GeriÖmür GEDİK Ah o orman yangınları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ah o orman yangınları

Orman yangını haberi duyduğumda yaşadığım üzüntüyü size anlatamam.

Onlarca yeşil alan, binlerce masum hayvan yanarak ölüyor, yok oluyorken eli kolu bağlı kalmak insanı kahrediyor.
Yazın sahil şeritlerinde, yakın geçmişte ise Hatay İskenderun’daki yangınlar ciğerimizi yaktı.
Yok olanın yerine yenilerinin konulması ayrı bir dert ve uzun bir süreç.
Ama işte bu noktada el ele vermek lazım.
Ormanların gerek korunması, gerekse de yeniden yapılanması açısından yapılan her çalışma, her çaba çok değerli.
Bu tip çabalara yurtdışından bir örnek vermek istiyorum.
Gürcü şarkıcı Bera, Amazon ormanlarının ve yerlilerin korunması için 1 milyon dolarlık bir fon oluşturdu.
Fonun bir kısmı ağaç ekilmesine, bir kısmı da yangınla mücadeleye ayrılacak.
İlk şarkısını 14 yaşında yazan Bera, 16 yaşında çıktığı stadyum konserinde tüm biletleri satmış bir sanatçı.
Sosyal medyadaki 4 milyon takipçisinin de etkisini kullanarak kendini sosyal sorumluluk projelerine adayan Bera’nın yetenekli müzisyenlere destek olmak için kurduğu bir de müzik okulu var.
Bera, kendi ülkesi dışındaki orman yangınlarına fon oluşturmak için çabalıyorsa biz aynı şeyi kendi ormanlarımız için neden yapmayalım diye düşünmeden edemiyorum.

Koku ve tat alamıyorsanız bunu yapın

Korona pozitif çıkanların sayısı arttıkça en sık duyduğum cümleler “Çember daralıyor” ve “Kış geliyor” (Game of Thrones’a selam çakmadan geçmeyelim) oluyor.
Korona artık biraz ötemizde, hatta dibimizde.
Kim nasıl atlatıyor, ne tür belirtiler gösteriyor, belirtiler kaç günde ortadan kayboluyor gibi bir sürü detayla boğuşup duruyoruz.
En sık rastlanan belirtilerden ikisi; tat ve koku kaybı.
Bu iki duyunun geri gelmesini kolaylaştırdığı söylenen iki tüyo vereceğim size.
Yılmadan, bol egzersiz yapacaksınız.
Nasıl mı?
Kokudan örnek vereyim, benzer metodu tat için de uygularsınız.
Önce keskin kokusu olan dört uçucu yağ belirleyeceksiniz.
Gül, mentol, limon ve karanfil kokuları olabilir deniliyor genelde.
Bunları dört ayrı kapta hapsedip, iyice yoğunlaşmalarını sağladıktan sonra her birini sabah akşam 2-3 dakika koklayacaksınız.
Yağı koklarken acele etmeyin.
Birkaç dakika sonra diğer kokuya geçin.
Bu keskin kokular, beyin hücrelerini uyararak koku alma duyusunu yeniden harekete geçirecek.
Deneyimlerinizi bana yazarsınız.

Sürü bağışıklığı hayal

Herkeste, özellikle de gençlerde
“Korona olayım, atlatayım da kurtulayım” modu var.
Kolay atlatacaklarından bu kadar emin olmaları bile büyük hata aslında.
Diğer hata ise bir daha korona olmayacak ve bu dertten ebediyen kurtulacaklarını düşünmeleri.
İngiltere’de yapılan son araştırma, salgın başında korona atlatıp bağışıklık sağlayanların büyük bir kısmının bağışıklığının kalmadığını gösterdi.
Yani o ilk dalgada nüfusun belli bir kısmının kazandığı antikorlar yok olmuş, kişiler yeniden korona olmaya açık hale gelmişler.
Bu hem sürü bağışıklığı hayalini çürütüyor hem de olası aşının koruma süresi hakkında da düşündürüyor.
Allah yardımcımız olsun gerçekten...

 

X

Canlı yayında göbek atan doktor

Seda Sayan’ın programına çıkıp eller havaya göbek atan Medikal Estetik Hekimi Damar Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Banu Küçükpolat sadece izleyenleri değil, tıp dünyasını da ikiye böldü.


Sanırım Seda bile beklemiyordu böyle bir dansı, kenara çekilip o da izlemeye başladı.
TV programlarına çıkan doktorların bu fırsatı, tanınmak ve PR için yaptığını, o dakikaları çok iyi değerlendirmek zorunda hissettiklerini biliyoruz.
Sosyal medyalarında da aynı şekilde davranıyorlar
ve fenomen olmak için türlü yöntemlere başvuruyorlar.
Hatta bazen oyuncu, şarkıcı ve fenomenlerden daha fazla çaba harcadıklarını görüyoruz.
Bunun kendi aralarında farklı açıklamaları var.

Yazının Devamını Oku

Hadi mektup yazıyoruz

Pandemide herkes teknolojiye gömüldü, her şeyimiz dijitale döndü diye düşünebilirsiniz.


Sevinerek yanıldığınızı söylemek zorundayım.
Tam tersine evlere, içimize kapandığımız bu dönemde geleneksele, nostaljik ve duygulara yakın olana dönüş gerçekleşti.
Plan International UK tarafından yapılan araştırmaya göre karantina döneminde her 5 İngiliz’den 2’si mektup yazmaya başlamış.
Mektup yazmak, kağıda kaleme sarılmak yeni dünyaya biraz uzak kavramlar, kabul ediyorum.
Yazı yazmayı umutmuşum gibi geliyor bana da... Bilgisayarda kısa sürede yazdığım bir paragrafı kağıda dökemeyecek gibi hissediyorum.
Ama tersi doğru.

Yazının Devamını Oku

Maske tak demeye korkar olduk

İşte en korktuğum şey, güvenlik görevlisi Şükrü Turan’ın başına geldi.


Maske takması konusunda uyardığı kişi tarafından saldırıya uğrayan Turan, kırılan gözlük camının batması sonucu gözünü kaybetti.
Kendinizi onun yerine koyun, ömür boyu bir gözü görmeyecek!
Bu haberin hemen ardından bir başkası da Almanya’dan geldi.
Almanya’da bir kişi, kendisini maske takmadığı için uyaran kasiyeri silahla vurarak öldürdü.
Bunları okurken aynı konu nedeniyle kaç badire atlattığımı düşündüm, aklım çıkıyordu.
Dayanamıyor ve kapalı alanda maskesiz gördüğüm herkesi ben de uyarıyorum çünkü.

Yazının Devamını Oku

Schumacher’e kavuştuk

Merakla beklenen, Michael Schumacher’in hayatı, kariyeri, geçirdiği elim kayak kazası ve sonrasını anlatan “Schumacher” adlı belgesel 15 Eylül’de Netflix’te gösterilmeye başladı.

Hemen ekran başına geçtik tabii.

Pek çoğumuz için Formula demek Schumacher demekti çünkü.

Müthiş bir kariyer, art arda gelen şampiyonluklar...

Ve sonra Fransız Alpleri’nde Maribel kayak merkezinde yaşanan o korkunç kayak kazası.

Haberi aldığım günü dün gibi hatırlıyorum.

Sonrasını biliyorsunuz zaten.

Kazada başından yaralanan usta pilot 8 yıldır komada ve yaşam mücadelesine devam ediyor.

Hem sevenleri hem de ailesi umudu kesmemiş olsa da tamamen geri dönmesine artık mucize olarak bakılıyor.

Yazının Devamını Oku

İTÜ mezuniyet töreni

İTÜ birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın konuşmasını yaparken onu izleyen arkadaşlarının kamera onları gösterdiğinde el sallamaları, gülücükler atmaları sosyal medyada hayli konuşuldu, bolca da eleştirildi.

İTÜ birincisi kadına şiddet, eşitsizlikten, gençlerin sorunlarından bahsederken arkadaşlarının kamera gördüğünde başka bir dünyadaymış gibi davranmaları yerden yere vuruldu.
Bu nasıl gençlikmiş, sorunlar umurlarında değilmiş, tek dertleri kameraya el sallamakmış, falan filan.
Durun arkadaşlar, siz hiç genç olmadınız mı?
Mezuniyet gününüzü hatırlayın.
Ruh halinizi, heyecanınızı, arkadaşlarınıza, okula veda ediyor oluşunuzu.
Kendinizi bir seminer ciddiyetinde hissetmenize imkan var mı?
İTÜ ülkemize pırıl pırıl gençler kazandıran ve kazandırmaya devam edecek bir üniversite.

Yazının Devamını Oku

Site içinde hayvan beslemenize karışamazlar

Bu aralar ne yazık ki öyle çok karşılaşıyoruz ki bu soru ve sorunla:“Site içinde kedi ve köpekleri beslememe izin vermiyorlar, şikayet edeceklerini, hatta evden çıkaracaklarını söylüyorlar, ne yapmalıyım, haklarım nelerdir?”

HAÇİKO Derneği avukatlarından Serdar Uluç bu soruyu şöyle yanıtladı:
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde hayvanların yaşama ortamı tanımlanmıştır.
Bu tanıma göre; bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yer, yaşama ortamıdır.
Özel mülkiyet/kamusal alan ayrımı yapılmaksızın hayvanların içgüdüsel olarak bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü her yer onların doğal yaşama ortamıdır.
Aynı kanunun 4. maddesinde hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler düzenlenmiştir. Buna göre; bütün hayvanlar eşit doğar ve yaşama hakkına sahiptir.
Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Yazının Devamını Oku

İşimiz ve kışımız zor

Beyoğlu’ndan Çiçek Pasajı’na doğru yürüdüm geçen gün.

Ve başka bir dünya olduğunu görmüş oldum.
Korunaksız, kalabalık, maskesiz, tekinsiz, vurdumduymaz.
10 kişiden 9’u maske takmıyor.
Kalabalıklar içinde kimi zaman omuz omuza yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Mekanlar tıklım tıklım, masalar dip dibe, insanlar üst üste.
Restoranlara müşteri çekmek için maskesiz insanlar tükürüklerini havaya saçarak bağırıyorlar.
Kimi zaman yüzünüzü yüzünüze hem de.

Yazının Devamını Oku

Lady Diana ayakta alkışlandı

Kristen Stewart’ın Lady Diana’yı canlandırdığı “Spencer” filminin galası bu yıl 78’ncisi gerçekleşen Venedik Film Festivali’nde yapıldı.

Film bittiğinde Stewart’ın 3 dakika boyunca ayakta alkışlandığı görüntüleri izleyince beklentim de arttı tabii.

Bu yıl tam bir Diana yılı oldu aslında.

“The Crown” dizisinde Emma Corrin’in Diana’sını izledikten sonra Elizabeth Debicki ve şimdi de Kristan Stewart Diana rolüne büründü.

Mutsuz, depresif, ağlamaklı bakışlarıyla ünlü Kristan Stewart bu anlamda bu üçlü içinde role ve karaktere en yakışanı diyebilirim.

Fragmandan gördüğüm, gayet başarılı olduğu.

Yine aynı fragmandaki “Perfect Day” şarksının yorumuna da bayıldığımı söylemeden geçmeyeyim.

Spencer, Amerika’da 5 Kasım’da gösterime girecek.

Bizdeki vizyon tarihi ise henüz belli değil.

Yazının Devamını Oku

Ferhan Şensoy’un ardından

Pandemi döneminde, son birkaç yılda ne büyük kayıplar yaşadık.


Sanki bir dönem elimizin altından kayıp gitti.
Öksüz kaldık.
Daha Rasim Öztekin’in gidişinin şoku ve üzüntüsünü yaşarken şimdi de Ferhan Şensoy...
Şunu düşündüm; bu büyük ustalar gerek pandemi gerekse de kendi rahatsızlıkları nedeniyle sahnelerden uzak kaldıkları bu dönemde neler yaşadılar acaba?
Tiyatroyu, sahneyi, seyircileri özlediler mutlaka.
Kavuşacakları zamanı dört gözle beklediler.

Yazının Devamını Oku

Maske karşıtıydı koronadan öldü

Teksas’ta maske karşıtı gösterileri organize eden ekip lideri Caleb Wallace, koronadan öldü.

Wallace sadece maske değil, koronayla ilgili tüm önlemlerin, kapanmaların, medyanın aşı yayınlarının da karşısındaydı.

Tüm bunlara karşı çıkmak için The San Angelo Freedom Defenders adlı grubu ve The Freedom rallisini organize etmişti.

1 ay önce koronaya yakalandı.

Bu süre boyunca yoğun bakımda tedavi gördü, ancak hastalığı yenemedi.

Caleb Wallace sadece 30 yaşındaydı.

Üç çocuğu vardı ve eşi dördüncü çocuklarına hamileydi.

Ne denebilir ki...

Sonu çok acı.

Yazının Devamını Oku

Garip Bülbül, Neşet Ertaş

Neşet Ertaş’ın hayat hikayesinden Oscar’lık film çıkar mı?


Haberi alınca ilk aklıma gelen bu soru oldu.
Ve hemen “evet” dedim içimden.
Çıkar, hem de nasıl çıkar...
Bir kere filmin yapımcı koltuğunda çıktığı yıl Oscar aday adayımız olan “Ayla”, gişe rekortmeni “Müslüm”, “Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu” gibi filmlere imza atan Mustafa Uslu oturuyor.
Ve tabii yönetmen koltuğunda usta sinemacı Ömer Faruk Sorak var.
UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde bulunan Neşet Ertaş’ı Abdal geleneğini sürdüren Bektaş Dolu ve Ramazan Bağgül canlandıracak.

Yazının Devamını Oku

Daire 16’ya ödül

Bir apartmana taşınırsam, 16 no’lu daireye gönlüm kayabilir.


Ama bu apartman, kesinlikle Özay Kaya’nın yaşadığı apartman olmayacaktır.
Çünkü o apartmanda oturan, karda kışta konforlu evlerinde rahatça yaşayan o insanlar, sokaklarını bir köpeğe çok görmüşlerdir.
O köpeğe gösterilen sevgiye, şefkate katlanamamışlardır.
Bir insan evinde hayvan istemeyebilir, dört duvarıdır.
Ama sokaktaki hayvanı niye istemez, neden “alın bunu barınağa atın” der?
Gece olunca nasıl rahat uyur?

Yazının Devamını Oku

Dağın bile boyu kısaldı

Küresel ısınma krizi kapıda değil, içeride.

Dünyanın her yanı sinyal veriyor.
Buzulların erimesi sonucu İsveç’teki Kebnekaise Dağı, bu yıl 2 metre daha küçülerek 1990’dan bu yana yüksekliğinden 20 metre kaybetti.
Haiti’deki depremin ardından vuran tropikal fırtına Grace, depremzedelere bir felaket daha getirdi. İngiltere’nin kuzeyinde bulunan, her yıl 16 milyon ziyaretçi alan muhteşem dağ ve göl manzaralı milli park Lake District’te yaşanan toprak kayması sonucu hem yürüyüş yolları hem de bölgedeki vahşi yaşam tehlike altında.
Ne yazık ki devamı gelecek...

Adını Bozkurt koyduk

HAÇİKO Derneği ekipleri yorgun.

Yazının Devamını Oku

2 dakikalık duş

İklim krizinin artık farkındayız diye düşünüyorum.

Bir yanımızı sıcaklar kavururken, bir yanımızı sel alabiliyor işte...

Ve ne yazık ki gelecek yıllar da farklı olmayacak. Hatta belki daha da kötüsü olacak.

Sadece Türkiye için değil, dünya için de geçerli bu yazdıklarım.

Doğal afetler yolda.

Su kenarlarına kurulmuş şehirlerin alması gereken önlemler arasında su yolunun doğal yollarla düzeltilmesi ve tehdit olmaktan çıkması başta geliyor.

2009 yılında Singapur’da bir kanalın beton görüntüsünden çıkarılıp doğal nehir haline getirilmesi buna güzel bir örnek.

Bu yeni su yolu, biyoçeşitliliği artırdı, şehrin yeşiline katkı sağladı ve su baskınlarının önüne geçilmiş oldu.

Betonun güneşin ışınlarını çekerek sıcaklığı artırdığını ve küresel ısınmaya neden olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar ve aşısızlar

Aşı karşıtları hep şu soruyla geliyor; “sen aşı olduysan ve korunduğunu düşünüyorsan neden beni aşı olmaya zorluyorsun?”


Ben de kendi kafamdan değil, uzmanlara danışarak aldığım cevabı size iletiyorum.
Aşı olmayanlar hastalandıklarında vücutlarında daha fazla virüs yükü taşıyorlar, daha çok ve daha uzun süre bulaştırıcı oluyorlar.
İşte tam da bu nedenle aşılı kişilerin aşısızlarla aynı ortamlarda bulunmak istememesi çok normal.
Eski normalimize ve maskesiz hayatımıza dönmek istiyorsak herkesin aşılanması gerekiyor.
Aşısız kişiler nedeniyle virüs zayıflamıyor, aksine mutasyona uğrayarak salgının devam etmesine yol açan varyantlar ortaya çıkıyor.

In & Out

Daha güzel bir dünya için olması gereken yeni düzeni yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Haydi tatile gidelim

Ülkemizdeki yıkıcı orman yangınları hepimizi öyle üzdü, öyle mahvetti ki ne tadımız kaldı ne tuzumuz.

Tatilciler tatillerini bırakıp döndüler, gideceklerin bir kısmı iptal etti.

Bir kısmımız bırakın tatili, işi gücü bırakıp kendimizi yangın bölgelerine yardım götürmeye adadık.

Yangınlar sona erdi belki ama saracak çok yaramız oldu.

Acıları uzun yıllar sürecek, kolay kapanmayacak yaralar bunlar.

Ama diğer yanda da hayat devam ediyor.

Özellikle turizm bölgelerinde yetkililer ve esnaf halka tatillerinden vazgeçmemeleri için çağrıda bulunuyor.

Geçen yaz pandemi, bu yıl yangınlar derken zaten kısa olan yaz sezonundan bir darbe daha yemek istemiyorlar haliyle.

Herkesin ruh hali kendine tabii ama benimkinin eskisi gibi olma ihtimalı pek yok gibi.

Yazının Devamını Oku

Bravo İbrahim Çelikkol

İbrahim Çelikkol’un elinde hortumla orman yangınına müdahalesini “orada ne işi var, işi bilene bıraksın” diye yorumlayan art niyetli güruha sesleniyorum.


İbrahim ormanı, vahşi doğayı, ağacı, hayvanları hepinizden çok daha iyi bilir.
HAÇİKO’nun en değerli destekçilerindendir, sporcudur ve yaşamının büyük bir kısmını zaten hayvanlarla birlikte doğada geçirmektedir.
Ve eminim yangına müdahalesiyle fark yaratmış, ağaç ve hayvanların kurtulmasını sağlamıştır.
Yangında en önde korkusuzca mücadele eden herkesle birlikte kendisine de teşekkür ediyorum.
Helal olsun İbrahim!

Konsere aşı zorunluluğu

İlgi odağımızın, konsantrasyonumuzun koronadan ülkemizi yakan yangınlara kaydığını yazmıştım.

Yazının Devamını Oku

Yangın psikolojisi

Günde iki saat korona konulu yayın okuyan, her saniyesinde korona düşünen, takıntılı unvanını her anlamda hak eden ben, geçen hafta sonu koronayı aklımdan bile geçirmedim.

Kendimden vazgeçtiğimin resmidir bu.

Eminim hepiniz benim gibi hissettiniz, aynı duygu halini yaşadınız.

Ormanlarımız, yeşilimiz, ağacımız, hayvanlarımız, insanlarımız, köylerimiz, evlerimiz yanarken başka ne olabilirdi ki?

Parmağımızın ucu yandığında çektiğiniz acıyı düşünün.

Canlılar yandı, yanarak öldü, kül oldu.

Bize düşen görev ise sahaya inip kurtarabildiklerimizi hayatta tutmaktı.

HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlikten Koruma Derneği) olarak sahadaydık.

Antalya, Manavgat, Bodrum, Muğla ve Silifke’deki temsilcilerimiz gece gündüz demeden, canları pahasına yangından hayvan kurtarmaya çalıştılar.

Yazının Devamını Oku

Sol şeritte tampona yapışanlar

Hayatımda hiçbir soruma bu kadar çok “evet” cevabı almamıştım!


“Sol şeritte 120 ile gidiyorken arkadan tampona yapışana yol vermek zorunda mıyım?” diye sordum Twitter hesabımdan.
Son baktığımda 808 RT ve 1335
yanıt vardı.
Alıntı yapanlarla birlikte binlerce
“evet” cevabı yani.
Trafik dersi verenlere teşekkür ediyor, anladıklarımı yazıyorum.

Yazının Devamını Oku

Come to Beşiktaş yenge

Ben bu yazıyı yazarken, Brezilyalı futbolcu Alex Teixeira henüz BJK kulübü ile imzayı atmamıştı.

Görüşmeler sürüyordu.

Ama Beşiktaşlı taraftarlar onlardan önce imzayı attı.

Alex’in eşi Thais Christina’nın Instagram’da paylaştığı son fotoğrafa, sıkı durun, ben baktığımda “Come to Beşiktaş yenge” (Beşiktaş’a gel yenge) diyen 105 bin yorum vardı.

Sonradan kim bilir kaç tane daha eklenmiştir...

Başka hiçbir takımda bu birlik, beraberlik, bu azim, bu tutkuyu bulamazsınız.

Ben şimdi bu taraftara âşık olmayayım da kime olayım?

Aşı karşıtlarına karşıyım

Aşılananlar, aşılanmayanlar, aşıyı savunanlar, aşı karşıtları...

Yazının Devamını Oku