Ömür Gedik

4 bin adım atarız artık

20 Mayıs 2021
Pandemide kapanmada hayatımızı yemek üzerine kurduk. Tek eğlencemiz o gün ne yiyeceğimiz ile ilgili oldu. E kilolar da geldi tabii.


Spor derseniz, pandeminin başındaki azim, istek yok.
Kendimizi kandırmak ve harekete geçmek için neden bulamıyoruz.
İşte tam da bu anda, tamamen salmaya meyilliyken gelen “günde 10 bin adım atmaya gerek yok, 4 bin adım da yeterli” müjdesi beni yeniden gaza getirdi.
10 bine ulaşamıyor ve kendimi başarısız hissediyordum.
Şimdi yürüyüşlere yeniden başlıyorum. 4 bini adımı geçtiğim günler de olacaktır, o zaman da madalya takarım kendime.
Attığım adımlar tabii ki Help Steps üzerinden HAÇİKO’ya, sokak hayvanlarına mama ve tedavi olarak gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Şampiyon Beşiktaş

18 Mayıs 2021
Erkekler de ağlar hem de nasıl ağlar.

Şampiyonluk son maça kalınca, son dakikalarda nefesler tutulup, sinirler iyice gerilince öyle bir boşalma olur ki herkes ağladı, hepimiz ağladık.

Benimki sinir boşalması ve sevinçle karışık gözyaşlarıydı.

E kolay gelmedi bu şampiyonluk.

Sezon başında ‘bu kadro ilk 5’e zor girer’ dediler.

Aboubakar sakatlanıp, ligden düşünce, ‘takımın yarısı gitti, bundan sonra Beşiktaş’tan hayır gelmez’ dediler.

Rakiplerin ikinci takımı çıkaracak yedekleri varken, bizim yedek kulübemiz sakatlıklardan sonra iyice zayıfladı.

Ve bu kısıtlı imkanlara rağmen sahadaki müthiş 11’le, Rosier ile güç bulan ve ligin en değerli oyuncusu olduğunu düşündüğüm Ghezzal ve Sergen Hoca’nın büyük katkılarıyla, inanarak, savaşarak, mücadele ederek geldi bu şampiyonluk.

Mayıs başında Beşiktaş Kadın Futbol Takımı’nın şampiyonluğu ile sevinmiştik.

Yazının Devamını Oku

Pandemi biterse

13 Mayıs 2021
Pandemi bittikten sonra gideceğiniz ilk üç mekan neresi olur?”

Ben kendi listemi şöyle sıralayayım...
Dövmeci:
Sürekli el yıkamaktan, dezenfekte etmekten ellerimin üzerindeki dövmeler soldu gitti. Mutlaka üstlerinden geçilmesi gerekiyor. O arada yeni bir dövme de yaptırabilirim tabii.
Konser:
Sahnede olmayı çok özledim. İlk konserimde çılgınlar gibi eğleneceğim, sahneden zor inerim şimdiden söyleyeyim. Ama konser vermek kadar konsere gitmeyi de çok özledim. Şöyle sağlam bir rock festivali öyle iyi gelir ki. Teoman konseri ilk tercihim tabii.
Stadyum:
Maça gitmeyi öyle çok özledim ki. Dolmabahçe’de ağaçlı yolda hep beraber yürüyüp Vodafone Arena’da marşlar söylemeyi, bağıra çağıra tezahürat yapmayı. Totemler yapıp gol sevinci ile zıplamayı, tanıyıp tanımadığım herkese sarılıp kutlamayı... 

Yazının Devamını Oku

Hıncal’a yanıtımdır

11 Mayıs 2021
Hıncal Uluç köşesinden alenen “Tarkan haklı diyen Ömür, sen de müzisyensin güya... Ama senin şeyin denk nasıl olsa... Size çalanlar, evlerine üç kuruş götürenler ne yapıyor hiç düşündün mü” yazdı.

“Kılını kıpırdatmadın” iddiasını bu dille yazınca neye uğradığımı şaşırdım.

Böyle cinsiyetçi, böyle yakışıksız argolara karşı cevap veresim bile gelmiyor.

Ama bugüne dek birlikte çaldığım, çalmadığım, tanıdığım, tanımadığım, hepsine sonsuz saygı duyduğum tüm müzisyen arkadaşlarım için onca şey yapmışken, bu haksız eleştiri karşısında açıklama yapmam da şart oldu.

POPSAV Yönetim Kurulu üyesiyim ve pandemi en yoğun çalıştığımız dönemdi.

80’den fazla solist ve grubun katıldığı bir online festival düzenleyerek müzisyen arkadaşlarımıza 300 bin TL yardım topladık. 

Ve bunu koronanın en yaygın olduğu dönemde, otoimmün hastalığıma rağmen riski göze alarak yüz yüze geldiğimiz toplantılar ve festivalle yaptık. 

Sonrasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, meslek birlikleri, vakıflar ve derneklerle birlikte müzisyenlere destek için yaptığı tüm toplantılarda birebir bulundum. 

Ki şu anda bu toplantıların sonucunda müzisyenlere yapılan yardım 156 milyon TL’yi buldu.

Yazının Devamını Oku

Çocukların içindeki kötülük

6 Mayıs 2021
Kediyi bayıltana kadar döven çocuklar” başlıklı videoyu bu tarz pek çok video gibi sonuna kadar izleyemedim.


Benim ve benim gibi pek çok insanın izlemeye bile dayanamadığı zulme maruz kalan kedicik.
Ve bu işkenceyi hiç çekinmeden, acımadan büyük bir keyifle yapan çocuklar.
Çocuk demeye dilim varmıyor aslında.
Biz çocukken elimizde yiyecekle kedi, köpek, kuş besler, severdik.
Çocuk olmak masumiyet, çocuk olmak sevmek, çocuk olmak iyi olmak demekti.
Yetişkinler gibi çocukların da iyisi, kötüsü var.

Yazının Devamını Oku

Tarkan doğrusunu yaptı

4 Mayıs 2021
Yıldız Tilbe, sözleri kendisine ait olan “Kış Güneşi” şarkısını söyleyip Tarkan’a “Hadi sıra sende” diye pas attı.

Tarkan da pası taca bile atmadı, “Olayın neye hizmet ettiğini anlamadım” deyip kibarca iade etti.

Olayın hizmet ettiği nokta aslında şu; uzun süredir işsiz olan müzisyenler için başlatılmış bir challenge’dı bu. İyi güzel de, peki ne işe yarayacaktı? Amacı neydi?

Bir cümlesi var mıydı?

Bir şeyleri değiştirmek için kitleleri ya da otoriteleri harekete geçirecek içeriği var mıydı?

İşte onu ben de anlamadım.

Zaten Tarkan da anlamadığı için “Beni affedin” deyip çekildi kenara.

Keşke bu daha ayakları yere basan bir proje olsaydı. 

Ya da Yıldız Tilbe ile Tarkan sosyal medya üzerinden haberleşeceklerine önceden bir telefon konuşması yapmış olabilselerdi.

Yazının Devamını Oku

Otele kapanma!

29 Nisan 2021
3 hafta kal, 1 öde.

İşte yeni model tatil kampanyası.
Pandemi nedeniyle kapandığımız bugünlerde tatil fırsatı ya da tatil teklifi böyle yapılıyor.
17 günlük kapanma boyunca tatil bahanesi ve otel rezervasyonu ile seyahat etmek yasak.
“Filanca otelde rezervasyonum var” deyip yola çıkamıyorsunuz yani.
Ancak bugünden otele girenler, yasak sonuna kadar oradan ayrılmamak şartıyla kalabiliyor.
Durum böyle olunca oteller, tatil köyleri “Kapanma öncesi gelin, kapanmayı burada geçirin, yasak kalkınca evinize gidersiniz” dediler.
Anlayacağınız bu 18 günü ya evde ya da bir otelde oldukları yerden kıpırdamadan geçirecek insanlar.

Yazının Devamını Oku

Canlı ama sönük bir Oscar gecesi

27 Nisan 2021
“Film sinemada izlenir” derdik.

Sinema mı kaldı ki izleyelim...
Çoğumuzun, hatta belki Oscar törenine katılanların bile tamamını izlememiş olduğu filmler arasında geçti bu yılki Oscar töreni. 
Büyük bir boşluk hissi!
İzlediklerimizden, adaylardan ve törenden anladığımız; konu ve senaryo çeşitliliği açısından zengin bir yıl olsa da tarihin ünlüler geçidi ve filmler anlamında en zayıf Oscar töreni olduğuydu.
Tren istasyonunda gerçekleşen töreni bir film gibi yönettiğini söyleyen Steven Soderbergh’in açıları, prodüksiyonu, kurgusu baş döndürücü de olsa içeride heyecan olmayınca neye yarar ki?
“En iyi film” ödülünü sona saklamayıp, oyuncu ödüllerinden önce vermek bile fark yaratmaz.
Daha ne diyeyim bilemedim.

Yazının Devamını Oku