GeriÖmür GEDİK Dilber Ay’ın isyanı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dilber Ay’ın isyanı

 Geçen gün benim de üyesi olduğum MÜYORBİR’in (Müzik Yorumcuları Meslek Birliği) genel kurul toplantısı yapıldı.

Toplantıya Dilber Ay’ın feryadı damgasını vurdu.
“Allah sonumuzu hayır etsin” diye söze başladı Dilber Ay.
Ve “65 kaset yaptım, 700-800 lira telif alıyorum. Şikayetim var. Hakkımızı arayın” diye devam etti.
Toplanamayan telifler ve yönetimlerin de elini kolunu bağlayan, değişmesi beklenen telif hakları yasası, müzik dünyasının kanayan yaralarından olmaya devam ediyor.
Yurtdışında sanatçılar tek bir şarkı sayesinde şatolarda otururken, bizimkiler 700-800 lira ile haklı olarak şikayette.
Bu şartlarda yaşamak zorundalar mı?

Evlenmeye mecalimiz yok!

Bu yıl evlenen de azalmış, boşanan da...
TÜİK verilerine göre evlenenlerde yüzde 1.4, boşananlarda ise yüzde 4.3 azalma görülmüş.
Normaldir.
Öyle zamanlardan geçiyoruz, öyle tuhaf bir enerji var ki üzerimizde, insanın hiçbir şey yapası, hatta evlenesi ve boşanası bile gelmiyor.

Cem Özer ve nikâh masası

TÜİK verilerine göre azaldığı açıklanan evlilik yüzdesini artıran Cem ve Pınar oldu.
Eski arkadaşım, bir süredir sahne partnerim Cem Özer (bu cumartesi CKM Hayal Kahvesi’nde yine sahnedeyiz), beşinci kez “evet” dedi ve senarist Pınar Dura ile evlendi.
Uzun yıllardır birliktelerdi.
Hiç kavgalarını görmedim.
Birbirlerinin özgürlüklerine hep saygı duydular.
Arkadaş olmayı, birlikte eğlenmeyi seçtiler.
Anladım ki uyumlu çiftler, hiç evlenmeyeceklermiş gibi dursalar da bir gün nikâh masasına oturuyorlar.
İkisine de mutluluklar diliyorum.

Dorsay’dan Mithat Alam’a

Atilla Dorsay kadar üretken yazarlara çok sık rastlanmıyor.
Sinema yazarlarının bu kıymetli duayeni her kitabını “Sevgili dostum Ömür Gedik’e en içten duygularımla...” diye imzaladığında gururlanıyorum tabii.
Dorsay’ın imzaladığı yeni eseri “50 Unutulmaz Film”, başucu kitabım oldu bile. 30’lardan 80’lere, klasiklerden kıyıda kalmış sağlam filmlere kadar pek çok yapıtın eleştirisi var bu kitapta.
Ve tabii “50 Unutulmaz Film”in bir başka özelliği daha var.
Kitabın adandığı iki isimden biri olan, yakın zamanda yitirdiğimiz Mithat Alam, her sinema sevdalısı Boğaziçili gibi benim için de özeldir.
Sinema sevdamız ve donanımımızın temeli Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde atılmıştır çünkü.
“50 Unutulmaz Film”i okurken her satırında onu rahmet ve özlemle anıyorum.

TAV’la ücretsiz internet

Telefonumla ilgili iki büyük şikayetim var.
Birincisi günün yarısını bile çıkarmayan şarj durumu.
Diğeri ise sürekli dolan ve cüzdanımı fena halde zorlayan internet paketi.
Hele bir de yurtdışındaysam vay halime.
İkinci sorunumda sağ olsun TAV kartım imdada yetişti.
Çantamdaki kartlar arasında en faydalısı olan TAV, tüm dünyada ücretsiz kablosuz internet hizmeti veren iPass ile anlaştı.
Yani artık TAV kartı kullanıcıları olarak yurtdışında ve içinde pek çok yerde ücretsiz olarak WiFi servisi alıyoruz.
Hem de sadece bir değil, üç cihazda kullanabiliyoruz bu hizmeti.
Teşekkürler TAV.

 

X

İTÜ mezuniyet töreni

İTÜ birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın konuşmasını yaparken onu izleyen arkadaşlarının kamera onları gösterdiğinde el sallamaları, gülücükler atmaları sosyal medyada hayli konuşuldu, bolca da eleştirildi.

İTÜ birincisi kadına şiddet, eşitsizlikten, gençlerin sorunlarından bahsederken arkadaşlarının kamera gördüğünde başka bir dünyadaymış gibi davranmaları yerden yere vuruldu.
Bu nasıl gençlikmiş, sorunlar umurlarında değilmiş, tek dertleri kameraya el sallamakmış, falan filan.
Durun arkadaşlar, siz hiç genç olmadınız mı?
Mezuniyet gününüzü hatırlayın.
Ruh halinizi, heyecanınızı, arkadaşlarınıza, okula veda ediyor oluşunuzu.
Kendinizi bir seminer ciddiyetinde hissetmenize imkan var mı?
İTÜ ülkemize pırıl pırıl gençler kazandıran ve kazandırmaya devam edecek bir üniversite.

Yazının Devamını Oku

Site içinde hayvan beslemenize karışamazlar

Bu aralar ne yazık ki öyle çok karşılaşıyoruz ki bu soru ve sorunla:“Site içinde kedi ve köpekleri beslememe izin vermiyorlar, şikayet edeceklerini, hatta evden çıkaracaklarını söylüyorlar, ne yapmalıyım, haklarım nelerdir?”

HAÇİKO Derneği avukatlarından Serdar Uluç bu soruyu şöyle yanıtladı:
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde hayvanların yaşama ortamı tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre; bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yer, yaşama ortamıdır.
Özel mülkiyet/kamusal alan ayrımı yapılmaksızın hayvanların içgüdüsel olarak bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü her yer onların doğal yaşama ortamıdır.
Aynı kanunun 4. maddesinde hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler düzenlenmiştir. Buna göre; bütün hayvanlar eşit doğar ve yaşama hakkına sahiptir.
Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Yazının Devamını Oku

İşimiz ve kışımız zor

Beyoğlu’ndan Çiçek Pasajı’na doğru yürüdüm geçen gün.

Ve başka bir dünya olduğunu görmüş oldum.
Korunaksız, kalabalık, maskesiz, tekinsiz, vurdumduymaz.
10 kişiden 9’u maske takmıyor.
Kalabalıklar içinde kimi zaman omuz omuza yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Mekanlar tıklım tıklım, masalar dip dibe, insanlar üst üste.
Restoranlara müşteri çekmek için maskesiz insanlar tükürüklerini havaya saçarak bağırıyorlar.
Kimi zaman yüzünüzü yüzünüze hem de.

Yazının Devamını Oku

Lady Diana ayakta alkışlandı

Kristen Stewart’ın Lady Diana’yı canlandırdığı “Spencer” filminin galası bu yıl 78’ncisi gerçekleşen Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Film bittiğinde Stewart’ın 3 dakika boyunca ayakta alkışlandığı görüntüleri izleyince beklentim de arttı tabii.

Bu yıl tam bir Diana yılı oldu aslında.

“The Crown” dizisinde Emma Corrin’in Diana’sını izledikten sonra Elizabeth Debicki ve şimdi de Kristan Stewart Diana rolüne büründü.

Mutsuz, depresif, ağlamaklı bakışlarıyla ünlü Kristan Stewart bu anlamda bu üçlü içinde role ve karaktere en yakışanı diyebilirim.

Fragmandan gördüğüm, gayet başarılı olduğu.

Yine aynı fragmandaki “Perfect Day” şarksının yorumuna da bayıldığımı söylemeden geçmeyeyim.

Spencer, Amerika’da 5 Kasım’da gösterime girecek.

Bizdeki vizyon tarihi ise henüz belli değil.

Yazının Devamını Oku

Ferhan Şensoy’un ardından

Pandemi döneminde, son birkaç yılda ne büyük kayıplar yaşadık.


Sanki bir dönem elimizin altından kayıp gitti.
Öksüz kaldık.
Daha Rasim Öztekin’in gidişinin şoku ve üzüntüsünü yaşarken şimdi de Ferhan Şensoy...
Şunu düşündüm; bu büyük ustalar gerek pandemi gerekse de kendi rahatsızlıkları nedeniyle sahnelerden uzak kaldıkları bu dönemde neler yaşadılar acaba?
Tiyatroyu, sahneyi, seyircileri özlediler mutlaka.
Kavuşacakları zamanı dört gözle beklediler.

Yazının Devamını Oku

Maske karşıtıydı koronadan öldü

Teksas’ta maske karşıtı gösterileri organize eden ekip lideri Caleb Wallace, koronadan öldü.

Wallace sadece maske değil, koronayla ilgili tüm önlemlerin, kapanmaların, medyanın aşı yayınlarının da karşısındaydı.

Tüm bunlara karşı çıkmak için The San Angelo Freedom Defenders adlı grubu ve The Freedom rallisini organize etmişti.

1 ay önce koronaya yakalandı.

Bu süre boyunca yoğun bakımda tedavi gördü, ancak hastalığı yenemedi.

Caleb Wallace sadece 30 yaşındaydı.

Üç çocuğu vardı ve eşi dördüncü çocuklarına hamileydi.

Ne denebilir ki...

Sonu çok acı.

Yazının Devamını Oku

Garip Bülbül, Neşet Ertaş

Neşet Ertaş’ın hayat hikayesinden Oscar’lık film çıkar mı?


Haberi alınca ilk aklıma gelen bu soru oldu.
Ve hemen “evet” dedim içimden.
Çıkar, hem de nasıl çıkar...
Bir kere filmin yapımcı koltuğunda çıktığı yıl Oscar aday adayımız olan “Ayla”, gişe rekortmeni “Müslüm”, “Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu” gibi filmlere imza atan Mustafa Uslu oturuyor.
Ve tabii yönetmen koltuğunda usta sinemacı Ömer Faruk Sorak var.
UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde bulunan Neşet Ertaş’ı Abdal geleneğini sürdüren Bektaş Dolu ve Ramazan Bağgül canlandıracak.

Yazının Devamını Oku

Daire 16’ya ödül

Bir apartmana taşınırsam, 16 no’lu daireye gönlüm kayabilir.


Ama bu apartman, kesinlikle Özay Kaya’nın yaşadığı apartman olmayacaktır.
Çünkü o apartmanda oturan, karda kışta konforlu evlerinde rahatça yaşayan o insanlar, sokaklarını bir köpeğe çok görmüşlerdir.
O köpeğe gösterilen sevgiye, şefkate katlanamamışlardır.
Bir insan evinde hayvan istemeyebilir, dört duvarıdır.
Ama sokaktaki hayvanı niye istemez, neden “alın bunu barınağa atın” der?
Gece olunca nasıl rahat uyur?

Yazının Devamını Oku

Dağın bile boyu kısaldı

Küresel ısınma krizi kapıda değil, içeride.

Dünyanın her yanı sinyal veriyor.
Buzulların erimesi sonucu İsveç’teki Kebnekaise Dağı, bu yıl 2 metre daha küçülerek 1990’dan bu yana yüksekliğinden 20 metre kaybetti.
Haiti’deki depremin ardından vuran tropikal fırtına Grace, depremzedelere bir felaket daha getirdi. İngiltere’nin kuzeyinde bulunan, her yıl 16 milyon ziyaretçi alan muhteşem dağ ve göl manzaralı milli park Lake District’te yaşanan toprak kayması sonucu hem yürüyüş yolları hem de bölgedeki vahşi yaşam tehlike altında.
Ne yazık ki devamı gelecek...

Adını Bozkurt koyduk

HAÇİKO Derneği ekipleri yorgun.

Yazının Devamını Oku

2 dakikalık duş

İklim krizinin artık farkındayız diye düşünüyorum.

Bir yanımızı sıcaklar kavururken, bir yanımızı sel alabiliyor işte...

Ve ne yazık ki gelecek yıllar da farklı olmayacak. Hatta belki daha da kötüsü olacak.

Sadece Türkiye için değil, dünya için de geçerli bu yazdıklarım.

Doğal afetler yolda.

Su kenarlarına kurulmuş şehirlerin alması gereken önlemler arasında su yolunun doğal yollarla düzeltilmesi ve tehdit olmaktan çıkması başta geliyor.

2009 yılında Singapur’da bir kanalın beton görüntüsünden çıkarılıp doğal nehir haline getirilmesi buna güzel bir örnek.

Bu yeni su yolu, biyoçeşitliliği artırdı, şehrin yeşiline katkı sağladı ve su baskınlarının önüne geçilmiş oldu.

Betonun güneşin ışınlarını çekerek sıcaklığı artırdığını ve küresel ısınmaya neden olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar ve aşısızlar

Aşı karşıtları hep şu soruyla geliyor; “sen aşı olduysan ve korunduğunu düşünüyorsan neden beni aşı olmaya zorluyorsun?”


Ben de kendi kafamdan değil, uzmanlara danışarak aldığım cevabı size iletiyorum.
Aşı olmayanlar hastalandıklarında vücutlarında daha fazla virüs yükü taşıyorlar, daha çok ve daha uzun süre bulaştırıcı oluyorlar.
İşte tam da bu nedenle aşılı kişilerin aşısızlarla aynı ortamlarda bulunmak istememesi çok normal.
Eski normalimize ve maskesiz hayatımıza dönmek istiyorsak herkesin aşılanması gerekiyor.
Aşısız kişiler nedeniyle virüs zayıflamıyor, aksine mutasyona uğrayarak salgının devam etmesine yol açan varyantlar ortaya çıkıyor.

In & Out

Daha güzel bir dünya için olması gereken yeni düzeni yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Haydi tatile gidelim

Ülkemizdeki yıkıcı orman yangınları hepimizi öyle üzdü, öyle mahvetti ki ne tadımız kaldı ne tuzumuz.

Tatilciler tatillerini bırakıp döndüler, gideceklerin bir kısmı iptal etti.

Bir kısmımız bırakın tatili, işi gücü bırakıp kendimizi yangın bölgelerine yardım götürmeye adadık.

Yangınlar sona erdi belki ama saracak çok yaramız oldu.

Acıları uzun yıllar sürecek, kolay kapanmayacak yaralar bunlar.

Ama diğer yanda da hayat devam ediyor.

Özellikle turizm bölgelerinde yetkililer ve esnaf halka tatillerinden vazgeçmemeleri için çağrıda bulunuyor.

Geçen yaz pandemi, bu yıl yangınlar derken zaten kısa olan yaz sezonundan bir darbe daha yemek istemiyorlar haliyle.

Herkesin ruh hali kendine tabii ama benimkinin eskisi gibi olma ihtimalı pek yok gibi.

Yazının Devamını Oku

Bravo İbrahim Çelikkol

İbrahim Çelikkol’un elinde hortumla orman yangınına müdahalesini “orada ne işi var, işi bilene bıraksın” diye yorumlayan art niyetli güruha sesleniyorum.


İbrahim ormanı, vahşi doğayı, ağacı, hayvanları hepinizden çok daha iyi bilir.
HAÇİKO’nun en değerli destekçilerindendir, sporcudur ve yaşamının büyük bir kısmını zaten hayvanlarla birlikte doğada geçirmektedir.
Ve eminim yangına müdahalesiyle fark yaratmış, ağaç ve hayvanların kurtulmasını sağlamıştır.
Yangında en önde korkusuzca mücadele eden herkesle birlikte kendisine de teşekkür ediyorum.
Helal olsun İbrahim!

Konsere aşı zorunluluğu

İlgi odağımızın, konsantrasyonumuzun koronadan ülkemizi yakan yangınlara kaydığını yazmıştım.

Yazının Devamını Oku

Yangın psikolojisi

Günde iki saat korona konulu yayın okuyan, her saniyesinde korona düşünen, takıntılı unvanını her anlamda hak eden ben, geçen hafta sonu koronayı aklımdan bile geçirmedim.

Kendimden vazgeçtiğimin resmidir bu.

Eminim hepiniz benim gibi hissettiniz, aynı duygu halini yaşadınız.

Ormanlarımız, yeşilimiz, ağacımız, hayvanlarımız, insanlarımız, köylerimiz, evlerimiz yanarken başka ne olabilirdi ki?

Parmağımızın ucu yandığında çektiğiniz acıyı düşünün.

Canlılar yandı, yanarak öldü, kül oldu.

Bize düşen görev ise sahaya inip kurtarabildiklerimizi hayatta tutmaktı.

HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlikten Koruma Derneği) olarak sahadaydık.

Antalya, Manavgat, Bodrum, Muğla ve Silifke’deki temsilcilerimiz gece gündüz demeden, canları pahasına yangından hayvan kurtarmaya çalıştılar.

Yazının Devamını Oku

Sol şeritte tampona yapışanlar

Hayatımda hiçbir soruma bu kadar çok “evet” cevabı almamıştım!


“Sol şeritte 120 ile gidiyorken arkadan tampona yapışana yol vermek zorunda mıyım?” diye sordum Twitter hesabımdan.
Son baktığımda 808 RT ve 1335
yanıt vardı.
Alıntı yapanlarla birlikte binlerce
“evet” cevabı yani.
Trafik dersi verenlere teşekkür ediyor, anladıklarımı yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Come to Beşiktaş yenge

Ben bu yazıyı yazarken, Brezilyalı futbolcu Alex Teixeira henüz BJK kulübü ile imzayı atmamıştı.

Görüşmeler sürüyordu.

Ama Beşiktaşlı taraftarlar onlardan önce imzayı attı.

Alex’in eşi Thais Christina’nın Instagram’da paylaştığı son fotoğrafa, sıkı durun, ben baktığımda “Come to Beşiktaş yenge” (Beşiktaş’a gel yenge) diyen 105 bin yorum vardı.

Sonradan kim bilir kaç tane daha eklenmiştir...

Başka hiçbir takımda bu birlik, beraberlik, bu azim, bu tutkuyu bulamazsınız.

Ben şimdi bu taraftara âşık olmayayım da kime olayım?

Aşı karşıtlarına karşıyım

Aşılananlar, aşılanmayanlar, aşıyı savunanlar, aşı karşıtları...

Yazının Devamını Oku

Belediyelerde son durum

Sokak hayvanlarının refahına duyarlı belediyelere ve başkanlarına teşekkür ederek başlayayım yazıya.


Uzun bayram tatilinde barınaklarında ve rehabilitasyon merkezlerinde yeterli personel bulunduran, bu bilgiyi bizimle paylaşan ve paylaşmayan belediyelerle ilgili yazımın ilk bölümünü salı günü burada yayınlamıştım.
Çağrımıza cevap veren ve vermeyen belediyelerle ilgili bilgileri aktarmaya devam ediyorum.
Bu arada herkesten ricam, bağlı oldukları belediyelerin barınaklarını arayarak ya da ziyaret ederek kafeslerdeki canların bakımlarının yapıldığına, mama ve su ihtiyaçlarının giderildiğine emin olmaları.

İşte HAÇİKO belediye listesinin devamı...
Antalya Büyükşehir Belediyesi: 

Yazının Devamını Oku

Belediyeleri aradık işte sonuçlar

Bayramlar, barınaklardaki hayvanlar için diğer günlerde olduğundan çok daha zorlu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor. 


Bu uzun tatil onlar için bayram değil açlık, susuzluk, bakımsızlık oluyor.
Biz de HAÇİKO Derneği olarak bayramlarda ve uzun tatillerde belediyelerden barınak personelleri, veteriner hekimler ve teknisyenlerden kaçının nöbetçi kalacağını, veterinerlik, besleme ve bakım hizmetlerinin devam edip etmeyeceğini sorguluyor, kamu baskısı oluşturmaya çalışıyoruz.
İl temsilcilerimiz bulundukları yerdeki barınakları, biz ise İstanbul’daki belediyeleri arıyor, mail atıyoruz, sosyal medyadan yazıyoruz.
Ben bugünkü yazımda cevap aldığımız belediyeler ve aldıkları, alamadıkları önlemleri sıralayacağım.
Bugünkü listede olmayıp, tatildeki önlemlerini, nöbetçi personel sayılarını söylemek isteyen belediyeler omurgedik@gmail.com adresine yazabilir.
Perşembe günü de onları yazmış olurum.

Yazının Devamını Oku

Yol hipnozuna dikkat!

Tatil göçü başlıyor. Ve bu kez pandeminin de etkisiyle arabayla seyahat edeceklerin sayısı, önceki yıllara göre daha fazla. Dileğim trafik kazalarının hiç olmaması. Ama rakamlar bunun pek mümkün olmadığını gösteriyor.

Çok uzağa gitmeyelim, geçen yıl toplam 983 bin 808 trafik kazası meydana geldi. Bunların 150 bin 275’i maalesef ölümlü, yaralanmalı kazalar.
Büyük şehirlerden tatil beldelerine ya da memleketlerine doğru yola çıkacakların akıllarında tutması gereken bir gerçek var:
Yol hipnozu.
Yol hipnozu, çoğu sürücünün bilmediği ve farkında olmadığı bir fiziksel durum.
Kontağı çevirip gaza bastıktan 2.5 saat sonra yol hipnozu başlıyor.
Gözlerinizin açık olması bir şey fark ettirmiyor o andan itibaren.
Gözün gördüğünü beyin kaydetmiyor, analiz de edemiyor. Yol hipnozunun neden olduğu kazaların başında yol kenarında duran araca veya önde giden TIR’a arkadan çarpma geliyor.

Yazının Devamını Oku

Güle güle Oğlum

Onu görür görmez Oğlum adını boşuna koymamışız.

12 yıllık yolculuğumuzda evlat oldu, arkadaş oldu, dost oldu, sırdaş oldu.

Bu dünyada melek kimdi derseniz oydu işte.

1 yıl önce yakalandığı kanserle, ameliyatlarla, kemoterapi ile mücadele ederken hep güçlü durdu.

Veteriner hekimleri Murat Özhavala ve Ateş Barut abilerine, bizlere ameliyatlarında ve sonrasında hiç zorluk çıkarmadı.

Çok agresif bir kanser türü olan hemanjiosarkomla sağlam bir mücadele verdi.

Hemanjiosarkom kan damarı kaynaklı tümörlerin kötü olanlarına verilen isim.

Önce dalağı kanadı Oğlum’un.

Yazının Devamını Oku