Paylaş
Nefes almak, çay, kahve almak, tuvalete gitmek...
Kısacası, ikinci yarıya hazırlanmak.
Ama bu kez öyle olmadı.
FIFA, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finalinde bir devre arası şovu düzenledi ve futbolun en büyük gecesini dünyanın en büyük konserlerinden birine dönüştürdü.
Super Bowl geleneğinden ilham alan bu gösteri, futbolseverlere sadece bir maç değil, aynı zamanda unutulmaz bir sahne deneyimi yaşattı.
Şovun sanat yönetmenliğini Coldplay’in solisti Chris Martin üstlendi. Sahnede ise Madonna, Shakira, Justin Bieber, BTS ve Burna Boy gibi dünyanın en büyük yıldızları vardı.
Orkestra şefi Gustavo Dudamel, Coldplay, çocuk koroları ve sürpriz konuklarla birlikte ortaya gerçekten nefes kesici bir prodüksiyon çıktı.
Üstelik bu gösteri yalnızca eğlence amacı taşımıyordu, FIFA ile Global Citizen’ın eğitim fonuna dikkat çekmek için de hazırlandı.
Bana sorarsanız, spor artık yalnızca skor değil, kültür, müzik ve görsel bir deneyim.
Hatta şunu düşündüm: Türkiye’de böyle bir devre arası şovu olsa, stat koridorları bomboş kalır. Kimse yerinden kalkmaz.
Çünkü bazen sahnenin üzerindeki yıldızlar, sahanın üzerindekiler kadar heyecan veriyor.
Görünen o ki FIFA, Dünya Kupası’nı yalnızca bir futbol organizasyonu değil, gezegenin en büyük eğlence sahnesi olarak da konumlandırmaya kararlı.
Ve bu ilk adım, şimdiden futbol tarihine geçti.
Benim aklımda da şu soru ve projenin ışığı yandı tabii, bizde de maçlarda devre aralarında şovlar, konserler, sanat etkinlikleri olsa keşke.
FIFA başlattı, devamını biz getirelim.
Dua Lipa, Shakira’yı izlerken
Dünya Kupası finalinde dikkatimi çeken sadece sahnedeki muhteşem şov değildi.
Madonna, Shakira, BTS, Justin Bieber ve Burna Boy sahnedeydi ama tribünlere baktığında da manzara en az saha kadar ışıltılıydı.
Dua Lipa, Beyonce ve Jay-Z, David ve Victoria Beckham, Timothee Chalamet, Pharrell Williams, Matt Damon, Tom Cruise...
Hepsi oradaydı.
Sahnede değil, tribünde oturup meslektaşlarını alkışladılar. Hiçbiri “O sahneye çıkıyorsa ben gölgede kalırım” demedi.
Tam tersine, en büyük yıldızlar başkalarını alkışlamaktan çekinmedi.
İşte gerçek özgüven tam da bu.
Keşke bizde de sanatın önüne ego geçmese.
Başkasının başarısını alkışlayabilsek, çünkü büyüklük yalnızca alkış almak değil, gerektiğinde alkışlamayı da bilmek bence.
Tom Cruise mu o?
Dünya Kupası finalinde kameralar tribünleri gezerken bir an Tom Cruise ekrana geldi.
İtiraf edeyim, birkaç saniye ekrana bakakaldım.
Kendisi 64 yaşında ama sanki yıllar onun takvimine uğramıyor.
Hatta geçen günlerde yeni filmi “Digger” ile ilgili çıkan haberleri okuyunca buna daha da şaşırdım.
Alejandro G. Inarritu’nun filminde canlandırdığı petrol baronu Digger Rockwell karakteri için Tom Cruise’u daha yaşlı gösterebilmek için gri saçlar, protez makyaj, takma dişler ve özel efekt makyajı kullanılmış.
İşin ironik tarafı şu:
Gerçek yaşı 64 olan bir oyuncuyu, yine o yaşlarda görünen bir karakter için daha yaşlı göstermek zorunda kalıyorlar.
Sonra Dünya Kupası finalinde tribündeki doğal hâlini gördük.
Makyajsız, filtresiz, olduğu gibi...
Ve bir kez daha anladık ki, Benjamin Button benzetmesi hiç de abartı değil.
Paylaş