GeriÖmür GEDİK Cinemania
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinemania

Hafta sonu yaklaşırken vizyona şöyle bir göz atma vakti de geldi.

Listenin en üst sırasında İngilizce olmadığı halde ‘en iyi film’ Oscar’ını alarak tarihe geçen “Parazit” var.
Aylar sonra yeniden vizyonda ama bu kez Oscar etiketleriyle.
Sınıf farklılıklarından yola çıkarak şekillenen ilginç bir senaryoya sahip olan “Parazit”in Oscar’lık olmadığını düşündüğüm için bana kızmayın lütfen.
Ama övgüyü de hak etmiyor diyemem. Sonuçta tarihe geçen bir filmden bahsediyoruz. İzleyin yani, bakalım siz ne düşüneceksiniz...
“Vahşetin Çağrısı” (The Call of the Wild) adlı uyarlamanın çıkış noktası olan Jack London’ın unutulmaz romanını çoğumuz gözyaşları içinde okumuştuk.
Chris Sanders’ın yönettiği filmin başrolünde Harrison Ford var.
Bir kızak köpeğinin Alaska’daki zorlu hayat mücadelesini anlatan romanın bu başarılı uyarlamasında gerçek köpekler yerine CGI kullanılması hayvan hakları adına şahane bir gelişme, alkışlıyorum.
“Küçük Kadınlar” (Little Women), haftanın bir başka klasik roman uyarlaması.
Greta Gerwig’in yönettiği filmin başrollerinde Saoirse Ronan, Emma Watson ve Florence Pugh var.
İç savaş sonrasında birbirlerine sevgi bağıyla tutunan dört kız kardeşin mücadelesini anlatan film haftanın en iyilerinden.
1994 yılındaki uyarlama kadar iyi.
Musicmania
Sizler için Spotify’da hazırladığım yeni şarkı listesi, Grammy’deki şahane rock performanslarından zamanın ötesindeki şarkılara ve günümüzün yenilerine kadar uzanıyor...
◊ “The Sound of Silence”-Disturbed
◊ “Rüya”-Ünlü
◊ “Farketmeden”-Fikret Kızılok
◊ “Özümden Çok”-Yok Öyle Kararlı Şeyler
◊ “Nalan”-Emir Can İğrek
Hadi siz de mesaj atın
Amerika’nın en sağlam R&B gruplarından Boyz II Men de hayvanseverlerin hedef tahtası oldu.
Bugüne dek 20’den fazla orca’nın ve sayısız yunusun hapsedildikleri küçücük havuzlarda gösteri yapmaya zorlandığı ve tutsaklıkta öldüğü SeaWorld’de mayıs ayında yapılacak festivalde sahne alacak gruba saldırılar şimdiden başlamış durumda.
Sadece Boyz II Men değil Hunter Hayes, Willie Nelson, REO Speedwagon, Vanilla Ice ve The Alan Parsons Project’in de tüm sosyal medya hesapları SeaWorld’deki Seven Seas Food Festivali’ne katılmamaları için uyarı bombardımanına tutuluyor.
Festivalden çekileceğini duyuran ilk sanatçı ya da grubun çok alkış alacağına şüphe yok.
Ben de sanatçı duyarlılığının örneği olacak bu doğru davranışı alkışlamak için sabırsızlıkla bekliyorum.
Bence bu şarkıcı ve grupların Instagram, Twitter ve Facebook sayfalarına siz de yazın, sessiz çığlıkların seslerinden biri de sizinki olsun.

X

Come to Beşiktaş yenge

Ben bu yazıyı yazarken, Brezilyalı futbolcu Alex Teixeira henüz BJK kulübü ile imzayı atmamıştı.

Görüşmeler sürüyordu.

Ama Beşiktaşlı taraftarlar onlardan önce imzayı attı.

Alex’in eşi Thais Christina’nın Instagram’da paylaştığı son fotoğrafa, sıkı durun, ben baktığımda “Come to Beşiktaş yenge” (Beşiktaş’a gel yenge) diyen 105 bin yorum vardı.

Sonradan kim bilir kaç tane daha eklenmiştir...

Başka hiçbir takımda bu birlik, beraberlik, bu azim, bu tutkuyu bulamazsınız.

Ben şimdi bu taraftara âşık olmayayım da kime olayım?

Aşı karşıtlarına karşıyım

Aşılananlar, aşılanmayanlar, aşıyı savunanlar, aşı karşıtları...

Yazının Devamını Oku

Belediyelerde son durum

Sokak hayvanlarının refahına duyarlı belediyelere ve başkanlarına teşekkür ederek başlayayım yazıya.


Uzun bayram tatilinde barınaklarında ve rehabilitasyon merkezlerinde yeterli personel bulunduran, bu bilgiyi bizimle paylaşan ve paylaşmayan belediyelerle ilgili yazımın ilk bölümünü salı günü burada yayınlamıştım.
Çağrımıza cevap veren ve vermeyen belediyelerle ilgili bilgileri aktarmaya devam ediyorum.
Bu arada herkesten ricam, bağlı oldukları belediyelerin barınaklarını arayarak ya da ziyaret ederek kafeslerdeki canların bakımlarının yapıldığına, mama ve su ihtiyaçlarının giderildiğine emin olmaları.

İşte HAÇİKO belediye listesinin devamı...
Antalya Büyükşehir Belediyesi: 

Yazının Devamını Oku

Belediyeleri aradık işte sonuçlar

Bayramlar, barınaklardaki hayvanlar için diğer günlerde olduğundan çok daha zorlu bir yaşam mücadelesi anlamına geliyor. 


Bu uzun tatil onlar için bayram değil açlık, susuzluk, bakımsızlık oluyor.
Biz de HAÇİKO Derneği olarak bayramlarda ve uzun tatillerde belediyelerden barınak personelleri, veteriner hekimler ve teknisyenlerden kaçının nöbetçi kalacağını, veterinerlik, besleme ve bakım hizmetlerinin devam edip etmeyeceğini sorguluyor, kamu baskısı oluşturmaya çalışıyoruz.
İl temsilcilerimiz bulundukları yerdeki barınakları, biz ise İstanbul’daki belediyeleri arıyor, mail atıyoruz, sosyal medyadan yazıyoruz.
Ben bugünkü yazımda cevap aldığımız belediyeler ve aldıkları, alamadıkları önlemleri sıralayacağım.
Bugünkü listede olmayıp, tatildeki önlemlerini, nöbetçi personel sayılarını söylemek isteyen belediyeler omurgedik@gmail.com adresine yazabilir.
Perşembe günü de onları yazmış olurum.

Yazının Devamını Oku

Yol hipnozuna dikkat!

Tatil göçü başlıyor. Ve bu kez pandeminin de etkisiyle arabayla seyahat edeceklerin sayısı, önceki yıllara göre daha fazla. Dileğim trafik kazalarının hiç olmaması. Ama rakamlar bunun pek mümkün olmadığını gösteriyor.

Çok uzağa gitmeyelim, geçen yıl toplam 983 bin 808 trafik kazası meydana geldi. Bunların 150 bin 275’i maalesef ölümlü, yaralanmalı kazalar.
Büyük şehirlerden tatil beldelerine ya da memleketlerine doğru yola çıkacakların akıllarında tutması gereken bir gerçek var:
Yol hipnozu.
Yol hipnozu, çoğu sürücünün bilmediği ve farkında olmadığı bir fiziksel durum.
Kontağı çevirip gaza bastıktan 2.5 saat sonra yol hipnozu başlıyor.
Gözlerinizin açık olması bir şey fark ettirmiyor o andan itibaren.
Gözün gördüğünü beyin kaydetmiyor, analiz de edemiyor. Yol hipnozunun neden olduğu kazaların başında yol kenarında duran araca veya önde giden TIR’a arkadan çarpma geliyor.

Yazının Devamını Oku

Güle güle Oğlum

Onu görür görmez Oğlum adını boşuna koymamışız.

12 yıllık yolculuğumuzda evlat oldu, arkadaş oldu, dost oldu, sırdaş oldu.

Bu dünyada melek kimdi derseniz oydu işte.

1 yıl önce yakalandığı kanserle, ameliyatlarla, kemoterapi ile mücadele ederken hep güçlü durdu.

Veteriner hekimleri Murat Özhavala ve Ateş Barut abilerine, bizlere ameliyatlarında ve sonrasında hiç zorluk çıkarmadı.

Çok agresif bir kanser türü olan hemanjiosarkomla sağlam bir mücadele verdi.

Hemanjiosarkom kan damarı kaynaklı tümörlerin kötü olanlarına verilen isim.

Önce dalağı kanadı Oğlum’un.

Yazının Devamını Oku

Bir yasa hikayesi

6 Temmuz 2021’de Ankara’da, TBMM’deki Hayvan Hakları Yasa Tasarısı toplantısına, diğer pek çok STK ile birlikte HAÇİKO kurucu başkanı olarak ben de katıldım.

20 Şubat 2011’de, Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yine hayvan hakları için buluşmamızın üzerinden 10 yıldan fazla bir zaman geçmiş.

10 yıl içinde Hayvan Hakları Yasası’nın değiştirilmesi gerektiği hep konuşuldu. Ankara’yı kapı komşusu yaptık.

Ve artık sona doğru iyice yaklaştık.

Ama çekincelerimiz var!

Kırmızı çizgilerimiz var!

Kendi çıkarımız için değil, dünyayı paylaştığımız, hatta paylaşırken haklarından bolca çaldığımız canlılar adına bu ‘ama’lar. Ben bu yazıyı yazarken görüşmeler henüz bitmemişti.

Yasa tartışmalarla, çekişmelerle birlikte son haline doğru ilerlemeye devam ediyordu.

Meclise oylamaya gidecek yasa tasarısını şekillendirip, altına imza atacak ve oylamaya katılacak milletvekillerimizden tek ricam, her şeyi bir kenara bırakıp, bu tarihe not düşecek yasada insanlığa,

Yazının Devamını Oku

Sonunda uçağa bindim

Ayda en az 8-10, bazen 15 kez uçağa binen biriyken pandemi nedeniyle karaya vurmuştum.


Geçen yaz Bodrum, Çeşme konserlerime hep arabayla gittim.
Abarttım, Gaziantep’e de arabayla gittim bu kış.
Geçen hafta Bodrum’a yine arabayla gitmeyi tercih ettim.
Ama bir yere kadar, ben de pes ettim sonunda ve cumartesi günü İstanbul Havalimanı’nın yolunu tuttum.
Neredeyse 1.5 yıl sonra ilk kez uçağa bindim.
Özlemiş miyim?

Yazının Devamını Oku

Maskeler bizden

Türk markalarının dünyaya damga vurduğunu görünce öyle seviniyor, öyle gururlanıyorum ki...

Bu haberi görünce de gözlerim ışıldadı, dudağımda bir gülümseme beliriverdi.

Kanada’dan sonra Amerikan hükümeti de yüzlerce maske üreticisi arasından en güvenilir maskenin bir Türk markasına ait olduğuna karar verdi.

TT, bildiğimiz bir marka. GS Mağazacılık Yönetim Kurulu’nda da bulunan Tarhan Telli’nin TT Motors ile başlayan serüveni, TT Medikal markasıyla devam etti.

Ve en güvenilir maske ile dünya çapında tanınır oldu.

Amerika siparişi verdi bile. Artık hastanelerde ve askeri tesislerde yüzde 99 filtrasyona sahip TT Medikal maskeleri kullanılacak.

Aşıyı bir Türk bulmuştu, en güvenilir maske markası olarak da yine Türkiye’den bir firma seçildi.

İstersek yapıyoruz gerçekten de...

Delta var Delta!

Yazının Devamını Oku

Korona aşısını bulan bir veteriner hekim

Herkes kendi aşısını yaparken biz neredeyiz diyorduk ki, güzel haber geldi.

Faz çalışmalarında başarıyla 3’üncü safhaya geçen aşının adı, Turkovac olarak duyuruldu.

1998 yılından beri aşı üretmeyen Türkiye’nin ilk korona aşısını bulan kişinin kim olduğuyla ilgili bilgi ise beni havalara uçurdu, çok sevindirdi ve hayli gururlandırdı.

Sevgili Murat Özhavala’yla sohbet ederken öğrendim, yerli aşıyı bulan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli bir veteriner hekim.

Veterinerlik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra doktorasını viroloji üzerine yapmış. ABD’de ise 3 yıl sadece koronavirüs üzerine çalışmış.

25 yıldır viroloji üzerine çalışmalar yapan, yerli aşıyı bularak yüz akımız olan virolog Özdarendeli’nin aynı zamanda veteriner hekim olmasından yola çıkarak birkaç sitemimi de dile getirmek isterim.

“Şuram ağrıyor, buramda sancı var, midem bulanıyor, başım dönüyor, gözlerim az görüyor” vs. diyemeyen, hastalıklarını anlatamayan dilsiz dostlarımızın dertlerini anlayıp, çare olmak için canla başla çalışan veteriner hekimler ne yazık ki hak ettikleri değeri göremiyor.

Bir kere “Sağlıkta Şiddet” yasa düzenlemesine dahil edilmediler. Hasta sahipleri tarafından saldırıya uğrayan pek çok veteriner hekim varken bu yasada yok sayılmaları kabul edilir gibi değil. 

Benzer bir yanlış korona aşısı hakkında da yapıldı.

Yazının Devamını Oku

Aşı olalım

Şener Şen’in “Sinemalarda, konserlerde, tiyatrolarda yeniden buluşmamız için... Ve normal hayatımıza geri dönmemiz için siz de mutlaka aşınızı yaptırın” dediği Sağlık Bakanlığı videosunu izlemişsinizdir.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sosyal medyasından paylaştı bu videoyu. Şener Şen’e hayranlığım bir kez daha arttı. Aşılanmanın hem kendimiz, hem yakın çevremiz hem de tüm dünya için önemli ve gerekli olduğunu ne kadar çok kişi söyler, gösterir ve anlatırsa bu pandemiden işte o zaman hep birlikte kurtulacağız.
Aşı karşıtlarını, aşılanmaya şüpheyle yaklaşanları hep birlikte aşıya doğru döndürmeliyiz.
Bu konuda takipçilerini, hayranlarını, onları sevenleri ikna etmeye çalışan, örnek olan bütün tanınmış kişiler hem ülke hem dünya sağlığı için en doğru olanı yapıyorlar.
Hayata, normale, sinemalara, konserlere, tiyatrolara ağzımızın tadıyla dönebilmek için herkesin aşı olması şart.

Korona günlüğü

◊ Polonya, bulaşıcılığı yüksek Delta varyantının yoğun olarak görülmeye başladığı İngiltere’den gelen aşısız yolcuların tamamına 7 gün karantina uygulama kararı aldı. Yolcular uçağa binmeden önce testleri negatif çıksa bile 1 hafta karantinada kalacak ve o 1 haftanın sonunda ikinci kez PCR testi yaptırmadan sokağa çıkamayacaklar.

Yazının Devamını Oku

Bodrum’a kadın başkan adayı

Onu nasıl anlatırsın deseler, ilk olarak “dürüst ve azimli” derim.

Ki bence bir yönetici, bir başkan için en önemli özellikler bunlar.

BODER (Bodrum Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği) başkan adayı Itır Köylü’nün beni çok mutlu eden bir başka sıfatı da kadın olması tabii.

Hem de aileden turizmci, gencecik, pırıl pırıl bir kadın.

Yarınki seçim öncesinde kendisiyle Bodrum’da, yeni açılan Door’a Otel’de buluştuk, sohbet ettik.

Planlarını, yol haritasını anlattı.

Bodrum için koyduğu hedeflere ulaşmak amacıyla ekibiyle birlikte canla başla çalışırken kimseyi kırmayacağına, haksızlık yapmadan ilerleyeceğine hiç şüphem kalmadı.

Sağlam, çok değerli isimlerden oluşan bir yönetim kurulu ile birlikte Itır.

Yazının Devamını Oku

Konserler nasıl başlar?

Aşılanma hızlandı, önümüzdeki ay açık alanlarda güvenli bir şekilde konserlerimizi yapmaya başlayacağız gibi görünüyor.

Canlı müzik mekanlarına ve müzisyenlere rehber olacak çalışma da yayınlandı.
Ses Konuşma ve Yutma Bozuklukları Derneği ile Profesyonel Ses Derneği Çalışma Grubu tarafından hazırlanan pandemi sürecinde sahneye dönüş standartları raporundan bölümleri zaman zaman paylaşacağım.
Bugün konuşma, telefonla konuşma, bağırma, şarkı söyleme arasındaki farklardan ve sosyal mesafenin öneminden bahsedeyim.
Rapora göre konuşma sırasında üretilen küçük damlacık miktarı, sesin şiddetiyle doğrudan ilişkili.
Konuşmanın düşük veya yüksek ses şiddetinde yapılmasına göre saniyede yaklaşık 1 ila 50 arasında değişen sayıda partikül (0,06 ila 3 parçacık/ cm3) üretilmekte, ses şiddeti arttıkça damlacık oluşum hızı da artmakta. 
Aynı ortamda aynı kişi tarafından yapılan konuşmanın, yüksek ses şiddetinde yapılması durumunda, yaklaşık 10 kat daha fazla damlacık üretimine neden olduğu rapor edilmiş.
Dolayısıyla telefonda konuşulması, yüksek sesle veya bağırarak konuşulması gibi faaliyetlerin yapılması, daha fazla damlacık ve bulaşa neden oluyor.

Yazının Devamını Oku

Uykusuzluk virüsü

İnsanlığın başına daha ne gibi felaketler gelebilir?

Koronadan başka yani?

Senaristlerin hayal gücü bu konuda sınır tanımıyor.

Özellikle korona ve pandemi sonrası izleyicinin bu türe olan ilgisinin de artmasıyla farklı filmler izleme imkanı buluyoruz.

Dijital platformda yayınlanan “Awake” mesela. 

Tam bir felaket filmi.

Adından anlaşılacağı üzere konu uyanıklık hali üzerinden ilerliyor. Bir küresel felaketin ardından tüm elektronik cihazlar devre dışı kalıyor.

Yaşananlar sonucu insanlar uykuya dalamaz hale geliyor.

Uykusuzluk çeken bilir bunun ne demek olduğunu.

Yazının Devamını Oku

Sağlığa bir Türk damgası daha

Pandemi döneminde bilimin insanlık için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu bilenler çok daha iyi anladı, bilmeyenlerimiz de öğrenmiş oldu.

Bir pandemiden bilim ve bilimin ürünü olan aşılar sayesinde kurtulmak üzereyiz.
Yeni buluşlarda Türk insanının, Türk markalarının adının geçmesi de hepimizi ayrıca gururlandırıyor.
İşte bu nedenle sağlık sanayisinde pek çok yeniliğe imza atan, patentli buluşlarıyla birçok hastalığın tedavi sistemini geliştiren RD Global–INVAMED benim için ayrı bir yerde durmakta.
Tek olmadığımı Kıraç’ın marşıyla karşılaşınca anladım.
Kıraç, bilim insanlarına, inovatif çalışmaları ile dünya sağlığına değerli katkıları için teşekkür amacıyla “Önce İnsan, Önce Can” adlı marşı yaptı. “Sağlık ve bilim adına şükranla #Rdglobal #invamed’e hediyemdir” tweet’i ile paylaştı ve şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Dinç’i de etiketledi.
Bu noktada biraz RD Global’den bahsedeyim.
Özellikle kalp damar cerrahisi, girişimsel nöroradyoloji alanlarında tıbbi cihaz devlerinden biri RD Global-INVAMED.

Yazının Devamını Oku

Sizin de nomofobiniz var

Pandemi döneminde kendimizden çok sosyal medyayla kaldığımız bir gerçek.

Sosyal medyaya gömüldüğümüz desek daha bile doğru olur.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan araştırma geçen ay açıklanmış; günümüzün yüzde 33’ünü internette, yüzde 12’sini ise sosyal medyada geçirdiğimizi ortaya çıkarmıştı.

Geriye de pek vakit kalmıyor zaten.

Artık iş, güç, sevdiklerimizle vakit geçirme, kitap okuma, spor yapma falan nerede derseniz bilemiyorum!

Yemek yemeyi saymıyorum bile, çünkü o telefon, sofrada da ellerden düşmüyor. Bu durumun sonucu yalnızlık, izolasyon, mutsuzluk, depresyon, kaygı vs... Ve tüm bunlara nomofobi de eklenmiş durumda.

Nomofobinin kelime anlamını bilmeyenleriniz vardır belki ama bu hastalığa sizin de yakalandığınıza dair iddiaya girerim.

Çağın fobisi olarak adlandırılan nomofobi, “no mobile phobia”dan türetilmiş bir kelime.

Telefondan uzak kalma, telefona ulaşamama fobisi

Yazının Devamını Oku

Fark yaratanlar

Bir kişi eğer ister, inanır ve çalışırsa çok büyük fark yaratabilir.


Ve o bir kişiye değer ve destek verilirse, bir kişiler çoğalır, toplum iyileşir, dünya güzelleşir.
İşte bu nedenle Sabancı Vakfı Fark Yaratanları’nı çok önemsiyorum.
Sabancı Vakfı, 2009’dan bu yana, yani 12 yıldır Türkiye’nin fark yaratanlarını seçiyor.
İlk yıllarda “Sonraki yıllar için başvuran bulabilir misiniz acaba” diyenler olmuştu.
Tam tersine ilgi arttı, katılım çoğalarak büyüdü.
Güler Sabancı açıkladı, bu yıl 4 binden fazla kişi başvurmuş.

Yazının Devamını Oku

Friends Reunion

Bugüne dek gördüğün en eğlenceli arkadaş grubu hangisi? sorusuna sanırım hepimizin ortak bir cevabı olabilir: “Friends”.

Yıllarımız geçti kahkahalarıyla, kavgalarıyla, kıskançlıklarıyla, küslükleriyle, ayrılmaları, kavuşmaları ama bir şekilde hep tatlıya bağlamalarıyla.

En yalnız, en berbat hissettiğimiz zamanlarda arkadaşlık ettiler bize.

Rachel, Monica, Phoebe, Ross, Chandler, Joey...

Favorilerim hep Joey ve Phoebe olmuştu, hâlâ da öyle sanırım.

Ve 17 yıl aradan sonra “Friends Reunion” geldi işte.

Konsept çok başarılı; okuma provaları, anılar, geriye dönüşler, röportajlar, setin yeniden canlandırılması, misafir oyuncular, talk show formatı...

Bir araya gelme fikrinin hakkını sonuna kadar vermişler.

Konseptin güzelliğini bir kenara bırakırsak tabii ki en çok oyuncuların

Yazının Devamını Oku

Hayvan besleyeni evden atabilirler mi?

Kedimiz, köpeğimiz var diye bizi evimizden çıkarmak, siteden atmak istiyorlar.”


İşte bana ve HAÇİKO’ya gelen en sık sorulardan, sorunlardan bir tanesi.
Avukatlarımızdan, aynı zamanda yönetim kurulu üyemiz de olan Av. Serdar Uluç’un hazırladığı hukuki çözüm metnini aynen paylaşıyorum.
Burada öncelikle yönetim planına bakılmalıdır.
Yönetim planında yasaklanmadıkça daire içerisinde evcil hayvan beslenebilir.
Buna rağmen yönetim planında evcil hayvan bakılması yasak olsa dahi, bu yasağın yok hükmünde olduğuna dair mahkeme kararı da mevcuttur. (İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1073 Es. 01.03.2013 tarih ve 2013/251 sayılı kararı, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2014/6465 E. 2014/12547 K. 11.09.2014 tarihli ilamını inceleyebilirsiniz.)
Yönetim planında yasak olmaması durumunda ise 5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu’nun 5. maddesine göre hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür. 

Yazının Devamını Oku

Korona çocuklar için dev risk

Parklarda bahçelerde maskeli çocukları görünce çok üzülüyorum.

Ama takmayanları da uyarıyorum. Çünkü çok yakın temastalar, mesafeye oyun oynarken pek dikkat etmiyorlar. Böyle bir dönemde hiç kuşkusuz ne çocuk olmak kolay ne de ebeveyn.

Ama biraz daha sabır. En azından aşı yaygın bir   şekilde uygulanmaya başlayana ve pandemi hafifleyene kadar dikkat etmeye devam etmek şart.

Çocukların korona riskinin az olmadığıyla ilgili bilgiler de artıyor üstelik.

Korona çocuklarda hafif geçiyor diye biliyorduk.

En azından onlarda yetişkinler kadar tehlikeli değildi sanıyorduk.

Ama yurtdışından gelen bilgiler maalesef aksini söylüyor.

Brezilyalı doktorların açıklamalarına göre ciddi eklem ağrıları, ishal, öksürük, mide ağrısı çocuklarda görülen korona belirtileri arasında.

Brezilya’da 15 Nisan verilerine göre bugüne dek

Yazının Devamını Oku

4 bin adım atarız artık

Pandemide kapanmada hayatımızı yemek üzerine kurduk. Tek eğlencemiz o gün ne yiyeceğimiz ile ilgili oldu. E kilolar da geldi tabii.


Spor derseniz, pandeminin başındaki azim, istek yok.
Kendimizi kandırmak ve harekete geçmek için neden bulamıyoruz.
İşte tam da bu anda, tamamen salmaya meyilliyken gelen “günde 10 bin adım atmaya gerek yok, 4 bin adım da yeterli” müjdesi beni yeniden gaza getirdi.
10 bine ulaşamıyor ve kendimi başarısız hissediyordum.
Şimdi yürüyüşlere yeniden başlıyorum. 4 bini adımı geçtiğim günler de olacaktır, o zaman da madalya takarım kendime.
Attığım adımlar tabii ki Help Steps üzerinden HAÇİKO’ya, sokak hayvanlarına mama ve tedavi olarak gidiyor.

Yazının Devamını Oku