Ömür Gedik

Ömür Gedik

ogedik@hurriyet.com.tr

COP31 öncesi 3 umut

Türkiye, kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek ve tüm dünyanın gözünü buraya çevirecek olan COP31’e, yani Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferan-sı’na hazırlanıyor.

Haberin Devamı

9-20 Kasım tarihleri arasında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya EXPO’da gerçekleştirilecek zirvenin ana odakları; küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji, iklim finansmanı, doğanın korunması, su ve gıda güvenliği ile yeşil dönüşüm.

Dünya iklim krizine karşı atılacak yeni adımları konuşacak ama o arada gündem yine ürkütücü rakamlarla dolu. 

Artan sıcaklıklar, yok olan ormanlar, yaşam alanlarını kaybeden türler... 

Bütün bunların arasında insan ister istemez “Artık çok mu geç?” diye düşünüyor. 

MACAW PAPAĞANI MÜJDESİ

Ama tam da böyle bir dönemde karşıma çıkan bazı haberler bana başka bir şeyi hatırlattı: 

Doğru kararlar alındığında, koruma politikaları gerçekten uygulandığında ve vazgeçilmediğinde doğa inanılmaz bir geri dönüş gücüne sahip. 

Haberin Devamı

Üstelik bunun kanıtları dünyanın farklı köşelerinden geliyor.

Brezilya’dan gelen haber bunlardan biri.

Kırmızı-yeşil Macaw papağanları, yani o muhteşem büyük papağanlar, Atlantik Ormanı’nın bazı bölgelerinden yaklaşık 200 yıl önce yok olmuştu.

Ormansızlaşma ve yasa dışı hayvan ticareti onları buralardan silmişti.

Sonra insanlar bu kez yok etmek için değil, geri getirmek için devreye girdi.

2022’de başlatılan bir yeniden doğaya kazandırma programıyla esaretten ve yasa dışı hayvan ticaretinden kurtarılan kuşlar rehabilite edildi. 

2024’te 35 Macaw yeniden ormana bırakıldı. 

Ve Nisan 2026’da beklenen mucize gerçekleşti: 

İki yavru dünyaya geldi. 

Yaklaşık 200 yıl sonra bu kuşlar Atlantik Ormanı’nda yeniden üremeye başladı. 

PANDALAR HASSAS KATEGORİSİNDE

Bir başka güzel haber dev pandalardan.

Bir dönem neslinin tükenmesinin sembolü haline gelen pandalar artık IUCN sınıflandırmasında “Endangered” yani nesli tehlikede kategorisinde değil. “Vulnerable” yani hassas kategorisindeler. Bu, tehlikenin tamamen geçtiği anlamına gelmiyor. 

Ama yıllarca sürdürülen habitat koruma ve koruma çalışmalarının işe yaradığını gösteriyor.

ÇOK GEÇ DEMEDEN MÜCADELE ETMEK

Ve beni en çok şaşırtanlardan biri sayga antilobu oldu.

O kendine özgü kocaman burnuyla sanki başka bir çağdan kalmış gibi görünen bu hayvan, bir dönem yok oluşun kıyısındaydı. IUCN değerlendirmesinde statüsü Critically Endangered’dan Near Threatened’a, yani “kritik tehlikede” seviyesinden “tehdide yakın” seviyesine yükseldi. 

Haberin Devamı

Bunlar yalnızca üç hayvanın hikâyesi değil.

Bence bize çok daha önemli bir şey söylüyorlar:

Doğayı korumak işe yarıyor.

Bir türü yok oluşun eşiğine getiren de insan olabiliyor, oradan geri çeken de.

Bazen bir ormanı korumak, bazen kaçak avcılığı durdurmak, bazen hayvan ticaretine karşı mücadele etmek, bazen de yıllarca sabırla yürütülen bir yeniden doğaya kazandırma projesi...

Sonuç almak yıllar, hatta onlarca yıl sürebiliyor.

Ama alınıyor.

Belki de doğa konusunda en büyük tehlikelerden biri, “Artık çok geç” diye düşünmek.

Çünkü bu üç hikâye bize tam tersini söylüyor.

200 yıl sonra yeniden bir ormanda kanat çırpan bir Macaw papağanı varsa, umut etmek için hâlâ çok güçlü bir nedenimiz var.

Haberin Devamı

Bu arada COP31’i heyecanla beklediğimi ve yakından takip edeceğimi de söylemeden geçmeyeyim. 

 

Yazarın Tüm Yazıları