"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Aşık olmama imkan yok

TRT’nin başarılı dizilerinden “Filinta”nın başrolü Onur Tuna, filinta gibi çocuk gerçekten de. Boy 1.95, kilo 81, gözler mavi... Ama her yakışıklı oyuncu gibi o da yalnız. Yalnızlık sebebi ise çalışma şartları. “6 gün şehir dışında setteyken uykuya bile vakit olmuyor, aşka nasıl olsun?” diyor.

Aşık olmama imkan yok

* Annen “Oğlum masa başı iş yapsın istemiyorum” dermiş senin için. Annenin dilekleri yerine gelmiş gelmesine de merak ettim neden böyle bir şey dediğini...

- Çocukluğumdan beri çok aktiftim. Annemin beni masa başında düşünememesi bundan. Gitar çalıyorum, okulun grubundayım, sahne gösterilerinde yer alıyorum... Hiperaktivite ve hipertiroidi teşhislerim de var.

* Ne zaman kondu bu teşhisler?

- Orta 2’deyken. Tiroitlerimde problem vardı. Hormonlarımda da aynı şekilde. Boyum aşırı uzuyordu. Orta 2’deyken 1.86’ydım. Hep en arka sıra çocuğu oldum.

* Şimdi boyun kaç?

- Boy 1.95. Kilom 81.

* Arka sıra çocukları dersten kopuk olur genelde.

- Benim derslerim hep iyiydi. Babam matematikçi, abim matematikçi. Abaküsle oynamış bir çocuğum. Ama yaramaz da bir çocuktum.



ÇOCUKKEN EVİ YAKTIM

* Yaramazlık çıtanı sorayım o zaman. Ne yapıyordun?


- Ev yaktım! Okuldan kaçardım, üst sınıflar bile yakalayamazdı. Duvarlara tırmanıp annemin işyerine giderdim.

* Evi nasıl yaktın?

- Yağlı boyalarla. Onları tutuşturdum. Kafamda da izler var, odamın camına kafa attım abim beni kilitledi diye.

* Hep böyle öfkeli misin?

- Yaşım ilerledikçe kontrol etmeyi öğrendim.

* Nerelisiniz?

- Çanakkale. Selanik tarafından göçmeniz.

* Nasıl bir yer Çanakkale, büyümek için?

- İnsanları sıcak, rahat, anlayışlı. Ufak bir yer olmasına rağmen çok kozmopolit beyinleri olduğunu düşünüyorum Çanakkalelilerin. Liseyi ise Bursa’da okudum.

* Kızlar teneffüste sıkıştırıp öpermiş seni, doğru mu?


- Ortaokul ve ilkokuldayken olan şeyler bunlar. Üst sınıftaki kızlar sıkıştırıp öperlerdi. Sevilen bir çocuktum.

* İlk aşkın?

- İlkokuldaydı. Uğruna gözyaşı döktüğüm, çiçek alıp doğum gününe gittiğim, “Dansa Davet” oynarken “İnşallah benimle dans eder” dediğim ilk aşkım... Ama gerçek aşktan bahsediyorsak, onu tam anlamıyla bulup bulamadığımı hâlâ bilmiyorum.

Aşık olmama imkan yok

AŞIK DEĞİLİM

* Annenle babanın evliliği 40 yılı devirmiş. Bu kadar uzun süren mutlu bir yuvada büyümek nasıl bir şey?


- Harika. Lisede flört etmeye başlamışlar. Aynı folklor takımındalarmış. Hâlâ beraberler.

* Eskiden insanlar ruh eşlerini daha kolay buluyorlardı sanırım ve sahip çıkıyorlardı!

- Eskiden çamaşırını yıkayacak, yemeğini yapacak aynı zamanda üremene yardım edecek bir kadının varlığı şu ankinden daha değerliymiş...

* Sen aşka ütopik bir hayal olarak mı bakıyorsun?

- Ütopik değil. Aşık olmak, kişinin kendini hazır hissettiği anda içinde barındırabileceği bir duygu. Karşıdakinin çok vasıflı olmasına gerek yok.

* Aşık mısın şu anda?

- Değilim.

* Olmak istiyor musun?

- Mutlaka.

* Haftanın altı günü settesin. Bu şartlarda çalışırken aşık olabilir misin birine?

- İmkanı yok.

* Bu işin insanın özel hayatını bu kadar engellemesi insan haklarına aykırı geliyor bana. Sen ne düşünüyorsun?

- Tercih meselesi. Aşık olduğunuzda da diyorsunuz ki; “Keşke biraz dışarıya çıksam, iş yoğunluğum olsa, profesyonel hayatımı özledim”...

* Tatminsizlik mi bu?

- Biraz insanoğlunun bencilliği. Ama iş hayatının aşkı engellemesi tercih meselesi.

3 SAAT UYUYORUM

* Şu anda aşık olsan işi bırakır mısın?

- Hayır, bırakmam. Eğer gerçekten aşık olmuşsam, orta yolu bulmaya çalışırım.

* Ne zamandır yalnızsın?

- Bu çok zor bir soru. (Gülüyor) Bir süredir diyeyim.

* Set ortamınız ne kadar yoğun?

- 6 gün sabaha karşı 6’da bitiyor set.

* Kaç saat uyuyorsun?

- Şu an ortalama 3,5 saat...

* Yengeç burcusun. Kıskanç olur yengeçler. Sen de “Kıskancım ama törpülemeye çalışıyorum” demişsin...

- Evet. Ama sevimli bir kıskançlık bu. “Şunu giyemezsin, şuraya gidemezsin” tarzı değil. Zaten bu kısıtlamalara boyun eğecek kıza saygı duyamam.

* Sen kıskanınca neye karışıyorsun peki?

- Benim engellediğim bir şey yok. Sadece hareketlerinden rahatsız olduğumda biraz soğuk duruyorum.

* İlişkilerde genelde üzülen olmuşsun galiba...

- Üzülen taraf olduğum zamanlar oldu ama üzdüğüm de oldu. Bu bir denge.

Aşık olmama imkan yok

AŞKI DOKUNARAK YAŞAMAYI TERCİH EDERİM

* Bir dönem dizisinde olmak nasıl? Ne farklıymış o zamanlarda?

- Günümüz dizilerinde anlatılan aşk katmanı o zamanki gibi değil. Daha uzaktan, daha dokunmadan bir aşkı anlatmaya çalışıyorsunuz ve bu kolay bir şey değil bence.

* Daha mı iyi acaba dokunmadan aşk yaşamak? Eski dönem aşıkları daha mı değerliymiş?

- Ben yeni dönem insanlarından biriyim. Dolayısıyla aşkı yaşıyorken dokunmak bence çok önemli. İnsan bir şeyler hissettiği insana dokunmak ister.

* Niye uzakta durma zorluğuyla uğraşayım diyorsun.

- Yani zorluktan ziyade istediğim bir şeyi niye yapamıyorum, karşımdaki de bunu istiyorken? Ya da niye yapmıyorum?

* En iyi arkadaşına gittik diyelim, seni sorduk, ne der sence?

- “Deli dolu” der, “Ama iyi dosttur, vefakardır” der.

* Peki, sevgilin var diyelim. İyi zamanınız. Ona sorduk, o nasıl tarif eder?


- (Gülüyor) Deli dolu der.

OSMANLI WESTERN’İNİ YARATTIK

* Diziyle ilgili, reyting kaygısı şu anda bütün oyuncuların sorunu. Siz bunu nasıl yaşıyorsunuz? Ya da yaşıyor musunuz?

- Türkiye’de işleyeceğimiz konu başlıkları belli ve bizim dizimizde 6 dakika şarkı eşliğinde Sarıyer sahilde Boğaz Köprüsü’ne kimse bakmıyor. Yani izleyicinin mutfağa gidip meyve soyup, yemeğini karıştırıp, çayın altına bakıp geri geleceği bir süre yok. Yurtdışı satışlarından bahsedecek olursak geçen hafta 20 tane ülkenin gazetecisi, yapımcısı setimize geldi.

* Ne soruyorlar size?

- Böyle bir platoda çalışmanın nasıl bir duygu olduğunu soruyorlar, “Bu işi niye almalıyız” diye soruyorlar. Ben de onlara “Haftanın 6 günü, günde 16 saat çalışıyorum, bu yüzden almalısınız” diyorum. “Şu izlediğiniz kalitedeki bir işi biz 5,5 günde çekiyoruz” diyorum, inanamıyorlar. Biz bir defa Osmanlı western’i gibi bir şey yarattık.

ÇOĞULDUK VE BOĞULDUK

* Şarkı sözü yazdığını biliyoruz. Son olarak bu şarkılarından birinin bir dörtlüğünü bizimle paylaşır mısın?

- Susardık.
Kalabalıklar içinde yalnızdık, sarhoştuk.
Ayıltan yok.
Kaçardık.
Şikayetlerim yanımda.
Çoğulduk ve boğulduk.

Aşık olmama imkan yok

TARIK AKAN’A BENZETİLMEK ÇOK GÜZEL

* Gitar çalıyorsun, şarkı da söylüyorsun, bestelerin de var. Müzik, hayatının neresinde duruyor?

- Hobi olarak duruyor.

* Peki besteler, saklı mı kalacak hep?

- Hayır. Birkaçını insanlarla paylaşmak istiyorum.

* Oyunculuk eğitimi aldın öyle değil mi?

- İzmir’de Müjdat Gezen Tiyatro ve 9 Eylül İktisat öğrencisiydim.

* Mankenlik?


- Fotomodellik yaptım üç kere. Meslek olarak yapmadım, hiç podyuma çıkmadım.

* Senin için “Mankenlikten oyunculuğa geçti” cümlesi doğru değil o zaman...

- Yok. Ben bir yarışmaya katılmadım, hayatımda podyuma çıkmadım.

* İş hayatındaki dönüm noktan sence ne?

- Belki de daha dönmemişimdir. “Hayat Devam Ediyor” benim için önemli bir proje. Uzun bir süre reytinglerde iyi devam eden bir işti.

* Nasıl girdin o işe?

- İki farklı audition (seçme) yaptım. Mahsun Kırmızıgül bir audition daha yapmak istedi. Sonra “Hiçbir yerle anlaşma” dedi, iki gün içinde de sözleşme imzaladık.

* Seninle ilgili olarak Kıvanç Tatlıtuğ, Kenan İmirzalıoğlu ile yapılan karşılaştırmalara ne diyorsun?


- Mesleki anlamda ikisi de çok iyi yerde. Bu insanlarla anılıyor olmak kötü bir şey değil.

* Tarık Akan’a ilk kim benzetti seni?

- İlk Mahsun Abi dedi bunu bana, sonra bir baktım gazetede yazılmış.

* Tanıştın mı kendisiyle?

- Tanışmadım ama çok isterim. Filmleriyle büyüdük. Ona benzetilmek çok güzel.

* “Filinta” dizisine nasıl dahil oldun?


- İlk senaryosunu okudum ve “Vay” dedim. Çünkü zor bir senaryo. Daha sonra Kudret Sabancı’yla konuştuk. Uzun zamandır benimle çalışmak istediğini söylüyordu, ben de istiyordum...

DOKTOR “ÖLMÜŞ OLABİLİRDİN” DEDİ

* Uzun boyun nedeniyle dizideki aksiyon sahnelerinde zorlanıyor musun?

- Spor yaptım senelerce. Hiperaktiftim. Aksiyon sahnelerinde zorlanmıyordum. Ama sakatlandıktan sonra zorlanmaya başladım.

* Nasıl sakatlandın?

- Duvara basarak takla atmaya çalışıyordum, bu boyla olmadı. Son taklayı attığımda boynumun üzerine düştüm ve ambulansla hastaneye kaldırıldım. 20 günde sırtımdan 70 tane iğne yedim. Çivili yataklar, elektrot tedavileri... Bir ay kadar hiç kıpırdayamadım.

* Geçti mi hayatın şöyle bir gözünün önünden?

- Zaman zaman şanslıyım diye düşünüyorum. Çünkü moralim bozuldu bir dönem, kilo verdim, eskiden sağlıklıydım, daha iyi yapabileceğim hareketlerdi, zihnim beni kısıtlamaya başladı. Ama doktorum “Ölmüş olabilirdin ve bunları hiç konuşmuyor olabilirdik” diye telkinde bulundu bana...

X