Ömür Gedik

Ömür Gedik

ogedik@hurriyet.com.tr

Bu Faust’u kaçırmayın

Faust, Goethe’nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir başyapıt.

Haberin Devamı

Çok başarılı ama hayattan memnun olmayan bir alimin, sınırsız ilim ve dünyevi zevkler için ruhunu şeytana satmasını anlatır.
Goethe, Urfaust adıyla 18 yaşında başladığı oyunu, 1806’da Faust I ve 1832’de Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak 83 yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiş.
Daldan dala konduğumuz, konsantrasyonumuzun son derece kısa süreli, zayıf ve sınırlı olduğu bu devirde tek bir esere bir ömür adamak delilik gibi geliyor.
Ama sanat ve yaratıcılık da delilikle birleşince evrensel ve ölümsüz bir başyapıta dönüşüyor işte.
Faust, yıllar geçse de eskimeyen, hatta sahneye her dönüşünde yeniden doğan eserlerden.
Oyun, yurtdışında tiyatro sahnelerinin vazgeçilmezlerinden biri olsa da Türk tiyatro sahnesinde çok uzun bir zamandır yoktu.
Her anlamda zor bir eser çünkü ve ne şanslıyız ki uzun yıllar sonra, Devlet Tiyatroları’nın 75’inci yıl kutlamaları kapsamında yeniden sahnelenmeye başladı.

FAUST’A DEV PRODÜKSİYON

Geçen hafta Ankara’da ziyaret ettiğim Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile Faust üzerine uzun uzun konuşmuştum, anlattıkları heyecanımı öyle artırmıştı ki, izleyeceğim günü iple çekiyordum.
Ve sonunda geçtiğimiz hafta oyunu İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde izledim.
Yaklaşık 3 saat süren bu dev prodüksiyon, yalnızca bir tiyatro oyunu değil; adeta sahnede yaşayan, hayat bulan bir sinema filmi gibiydi.
Dekorlar görkemliydi, kostümler oyunun ruhunu iliklerine kadar yansıtıyordu, müzikler ve ışık tasarımı ise sahnenin her duygusunu izleyicinin içine işliyordu.
Yönetmen koltuğunda Ayşe Emel Mesçi vardı ve oyunu izlerken salonda onun da bulunması ayrı bir keyifti.
En çok ne etkiledi biliyor musunuz?
Oyunculuklar.

SÜKUN IŞITAN BÜYÜLÜYOR

Başta yönetmen Ayşe Emel Mesçi, Mefisto’yu canlandıran Sükun Işıtan ve Faust’u canlandıran Emre Başer olmak üzere, tüm oyuncular ve emeği geçen herkesi ayakta alkışlıyorum.
Özel bir parantez Sükun Işıtan için.
Medea Material ile ‘yılın en başarılı kadın oyuncusu’ dalında Afife Jale ödülü alan Sükun Işıtan bu rolde de devleşiyor.
Kendisini izlerken ses tonunun ve sesi iyi kullanmanın tiyatroda ne kadar önemli ve güçlü bir araç olduğunu düşündüm durdum.
Buna bir de beden dili eklenince seyre doyum olmuyor.
Faust’taki Mefisto olarak da kendisine ödüller gelecektir kuşkusuz.
Şimdi ise benim aklım Afife Jale aldığı Medea Material’de, onu da ilk fırsatta izlemek üzere kendime not aldım.

AKM’YE KÜÇÜK BİR ÖNERİ

Yazının ortalarında sahne ve ışık tasarımından bahsetmiştim.
Oyun için her detayın ne kadar titizlikle düşünüldüğü belliydi.
Ancak burada AKM özelinde küçük bir parantez açmak istiyorum.
AKM’nin salonu çok şık, çok modern ama koltukların ve duvarların açık bej tonlarında olması beni zaman zaman oyundan kopardı.
Nasıl ki aydınlık bir odada film izleyince perdeye tam odaklanamazsınız, aynı hissi yaşadım.
Açık renkler gözünüzü sahneden çalıyor.
Tiyatroda karanlık atmosfer izleyiciyi hikâyenin içine çeker.
Belki küçük bir dokunuşla, belki bir sponsor iş birliğiyle, belki daha koyu tonlarla bu etki çok daha güçlü hale getirilebilir.
Bu, salonun daha da mükemmel olması için içten bir öneri.
Bunu da dedikten sonra sözüm Faust’u kaçırmayın olacak.
Faust sadece bir tiyatro oyunu değil.
İnsan ruhuna, arzulara, hırslara ve bedellerine tutulan bir ayna.
Uzun yıllar sahnelenmemiş bu dev eserin böylesine güçlü bir prodüksiyonla geri dönmesi Türk tiyatrosu adına büyük bir kazanım. Faust’un İstanbul AKM’de sıradaki temsilleri 28 Şubat,
1-5-6-7-13 ve 14 Mart tarihlerinde.

 

Yazarın Tüm Yazıları