çok karpuzu var; yarışma programı sunuyor, tiyatro sahnesinden inmiyor, müzikte 20’nci yılında ve yeni single ile konserlere başlamak üzere. Şu sıralar vizyonda olan “Geniş Aile 3”te işin oyunculuk tarafında. Emre ile artık yerlisi gibi hissettiği Çeşme’de buluştuk. Aşksız geçen günlerini de konuştuk, rap furyasını da. Yıllar önce ilk rap yapan popçunun Emre Altuğ olduğunu da öğrenmiş oldum böylece.

Çeşme’de hava mis gibi bugün, sen nasılsın?
- Çok iyiyim. Bu senem çok iyi, çok yoğun geçti. Ama dört senedir bunun için hazırlanıyorum. Biraz da boşlamıştım çocuklar olduktan sonra onlarla vakit geçirmek için. Buradaki işletme de çok vaktimi aldı tabii.
 Ne oldu orası? Devrettiğini duydum...
- Evet, bıraktım. Bu sene Çeşme hayatımız turist olarak devam ediyor. Gerçi herkes beni hâlâ esnaf olarak kabul ediyor.
 Sen seviyorsun ama her haliyle Çeşme’yi. Esnaf olarak da turist olarak da...
- Çok seviyorum. Zaten 29 senelik Çeşmeliyim.
 Peki en çok nesini seviyorsun?
- Havasını çok seviyorum, hiçbir gün ben burada “ayy çok sıcak” dediğimi hatırlamıyorum. Rutubeti sevmiyorum, rüzgarı seviyorum. Alaçatı sörf merkezi zaten.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim
Fotoğraflar: Deniz BOY
GECELERİ TERASTA UYUYORUM

 Sörf yapıyor musun?
- Yok yapmıyorum ama wakeboard yapıyorum. Gecede, terasta yatıyorum.
 Sivrisinekler...
- Valla cibinlik koyuyoruz. Benim için tam yazlık keyfidir o. Televizyon içeride duracak böyle bangır bangır.
 Doğayla iç içe olmayı seviyor musun?
- Bahçeli evde büyüdüm ve ondan sonra da bahçeli evlerde yaşadım. Ayağımı attığım an bahçede olmayı seviyorum.
20. YILIMI HARBİYE’DE
KUTLAMA PLANIM VAR
Neden bu yıl sahnelerde göremedik seni?
- Sıfır bir şarkı çıkarmadım.
Herkesin ezbere bildiği o kadar şarkın varken ve sahnen bu kadar iyiyken, yeni bir şeyi beklemene gerek yok. Seni sahnede izlemeyi çok seven biri olarak konserin olsa da gelsek diyorum...
- Evet ama ben bir de filme girdim temmuz ortasında. Her işi yarım yamalak yapmaktansa belli dönemler tek bir şeye odaklanmayı tercih ediyorum.
Yeni şarkı ne zaman geliyor?
- İnşallah eylül, ekim gibi.
 Harbiye Açıkhava’da neden yoksun bu yıl?
- Kimse çağırmadı. Gerçi müzikte 20’nci yılım olduğu için bu yıl bir şey yapmayı düşünüyorum. Daha önce çalıştığım insanları sahneye davet ettiğim bir konser planım var.
 Kimler olacak?
- Şimdi isim verirsem mecbur hissederler kendilerini. Bir ikisiyle konuştum ve okey aldım gerçi. Levent Yüksel, Sertab Erener, Sezen Aksu, Sıla, olursa Leman Sam, Şevval Sam, Nilüfer... Hepsine gidiyorum teker teker. Hayatıma dokunmuş insanlarla birer şarkı söylemek istiyorum 20’nci yılımda.
 “Azizname” nasıl gidiyor?.
- “Azizname” biliyorsun Aziz Nesin’in taşlamalarından oluşan bir oyun. 50 yıl evvel yazılmış ama hâlâ geçerliliğini koruyor. Böylesine efsane bir oyun gelince itiraz edemedim. Yalnız bu sene çok yoğun bir “Güldür Güldür” turnesi ve çekimleri var, hatta Avrupa turnesi olacak. Dolayısıyla “Azizname”de biraz az olacağım. Tümüyle bırakmak istemiyorum.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim

KOŞTURMAKTAN YORULMAM
DURUNCA SIKILIYORUM
Bu tempo seni yormuyor mu?
- Yorulmuyorum, durduğum zaman evde sıkılıyorum zaten.
Bildiğim kadarıyla amcan Altuğ eczanelerinin sahibi. Vitamin takviyesi almıyor musun oradan?
- Veriyor da almıyorum ben. Yan tarafta parfümeri de var, oradan da kremler veriyorlar mesela, onu da kullanmıyorum.
 E bu kadar genç kalmanın sırrı ne o zaman? Krem yok, vitamin yok! Botoks falan var mı?
- Valla hiçbir şey yapmıyorum. Bak yüzüme, tüm mimikler tamam.
 O zaman genetik...
- Babam mesela, yaşıtının yanına geldiği zaman kardeşi gibi durur. Annem de rahmetli genç gösterirdi. Biraz genetik miras gibi.
 Kilonu da iyi koruyorsun...
- Evet kolay kilo veriyorum aslında ama alınca da ince kemikli olduğum için hemen belli oluyor. Dikkat ediyorum mecburen.
 Klasik soruya gelelim; tiyatro mu, sinema mı, şarkıcılık mı?
- Oyunculukta sinema, ama müziğin yeri bambaşka, hiçbir şeye değişmeyeceğim bir durum. Şarkı söylerken başka biri oluyorum. Geçen İş Sanat’ta çok güzel bir konser yaptık Sinema Senfoni ile, müthiş bir konserdi. En sonunda gözlerimden yaş geldi, o kadar yani.
 O coşkunun yeri başka oluyor.
- Millet çığlık çığlığa ayakta olunca çok duygulanıyorsun. Gece yarısından sonra sahneye çıkmayı sevmiyorum ama.
 “Bilgisayar ve sosyal medyadan uzak yaşıyorum” demişsin, öyle misin hâlâ?
- Çok geç girdim hepsine, nedense bünyem çok kabul etmiyor yani.
Twitter, Instagram, Facebook? Hangisi favorin?
- Instagram’ı seviyorum ama devamlı bakan bir adam da değilim.
KADINLAR GİBİ RÜYAMDA
ÇOCUĞUMU GÖRDÜM
◊Ne şahane bir baba oldun sen...
- Çok seviyorum babalığı. Bana “baba” dedikleri zaman başka hissediyorum. Hayatımın en büyük aşkları onlar.
 Çocuk sevgin hep var mıydı yoksa baba olduktan sonra mı ağır basmaya başladı?
- Ben oldum olası çocuk severim. Kadınlar gibi rüyamda çocuğumu gördüm. Bebeğimi hoplatıyordum. Genelde kadınlar görür bunu. Ondan sonra zaten evlenip çocuk sahibi oldum. Allah bana hakikaten hayalimin çok ötesinde çocuklar verdi.
 Sinema filmine geleyim. “Geniş Aile”de bir psikopatı canlandırıyorsun...
- Abartılı bir sosyopat aslında, ilaç kullanan kötü bir adam. Annesinin bile yemek masasında tedirgin olduğu bir adam. Zeynep’e takmış kafayı, takıntılı da biri yani.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim

Yayınlandığı dönemde “Geniş Aile”yi izler miydin?
- Diziyi görmüştüm, ama filmini izlememiştim.
 Keyif aldın mı rolünden?
- Çook. Böyle psikopat adamı canlandırayım bayılıyorum. Ters köşe rolleri daha çok seviyorum sinemada.
BAŞARI SEKSAPELi ARTIRIR
 Bir röportajında “Utangacım” demişsin. Bu, yaptığın işlere tezat bir durum değil mi?
- Yoo. Sahnede tek başınaysam problem yok ki. İkili ilişkiler konusunda utangacım.
 Geçen hafta magazin konseyinin gündemindeydi sanatçının flörtözlük çıtası...
- Sanatçıdan kastın sahnedekiyse, o ışıklardan her zaman herkesi görmüyorsun zaten. Ama sahnede bir duruşun olmalı. Bir de başarı seksapeli artırır.
 Evlilik, kaçıncı yılında aşkı öldürüyor?
- Bizim 7’de oldu.
 Sizinki “Seven Years Itch” fillmindeki gibi olmuş demek...
- Elimizden gelen çabayı gösterdik. Çok saygılı bir evlilikti, bir kere bile ses yükseltilmedi evde.
 Bunu nasıl başardınız?
- Çocuklar mutlu bir ortamda büyüdüler. Boşanmış olsak da çocuklara endeksli yaşıyoruz.
 Arkadaşlığınız devam ediyor mu Çağla (Şıkel) ile?
- E tabii yakın bir arkadaşlık değil. Ama çocuklarla ilgili 2 günde bir konuşmak durumundasın. Olan bitenle ilgili öbür tarafa bilgi vereceksin. Yoksa çocuklar parmağında oynatırlar seni. “Ama annem izin veriyor”a girdi mi iş ve senin o iznin gerçekten verilip verilmediğiyle ilgili bir bilgin yoksa, bittin demektir.
iLiŞKi iSTEMiYORUM
 “Aşk hayatım yok” dedin, aşksız yaşanıyor mu?
- Yaşanıyor tabii. İlişki istemiyorum...
 Gerçekten istemiyor musun?
- Evet istemiyorum. İşe kanalize oldum. Şu anda biriyle bir şey yaşamaya kalksam, karşımdaki arıza çıkarır. Ki yerinde olsam ben de çıkarırım. Çünkü bu tempoda çok kolay iş değil o.
 Birine âşık olduğunda belki değişir her şey?
- Onu bilemem işte...
 Tekrar çocuk sahibi olmak ister misin?
- Düşünmüyorum ama büyük de konuşmamak lazım.
Çağla yeniden evlenmek isterse ne dersin?
- Ben karışmam ona...
iLK RAP’i BEN YAPMIŞTIM
Gündemden düşmeyen rap muhabbetine geleceğim... Rap’le aran nasıl?
- Çok seviyorum. Eypio’yu çok beğeniyorum. Ceza inanılmaz yetenekli geliyor. Bu arada ilk rap’i yapan benim. “Dudak Dudağa” albümümde “Aman” diye bir şarkım var, hatta Kayahan abinin introsu ile girer.
 Pop müzik biter mi dersin?
- Hayır. Zamanında arabesk furyası da olmuştu. Ama Demet Akalın, Hande Yener, Tarkan, Kenan Doğulu gibi isimler kendi müziklerinden ödün vermedi, “madem arabesk furya var dur ben de arabesk yapayım” demedi mesela.
 Ama şimdi rap yapmaya çalışan bir sürü isim var...
- Yapabilirler. Ben ikili işleri çok seviyorum; mesela popçuyla rap’çinin. Farklı tarzlarda iki sevilen sanatçıyı sahnede görmeyi çok seviyorum, benim bile tüylerim diken oluyor.
 Sen düşünür müsün böyle bir çalışma?
- Çok saygı duyduğum isimler var, yapılabilir yani.
REYNMEN’i DiNLEMEDiM
 Deli rakamlara ulaşan YouTube izlenmelerine ne diyorsun?
- Biz Doğukan’la (Manço) “Zalim Sultan”ı yaptık. Sahte tıklanma olayına izin vermeyeceğiz diye karar aldık. Hilesiz hurdasız 40 milyonu bulduk. Bakıyorum bizimkilerin 400 milyonluk tıklanmalarına. Gipsy Kings 82 milyon, o 400 milyon, çok da mantıklı gelmiyor.
 Reynmen’in “Ela”sını dinledin mi?
- Hayır dinlemedim. O çocuğun kim olduğunu bilmiyordum. Bizim Erbakan Malkoç var, VIP Desing diye bir araba işi yapar. Geçenlerde bir Mercedes’in içini parçalıyorlardı, bu nasıl bir zenginlikse. Reklam mıydı, içini parçalayıp tekrar mı yaptırıyordu çok anlayamadım ama eğer öyleyse ben de rap müziğe başlayacağım! Şaka tabii.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

5 yıldır kedi köpek kesiyor

5 yıldır kedi köpek kesip, “delidir ne yapsa yeridir” mantığıyla birkaç hafta akıl hastanesinde yattıktan sonra yeniden evine ve korkunç eylemlerine dönen Fatma Ç. cumartesi akşamı yine bir kedinin derisini yüzmüşken suçüstü yakalandı.

Ama kedicik sokak kedisi, yani kessen de biçsen de mevcut yasaya göre hapis cezası almıyorsun.
Ne güzel öyle değil mi? 
Şiddeti özendiren adalet sistemimiz hâlâ aynı, değişemiyor bir türlü.
HAÇİKO ekibi pazar günü karakolun önündeki eyleme katıldı.
Söyleyeceklerimizi söyledik.
Caninin serbest bırakılmadan akıl hastanesine gönderilmesine bile şükrettik.
Düştüğümüz hale bakar mısınız?

Yazının Devamını Oku

Alo, korona orada mı? Adamlar

Ey koronadan korkup telefonu yıkadığım zamanlarda benimle dalga geçenler, Irmak Ünal virüsü telefondan kaptığını söylediğinde ne hissettiniz?

Ömür biraz abartmış olsa da zamanında tehlikenin farkına varmış diye düşündünüz mü?
Arkadaşlar bu telefon işi sakat.
Yüzünüze götürdüğünüz, saatlerce yanağınıza yapıştırıp konuştuğunuz telefonlar mikrop yuvası.
Telefonu koyduğunuz zeminin, elinizin, sağın, solun kiri, mikrobu onda.
Elinizi yıkıyorsunuz, telefonu yıkadığında bozuluyor. Çok iyi saklamanız, dezenfekte etmeniz lazım. O da her zaman mümkün olmuyor işte. Bir de başkasının telefonuyla konuşmayı unutun.
Kimse kimseye telefonunu vermesin.
“Aaa falanca yanında mı, ver telefonu bir de ona merhaba diyeyim”leri de rafa kaldırın.

Yazının Devamını Oku

Alzhemier, hatıralar ve müzik

Tüm dünyada viral olan ve Tan Sağtürk tarafından paylaşıldıktan sonra bizim haber ve magazin sitelerinde de yer alan Alzheimer’lı balerin videosu, aslında bahsedildiği gibi yeni çekilmiş bir video değil.

Çaykovski’nin “Kuğu Gölü” balesinin müziğini duyar duymaz canlanan ve tekerlekli sandalyesinde dans etmeye başlayan Marta Cinta Gonzales Saldana, bu videonun çekildiği 2019 yılında hayatını kaybetmişti.

Videonun viral olması, müziğin Alzhemier’lı hastalar üzerindeki etkilerini araştıran İspanyol Music to Awaken organizasyonu tarafından paylaşılmasıyla oldu.

Viral videoda dans eden genç balerin ise Manta Cinta değil, Ulyana Lopatkina adlı balerin ve “Kuğu Gölü” değil “Kuğunun Ölümü” ile dans ediyor.
Bu hatalar, viralin anlatmak istediğini anlatmasına engel değil tabii.

Yazının Devamını Oku

Korona biterse tokalaşmaya başlar mısınız?

Korona aşısının bulunmasına az kaldığı yönündeki haberlere hepimiz sevindik.

Aşının, eğer bulunursa, buralara gelmesine biraz zaman var ama yine de gözümüzde eski normalimiz, güzel mazimiz canlanmadı değil.
Peki gerçekten eskiye dönebilecek miyiz?
Twitter’da bir adet “normal dönüş 101” sorusu sordum takipçilerime, “Korona aşısı çıkarsa yeniden tokalaşmaya başlar mısınız?” dedim.
Ortalık yıkıldı.
Fırsat bu fırsat, hazır bu alışkanlıktan kurtulmuşken tokalaşmayı maziye gömmek isteyenlerin sayısı hayli fazla çıktı.
Meğerse aslında pek çoğumuz tokalaşmaktan hoşlanmıyormuşuz.
“Böyle bir fırsat gelmiş hayatta başlamam. Kurtulduk rahatladık.” (oğuzhanturan)

Yazının Devamını Oku

Harika bir oyuncu

Dijital platformları kullananlar “The Queen’s Gambit” adlı mini diziden haberdardır, çünkü öyle ya da böyle bir şekilde önünüze çıkıyor.

Çıkmasa da WhatsApp gruplarında diziden o kadar çok bahsediliyor ki, sonunda teslim olup bir bakayım diyorsunuz.
Ve daha ilk bölümden “iyi ki de bakmışım” oluyorsunuz.
Bana da kızım Tayga önerdi, “Güzel dizi mutlaka izle” deyince başladım izlemeye.
Walter Tevis’in aynı adlı 1983 yılına ait romanından uyarlanan “The Queen’s Gambit”, yetimhanede satrançla tanışan, deha ile delilik arasında gidip gelirken adını uluslararası satranç turnuvalarına yazdıracak hale gelen bir kızın hikayesini anlatıyor.
Başrollerden birinde satrancın olduğu bu dizi, benim gibi
satranca geçmişte çok fazla ilgi duymamış birini bile böylesine içine çektiyse, satranç sevenlerin diziyle yaşadığı aşkı tahmin bile edemiyorum.
Mekan, kostüm, sanat, müzik ve kurgusuyla da hayran bırakan dizinin başrolündeki Anya Taylor-Joy’u “Split” ve “Glass” filmlerinden hatırlayanlar olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Deprem çadırında bir gün

Biz sıcacık evlerimizde, yataklarımızda yatarken depremzedelerin çadırlarda neler yaşadıklarını bilmiyordum doğrusu.

Hayatta Beşiktaş Radyo’da Urla Kartalları’ndan Ulaş Malgır ile İzmir’deki çadır kentten bir canlı yayın gerçekleştirdik.
Çadırlarda kalan depremzedeleri de yayına bağladık.
22.00’de başlayan canlı yayınımız boyunca geceleri havanın buz gibi olduğundan yakındılar.
Şaka değil, odun ateşinde ısınmaya çalışıyorlardı.
Bunun bir de koronası var tabii.
10-15 kişilik çadırlarda yakın akrabalar birlikte kalıyor olsa da bir kişi korona olunca tüm çadıra bulaştırıyor.
Tuvaletlerden geçme riski de ayrı bir konu.

Yazının Devamını Oku

Fazladan anne sütümüz var

Deprem sonrasında İzmir ve çevresindeki dayanışma, yardımlaşma, zor günde bir olma, tek olma ruhunu hayranlıkla izledik, elimizden geldiğince de destek olmaya, el vermeye çalıştık.

Bu güzel ruh hali tüm topraklarımıza daha da fazla yayılsa keşke.
Otelinden bakkalına, veterinerinden restoranına kadar herkes varını yoğunu ortaya koydu, depremzedeler için yardıma koştu.
Ama bir paylaşım vardı ki, sanırım dünyada bir ilk olabilecek kadar özeldi.
İzmir’den @jantiadam (Mehmet) isimli Twitter kullanıcısı şöyle bir yazı paylaştı: “6 aylık bebeğimiz var, dolayısıyla buzluğumuzda fazladan anne sütümüz var. Depremden etkilenen ve anne sütüne ihtiyacı olan bir aile var ise seve seve hepsini paylaşacağız.”
İnce düşünceye, empatiye, sevgiyi dünyaya yayabilme gücüne bakar mısınız...
Ne diyeyim, Mehmet sana, eşine ve bebeğine Allah uzun ömürler versin. Umutlarımızı yeşerttiniz, iyi ki varsınız.

Köpekleri salın ben kedi sesi çıkarayım

Yazının Devamını Oku

Ah o orman yangınları

Orman yangını haberi duyduğumda yaşadığım üzüntüyü size anlatamam.

Onlarca yeşil alan, binlerce masum hayvan yanarak ölüyor, yok oluyorken eli kolu bağlı kalmak insanı kahrediyor.
Yazın sahil şeritlerinde, yakın geçmişte ise Hatay İskenderun’daki yangınlar ciğerimizi yaktı.
Yok olanın yerine yenilerinin konulması ayrı bir dert ve uzun bir süreç.
Ama işte bu noktada el ele vermek lazım.
Ormanların gerek korunması, gerekse de yeniden yapılanması açısından yapılan her çalışma, her çaba çok değerli.
Bu tip çabalara yurtdışından bir örnek vermek istiyorum.
Gürcü şarkıcı Bera, Amazon ormanlarının ve yerlilerin korunması için 1 milyon dolarlık bir fon oluşturdu.

Yazının Devamını Oku

Bir kadının erkeğe ihtiyacı var mı?

Demet Akalın’ın arabasının lastiğinin patladığı günden bahsederken “İnsan bir erkeğin gücünü istiyor, hemen kocamı aradım, iyi ki kocam var” demesinin ardından bir hafta boyunca bizim magazin dünyasında bu konu konuşuldu.

Bizim polemik dağları aştı, yurtdışında da gündem oldu bu hafta.
Kelebek etkisi diyemeyiz tabii ki buna, tamamen tesadüf ama yabancı magazinde de bir kadının erkeğe ihtiyacı olup olmadığı muhabbeti döndü durdu.
Önce biraz ön bilgi: Konunun merkezinde Kate Beckinsale var.
Beckinsale, 9 aydır birlikte olduğu Kanadalı rap’çi Goody Grace’den yeni ayrıldı.
47 yaşındaki oyuncunun 23 yaşındaki Grace ile ilişkisi yaş farkından dolayı bolca konuşuluyordu.
İşte durumlar böyleyken Kate Beckinsale, Instagram hesabındaki bir iletisinin altına “Bir erkeğe ihtiyacın var” yazan takipçisine şöyle karşılık verdi: 
“Hiçbir kadının bir erkeğe ihtiyacı yoktur. Mesele, kadının bir erkeği hayatında isteyip istememe meselesidir.”

Yazının Devamını Oku

En mutlu yılımız 2015’miş

2020’nin ileride hiç de güzel hatırlanmayacak bir yıl olduğunu söylemeye gerek bile yok aslında.

Ama bu durum istatistiklerle de kanıtlanmış oldu.

Sık sosyal medya kullanımının depresyon ve mutsuzluk göstergesi olduğu biliniyor, bu yıl geçmiş tüm yıllardan çok daha fazla gömüldü insanlar sosyal medyalarına.

Bunu Hedonometre araştırmaları da destekledi.

“Hedonometre ne?” diyeceksiniz...

Twitter’da 10 yılı aşkın bir süredir insanların kullandıkları kelimeler incelenerek genel ruh hali, mutluluk ya da mutsuzluklar ölçülüyor.

Matematikçiler ve bilgisayar uzmanlarının çalıştığı bu ölçme sistemine “Hedonometre” deniliyor.

Amerika’da Twitter üzerinde Hedonometre ölçümleri yapılıp son 10 yıla bakıldığında, 2020’nin insanların en mutsuz olduğu yıl olduğu ortaya çıktı. (Yine aynı araştırmaya göre en mutlu yılımız 2015’miş.)

En mutsuz tweet’lerin atıldığı günlerden biri, Tom Hanks’in korona olduğunun ve NBA’in iptalinin açıklandığı 12 Mart.

Yazının Devamını Oku

Pako’ya ve Buddy’me selam söyle Bekir Abi

Sadece insanları değil, doğayı, denizi, ağacı, kediyi, köpeği, kuşu ve tüm hayvanları da seven, aynı değeri veren ve anlatan bir meslektaşımı, Atatürk sevdamı paylaştığım adamı, iyi, çok iyi bir insanı ve hayvan hakları konusunda yol arkadaşımı kaybetmiş olmanın büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Ne çok ağladım onun hayvanları konuşturan yazılarını okurken.
Ne çok cümlesiyle kalbime, yüreğime dokundu.
Ve tabii ne çok hayvanın, hayvanseverin hayatını değiştirdi güzel kalbi ve sağlam kalemiyle. 
Pako’ya Mektuplar’ı unutmak mümkün mü?
Pako’ya gönderilen mektuplar kitaplaştırılmış, ‘best seller’ olmuş, sonrasında da sadece Türkiye’de değil yedi Avrupa ülkesinde de yayınlanan 12 dizilik film haline gelmişti.
Efsaneleşmişti yani.
Bir süredir hastaydı Bekir Coşkun, evet çok erkendi ama gideceğini biliyordu, yazıyordu da. 

Yazının Devamını Oku

Kürklerde korona tespit edildi!

Vizon kürklerinizi giymeyi bir daha düşünün bence.

Vizonlarda koronaya rastlandı çünkü.
Evet, yanlış duymadınız. Amerika’da, Utah’ta kürk çiftliği çalışanlarından Covid-19 kapan 10 bin vizon öldü ve 9 çiftlik karantinaya alındı.
Koronadan ölen vizonların kürklerinin imha edildiğini ya da yakıldığını hiç sanmıyorum.
Koronalı kürkler üçüncü dünya ülkelerine doğru yola çıkmıştır bile.
Daha önce de Hollanda’daki vizon çiftliklerinde koronaya rastlanmıştı.
Ve insandan vizona, sonrasında da vizondan insana geçiş tespit edilmişti.
Korona insanlarda ve vizonlarda benzer semptomlar gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Ev kadınlığı yükselen trend oldu

Pandemi sonrası ev işi yapmak, evi toplamak, temizlemek, düzenlemek son derece moda ve havalı aktiviteler haline geldi.

Evle ilgili her şey ve ev kadınlığı artık bir sektör.
Maaşsız işçi konumundaki ev kadınlığına karşı bakış açısı ne oldu da böyle değişti diye sorabilirsiniz.
Bunda iki, hatta üç şey önemli rol oynuyor.
Birincisi; pandemi nedeniyle işsiz kalanların ve eve kapananların oranında kadınlar daha ağır basıyor.
Yani bir sürü işkadını, kimisi işsiz kaldığı için kimisi ise işyerinden ‘home office’ moduna geçtiği için ev işleriyle tanışmış oldu.
Hem de ne tanışma! Artık herkes birer aşçı, herkes birer ev hanımı...
Bu kadınların çoğu da ev işlerini sosyal medyada öyle farklı ve güzel paylaşımlarla sundular ki, ev kadınlığına bakış açısı birden değişti.

Yazının Devamını Oku

2020 rock’ın kralını da aldı

Bu 2020’den hayır gelmeyecek.

Şimdi de bizden müthiş bir yeteneği, olağanüstü bir gitar virtüözünü, rock’ın kralını aldı götürdü.
Gençlik yıllarımın vazgeçilmez rock grubu Van Halen’ın kurucularından Eddie Van Halen kansere yenildi.
Grubun hangi efsane şarkısının hissettirdiklerini sayayım ki Jump’ın verdiği olağanüstü enerji ve çılgın ruh halini mi, “Why Can’t This Be Love”ın, “When It’s Love”ın aşka dair söyledikleri mi...
Ya da Panama’daki gaza gelmelerimizi, çıldırmalarımızı mı. Eddie Van Halen’ın, gitarıyla, attığı sololarla, stiliyle gitaristler dünyasında yeri ayrıydı. Haberi aldığım gece Michael Jackson’ın “Beat It” şarkısına attığı gitar solosunu ve tüm Van Halen şarkılarındaki gitar sololarını oturup tekrar dinledim.
Ve dedim ki rock ölmez, rockçılar da...
Ben “Jump” ile zıplamaya devam edeceğim.

‘Nenem, Babam ve Ben’

Başarı hikayelerine hepimiz bayılıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sezen Aksu’dan Pars’a hediye

Sezen Aksu, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde ne şahane bir şey yapmış, bayıldım.



Çocuklar hayvanları çok sever, hayvanlar da onları.
Ebru Şallı’nın oğlu Pars’ın mezarının başına iki kedi yuvası koydurmuş Sezen Aksu.
Ve oradaki görevlilerden kedilerin mama ve su kaplarını boş bırakmamalarını rica etmiş.
İnce ruhlu olmak böyle bir şey işte.
Dünyadan giden güzel bir ruh için burada masum ruhlara can vermek...

Yazının Devamını Oku

Kürke yasak geliyor

Yaşasın, Polonya’daki kürk hayvanı üretim çiftliklerinin de sonu göründü.

Her şey gizlice çekilen bir video ile başladı.

Bir aktivist tarafından 2 ay süreyle bir cep telefonu ve bir kamera kullanılarak çekilen korkunç görüntüler, Polonya’nın önde gelen haber sitelerinden Onet.pl’de yayınlanınca hükümet yaşanan ve yaşatılanlara daha fazla seyirci kalamadı.

Videoda vizonların birbirlerini yediği, açık yaralarının gözler önüne serildiği dayanılmaz   görüntüler var.

Bu videonun ortalığı ayağa kaldırmasının ardından yıllardır bekleyen yasanın önümüzdeki ay kabul edileceği duyuruldu.

Böylece Avusturya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Makedonya, Sırbistan, Slovenya ve İngiltere’den sonra Polonya da kürk üretim çiftliklerini tarihin kirli sayfalarına gömen ülkeler arasına girmiş olacak.

Sırada Fransa var.

Polonya’nın kürk üretim çiftliklerindeki hayvanların büyük çoğunluğunu vizonlar oluşturuyor.

Ülkedeki vizonların sayısı 6 milyon ve bu sayı toplamdaki kürk hayvanlarının yüzde 94’ü.

Yazının Devamını Oku

Transfobik podcast’e Spotify eleştirisi

Elon Musk ve Alex Jones ile o unutulmaz röportajları yapmış olan ünlü podcast sahibi Joe Rogan’ın 100 milyon dolar transfer ücretiyle Spotify’a geçmesi hayli konuşulmuştu.

11 yıllık bir geçmişi ve rekor izlenmeleriyle dünyanın en popüler podcast’i “The Joe Rogan Experience” Spotify’a geçtiği gün, Spotify’ın değeri 31 milyar dolardan 35 milyar dolara fırladı.
Bu transferle büyük kâr sağladılar yani.
1 Eylül itibarıyla 1500 bölümden oluşan bu seri Spotify’a açılmaya başladı.
Serinin tamamı yıl sonuna kadar tümüyle YouTube’dan kalkmış ve sadece Spotify’a özel hale gelmiş olacak.
Joe Rogan “Asla Spotify’ın çalışanı olmayacağım, aynı ekiple, aynı işleri yapmaya devam edeceğim” dese de Spotify tarafında kazan kaynamaya başladı bile.
Spotify çalışanları ırkçı, seksist ve transfobik buldukları Joe Rogan podcast’inin editoryal anlamda denetlenmesi ve gerektiğinde bazı bölümlerinin yayından çıkarılması, bazılarından önce ise izleyici için uyarılar konulması gerektiğini söylemeye başladı.
Bu taleplerin bir kısmı Spotify tarafından kabul edildi ve uygulanmaya başladı bile.

Yazının Devamını Oku

Efsanenin dönüşü

Sophia Loren, tam 10 yıl aradan sonra sinemaya geri döndü.

Oğlu Edoardo Ponti’nin yönettiği bir filmle.
Romain Gary’nin “The Life Before Us” adlı romanından uyarlanan filmin yayın tarihi 13 Kasım olarak duyuruldu.
Dünya ile aynı
anda Türkiye’de de yayında olacak filmde Madam Rosa’yı oynayacak olan
Sophia Loren
karakteri için “Sert, kırılgan ama hayatta kalan biri, birçok yönden bana kendi annemi hatırlatıyor” demiş.
Efsaneyi yeniden izleyebilecek olmak gerçekten heyecanlandırıyor.

Yazının Devamını Oku

Pandemi gönüllüsüyüm

Benim işte o. Osman Müftüoğlu’nun geçen günkü yazısında bahsettiği “pandemi gönüllüsü” benim.

Uzak yakın, akraba, arkadaş, herkesi ama herkesi “Masken nerede?”, “Maske takmadan yaklaşma”, “Maskeni çenene değil, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde tak”, “Tokalaşma, hatta yumruğunu bile dokundurma, kafa selamı yeter de artar bile”, “Sofrada otururken başkasının yemeğinin üzerine konuşma” gibi bir sürü ikaz cümlesiyle uyarmaktan normal konuşmayı unuttum.
Etrafımın benden bıktığı doğrudur.
Ama görmezden gelmeden, elinden maşayı bırakmadan, bıktırana, yaptırana, taktırana kadar pandemi gönüllüsü olarak görev başında olmaya devam edeceğim.
Karşılaştığım, karşılaşacağım, yolumun kesiştiği, kesişeceği herkese duyurulur.

Ünlü markaya ırkçılık suçlaması

“Star Wars”un siyahi oyuncularından John Boyega, marka elçisi olduğu ünlü parfüm ve mum markası Jo Malone’den istifa etti.
İstifasının nedenini markanın ırkçılık yapması olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Koronayı geçirdim ben

Son aylarda en çok duyduğun cümle nedir derseniz, hiç tereddüt etmeden şunu söyleyebilirim: “Ben kesin korona oldum ve atlattım!”

Bunu demeyeni dövüyorlar sanki.Ben de kurdum aynı cümleyi kaç defa.
Kış aylarında öksürmüştüm, ateşim de çıkmıştı.
Arada ishal olmuştum. Sonra bir ara göğsüme öküz oturdu gibi hissettiğim zamanlar da olmuştu.
Halsizlik, geçenlerde kolumu zor kaldırıyordum.
Birinde olmasa diğerinde kesin korona olmuş, atlatmış ve bağışıklık kazanmıştım.
Bu tuhaf kendini kandırma durumu rahatsız etti bir süre sonra beni. Sağlamcıyımdır, emin olmak isterim her şeyden.
Madem oldum, gidip test yaptırayım da rahatlayayım iyice dedim.

Yazının Devamını Oku