Ömür Gedik

Ben öldükten sonra ne olacak?

11 Mart 2021
Eşinin terk etmesinin ardından otizmli kızlarıyla baş başa kalan, onları tek başına büyüten ve onlara mahkeme kararıyla kendi soyadını veren bir anne.

Güçlü bir kadın.

İkizler Dila ve Serra’nın anneleri Şule Gökırmak’tan aslında hem 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hem de 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde bahsetmem gerekirdi.

Ben de bu iki günün ortasına koydum bu yazıyı.

Şule ve ikizlerinin hikayesi şöyle...

Dila ve Serra, 1 yaşına geldiklerinde, teyzeleri göz kontağı kurmadıklarını ve hemen doktora gitmeleri gerektiğini söylüyor.

Doktor muayenesi sonucu hiç akılda olmayan bir teşhisle karşı karşıya kalıyorlar; otizm...

İlk başlarda ne yapacağını şaşırıyor Şule. 

Kabullenmesi zaman alıyor. 

Yazının Devamını Oku

Aleyna ve Retrograde

9 Mart 2021
İçimizden, bizden biri bir yola baş koyup iddialı bir şey yaptığında neden hemen çekemezlik duygumuz kabarıyor acaba?

Eleştirmek, illa ki beğenmemek bağımlılık mı yaptı?
Acımasız olmak, yerden yere vurmak...
Sosyal bir hastalığımız bu sanki...
Aleyna’nın dünyaya açılma projesinin ilk adımı olan “Retrograde”i eleştirenlere karşı duruyor ve alkışlıyorum ben.
Pandemi dönemine gelen klip sade görünse de gayet nokta atışı incelikler içeriyor.
Aleyna da güzel söylemiş şarkıyı.
İngilizcesiyle, sesiyle, fiziğiyle gayet de dünyaya açılacak bir yıldızımız var.

Yazının Devamını Oku

Geri verme zamanı

4 Mart 2021
10 yıldır bir derneğin (HAÇİKO) başkanlığını yürüten biri olarak, birinci elden tecrübelerimi paylaşacağım bugün sizlerle.

STK’ların yani sivil toplum kuruluşlarının neler çektiğini ancak içindekiler, birebir yaşayanlar bilir.

Yardım isteyeniniz çoktur, yardım edecek kaynaklarınız sınırlıdır.

Uykular kaçar, çaresizlik kabus gibi çöker üzerinize.

Hele ki yardım bekleyen ağzı dili olmayan canlılarsa, işiniz iyice zorlaşır.

İşte öyle zamanlardan biriydi.

Tüm yurda dondurucu soğuklar hakim olmuştu.

HAÇİKO’nun Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış olan il temsilcilerinin en çok ihtiyacı olan şey mamaydı.

Van’dan İzmir’e, İstanbul’dan Erzincan’a, Kocaeli’den Bolu’ya, Ankara’ya her yerdeki yavrucaklar açtı. Ve bilirsiniz kışın hayatta kalmaları için gereken şey kalori, yani mamadır.

Yazının Devamını Oku

Dokunma açlığı yaşıyoruz

2 Mart 2021
Covid nedeniyle dokunma açlığı yaşadığımız günlerdeyiz.

Devam da edecek gibi duruyor.

Devam etmeli hatta, çünkü dokundukça, birbirimize yaklaştıkça virüs kapma ve hastalanma riski altındayız.

Peki eskiden biz nasıldık, dünya nasıldı?

Bu konuyla ilgili güzel bir yazı okudum.

Özetle paylaşmak istiyorum sizlerle.

Bizlerde bildiğiniz gibi ilk karşılaşmalarda resmi ise tokalaşma, samimi ise öpüşme ve sarılma ile ilerleniyor.

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden durumunu biliyorsunuz zaten.

Hollanda’da iki değil,

Yazının Devamını Oku

Mutluluk nedir?

25 Şubat 2021
İnternet çağına doğmuş olan gençlere hayattaki amaçlarını sormuşlar.

Yüzde 80’i zengin olmak demiş. Yüzde 50’si buna ünlü olmayı eklemiş.

1938 yılında başlayan ve aralıksız olarak günümüze kadar devam eden, insanların doğuştan yaşlılığa mutluluklarının ölçüldüğü bir çalışma var; Harvard çalışması.

Buna göre mutluluk ne para ne de şöhretle geliyor.

Mutluluğun sırrı iyi ilişkilerde.

Yalnızlık ise mutsuz etmekle kalmıyor, erken öldürüyor, adeta zehirliyor. Sosyal olarak arkadaşlarına, topluma ve ailesine bağlı olan insanlar daha mutlu ve daha uzun yaşıyor.

Yalnız kalmayın derken sadece insanların etrafında insan olmasından bahsetmiyoruz.

Bir evlilikte de yalnız olabilirsiniz, kalabalık bir arkadaş grubunda da.

Yani kalabalık olmanın ve ilişkilerin kalitesi önemli.

Yazının Devamını Oku

Covid müzesine hazır mıyız?

23 Şubat 2021
Dünyanın dört bir yanındaki müzeler, ileriki kuşaklara bu tuhaf dönemi nasıl geçirdiğimizi anlatan belgeler bırakmak adına Covid-19’dan sonraki yaşamımıza ait parçalar topluyor.

Bir önceki pandemi, yani 1918-20 yılları arasındaki İspanyol gribi dönemine ait elimizde yeterli belge ve koleksiyon olmadığı göz önüne alındığında bu çabayı alkışlamak lazım tabii.

Geçtiğimiz mart, nisan aylarından beri dünya üzerindeki müzeler bildiğiniz gibi kapalılar ve sadece sanal ortamlarda gezilebiliyorlar.

Bu sanal geziler pandeminin en başlarında hayli ilgi görüyordu.

Zamanla aynı Covid-19 gibi bizim ona olan tepkilerimiz de mutasyona uğradı, sanal geziler de balkonlardan yaptığımız alkışlar gibi geride kaldı.

Şimdi pandemi gündemi aşı sırası beklemeye evrilmiş durumda.

Küratörler bu döneme ait ne toplayacak derseniz, maskeler kuşkusuz ilk sırada yer alacak.

Black Lives Matter maskeleri başta olmak üzere çeşit çeşit maskelerden bakalım ne sanat eserleri göreceğiz...

Caddelerde afişleri, video wall’ları, billboard’ları kaplayan “Evde kal”, “Mesafeni koru”, “Maske tak” tabelaları, Covid temalı doğum günü, yılbaşı ya da Sevgililer Günü kutlama kartları da müzelerde göreceğimiz objeler arasına girecek. Sarılmanın, tokalaşmanın yerini alan

Yazının Devamını Oku

Annen yok kimsen yok

18 Şubat 2021
Çok sevdiğim yazar, psikolog Doğan Cüceloğlu’nun hepimizi derinden üzen vefatının hemen ardından karşımıza bir video çıktı.

Hem de ne video.
Twitter’da anında TT oldu.
WhatsApp gruplarında bolca paylaşıldı.
Hepimizin gözlerini iki kez doldurdu Cüceloğlu.
Hem gidişi hem de boğaz düğümleyen o cümlesiyle.
“Annen yok, kimsen yok” derken ağlıyordu Cüceloğlu bu videoda.
Bizi de ağlatıyordu işte.

Yazının Devamını Oku

14 Şubat filozofları

16 Şubat 2021
Çoğu filozofun düzgün bir aşk hayatı yokmuş. Bazıları bu konuyu hiç konuşmaz, kimi ise aşağılayan tavırlarla yaklaşırmış.

14 Şubat Sevgililer Günü söz konusu olduğunda maşallah herkes filozof kesildi başımıza.
Bir beğenmemeler, bir üstten bakmalar!
Ben ise hiç de öyle bakmıyorum bu özel güne.
Ve Sevgililer Günü’nü yerden yere vuranlara, “kapitalizmin ürünü” diyerek kutlayanları eleştirenlere kızıyorum.
Bu kadar sevgisiz, bu kadar hoşgörüsüz zamanlarda öyle ya da böyle içinde sevgi barındıran günleri yok etmeyelim.
İnsanların birbirlerine sevgi sözcükleri söylemesi, bir çiçek, bir hediye almış olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?
Bırakın sevgi, olabilen her yerden girsin hayatımıza.

Yazının Devamını Oku