GeriÖmür GEDİK Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim!

Yıllar geçse de yaş almayan, hatta sanki Benjamin Button misali gençleşen adam Emre Altuğ. Enerjisini “hayatımın aşkı” dediği çocuklarından ve işinden aldığını söylüyor. Bir koltukta çok karpuzu var; yarışma programı sunuyor, tiyatro sahnesinden inmiyor, müzikte 20’nci yılında ve yeni single ile konserlere başlamak üzere. Şu sıralar vizyonda olan “Geniş Aile 3”te işin oyunculuk tarafında. Emre ile artık yerlisi gibi hissettiği Çeşme’de buluştuk. Aşksız geçen günlerini de konuştuk, rap furyasını da. Yıllar önce ilk rap yapan popçunun Emre Altuğ olduğunu da öğrenmiş oldum böylece.

Çeşme’de hava mis gibi bugün, sen nasılsın?
- Çok iyiyim. Bu senem çok iyi, çok yoğun geçti. Ama dört senedir bunun için hazırlanıyorum. Biraz da boşlamıştım çocuklar olduktan sonra onlarla vakit geçirmek için. Buradaki işletme de çok vaktimi aldı tabii.
 Ne oldu orası? Devrettiğini duydum...
- Evet, bıraktım. Bu sene Çeşme hayatımız turist olarak devam ediyor. Gerçi herkes beni hâlâ esnaf olarak kabul ediyor.
 Sen seviyorsun ama her haliyle Çeşme’yi. Esnaf olarak da turist olarak da...
- Çok seviyorum. Zaten 29 senelik Çeşmeliyim.
 Peki en çok nesini seviyorsun?
- Havasını çok seviyorum, hiçbir gün ben burada “ayy çok sıcak” dediğimi hatırlamıyorum. Rutubeti sevmiyorum, rüzgarı seviyorum. Alaçatı sörf merkezi zaten.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim
Fotoğraflar: Deniz BOY
GECELERİ TERASTA UYUYORUM

 Sörf yapıyor musun?
- Yok yapmıyorum ama wakeboard yapıyorum. Gecede, terasta yatıyorum.
 Sivrisinekler...
- Valla cibinlik koyuyoruz. Benim için tam yazlık keyfidir o. Televizyon içeride duracak böyle bangır bangır.
 Doğayla iç içe olmayı seviyor musun?
- Bahçeli evde büyüdüm ve ondan sonra da bahçeli evlerde yaşadım. Ayağımı attığım an bahçede olmayı seviyorum.
20. YILIMI HARBİYE’DE
KUTLAMA PLANIM VAR
Neden bu yıl sahnelerde göremedik seni?
- Sıfır bir şarkı çıkarmadım.
Herkesin ezbere bildiği o kadar şarkın varken ve sahnen bu kadar iyiyken, yeni bir şeyi beklemene gerek yok. Seni sahnede izlemeyi çok seven biri olarak konserin olsa da gelsek diyorum...
- Evet ama ben bir de filme girdim temmuz ortasında. Her işi yarım yamalak yapmaktansa belli dönemler tek bir şeye odaklanmayı tercih ediyorum.
Yeni şarkı ne zaman geliyor?
- İnşallah eylül, ekim gibi.
 Harbiye Açıkhava’da neden yoksun bu yıl?
- Kimse çağırmadı. Gerçi müzikte 20’nci yılım olduğu için bu yıl bir şey yapmayı düşünüyorum. Daha önce çalıştığım insanları sahneye davet ettiğim bir konser planım var.
 Kimler olacak?
- Şimdi isim verirsem mecbur hissederler kendilerini. Bir ikisiyle konuştum ve okey aldım gerçi. Levent Yüksel, Sertab Erener, Sezen Aksu, Sıla, olursa Leman Sam, Şevval Sam, Nilüfer... Hepsine gidiyorum teker teker. Hayatıma dokunmuş insanlarla birer şarkı söylemek istiyorum 20’nci yılımda.
 “Azizname” nasıl gidiyor?.
- “Azizname” biliyorsun Aziz Nesin’in taşlamalarından oluşan bir oyun. 50 yıl evvel yazılmış ama hâlâ geçerliliğini koruyor. Böylesine efsane bir oyun gelince itiraz edemedim. Yalnız bu sene çok yoğun bir “Güldür Güldür” turnesi ve çekimleri var, hatta Avrupa turnesi olacak. Dolayısıyla “Azizname”de biraz az olacağım. Tümüyle bırakmak istemiyorum.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim

KOŞTURMAKTAN YORULMAM
DURUNCA SIKILIYORUM
Bu tempo seni yormuyor mu?
- Yorulmuyorum, durduğum zaman evde sıkılıyorum zaten.
Bildiğim kadarıyla amcan Altuğ eczanelerinin sahibi. Vitamin takviyesi almıyor musun oradan?
- Veriyor da almıyorum ben. Yan tarafta parfümeri de var, oradan da kremler veriyorlar mesela, onu da kullanmıyorum.
 E bu kadar genç kalmanın sırrı ne o zaman? Krem yok, vitamin yok! Botoks falan var mı?
- Valla hiçbir şey yapmıyorum. Bak yüzüme, tüm mimikler tamam.
 O zaman genetik...
- Babam mesela, yaşıtının yanına geldiği zaman kardeşi gibi durur. Annem de rahmetli genç gösterirdi. Biraz genetik miras gibi.
 Kilonu da iyi koruyorsun...
- Evet kolay kilo veriyorum aslında ama alınca da ince kemikli olduğum için hemen belli oluyor. Dikkat ediyorum mecburen.
 Klasik soruya gelelim; tiyatro mu, sinema mı, şarkıcılık mı?
- Oyunculukta sinema, ama müziğin yeri bambaşka, hiçbir şeye değişmeyeceğim bir durum. Şarkı söylerken başka biri oluyorum. Geçen İş Sanat’ta çok güzel bir konser yaptık Sinema Senfoni ile, müthiş bir konserdi. En sonunda gözlerimden yaş geldi, o kadar yani.
 O coşkunun yeri başka oluyor.
- Millet çığlık çığlığa ayakta olunca çok duygulanıyorsun. Gece yarısından sonra sahneye çıkmayı sevmiyorum ama.
 “Bilgisayar ve sosyal medyadan uzak yaşıyorum” demişsin, öyle misin hâlâ?
- Çok geç girdim hepsine, nedense bünyem çok kabul etmiyor yani.
Twitter, Instagram, Facebook? Hangisi favorin?
- Instagram’ı seviyorum ama devamlı bakan bir adam da değilim.
KADINLAR GİBİ RÜYAMDA
ÇOCUĞUMU GÖRDÜM
◊Ne şahane bir baba oldun sen...
- Çok seviyorum babalığı. Bana “baba” dedikleri zaman başka hissediyorum. Hayatımın en büyük aşkları onlar.
 Çocuk sevgin hep var mıydı yoksa baba olduktan sonra mı ağır basmaya başladı?
- Ben oldum olası çocuk severim. Kadınlar gibi rüyamda çocuğumu gördüm. Bebeğimi hoplatıyordum. Genelde kadınlar görür bunu. Ondan sonra zaten evlenip çocuk sahibi oldum. Allah bana hakikaten hayalimin çok ötesinde çocuklar verdi.
 Sinema filmine geleyim. “Geniş Aile”de bir psikopatı canlandırıyorsun...
- Abartılı bir sosyopat aslında, ilaç kullanan kötü bir adam. Annesinin bile yemek masasında tedirgin olduğu bir adam. Zeynep’e takmış kafayı, takıntılı da biri yani.
Emre Altuğ: Rüyamda çocuk gördüm,evlendim

Yayınlandığı dönemde “Geniş Aile”yi izler miydin?
- Diziyi görmüştüm, ama filmini izlememiştim.
 Keyif aldın mı rolünden?
- Çook. Böyle psikopat adamı canlandırayım bayılıyorum. Ters köşe rolleri daha çok seviyorum sinemada.
BAŞARI SEKSAPELi ARTIRIR
 Bir röportajında “Utangacım” demişsin. Bu, yaptığın işlere tezat bir durum değil mi?
- Yoo. Sahnede tek başınaysam problem yok ki. İkili ilişkiler konusunda utangacım.
 Geçen hafta magazin konseyinin gündemindeydi sanatçının flörtözlük çıtası...
- Sanatçıdan kastın sahnedekiyse, o ışıklardan her zaman herkesi görmüyorsun zaten. Ama sahnede bir duruşun olmalı. Bir de başarı seksapeli artırır.
 Evlilik, kaçıncı yılında aşkı öldürüyor?
- Bizim 7’de oldu.
 Sizinki “Seven Years Itch” fillmindeki gibi olmuş demek...
- Elimizden gelen çabayı gösterdik. Çok saygılı bir evlilikti, bir kere bile ses yükseltilmedi evde.
 Bunu nasıl başardınız?
- Çocuklar mutlu bir ortamda büyüdüler. Boşanmış olsak da çocuklara endeksli yaşıyoruz.
 Arkadaşlığınız devam ediyor mu Çağla (Şıkel) ile?
- E tabii yakın bir arkadaşlık değil. Ama çocuklarla ilgili 2 günde bir konuşmak durumundasın. Olan bitenle ilgili öbür tarafa bilgi vereceksin. Yoksa çocuklar parmağında oynatırlar seni. “Ama annem izin veriyor”a girdi mi iş ve senin o iznin gerçekten verilip verilmediğiyle ilgili bir bilgin yoksa, bittin demektir.
iLiŞKi iSTEMiYORUM
 “Aşk hayatım yok” dedin, aşksız yaşanıyor mu?
- Yaşanıyor tabii. İlişki istemiyorum...
 Gerçekten istemiyor musun?
- Evet istemiyorum. İşe kanalize oldum. Şu anda biriyle bir şey yaşamaya kalksam, karşımdaki arıza çıkarır. Ki yerinde olsam ben de çıkarırım. Çünkü bu tempoda çok kolay iş değil o.
 Birine âşık olduğunda belki değişir her şey?
- Onu bilemem işte...
 Tekrar çocuk sahibi olmak ister misin?
- Düşünmüyorum ama büyük de konuşmamak lazım.
Çağla yeniden evlenmek isterse ne dersin?
- Ben karışmam ona...
iLK RAP’i BEN YAPMIŞTIM
Gündemden düşmeyen rap muhabbetine geleceğim... Rap’le aran nasıl?
- Çok seviyorum. Eypio’yu çok beğeniyorum. Ceza inanılmaz yetenekli geliyor. Bu arada ilk rap’i yapan benim. “Dudak Dudağa” albümümde “Aman” diye bir şarkım var, hatta Kayahan abinin introsu ile girer.
 Pop müzik biter mi dersin?
- Hayır. Zamanında arabesk furyası da olmuştu. Ama Demet Akalın, Hande Yener, Tarkan, Kenan Doğulu gibi isimler kendi müziklerinden ödün vermedi, “madem arabesk furya var dur ben de arabesk yapayım” demedi mesela.
 Ama şimdi rap yapmaya çalışan bir sürü isim var...
- Yapabilirler. Ben ikili işleri çok seviyorum; mesela popçuyla rap’çinin. Farklı tarzlarda iki sevilen sanatçıyı sahnede görmeyi çok seviyorum, benim bile tüylerim diken oluyor.
 Sen düşünür müsün böyle bir çalışma?
- Çok saygı duyduğum isimler var, yapılabilir yani.
REYNMEN’i DiNLEMEDiM
 Deli rakamlara ulaşan YouTube izlenmelerine ne diyorsun?
- Biz Doğukan’la (Manço) “Zalim Sultan”ı yaptık. Sahte tıklanma olayına izin vermeyeceğiz diye karar aldık. Hilesiz hurdasız 40 milyonu bulduk. Bakıyorum bizimkilerin 400 milyonluk tıklanmalarına. Gipsy Kings 82 milyon, o 400 milyon, çok da mantıklı gelmiyor.
 Reynmen’in “Ela”sını dinledin mi?
- Hayır dinlemedim. O çocuğun kim olduğunu bilmiyordum. Bizim Erbakan Malkoç var, VIP Desing diye bir araba işi yapar. Geçenlerde bir Mercedes’in içini parçalıyorlardı, bu nasıl bir zenginlikse. Reklam mıydı, içini parçalayıp tekrar mı yaptırıyordu çok anlayamadım ama eğer öyleyse ben de rap müziğe başlayacağım! Şaka tabii.

X

Köpek görünce ağaç ol

Günlerdir saldırgan sokak köpekleri konuşuluyor.

İtlaflardan bahsediliyor.
Tabii ki yaşanan münferit olaylar üzücü, hepimizi kahrediyor.
Ama toplu itlaf demek, ki zaten yasak, söz konusu bile olamaz.
Bu, tek bir bireyin suçunu topluma mâl etmek demek.
İnsan bazında düşünün, bir kişi suç işleyince herkese mi ceza veriyoruz?
Ve bir de şöyle düşünün lütfen, sokak hayvanı olmak kolay mı?
Bilmediği bir dünyada yaşamak zorunda.

Yazının Devamını Oku

Kestane balı diyarından selamlar

Zonguldak-Gökçebey’in kestane balının diyarı olduğunu böyle mi öğrenecektik!Trajikomik bir olay gerçekten de.

Adam (Fehmi Bey!) karısını aldatıyor, Esra Erol söz hakkını kullanması için kendisini yayına bağlıyor.
Adamın ilk cümlesi “Öncelikle kestane balının diyarı Zonguldak’tan tüm dünyaya selamlar” oluyor.
Pes yani!
Biz diyoruz “karını aldatmışsın”, o diyor “kestane balı”!
Bu nasıl bir pişkinlik!
Şimdiden geyikleri başladı bile.
Caps’lere konu oldu.

Yazının Devamını Oku

Kendisiyle evlenmiş

Kendisiyle evlenen Brezilyalı model Cris Galera, şimdi de kendisinden boşanma kararı almış.

Kendisiyle evlenme nedeni erkeklere güvenmemesiydi.
Boşanma nedeni ise âşık olmasıymış.
Yani ben hayatımda gündem olmak, haber olmak için bu kadar insanları enayi yerine koyan birini daha görmedim.
Bu konuda iddialı olduğunu düşündüğüm yurdum ünlülerini de geçenler varmış demek ki.

Yazık olmuş

Amerika’da aşı karşıtı zirveye katılan 7 doktor korona olmuş.
Allah’ın sopası yok. Üstelik bunlara iki kat daha fazla bozuluyorum.

Yazının Devamını Oku

Her konsere aynı kıyafet mi?

Çok tartışılan konulardan biri: Şarkıcılar her konserde farklı kıyafet mi giymeli?


Zuhal Olcay, aynı kıyafeti giymekten yana görüş beyan etti.
Karşı atak Simge’den geldi, aynı kıyafeti üst üste giymenin profesyonellikten uzak olduğunu söyledi.
Bu konuyu düşünürken kafa açmak için şu soruları sormak istiyorum:
Her konserde aynı şarkılar ve benzer repertuvarla sahneye çıkılmıyor mu?
Her hafta farklı şarkılarla sahneye çıkan bir şarkıcı var mı?
Her sahneyi izlemeye aynı insanlar mı geliyor?

Yazının Devamını Oku

Cinsiyetçi şakalara gülmeyin

Kerem Bürsin “Artık cinsiyetçi şakalara gülmüyorum ve tepki gösteriyorum” yazan bir not paylaştı. 

Üzerinde de #heforshe yazan tişört vardı.
Cinsiyet eşitliğini savunan erkeklerin desteklediği #heforshe kampanyasına dikkat çekti böylece.
Çok da iyi yaptı.
“Alt tarafı şaka” deyip geçmeyin lütfen.
O abuk sabuk şakaların, küfürlerin sonu kadına şiddete, tecavüze, cinayete kadar uzanıyor.
Kadın düşmanı olan, kadını aşağılayan dilin sonunda canı yanan kadınlar oluyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada ortalama her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor.

Yazının Devamını Oku

2G’li Avusturya’dan bildiriyorum

Hafta sonu Almanya ve Avusturya’daydım.

Ortalık karışık, durumlar fena.

Vaka sayılarında ciddi bir artış var.

Bu artışın nedeni başta aşısızlar ve de ilk aşıların üzerinden geçen zamanla birlikte antikorları azalan, hatta sıfırlanan ve aşısızlar kadar risk altında olan aşılılar. 

Bu ikinci grup için aynı bizde olduğu gibi üçüncü aşılar yapılıyor.

Aşısızlar ise neredeyse kara listeye alındı, onlar için sert önlemler hafta başından itibaren uygulanmaya başladı. 

Avusturya tamamen 2G dönemine geçti.

2G şu demek; ya aşılı ya da korona geçirmiş olacaksınız, aksi halde neredeyse evden dışarı çıkmanıza bile izin verilmiyor.

PCR testi de kurtarmıyor. Test yaptırıp negatif olduğunuzu ispatlasanız bile ne konsere, ne tiyatroya, ne de restorana gidebiliyorsunuz; hiçbir yere adım atamıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Sen bi’ gel buraya Leo!

Dünyanın en zengini de olsan bir yere kadar.



Bir yakışıklı gelip kız arkadaşını bir anlığına da olsa senden alabiliyor.
Dünya şu sıralar Jeff Bezos’un sevgilisi Lauren Sanchez’in Leonardo DiCaprio’ya bakışını konuşuyor.
Hem de ne bakış, hayranlık, şehvet, cilve ne ararsanız var.
Sosyal medyada “Dünyanın en yakışıklısı mı, en zengini mi” anketleri başladı bile.
Cevap herkese göre değişiyor tabii ama Lauren Sanchez’in aklı zenginden yakışıklıya kaymış.

Yazının Devamını Oku

Sen de mi Uğur Yücel!

Büyük oyuncu, ustamız, üstadımız diye ayrımcılık yapamayacağım.


Başkası dese yerden yere vururuz, Uğur Yücel’i de görmezden gelmememiz lazım.
Kadınlarla ilgili son derece talihsiz açıklamalar yapmış kendisi. İnanamadım, tekrar tekrar okudum.
Ne yazık ki demiş bunların hepsini.
Hakan Gence’ye verdiği röportajda 35 yaş üstü kadınlarla ilgilenmediğini, 45 yaşındaki bir kadına burun kıvırdığını söylemiş! Seçiyormuş ve 35 yaş altını tercih ediyormuş.
Kadınları yaşlarıyla kategorize etmesini hiç yakıştıramadım kendisine.
Yazık gerçekten de!

Yazının Devamını Oku

‘Korona bitti’ diyenler okusun

İngiltere, geçtiğimiz şubat ayından bu yana korona kaynaklı en yüksek ölümü raporladı. Vaka artışlarıyla başa çıkamayan ülke, 5 yaşındaki çocukların da aşılanması konusunda karar alma hazırlığında.

Aşılama konusunda hayli geride kalan Romanya, 591 ölümle üzücü bir rekor kırdı.
Yunanistan, artan vakalar karşısında aşısızlar üzerindeki kısıtlama ve yasakları artıracağını açıkladı. Aşı olmamış kişiler bu cumartesiden itibaren resmi kurumlara, dükkanlara ve bankalara girebilmek için PCR testi olmak ve negatif olduklarını kanıtlamak zorundalar.
Resmi kurumlarda çalışan aşısızlar ise haftada iki kez PCR olacak ve bunun masrafını kendileri karşılayacak.
İrlanda sağlık yetkilileri, ocak ayından bu yana vakaların en yüksek seviyeye geldiğini açıkladı.
Vakalar bir önceki haftadan yüzde 70 fazla.
Eylül ayında tüm yasakları ve kısıtlamaları kaldıran Hollanda, artan vakalar karşısında başta maske zorunluluğu olmak üzere pek çok kısıtlamayı geri getirdi. Bundan sonra müze, spor salonları ve açık alanlardaki teraslarda da Covid pasaportu zorunlu olacak. 

Her şey çocuklar için

Muhabirlik yaptığım yıllarda Çocuk Esirgeme Yurtları ile ilgili bir haber yapmamı istemişlerdi.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlar ve maske

Maske kullanımıyla ilgili kurallar yenilendi.


Yeni verilere göre; aşılı kişilerin dış mekanlarda sadece konserler ve maçlar gibi çok kalabalık etkinliklerde maske takması öneriliyor.
Açık alanda farklı evlerde yaşayan kişilerin bir araya geldiği restoranlarda ya da davetlerde aşılıların maske takmasına gerek yok ama aşısız iseniz maske takmanız gerekli.
Aşısız iseniz maske taksanız da açık havadaki davetlerde risk almış oluyorsunuz.
Kapalı ortamlarda herkesin maske takması öneriliyor.
Aşılılar kapalı yerlerde maskeyle güvenli ama aşısızlar maske takmış olsa da kapalı ortamlarda çok güvenli sayılmıyor.

Neden tasarruf ettiniz?

Geçtiğimiz pazar Dünya Tasarruf Günü’ydü.

Yazının Devamını Oku

Devler Antalya’da buluşuyor

Pandemide duraklama dönemine giren turizm ve etkinlik sektörü, aşı ve tedbirler eşliğinde yeniden canlandı. Hatta kaybolan günlerin acısını çıkarıyor bile diyebilirim.

İşte bu nedenle, bu yıl yapılacak olan ACE of M.I.C.E. büyük önem taşıyor ve geçmişe göre hayli kalabalık olacak.
O nedir diyenler için, ACE of M.I.C.E. Kongre, Toplantı ve Etkinlik Ödülleri, sektör faaliyetlerinin sürdürülebilir büyümesine yön verme, bu alanda hizmet veren kurum ve kuruluşlarda daha mükemmele ulaşma arzusu yaratma hedefiyle gerçekleştirilen bir organizasyon. 
Sektörden hizmet alan kurumsal şirketleri ödül gecesi vasıtasıyla bir araya getirmeyi ve kongre, toplantı ve etkinlik sektörünün bilinirliğini küresel ölçekte artırmayı hedefleyen ilk ve tek ödül programı. 
Bu yıl Turkish Airlines isim sponsorluğunda gerçekleşecek olan ACE of M.I.C.E., turizm cenneti olan ve etkinliklerin çoğunun kalbinin attığı Antalya’da NEST Kongre Merkezi’nde yapılacak. 7-9 Kasım arasında ulusal ve uluslararası 400’ün üzerinde kurumsal firma ile 3 gün boyunca bire bir, yüz yüze görüşme sağlanacak.
Buna pandemi ve turizmi olumsuz etkileyen yangın ve sel felaketleri sonrası sektörün ilk büyük buluşması diyebiliriz.
Bu 3 gün içinde 7 bine yakın iş kontağının bire bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
İngiltere, Kanada, Amerika, Moskova, Dubai’de kurumsal etkinlik organizasyonu yapan operatör ve acenteler de Antalya’da olacak. 

Yazının Devamını Oku

Koku ve tat kaybı

Daha önce paylaşmıştım, deneyip, teşekkür eden çok oldu.


Bu aralarda da korona olup koku ve tat kaybı yaşayanların sayıları da arttığı için tekrar etmekte fayda var.
Bu iki duyunun geri gelmesini kolaylaştırdığı söylenen iki tüyo vereceğim size.
Yılmadan, bol egzersiz yapacaksınız.
Kokudan örnek vereyim, benzer metodu tat için de uygularsınız.
Önce keskin kokusu olan dört uçucu yağ belirleyeceksiniz.
Gül, mentol, limon ve karanfil kokuları olabilir deniliyor genelde.

Yazının Devamını Oku

Yeni varyant eski tedbirler

Sonbaharın gelişiyle İngiltere başta olmak üzere dünyanın her yerinde korona vakalarında yine ciddi artışlar gözlemlenmeye başladı.


İngiltere, günde 44 bin küsur vaka ve 223 ölümle son 7 ayın en yüksek ölüm sayısını bildirdi.
Bir de Hindistan’dan adaya gelen yeni bir varyanttan bahsediliyor.
Ve artık uzmanlar, B planına geçme zamanının geldiğini söylüyorlar.
Kapalı yerlerde maske zorunluluğu, hatırlatma aşılar, öğrencilerin aşılanması, aşı pasaportu ve evden çalışmaya geri dönülmesi bunların başında gelmekte.
Okullardaki virüs yükü düşünüldüğünde, çift aşılı olanların bile koronaya yakalanması muhtemel.
İnsanlar ikinci, hatta üçüncü kez korona olmaya başladılar.

Yazının Devamını Oku

Sürü psikolojisi

Squid Game dizisinin bu kadar popüler olmasına, neredeyse izlemeyen kalmamasına anlam veremeyenlerden misiniz?


Ben bunu emek, reklam, para basma, influencer satın alma gibi bilinen nedenlerden sonra tamamen sürü psikolojisine bağlıyorum. 
Herkes sosyal medyasında bu diziyle ilgili paylaşım yapınca, arkadaş sohbetlerinde tartışınca sürüden ayrı kalmamak için tek çare kalıyor; açıp izlemek.
Hikayenin yarışma havasında geçmesi
tabii ki izleyenleri de ister istemez senaryonun içine sokuyor.
Nasıl ki futbol maçları kalabalıklar halinde izleniyor ya da “Survivor” gibi yarışmalar reyting rekorları kırıyor, bu dizideki oyunlar da öyle işte.
İzliyor, merak ediyor, bir sonrakini de kaçırmamak istiyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

İki güzel ruh: Emre ve Meera

Bizim dernek HAÇİKO, malumunuz sokak hayvanlarına yardım ediyor.

Kulakları küpeli, patileri tozlu, çamurlu, tüyleri bazen bakımsız ama gözlerinin içi sevgi dolu sokak köpeklerine ve kedilerine...
Evi, başını okşayacak bir eli olmayanlara, ormanda yaşam savaşı verenlere, barınaklarda kafesler ardında çaresiz sahiplenilmeyi bekleyenlere...
“Durum böyleyken senin bu kadar cins köpekle ne işin var” diye soranlar olacağı için baştan söyleyeyim: Bahsedeceğim etkinlikteki cins köpeklerin hepsi, sokaklardaki arkadaşlarına yardım için bizimleydiler.
Onlar için satılan çantaların gelirinin bir kısmı, sokak hayvanlarına tedavi ve mama olarak kullanılacak.
Şimdi geleyim sevgili Selin Bozkurt sayesinde bir araya geldiğim Emre Ertürk’e.
Kendisi New York merkezli Emre New York kedi köpek çantalarının yaratıcısı.
Markayı ortağı Dalya Sulaiman ile birlikte lanse ediyorlar. Dalya da müthiş enerjisiyle, verdiğimiz davetin ev sahiplerindendi.

Yazının Devamını Oku

Sarılmayı özleyen ağaca sarılsın

Onur Baştürk’ün “yeni trend kucaklaşma” yazısını okurken gözlerim fal taşı gibi açıldı.

Ellerim falan da titremeye başlamış olabilir.
Trend uzmanları ya da markaların stratejicileri yeni dönemde en çok “kucaklaşma” temasını kullanacakmış!
Pandemiden sıkılan kitlelere yeniden kucaklaşma mesajı verilecekmiş!
Eyvahlar olsun...
Ben bu saatten sonra öpüşen, sarılan insanlara hayretle bakarım.
Pandemi endemiye evrilse de virüslerin insanları hasta etmeye devam edeceğini biliyoruz çünkü.
Aldığımız önlemlerle sadece korona değil gripten de korunduğumuzu öğrendik.

Yazının Devamını Oku

Örnek bir proje

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde Başakşehir Belediyesi Hayvan Hastanesi ve Geçici Bakım Evi’nin açılışına katıldım.


5 dönüm araziye kurulan merkezde ameliyathaneler, operasyon öncesi ve sonrası üniteleri, görüntüleme ünitesi ve yerden ısıtmalı bölmeler bulunuyor.
Kısa bir süre sonra içinde kanatlıların tedavisinin yapılacağı yeni binanın açılışı da gerçekleşecek.
HAÇİKO Derneği olarak en büyük hayalimiz, böyle merkezlerin tüm il ve ilçe belediyelerine yayılması.
Zaten Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu da açtıkları hastane ve bakım evinin örnek bir proje olduğunu ve amaçlarının bunu yaygınlaştırmak olduğunu söyledi.
Projede danışmanlık vermeye de hazırlar üstelik.
Bu yazıyı okuyan belediyelerin aklında olsun.

Yazının Devamını Oku

Yere çöp atmayın kuşlar ölüyor

Pervin Ersoy, çöplerini yerlere atanlara sosyal medya hesabından savaş açtı.

Her gün ama her gün aynı şeyi yazacağım; sokaklara çöp atamazsınız. Çöp kutusu bulamayınca çöpünü elinde taşıyanlar bu ülkenin aydınlık yüzüdür. Elindeki çöpü çöp kovasına atan kaç kişiyiz?” diye yazdı. O kadar haklı ki.

Bu çabasına sonuna kadar ben de destek veriyorum.

İnsan çöpe atacağı şeyi neden yere atar gerçekten de?

Dünyayı temizlemeye kendi kapımızın önünden başlamalıyız.

Normal olan, olması gereken yere çöp atmamak zaten.

Yere çöp atanlara keşke çok ağır cezalar gelse.

Ve keşke yere çöp atanı görenler kafasını çevirmese, uyarmadan geçmese.

Ve bir de

Yazının Devamını Oku

Canlı yayında göbek atan doktor

Seda Sayan’ın programına çıkıp eller havaya göbek atan Medikal Estetik Hekimi Damar Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Banu Küçükpolat sadece izleyenleri değil, tıp dünyasını da ikiye böldü.


Sanırım Seda bile beklemiyordu böyle bir dansı, kenara çekilip o da izlemeye başladı.
TV programlarına çıkan doktorların bu fırsatı, tanınmak ve PR için yaptığını, o dakikaları çok iyi değerlendirmek zorunda hissettiklerini biliyoruz.
Sosyal medyalarında da aynı şekilde davranıyorlar
ve fenomen olmak için türlü yöntemlere başvuruyorlar.
Hatta bazen oyuncu, şarkıcı ve fenomenlerden daha fazla çaba harcadıklarını görüyoruz.
Bunun kendi aralarında farklı açıklamaları var.

Yazının Devamını Oku

Hadi mektup yazıyoruz

Pandemide herkes teknolojiye gömüldü, her şeyimiz dijitale döndü diye düşünebilirsiniz.


Sevinerek yanıldığınızı söylemek zorundayım.
Tam tersine evlere, içimize kapandığımız bu dönemde geleneksele, nostaljik ve duygulara yakın olana dönüş gerçekleşti.
Plan International UK tarafından yapılan araştırmaya göre karantina döneminde her 5 İngiliz’den 2’si mektup yazmaya başlamış.
Mektup yazmak, kağıda kaleme sarılmak yeni dünyaya biraz uzak kavramlar, kabul ediyorum.
Yazı yazmayı umutmuşum gibi geliyor bana da... Bilgisayarda kısa sürede yazdığım bir paragrafı kağıda dökemeyecek gibi hissediyorum.
Ama tersi doğru.

Yazının Devamını Oku