Paylaş
Bana Süleyman Seba’nın “İyi insan olmadan iyi Beşiktaşlı olunmaz” sözünü bir kez daha anımsattı.
Her sabah Bebek’ten denize giriyor Vedat.
Amacı, engelli bireylerin sorunlarına tek bir gün değil her gün dikkat çekmek.
3 Aralık geldiğinde hepimiz hatırlıyoruz. Paylaşımlar yapılıyor, mesajlar veriliyor, iyi niyetli cümleler kuruluyor...
Sonra? Ertesi gün hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Ama engelli bireyler için hiçbir şey değişmiyor.
Çünkü onların hayatındaki zorluklar takvimle sınırlı değil.
Her gün aynı kaldırım, aynı engel, aynı görmezden gelinmiş detaylarla karşı karşıyalar.
Bir aracın kaldırıma park edilmesi...
Bizim için küçük bir kolaylık.
Ama bir tekerlekli sandalye için yolun tamamen kapanması demek.
Bir binada, bir restoranda rampa olmaması...
Sadece mimari bir eksiklik değil, “Sen buraya ait değilsin” demenin başka bir yolu.
Toplu taşımada gösterilmeyen küçücük bir özen...
Birinin hayatını her gün yeniden zorlaştıran bir detay.
Yani mesele büyük sözler değil. Mesele, her gün yaptığımız küçük ama hayati davranışlar.
Bir de işin iletişim tarafı var... Görme ya da işitme engelli biriyle nasıl iletişim kuracağımızı çoğumuz bilmiyoruz.
Oysa bazen sadece doğru şekilde seslenmek, hafif bir dokunuşla yönlendirmek ya da birkaç basit işaret dili hareketini bilmek bile büyük fark yaratabilir.
Aslında her gün yanımızdalar. Aynı sokakta, aynı otobüste, aynı hayatın içindeler.
Ama biz çoğu zaman görmüyoruz. Görmediğimiz için de yok sayıyoruz.
Gerçek mesele ise “fark etmek” değil.
Fark ettikten sonra ne yaptığımız.
Çünkü farkındalık, davranışa dönüşmediği sürece sadece iyi niyetli bir cümleden ibaret kalır.
Ve biz, sadece bir gün hatırlayan değil...
Her gün birlikte yaşayan bir toplum olmayı öğrenmek zorundayız.
Bir gün değil.
Her gün farkındalık.
Teşekkürler Vedat, unutmadığın, hatırlatmaya devam ettiğin için.
Paylaş